Kahve Mi, Bira Mı? Tercih, Genlerinizi Etkileyebilir!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Tel Aviv Üniversitesi'nden araştırmacılar, kafein ve alkol tüketiminin DNA'nın yaşlanma ve kanserle ilişkili olduğu düşünülen genlerinde değişime yol açabileceğini söyüyorlar.

Kahve ve bira, içecek dünyasının iki kutbudur. Kahve sizi uyandırır, bira ise uyutur. Tel Aviv Üniversitesi Moleküler Mikrobiyoloji ve Biyoteknoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Martin Kupiec ve ekibi, aynı zamanda bu içeceklerin genomunuz üzerinde de zıt etkileri olduğunu gösterdi.

İnsanlarla birçok geni ortak olan bir maya mantarı üzerinde çalışan araştırmacılar, kafeinin telomerleri kısalttığını, alkolün ise uzattığını keşfetti. Telomerler, kromozomal DNA'nın uç noktalarında bulunan gen parçalarıdır ve yaşlanma ve kanser ile ilgili oldukları bilinmektedir. Prof. Kupiec, şunları söylüyor:

"İlk defa, birkaç çevresel faktörün telomer uzunluğuna etki ettiğini gösterdik. Aynı zamanda, bunu nasıl yaptıklarını da keşfettik. Keşfimiz sayesinde belki de bir gün insan hastalıklarının önlenmesi ve bu hastalıklara karşı konulması konusunda katkılar sağlayacaktır."

Bu araştırmaya, aynı üniversitenin Blavatnik Bilgisayar Bilimleri Bölümü ve Columbia Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü de katkı sağladı ve araştırma sonuçları PLoS Genetics dergisinde yayımlandı.

 

Ölüm ve Ölümsüzlük Arasında

Telomerler, DNA ve protein yapılıdırlar ve kromozomlarımızda bulunan DNA şeritlerinin sonunu belirlerler. DNA şeritlerinin doğru bir şekilde kopyalanmasını ve garanti etmesini sağlamak açısından önemli yapıdadırlar. Bir hücre her bölündüğünde, yeni oluşan hücreler biraz daha kısa telomerlere sahip olurlar. Sonunda, telomerler o kadar kısalır ki, hücreler ölür. Sadece ölümcül ve kanserli hücreler bu kaderden kurtulabilecek yapıdadırlar: sonsuza kadar bölünebilirler.

Araştırmacılar, Nobel Ödüllü biyolog Prof. Dr. Elizabeth Blackburn'ün çalışmalarını genişletmeyi hedefledirler. Dr. Blackburn, duygusal baskının (stresin), yaşlanmanın da karakteristik özelliklerinden olan telomer kısalmasına neden olduğunu ve bunun, stresin yarattığı serbest radikal kimyasallardan kaynaklandığını ileri sürmüştü. Araştırmacılar, serbest radikallerin üretilebildiği bir ortamda maya mantarları yetiştirdiler ve telomer uzunluğuna etkisini incelediler. Ancak ilginç bir şekilde, Dr. Blackburn'ün iddiasının aksine, telomerlerin kısalmadığını gördüler.

Bunun üzerine araştırmacılar, mantarları 12 farklı çevresel strese maruz bıraktılar. Sıcaklıktan pH değişimine, birçok ilaçtan, birçok kimyasala kadar neredeyse hiçbir çevresel stresin telomer uzunluğuna herhangi bir etkisi olmadığını gördüler. Ancak bir shot bardağı kadar espressoda bulunacak kadar düşük konsantrasyonda kafeinin telomerleri kısalttığını gördüler. Tam tersi şekilde, %5-7 arası etanol (alkol) içeren solüsyon, telomerlerin uzunluğunu arttırdı.

 

Maya Mantarından İnsanlara...

Bu değişimleri anlamak için üniversitenin araştırmacıları 6.000 farklı maya mantarını taradılar ve her birinde farklı bir geni işlevsiz bıraktılar. Daha sonrasında, en kısa ve en uzun telomerlere sahip soy hatları üzerinde genetik testler uyguladılar. Bunun sonucunda 2 gen, Rap1 ve Rif1 genlerinin, telomer uzunluğunun çevresel strese verdiği tepkinin ana sorumluları olduğunu keşfettiler. 

Araştırmacılar, telomer uzunluğuna etki eden 400 civarında gen olduğunu ve bu gen ağının, telomerin dengeli olabilmesi açısından önem arz ettiğini belirtiyorlar. Çarpıcı bir şekilde, maya mantarlarında bulunan bu genlerin birçoğu, insanlarda da bulunuyor. Prof. Kupiec şunları söylüyor:

"Bu çalışma, karmaşık bir sistem ve ona etki eden tüm genlerin bilindiği koşullarda yapılan ilk analiz. Görünüşe göre telomer uzunluğu ve bu uzunluğun hassasiyeti oldukça önemli. Bu yüzden çevresel faktörlere karşı korunması gerekiyor. Telomer uzunluğu ile kanser veya yaşlanma arasındaki neden-sonuç ilişkisini doğrulayan daha fazla laboratuvar araştırması yapılması gerekiyor. Ancak ondan sonra, insan telomerlerinin de maya mantarı gibi tepki vereceğinden emin olabiliriz. Bu da, yeni tıbbi tedavi yöntemlerini ve diyet kurallarını mümkün kılacaktır. O zamana kadar, şimdilik, gevşeyin ve bir miktar kahve için, bir miktar bira için."

 

Not: Bu yazı Tel Aviv Üniversitesi adresinden çevrilmiştir.

Antarktika'da Rekor Soğuk: -93.22 Santigrat Derece!

Hamamböcekleri Modern Türleri Dinozor Kakası İçinde Yaşamaktan Kurtardı!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim