Kediler mi Daha Çok Uysallaşıyor Yoksa İnsanlar mı Değişiyor?
Phys.org
- Çeviri
- Antropoloji
- Psikoloji
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Yaban hayattaki tilki ve alageyik gibi hayvanlar, insanlara uyum sağlayarak daha cesur ve başarılı bireyler haline gelmekte ve bu durum evcilleşmeye benzer evrimsel değişimlere işaret etmektedir.
- Kediler, köpeklere kıyasla daha esnek bir doğaya sahip olup, çevresel koşullara göre sosyal davranışlarını değiştirebilmekte ve insanlarla olumlu erken etkileşimler onların daha arkadaş canlısı olmasını sağlamaktadır.
- İnsanların azalan doğurganlık oranları ve değişen yaşam tarzları nedeniyle evcil hayvanlara aile bireyi gibi yaklaşmaları artmakta, bu durum kedilerin yaşam biçimlerini ve toplumdaki rollerini dönüştürmektedir.
Bu yazının orijinal yazarının yaklaşık on beş yıl önce kedisi Sandi için bir Facebook sayfası açması, o dönemde çevresi tarafından oldukça tuhaf karşılanmıştı. Bugün ise kediler için açılan sosyal medya hesapları milyonlarca takipçi çekiyor, kediler sırt çantalarında veya bebek arabalarında seyahat ediyor ve anketler, evcil hayvan sahiplerinin ezici bir çoğunluğunun hayvanlarını ailenin bir parçası olarak gördüğünü tutarlı bir şekilde gösteriyor.
Evrim Ağacı olarak daha önce kedilerin nasıl evcilleştirildiği üzerine pek çok yazı kaleme almıştık. Ancak evcilleştirme illa ki bir son noktası olan bir süreç değildir. Acaba bu süreç günümüzde de devam ediyor olabilir mi?
Yaban Hayatında İnsana Adaptasyon
Yaban hayatından örnekler, hayvanların insanlarla ilk karşılaşmalarından çok uzun bir süre sonra bile insanlarla birlikte yaşamaya yönelik adaptasyonların devam edebileceğini gösteriyor.
Glasgow Üniversitesinden biyolog Kevin Parsons liderliğindeki araştırmalar, bu sürecin en net örneklerinden birini sunuyor. Ekip, 2020 yılında Londra'daki ve çevresindeki kırsal alanlardaki kızıl tilkilerin (Lat: "Vulpes vulpes") kafataslarını karşılaştırdı ve iki popülasyon arasında tutarlı farklar buldu. Şehir tilkilerinin daha kısa, daha geniş burunları ve beyni saran yuvarlak yapı olan beyin kutularının daha küçük olduğu görüldü. Bunlar, genellikle evcilleşmeye eşlik eden değişimlerdir. Araştırmacılar, şehir yaşamının, insanlardan daha az korkan ve insanların sağladığı yiyecek ile barınakları kullanmada daha başarılı olan tilkiler için avantaj sağlamış olabileceğini öne sürüyorlar.
Benzer bir hikaye Dublin'deki Phoenix Park'ta da karşımıza çıkıyor. University College Dublin'den ekologlar Laura Griffin, Simone Ciuti ve meslektaşları, 2022 yılında yaptıkları bir çalışmada, şehrin sınırında yaşayan bazı alageyiklerin (Lat: "Dama dama") insanlara nadiren yaklaştığını, diğerlerinin ise yiyecek için sürekli insanlara yaklaştığını tespit ettiler. Popülasyonun yaklaşık dörtte biri sürekli olarak yiyecek bekleyen bireylerden oluşuyordu ve daha cesur olan bu dişiler, daha iri yavrular dünyaya getiriyordu. Bu durum, insanlara yaklaşmaya eğilimli olan hayvanların avantajlı konumda olabileceğini gösteriyor.
Kedilerin Esnek Doğası
Bu çalışmalar, insanlarla birlikte yaşamanın, yaban ve yarı evcil türlerde evrimsel bir değişimi tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. Peki aynı durum, binlerce yıl önce evcilleştirilmiş bir tür olan evcil kediler (Lat: "Felis catus") için de geçerli mi? Bu sorunun iki olası cevabı var. Kediler hâlâ değişiyor olabilir; ya da belki de kediler pek değişmemiştir ve asıl değişen şey, bizim onlarla kurduğumuz ilişkidir. İncelemeye öncelikle kedilerle başlayalım.
Köpeklerle kıyaslandığında, kediler geleneksel olarak daha az evcilleşmiş türler olarak kabul edilir. Köpekler; çiftlik hayvanlarını gütmek, evleri korumak ve avlanmaya yardımcı olmak gibi görevlerde bizimle birlikte çalışmaları için özel olarak yetiştirilmiştir. Kediler ise büyük ölçüde kendi kendilerini evcilleştirmişlerdir. Erken tarım yerleşimlerinin çektiği kemirgenlerin peşinden giden kediler, insanlara yakın yaşamayı seçtiler; çünkü bu durum onların işine geliyordu, bizim onları belirli görevler için seçici olarak üretmiş olmamızdan değil.
Kedilerin bu kadar başarılı olmasının bir nedeni de esneklikleridir. Birçok türün aksine, davranışlarını içinde yaşadıkları çevreye uyacak şekilde ayarlayabilirler. Yiyeceğin kıt olduğu yerlerde kediler genellikle yalnız yaşar ve kendi bölgelerini savunurlar. Ancak insanlar etrafı gibi yiyeceğin bol olduğu yerlerde, birbirlerine tahammül edebilir ve istikrarlı sosyal gruplar oluşturabilirler. Hatta bazı araştırmacılar, kedilerin insanlara karşı tolerans geliştirmeden önce, ilk olarak çevrelerinde yaşayan diğer kedilere tahammül edecek şekilde evrimleştiklerini öne sürüyorlar.
Genetik yapı bir rol oynasa da yaşamlarındaki kritik bir dönemde (yaklaşık iki ila yedi haftalıkken) insanlarla sık sık olumlu etkileşime giren yavruların, kendinden emin ve arkadaş canlısı yetişkinlere dönüşme olasılığı çok daha yüksektir. Bu durum, koşullar uygun olduğunda kedilerin insanlarla yakın ilişkiler kurma kapasitesine uzun zamandır sahip olduğunu gösteriyor. Özünde tamamen farklı hayvanlara dönüşmek yerine, uzun zamandır sahip oldukları bir kapasiteyi açığa çıkarıyor olabilirler. Eğer durum buysa, en büyük değişim kedilerde değil, biz insanlarda yaşanmış olabilir.
İnsanların Değişen İhtiyaçları
Geçtiğimiz yüzyıl boyunca, birçok insanın yaşam tarzı önemli ölçüde değişti. Dünyanın büyük bir bölümünde doğurganlık oranları dramatik bir şekilde düştü; 1950 yılında kadın başına neredeyse beş çocuk düşerken, bugün bu sayı ikinin biraz üzerinde seyrediyor. İnsanlar artık daha az çocuk yapıyor, ebeveynliği erteliyor, daha uzun süre yalnız yaşıyor ve bir zamanlar yakın aile ilişkileriyle karşılanan ihtiyaçlarını gidermek için giderek artan bir oranda evcil hayvanlara (İng: "companion animals") güveniyor.
Bu demografik değişimler, sadece ailelerin nasıl yapılandığını değil, aynı zamanda aile yaşamının merkezinde kimin veya neyin yer aldığını da değiştirdi. Bu demografik değişimlerin birçoğunu deneyimlemiş bir ülke olan Finlandiya'da 2023 yılında 857 evcil hayvan sahibiyle yapılan bir anket ilginç sonuçlar ortaya koydu. Çocuğu olmayan kişilerin, aileleri ve arkadaşlarıyla konuşurken evcil hayvanlarıyla ilgili olarak kendilerinden anne veya baba olarak bahsetme olasılıklarının, çocuk sahibi olanlara göre daha yüksek olduğu görüldü. Ayrıca, evcil hayvanlarını yavru, çocuk veya aile üyesi olarak tanımlama eğilimleri de daha yüksekti ve onlara karşı daha güçlü bir duygusal bağ hissettiklerini bildirdiler.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Giderek artan sayıda insanın ebeveynliği ertelemesi veya çocuksuz kalmayı tercih etmesiyle birlikte, evcil hayvanlarla bu şekilde ilişki kurmak daha da yaygınlaşabilir. Bu değişim, sevecen ve uysal doğasıyla değer gören Ragdoll gibi kedi ırklarının artan popülaritesinde de kendini gösterebilir.
Değişen tutumlarımız, kedilerin günümüzde sürdürdüğü yaşamları da dönüştürdü. Bir zamanlar öncelikle kemirgenleri kontrol altında tutmalarıyla değer gören bir türün, bugün sağlık sigortasına sahip olması, bir hayvan davranış uzmanına gitmesi ve özel bir diyetle beslenmesi oldukça muhtemel hale geldi.
Tüm bunlar kedilerin evrimleşmeyi bıraktığı anlamına gelmiyor. İnsanlarla birlikte yaşamak, nesiller boyunca davranışlarını şekillendirmeye devam edebilir. Ancak mevcut veriler, asıl dramatik dönüşümün kedilerin sahiplerinde yaşandığını gösteriyor. Kedilerin bizim için ne anlama geldiğini değiştirdik ve bunu yaparak onların bugün sürdürdükleri yaşamları da dönüştürdük. Yazının başındaki örneğe dönecek olursak orijinal yazarın kedisi için bir Facebook sayfası açtığı günlerde bu durum tuhaf karşılanırken, bugün çok daha fazla insanın benzer bir düşünce yapısını benimsediğini görebiliyoruz.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: Phys.org | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/08/2026 17:40:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23625
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in Phys.org. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.