İnsanların Üçüncü Bir Gözü Var mı? Evrimsel Süreçte Görme Duyusunun Kökenleri!
BBC Science Focus Magazine
- Çeviri
- Biyoloji
- Teoloji (İlahiyat)
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Tuataraların başındaki üçüncü göz olarak adlandırılan paryetal göz, epifiz bezinin evrimsel atasıdır ve omurgalıların ışık algılama sisteminin temelini oluşturur.
- Omurgalıların evriminde, yanal gözler körelirken başın tepesindeki medyan göz hem ışık seviyesini algılayıp hem de yön bulmayı sağlayan temel yapı olarak kalmıştır.
- Gözün evrimsel gelişimi, medyan gözde başlayan karmaşık fotoreseptör yapılarının yanal gözlere evrilmesiyle gerçekleşmiş ve epifiz bezi bu eski yapının günümüze kalan izidir.
Bir gün Yeni Zelanda'da yaşayan, kertenkeleye benzeyen tuhaf bir canlı olan tuataraların yakınına düşerseniz başının üstündeki şaşırtıcı bir yapıyı fark edebilirsiniz. Bu yapı, işlevsel bir üçüncü gözdür.
Tuataranın başının yanlarında bulunan daha belirgin gözlere benzer şekilde, canlıdaki bu üçüncü gözün (paryetal göz) de bir merceği, bir ağ tabakası ve beyne giden sinir bağlantıları bulunuyor.
Yaşam ağacında bize oldukça yakın bir konumda yer alan sürüngenler gibi omurgalıların böylesine gelişmiş bir üçüncü göze sahip olması biraz şaşırtıcı gelebilir. Ancak işin aslı, biz insanların da gizli bir üçüncü gözü var.
Bizdeki bu yapıya epifiz bezi adını veriyoruz. Günümüzde beynin derinliklerine gömülü halde bulunan ve uzun zaman önce doğrudan güneş ışığıyla bağı kopan bu bez, vücudumuzun aydınlığa ve karanlığa nasıl tepki vereceğini belirlemede halen çok önemli bir rol oynuyor.
Current Biology dergisinde yayımlanan kapsamlı yeni bir hipotez, bu küçük bezin tam olarak nereden geldiğini açıklamaya çalışıyor. Bulgular, üçüncü gözümüzün en eski atalarımızdan miras kaldığını ortaya koyuyor. Bu yapıyı anlamak, görme evrimindeki en büyük bilmecelerden birini nihayet çözmemizi sağlayabilir.
Omurgalı Gözlerindeki Beklenmedik Sorun
Dünya üzerindeki çoğu hayvana (örneğin bir sinek, ahtapot veya yengeç) yakından baktığınızda gözlerinin şaşırtıcı derecede tutarlı bir taslak üzerinden şekillendiğini görürsünüz.
Bu canlıların yan gözlerindeki ışığı algılayan hücreler, rabdomerik fotoreseptörler adı verilen eski bir aileye aittir. Siliyer fotoreseptörler adı verilen ikinci bir hücre ailesi ise beyinde sessizce bekler ve genellikle gün uzunluğunu takip etmek veya genel ışık seviyelerini algılamak gibi doğrudan görmeyle ilgili olmayan görevleri yerine getirir.
Balıkları, sürüngenleri, kuşları ve bizleri de içeren omurgalılar ise bu kuralı tamamen tersine çeviriyor.
Bizim gözlerimiz, girdi (ışık algılama) kısmında siliyer fotoreseptörlerden inşa edilirken çıktı (sinyal iletimi) kısmında ise rabdomerik kökenli sinir hücrelerine bağlanıyor.
Hayvanlar aleminde bu düzenin başka bir örneğine neredeyse hiç rastlanmıyor. Bugüne kadar da kimse bu tuhaf yapının nasıl ortaya çıktığına dair tatmin edici bir açıklama sunabilmiş değildi. Sussex Üniversitesinde görev alan nörobilimci ve yeni araştırmanın ortak yazarlarından olan Prof. Dr. Thomas Baden, bu durumu şöyle açıklıyor:
Görme duyusunun evrimindeki orijinal çözüm nedir ve farklı türler bu çözümü ne ölçüde kopyaladı veya değiştirerek kendi amaçlarına uygun hale getirdi? Gerçekteki evrimsel örüntüler nelerdir? Bu konu üzerinde uzun süre çalışınca ilk ve orijinal gözün neye benzediğini ister istemez merak etmeye başlıyorsunuz.
Tepegöz Atalarımızın Evrimi
Araştırma ekibi bu sorulara yanıt bulmak için yaklaşık 575 milyon yıl öncesine, bugün karşımıza çıksa neredeyse hiçbirimizin tanıyamayacağı uzak bir akrabamıza odaklandı.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
O dönemlerde bizler, sığ denizlerin tabanında sürünerek beslenen, kurtçuğa benzeyen küçük canlılardan ibarettik. Sol ve sağ tarafı bulunan diğer iki taraflı simetrik canlıların çoğunda olduğu gibi, bu atalarımızın da yön bulmak için büyük ihtimalle iki yanal gözü vardı. Bunun yanı sıra, ışık seviyelerini takip etmek ve konumunu korumak amacıyla başının tam tepesinde daha basit yapılı bir "orta göz" (medyan göz) bulunuyordu.
Araştırmacılara göre, evrimsel süreçte bir noktada önemli bir değişiklik yaşandı. Sonunda omurgalılara evrimleşecek olan bu atalarımız, kelimenin tam anlamıyla kafalarını kuma gömmeye başladılar.
Tortunun içine gömülü halde yaşayan ve sudan süzdükleri parçacıklarla beslenen bu canlıların artık çevrelerinde gezinmelerine gerek kalmamıştı. Böylece, artık büyük ölçüde işlevini yitiren ancak enerjetik açıdan oldukça maliyetli olan yanal gözler evrimsel süreçte köreldi.
Geriye sadece tepede bulunan sensör ve fotoreseptör kümesi kalmıştı. Bu yapı, aşağıyı yukarıdan veya geceyi gündüzden ayırt etmek gibi temel işlevler için hâlâ odukça yararlıydı. Dr. Baden, bu evrimsel korunumu şu sözlerle detaylandırıyor:
Eğer derin sularda yaşıyorsanız günün hangi saatinde olduğunuzu veya aşağının ve yukarının neresi olduğunu bilme ihtiyacınız asla ortadan kalkmaz. Biz de tam bu evrede orijinal yanal gözlerimizi kaybettiğimizi, ancak temel işlevleri yerine getirmeye devam ettiği için tepedeki orijinal orta gözü koruduğumuzu düşünüyoruz.
Araştırma ekibi, gömülerek sürdürülen bu yaşam evresinin omurgalıları diğer tüm canlılar arasında böylesine farklı kılan ana etken olduğunu öne sürüyor. Evrim ağacındaki diğer tüm hayvan soyları orijinal yanal gözlerini korurken; bizim atalarımız bu gözleri kaybetmişti ve ilerleyen evrimsel süreçte onları bir anlamda yeniden icat etmek zorunda kalacaktı.
Bir Göz Nasıl Üç Göze Dönüştü?
Neyse ki bu atalarımızın bir kısmı zamanla yuvalarını terk ederek açık sularda serbestçe yüzen ve süzerek beslenen canlılar olarak hayata geri döndü. Yön bulma yeteneği bir kez daha zorunlu hale gelmişti; ancak yeni gözler inşa etmek için elde kalan tek biyolojik malzeme, başın tepesinde bulunan ve hem siliyer hem de rabdomerik hücre türlerini barındıran o karmaşık yapıdaki orta gözdü.
Araştırmacılar, bu aşamadan sonra merkezi gözün giderek karmaşıklaştığı yavaş bir evrimsel sürecin başladığını öne sürüyor. Bu süreçte, orta gözden dışarıya doğru, gelen ışığın yönüne duyarlı olan çanak şeklinde uzantılar filizlenmeye başlamıştı.
Bu çanak yapıları yanlara doğru eğildikçe; parlaklığın ve rengin derinliğe, günün saatine veya çevresel koşullara bağlı olarak nasıl değiştiğini algılamaya başladı. Canlının elde ettiği bu yeni bilgiler, yapının daha da gelişmesi yönünde güçlü bir evrimsel baskı yarattı.
Uzun evrimsel süreçlerin sonunda bu çanaklar başın her iki yanına tamamen göç ederek uygun bir yönsel görüşü ve çevresel gezinmeyi destekleyecek konuma geldiler.
Ne var ki orijinal orta göz tamamen ortadan kaybolmadı. Aslanlardan kertenkelelere, hatta biz insanlara kadar neredeyse tüm omurgalılarda halen bulunan epifiz bezi olarak varlığını sürdürmeye devam etti.
Tuataralarda ve bazı diğer sürüngenlerde, bu yapıdaki hücreler varlıklarını tam teşekküllü bir göz formunda korudular. Balıklarda ise halen doğrudan ışığı algılayabilen daha basit bir organ olarak kaldılar. Memelilerde ise doğrudan ışık algılama yeteneğini kaybeden bu yapı, artık sadece asıl gözlerden sinirsel aktarım yoluyla ışık sinyallerini alabiliyor.
Gözün Ortaya Çıkışından Önceki Göz
Gözün evrimine dair bu yeni köken hikayesinin oldukça çarpıcı sonuçları var. Gözünüzün arka kısmında bulunan ışığa duyarlı doku tabakası olan retina için bu durum şu anlama geliyor: Retinanın bir prototip versiyonu muhtemelen çoktan o orijinal medyan gözde şekillenmişti ve günümüz gözlerindeki o muazzam karmaşıklığın büyük bir kısmı sıfırdan icat edilmek yerine, doğrudan bu eski yapıdan miras kalmıştı.
Ancak Dr. Baden, söz konusu medyan yapıyı tam anlamıyla bir göz olarak adlandırmanın biraz iddialı olabileceğini şu sözlerle ifade ediyor:
Atalarımızın başının üstünde bulunan bu orijinal yapı aslında tek bir gözden ibaret değildi. Daha çok bir dizi sensör ve çok sayıda fotoreseptör kümesinden oluşuyordu. Bu nedenle, retinanın evrimsel olarak gözün kendisinden bile eski olduğunu söyleyebiliriz. Bana kalırsa bu durumu özetlemek için harika bir slogan.
Tüm bu tuhaflıklar, evrimsel hikayenin sadece bir başlangıcı. Nature dergisinde yayımlanan yakın tarihli bir başka araştırma, atalarımızın bir dönem tam dört farklı göze sahip olduğunu ve bu gözlerin tamamının mercekler ile retinalarla donatıldığını öne sürüyor.
Bilim dünyası bu teorilerin kesin doğruluğu konusunda henüz net bir karara varmış değil. Yarım milyar yıllık bir evrimsel tarihi eksiksiz bir şekilde bir araya getirmek oldukça zorlu bir görev olsa da araştırmacılar yakın gelecekte kesin cevaplara ulaşabileceğimizden eminler. Dr. Baden bu beklentisini şöyle vurguluyor:
Öne sürdüğümüz teorinin test edilebilir temel noktaları var. Yeterli bir fon desteği ve birkaç yıllık çalışmayla, bu hipotezlerin doğru olup olmadığına dair net bir evet veya hayır cevabı alabileceğimizi düşünüyorum.
Oraya nasıl ve ne zaman yerleşmiş olursa olsun, ortada son derece basit ve büyüleyici bir gerçek var: Kafatasınızın en tepe noktasında, karanlığa gömülmüş halde duran o hücre kümesi, bir zamanlar yukarıya, gökyüzüne bakıyordu. Dahası, evrimsel süreçte bu yapı ortaya çıkmamış olsaydı, şu anda bu makaleyi okumanız muhtemelen imkansız olurdu.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/06/2026 19:18:39 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23144
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in BBC Science Focus Magazine. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.