Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Hormonlar fizyolojik dengemiz üzerinde etkisi en güçlü olan kimyasallardır. Güzel bir gece uykusu çekmek istediğimizde aklımıza pek gelmezler. Ancak onlar biz uykudayken de mesailerine devam eder, iyi uyku çekerek dinlenmemiz ve ertesi güne hazırlanmamız için çaba harcarlar. 

Gün içerisinde yaşadığımız stres, koşturmaca bizi fiziksel ve psikolojik olarak yorar. Bunun en büyük nedeni hormon seviyelerimizde olan değişimlerdir. Böyle zorlu bir güne hazırlanmak ise iyi bir uyku çekmekten geçer. Ancak "iyi uyku göreceli bir kavramdır. Yaştan yaşa ve cinsiyetlere göre değişir. Hormonlar ile uyku arasındaki bağı anlamak ise iyi uykuya ulaşmaktaki en önemli basamaktır. 

 

Hormonlar nedir?

Hormonlar dolaşım sistemimiz ile vücuda yayılan, organ ve hücrelerde değişikliklere yol açan kimyasal mesajlardır aslında. Mesela adrenalin hormonu böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormon türüdür ve "savaş ya da kaç" tepkisi ile vücudumuzu tehlikelere karşı hazırlar. Elbette fizyolojik dengemizde bazı değişikliklere sebep olarak. Tehlike durumlarına ek olarak büyüme gelişme esnasında, üremede, metabolizma ve enerji dengesinde de hormonlara çok iş düşer. 

 

Hormonlar Stres Seviyesi Yolu ile Uykumuzu Etkiler

Adrenalin gibi bazı hormonlar bizi stresli durumlara karşı hazırladığından uyumadan önce rahatlamayı sağlayan aktiviteler gerçekleştiririz. Aksi takdirde uyumak daha da zor olurdu. Stres uzun süreli olduğunda adrenokortikotropik hormon adrenal bezlerden salgılanan kortizon ve kortizol hormonlarının salınımını tetikler. Uyku problemleri çeken (mesela insomnia hastaları) kişilerde adrenokortikotropik hormon seviyesi, iyi uyku çekenlere nazaran daha fazladır. Ayrıca profesyonel sporcuların kortizol seviyelerinin gün boyunca yüksek olması onların uyku sıkıntısı çekmelerine neden olmaktadır.   

 

Uyku Esnasında Salgılanan Hormonlar Bağışıklık Sistemimizi Destekler ve Karnımızı Acıktırır  

Uykuyu birçok kimyasal mesajın kan dolaşımımıza salındığı bir süreç olarak isimlendirebiliriz. Bunlarda birisi de büyüme hormonudur. Ancak sadece çocuklarda değil, büyüklerde de salgılanır ve yetişkinlerdeki amacı doku onarımına katkıda bulunmaktır. 

Uyku esnasında iştahımız da düzenlenir, ghrelin ve leptin hormonları salgılanarak. Eğer normalden az uyursak, daha fazla yeme ihtiyacını bu hormonların düzenlenememesi nedeni ile hissederi. Ayrıca insülin ve kortizol hormonları da iştah düzenlenmesindeki baş rol oyuncularındandır. Bu ikili sayesinde güne aç başlar ve stres dolu yeni güne güzel bir kahvaltı ile başlarız. 

Gereğinden daha az uyuduğumuzda prolaktin hormonu düzenin dışına itilebilir ve uyku düzensizliğimiz devam ettiğinde bağışıklık sistemimiz de aksamaya başlar. Eğer uzun süreli etkiyi bir kenara bırakırsak, gün içerisindeki konsantrasyon eksiği ve karbonhidrat isteğimizin nedeni bu yardımsever kimyasalımızın eksikliğinden dolayıdır. 

Uyku esnasındaki hormon düzenin değişimine aldosteron ve antidiuretik hormon seviyeleri de dahildir. Özellikle antidiuretik hormon sayesinde gece tuvalete gitme ihtiyacımız azalır. Çocukların belli bir yaşa kadar altına kaçırmasının nedeni ise bu hormonun henüz yeterli seviyeye ulaşamamış olmasıdır. 

evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/16622720_image-20150831-17321.jpg" />

 

Hormonlar Uyuma-Uyanma Döngümüzü de Düzenler

Hormonlar uyuma-uyanma döngümüzü de düzenler. Melatonin hormonu karanlıkta salgılanmaya başlar ve vücuda "uyuma vakti" mesajını verir. Parlak ışıklar altında uykumuzun kolay kolay gelmemesi bu nedenledir. Gece işçilerinin neden gündüz uyumakta zorlandığının da bir açıklamasıdır. Yapay melatonin varsa da onun yanlış kullanımı gününüzü hiç edebilir. O yüzden doktor tavsiyesi ile kullanmakta fayda var (elbette bu tüm ilaçlar için geçerli). 

Kortizol hormonu gece en az seviyede iken zaman geçtikçe artar ve uyanmadan hemen önce en üst seviyeye çıkar. Bu vücudumuza verilen uyanma sinyalidir. Uzun yolculuklarda uyuma-uyanma düzenini ayarlamak zaman alır. Bu esnada yükselen kortizol nedeni ile günün alakasız saatlerinde karnımızın acıkması normaldir. 

 

Cinsiyet Hormonları da Uykumuzu Etkiler

Kadınlarda uyku ile hormonların ilişkisi menstrual döngü tarafından da etkilenir. Periyodun başlamasından hemen önce düşen progesteron hormonu uyku esnasındaki REM aşamasının süresini de azaltır. Ayrıca bazı sağlık problemlerinde melatonin seviyesi de düşer ve uyku problemleri de baş göstermeye başlar. 

Hamilelik esnasındaki hormon düzensizliği uyku problemlerine yol açabilir. Özellikle ilk üç aylı dönemde artar progesteron seviyesi gündüzleri dahi uykulu hissetmeye neden olabilir. Ayrıca menapoz dönemindeki östrojen seviyesi düşüşleri beraberinde uykusuzluk getirebilir. Bunun nedeni ise bu hormon seviyesinin düşmesi nedeniyle vücut sıcaklığının normalden daha dengesizleşmesi ve adrenalin seviyesinin artmasıdır. 

Bir döngüye sahip olup olmadığı henüz tartışma konusu olan erkekler için ise kilit hormon testosterondur. Bu hormon uykunun ilk üç saatinde en yüksek seviyeye ulaşır. Geceleri düşük orandaki testosteron uyku problemlerine, daha hızlı yaşlanmaya ve psikolojik problemlere neden olabilir. Ancak testosteron hap ile alınarak bu problemler aşılabilir.

Son olarak uyku esnasındaki oksitosin ve kortizol hormonu seviyeleri rüyalarımızın içeriğini de değiştirebilir. 

İyi bir uyku çekmek için yapmamız gerekenler emektar hormonlarımıza yardımda bulunmak. Mesela uyumadan önce sahip olduğumuz stresi azaltmaya çalışmak, eğer bunu yapamıyorsak da tıbbi yardım almak. 

 

Görsel Düzenleme: ÇMB

Kaynak: SciTech Connect

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/08/2019 19:43:05 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4245

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir devlet lideri fırsatlar yaratır. Bir politikacıyı yaratan ise fırsatlardır.”
George Hilliard
Geri Bildirim Gönder