“Orta Yol Safsatası” başlıklı yazınızı okudum. Mantık hatalarını göstermeye yönelik bu çabayı değerli bulmakla birlikte, konuya biraz farklı bir yerden bakmak istiyorum. Orta yol her zaman doğru değildir, evet. Ama her zaman safsata da değildir. Bence birçok fikir, iki uç arasında doğmaz; ama o uçların çatışmasından çıkan oluş hâlinde bir bilinçle şekillenir. Düşünce çoğu zaman net bir pozisyon değil, bir akıştır. Ancak bu akış, dışarıdan gelen bir yargı, gülme ya da yanlış anlama ile kesintiye uğradığında, insan zihni o oluşu “olay” gibi görmeye başlar. Ve o andan sonra düşünce artık gelişen bir şey değil, savunulması gereken bir kimlik haline gelir.
Sorun çoğu zaman “orta yol”da olmak değil, düşünceyi erken sabitlemek. Çünkü her tanım bir etiket üretir, her etiket potansiyel bir taraf yaratır. Oysa bazı fikirler, ancak anlamdan bir süre uzak kalabildiklerinde gelişebilir.
Bu yüzden mesele sadece “ortada olmak yanlış mı?” değil; “bir düşünceye oluşurken alan tanıyabiliyor muyuz?” sorusudur. Çünkü fikir, tanım yapılmadan önce özgürdür. Ve bazen hakikat, uçlarda değil, henüz dile gelmemiş geçiş alanlarında saklıdır.
Saygılarla.