Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: İstanbul'dan Ardahan'a pedal çevirerek bisiklet yolculuğu için en iyi deneyim ve tavsiyeler nelerdir, ekipmanlar ve hangi model bisiklet daha uygun olur ve çevre-doğa-insan bağlantıları hakkında ne düşünüyorsunuz? Hemen cevapla!
Keşfet
Akış
İçerikler
Gönderiler
Mantık Hatası
İntihar
Cinsiyet Araştırmaları
Hücre
İnsanlar
İmmünoloji
Kuantum Mekaniği
Habercilik
Ergen
Sinir Hücresi
Nörobilim
Vücut
Bilimkurgu
Gen
Beslenme
Nöroloji
Yaşanabilir Gezegen
Eczacılık
Asteroid
Kalıtım
Bitki
Sinir
Olasılık
Virüsler
Cinsel Seçilim
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
12 Mart
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, astronomların uzun süredir açıklayamadığı "aşırı parlak süpernovalar" (SLSNe-I) olgusuna çarpıcı bir yanıt sunuyor. Bu süpernova türü, sıradan süpernovalara kıyasla en az 10 kat daha fazla ışık yayıyor; ancak bu muazzam enerjinin kaynağı bugüne kadar tartışmalıydı.
 
Las Cumbres Gözlemevi'nden Joseph Farah liderliğindeki ekip, SN 2024afav adlı süpernovayı gözlemlerken ışık eğrisinde giderek hızlanan düzenli dalgalanmalar (titreşimler) fark etti. Bu "chirped" (frekansı değişen) sinyal, standart manyetar modeliyle açıklanamıyordu.
 
Araştırmacılar, bu titreşimlerin kaynağının süpernovanın merkezinde yer alan hızla dönen bir manyetar (aşırı yoğun, güçlü manyetik alanlı nötron yıldızı) ve onun etrafındaki bir akış diski olduğunu keşfetti. Disk, manyetarın dönme eksenine göre eğik konumda dönerken Lense-Thirring sarsıntısı adı verilen bir etki nedeniyle sallanıyor; bu sarsıntı ise süpernovanın parlaklık eğrisindeki dalgalanmalar olarak gözlemlenebiliyor. Tıpkı eğik dönen bir topaç gibi.
 
Ekip bu modelden yola çıkarak manyetarın dönme periyodunu 4,2 milisaniye, manyetik alan şiddetini ise 1,6×10¹⁴ Gauss olarak bağımsız biçimde hesapladı; her iki yöntemden elde edilen sonuçlar birbirini doğruladı.
 
Bu bulgu iki açıdan tarihi: Hem aşırı parlak süpernovaların enerji kaynağını ilk kez somut kanıtlarla açıklıyor, hem de Lense-Thirring etkisinin bir manyetar ortamında gözlemlendiğini kanıtlayan ilk çalışma olma özelliği taşıyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın genel görelilik teorisini süpernova gibi şiddetli ortamlarda test etmek için yeni bir kapı araladığını vurguluyor.

316 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
Lense–Thirring precessing magnetar engine drives a superluminous supernova
Type I superluminous supernovae (SLSNe-I) are at least an order of magnitude brighter than standard SNe, with the power source for their luminosity still unknown1–3. The central engines of SLSNe-I are suggested to be magnetars4,5 but most of the SLSNe-I light curves have several bumps that are unexplained by the standard magnetar model6–8. Existing explanations for the bumps either modulate the engine luminosity or invoke interactions with circumstellar material (CSM). Surveys of the limited sample of SLSN-I light curves find no compelling evidence favouring either scenario7,9, leaving both the nature of the light-curve fluctuations and the applicability of the magnetar model unresolved. Here we report high-cadence multiband observations of a SLSN-I with clear ‘chirped’ (that is, decreasing period) light-curve bumps that can be directly linked to the properties of the magnetar central engine. Our observations are consistent with a magnetar centrally located within the expanding supernova ejecta, surrounded by an infalling accretion disk undergoing Lense–Thirring precession. Our analysis demonstrates that the light curve and bump frequency independently and self-consistently constrain the magnetar spin period to P = 4.2 ± 0.2 ms and the magnetic-field strength to B = (1.6 ± 0.1) × 1014 G. These results provide the first observational evidence of the Lense–Thirring effect in the environment of a magnetar and confirm the magnetar spin-down model as an explanation for the extreme luminosity observed in SLSNe-I. We anticipate that this discovery will create avenues for testing general relativity in a new regime—the violent centres of young SNe. Observations of a nearby type I superluminous supernova showing oscillating light-curve bumps provide evidence of a centrally located magnetar in the wake of the explosion, surrounded by an infalling accretion disk undergoing Lense–Thirring precession.
www.nature.com
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
4 gün önce
Şili'nin And Dağları'ndaki 2.663 metre yüksekliğinde kurulan Vera C. Rubin Gözlemevi, 25 Temmuz 2026 itibarıyla on yıllık Legacy Survey of Space and Time (LSST) programını resmen başlattı. Bu, insanlık tarihinin şimdiye kadar gerçekleştirilen en kapsamlı kozmik tarama projesi olma özelliği taşıyor.

Gözlemevinin merkezinde 3,2 gigapiksellik LSST Kamerası yer alıyor; bu, bugüne kadar inşa edilmiş en büyük dijital fotoğraf makinesi. Her gece gözlemevi 1.000'den fazla görüntü çekerek yaklaşık 20 terabayt veri üretecek. On yıl sonunda bu veriler birleştirildiğinde Evren'in en kapsamlı haritası ortaya çıkacak: 20 milyarı aşkın galaksi ve 17 milyarı aşkın yıldız kataloglanmış olacak.

LSST'nin dört ana bilimsel hedefi var. Birincisi karanlık enerji ve karanlık madde araştırması: Galaksilerin milyarlarca yıl boyunca nasıl kümelendiğini inceleyerek evrenin genişleme tarihini ve karanlık enerjinin yapısını çözmeye çalışacak. İkincisi güneş sistemi: 100.000'den fazla yeni güneş sistemi nesnesi (asteroid, kuyruklu yıldız, TNO) keşfetmesi bekleniyor; bunlar arasında Dünya'ya yakın potansiyel tehlikeli cisimler de yer alıyor. Üçüncüsü değişken evren: Süpernova patlamalarını, kara delik birleşmelerini ve diğer geçici olayları gerçek zamanlı olarak yakalayacak; her gece yaklaşık 10 milyon değişken nesne tespit edilmesi öngörülüyor. Dördüncüsü Samanyolu haritalaması: Galaksimizin yapısını, yıldız popülasyonlarını ve evrimini benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla ortaya koyacak.

Vera Rubin'in adını taşıdığı astronom, karanlık maddenin varlığına ilişkin ilk somut kanıtları 1970'lerde galaksi dönüş eğrilerini ölçerek sunmuştu. Gözlemevi, onun mirasını en iddialı biçimde sürdürmek için tasarlandı.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
4 gün önce
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Güneş'in yaklaşık 4,6 milyar yıl önce nerede doğduğunu ilk kez güvenilir biçimde belirledi. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden João Alves liderliğindeki uluslararası ekip, Güneş'in Samanyolu'nun Orion kolunda yer alan "Radcliffe Dalgası" adlı dev gaz ve toz yapısında dünyaya geldiğini öne sürüyor.

Radcliffe Dalgası, galaksimizin en büyük bilinen yapısı; yaklaşık 9.000 ışık yılı uzunluğunda sinüsoidal bir gaz ve toz filamenti. 2020 yılında Gaia uydu verileriyle keşfedildi. Bu yapı, Güneş Sistemi'nin oluşum malzemelerini sağlamış yıldız oluşum bölgelerinin tamamını barındırıyor.

Araştırmacılar, Gaia'nın ölçtüğü yıldız konumları ve hızlarını geriye doğru 4,6 milyar yıl boyunca modelleyerek Güneş'in yolculuğunu yeniden kurguladı. Simülasyonlar, Güneş'in tam olarak Radcliffe Dalgası'nın içinde doğduğunu gösteriyor. Güneş o günden bu yana yaklaşık iki tam galaktik tur atarak bugünkü konumuna ulaştı; şu anda Radcliffe Dalgası'ndan yaklaşık 500 ışık yılı uzakta.

Bulgunun önemi yalnızca Güneş'in doğum yerini bulmakla sınırlı değil. Radcliffe Dalgası'nın diğer üyesi yıldızlarla yapılacak karşılaştırmalar, Güneş'in neden diğer yıldızlara kıyasla olağandışı miktarda radyoaktif element içerdiğini açıklayabilir. Bu elementler Dünya'yı ısıtan jeotermal enerjinin kaynağı ve erken yaşam için kritik kimyasal ortamı sağladı; dolayısıyla Güneş'in doğum yeri, yaşamın neden var olduğu sorusuyla da doğrudan bağlantılı.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
5 gün önce
NASA’nın Swift Gözlemevi ve ZTF taraması yardımıyla, bir galaksinin merkezinden 30.000 ışık yılı uzakta bir yıldızı parçalayıp yutan gezgin (öksüz) bir süpermasif kara delik keşfedildi. Yaklaşık 1 milyon güneş kütlesindeki bu gizli devin bir yıldızı yutarken oluşturduğu 10 milyar güneş parlaklığındaki morötesi patlama, gök bilimcilere galaksi merkezlerinin dışında saklanan milyonlarca "gezgin" kara deliği avlamak için yepyeni bir yöntem sunuyor.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
5 gün önce
PNAS dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Richard Feynman'ın 1940'larda Princeton'da doktora öğrencisiyken ilk kez sorduğu ve onlarca yıl boyunca fizikçileri ikiye bölen "ters sulama başlığı" problemini nihayet çözüme kavuşturdu. New York Üniversitesi'nden Leif Ristroph liderliğindeki ekip, alışılmışın dışında yedi farklı geometriye sahip "saçma" sulama başlıkları tasarlayarak iki rakip teoriyi de çürüttü.

Problem şöyle: S şeklindeki bir sulama başlığı su fışkırtırken belirli bir yönde dönüyor. Peki aynı başlık suyu içine çekse (ters yönde çalışsa), hangi yönde döner? Feynman bu soruyu laboratuvarda test etmeye çalışmış ama cam sulama başlığı paramparça olmuş ve sonuç belirsiz kalmıştı.

Sonraki onlıllarda yapılan deneyler çelişkili sonuçlar verdi. İki öne çıkan teori vardı: Ernst Mach'a atfedilen, sulama başlığının içindeki suyun açısal momentumunun belirleyici olduğu görüş; ve Feynman ile takipçilerinin savunduğu, dış ağız uçlarındaki basınç ve emme etkilerinin belirleyici olduğu görüş.

Ristroph'un ekibi her iki teoriyi doğrudan çürütecek şekilde tasarlanmış özel geometrileri test etti. Sarmal kollu başlık Mach teorisini çürüttü: Su içindeki açısal momentum çarpıcı biçimde artmasına rağmen katı gövde neredeyse hiç tepki vermedi. Ağız ucunda ters büküm yapılan başlık ise Feynman teorisini çürüttü: Dönüş yönü değişmedi. Tüm tasarımlar aynı yere işaret etti: Kolların birleştiği merkez hub. Orada gelen sular çarpışıp girdap oluşturarak açısal momentum akısı yaratıyor; katı yapı buna karşı dönerek tepki veriyor.

Bu "saçma" problemin pratik bir önemi de var: Eğri kanalların akışkan hareketi ile dönme kuvveti arasındaki ilişkisini anlamak, rüzgar ve su enerjisini dönüştüren türbinlerin tasarımını doğrudan etkileyebilir.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
664.9K UP
6 gün önce
Güneş Sistemi'nde Dünya dışında sıvı su arayışı, dış gezegenlerin buzlu uydularına odaklanmış durumda. Yapılan kapsamlı analizler ve gelişmiş modeller; Europa, Ganymede, Callisto, Enceladus, Titan ve Mimas gibi uyduların yüzeylerinin kilometrelerce altında devasa sıvı su okyanusları barındırdığını ortaya koyuyor. NASA'nın Europa Clipper ve ESA'nın JUICE misyonları ile bu gizli okyanusların yapıları, derinlikleri ve yaşama elverişli koşulları yakında çok daha net bir şekilde aydınlatılacak.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez."
Arthur C. Clarke
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)