'Doblo ön sağ farı mıyız' bilmiyorum ama
Bazen kendimizi ayrı bir tür gibi hissettiriyoruz.
Garip bir milletiz. En çok yükü taşıyana idare eder deyip, en çok gürültü çıkaranı merkeze koyabiliyoruz.
Normal olanı sıradan, sorunlu olanı marifet sanma konusunda epey istikrarlıyız.
Kurala uymayı enayilik sayan, yanlışta ısrar edip özürden kaçan, her şeyi kadere bağlayarak sorumluluktan sıyrılan bir refleksimiz var. Eleştiriyi kişisel saldırı gibi algılıyor, soru sormayı cehaletle eş tutuyoruz.
Biz böyleyiz bahanesiyle düşünmeyi askıya alıyor, bilgiyi değil ezberi güvenli buluyoruz.
Bu yüzden çoğu şey ilerlemiyor değil dönüp dolaşıp aynı yerde sayıyor. Değişmesi gereken davranışlar konuşuluyor ama alışkanlıklar kutsanıyor.
Yanlışlar eleştiriliyor düzeltme zahmetine girilmiyor. Herkes bir şeylerden şikayetçi fakat kimse aynaya bakmak istemiyor. En çok da sessizce işini yapanlar görünmez oluyor. Gürültü çıkaranlar ise haklı sanılıyor. Böyle olunca mesele imkan eksikliği değil tutum meselesi haline geliyor.
Ve bütün bunlar zamanla bize normal geliyor.
Asıl tuhaf olan da bu.
Belki de mesele kim olduğumuz değil, kim olmamakta direndiğimizdir.