KORKU ve BİLİNÇ
Bir dakika sonrasında
Ne olacağını bilmediğin,
Sadece tahmin edebildiğin
Bu yaşamda
Neyden korkarsın ey bilinçli varlık,
Evrenin, doğanın ve evrimin
Birlikte yoğurduğu eser?
Bilinmezlikten mi korkarsın,
Yoksa bilmenin ağırlığından mı?
Ölümden mi korkarsın,
Yoksa yaşamın değerini fark etmekten mi?
Tanrıdan mı korkarsın,
Yoksa onu anlamaya cesaret etmekten mi?
Kendi yarattığın dogmalardan mı korkarsın,
Yoksa onları yıkacak gücü
Kendinde bulamamaktan mı?
Bilmez misin,
Bilinmezlikten korkulmaz,
Ona hayretle bakılır.
Bilmez misin,
Ölümden korkulmaz,
Ölüm, yaşamı kutsal kılan sınırdır.
Bilmez misin,
Tanrıdan korkulmaz,
Onu anlamaya çalışmak
İnsanı insan yapar.
Bilmez misin,
Dogmalardan korkulmaz,
Onlardan kurtulmaya çalışılır,
Çünkü özgür düşünce
Ancak zincirler kırıldığında doğar.
Korku,
Bilinçli varlığın
Kendine kazandırdığı
En büyük felakettir.
Peki bilinç nedir?
Tanrının bir emaneti mi,
Evrenin bir zorunluluğu mu,
Evrimin bir yan ürünü mü,
Yoksa hepsinin
İnsana bıraktığı
Ağır bir miras mıdır?
Bilinç,
Taşıması zor boynuzlar gibidir:
Güç verir,
Ama omuzları ezer.
Savunur,
Ama yaralar.
Yüceltir,
Ama yalnızlaştırır.
Darbesi ölümcüldür,
Çünkü hakikati vurur.
Kırılması bir yıkımdır,
Ama bazen yeni bir doğuştur.
Bilinç,
Ne saf bir ödüldür
Ne de açık bir ceza.
O, bedeli olan bir lütuftur.
Eseri olan duygular,
Düşünceler,
Sorgulamalar…
Bunlar bir oyun mu,
Bir sınav mı,
Evrimin taşkınlığı mı,
Evrenin sessiz bir denemesi mi,
Yoksa hepsinin birleştiği
Bir yazgı mı?
Belki de bilinç,
Evrenin kendine bakmak için
İnsana verdiği aynadır.
Ve o aynaya bakmak,
Cesaret ister.
Çünkü bilinç:
Sevmeyi öğretir,
Ama acıyı da.
Anlam verir,
Ama boşluğu da gösterir.
Özgürlük sunar,
Ama yalnızlığı da.
Evet,
Bilinç insana verilen
En büyük ödüldür,
Ama sonuçları ağır olan bir ödül.
Tıpkı boynuzlar gibi:
Taşıması onur,
Kırılması kader,
Taşımaya devam etmek ise
Bir varoluş cesaretidir.
Kadir Çiçek