Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Atomların çekirdekleri ve elektronları arasındaki kısımda ne var? Hemen cevapla!
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Gönderiler
Antikor
Venüs
Tardigrad
Önyargı
Doğa Yasaları
Osmanlı
Cinsel Seçilim
Hava
Hız
Evrim Ağacı Duyurusu
Kuvvet
Ağız
Ölçüm
Mikoloji
Factchecking
Özel Görelilik
Hominidae
Sinek
Doğal Seçilim
Kalp
Deri
Bilinçdışı
Öğrenme
Mavi
Evrimleşme
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Güncel Bilim Haberleri
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
1 ay önce
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, astronomların uzun süredir açıklayamadığı "aşırı parlak süpernovalar" (SLSNe-I) olgusuna çarpıcı bir yanıt sunuyor. Bu süpernova türü, sıradan süpernovalara kıyasla en az 10 kat daha fazla ışık yayıyor; ancak bu muazzam enerjinin kaynağı bugüne kadar tartışmalıydı.
 
Las Cumbres Gözlemevi'nden Joseph Farah liderliğindeki ekip, SN 2024afav adlı süpernovayı gözlemlerken ışık eğrisinde giderek hızlanan düzenli dalgalanmalar (titreşimler) fark etti. Bu "chirped" (frekansı değişen) sinyal, standart manyetar modeliyle açıklanamıyordu.
 
Araştırmacılar, bu titreşimlerin kaynağının süpernovanın merkezinde yer alan hızla dönen bir manyetar (aşırı yoğun, güçlü manyetik alanlı nötron yıldızı) ve onun etrafındaki bir akış diski olduğunu keşfetti. Disk, manyetarın dönme eksenine göre eğik konumda dönerken Lense-Thirring sarsıntısı adı verilen bir etki nedeniyle sallanıyor; bu sarsıntı ise süpernovanın parlaklık eğrisindeki dalgalanmalar olarak gözlemlenebiliyor. Tıpkı eğik dönen bir topaç gibi.
 
Ekip bu modelden yola çıkarak manyetarın dönme periyodunu 4,2 milisaniye, manyetik alan şiddetini ise 1,6×10¹⁴ Gauss olarak bağımsız biçimde hesapladı; her iki yöntemden elde edilen sonuçlar birbirini doğruladı.
 
Bu bulgu iki açıdan tarihi: Hem aşırı parlak süpernovaların enerji kaynağını ilk kez somut kanıtlarla açıklıyor, hem de Lense-Thirring etkisinin bir manyetar ortamında gözlemlendiğini kanıtlayan ilk çalışma olma özelliği taşıyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın genel görelilik teorisini süpernova gibi şiddetli ortamlarda test etmek için yeni bir kapı araladığını vurguluyor.

304 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
Lense–Thirring precessing magnetar engine drives a superluminous supernova
Type I superluminous supernovae (SLSNe-I) are at least an order of magnitude brighter than standard SNe, with the power source for their luminosity still unknown1–3. The central engines of SLSNe-I are suggested to be magnetars4,5 but most of the SLSNe-I light curves have several bumps that are unexplained by the standard magnetar model6–8. Existing explanations for the bumps either modulate the engine luminosity or invoke interactions with circumstellar material (CSM). Surveys of the limited sample of SLSN-I light curves find no compelling evidence favouring either scenario7,9, leaving both the nature of the light-curve fluctuations and the applicability of the magnetar model unresolved. Here we report high-cadence multiband observations of a SLSN-I with clear ‘chirped’ (that is, decreasing period) light-curve bumps that can be directly linked to the properties of the magnetar central engine. Our observations are consistent with a magnetar centrally located within the expanding supernova ejecta, surrounded by an infalling accretion disk undergoing Lense–Thirring precession. Our analysis demonstrates that the light curve and bump frequency independently and self-consistently constrain the magnetar spin period to P = 4.2 ± 0.2 ms and the magnetic-field strength to B = (1.6 ± 0.1) × 1014 G. These results provide the first observational evidence of the Lense–Thirring effect in the environment of a magnetar and confirm the magnetar spin-down model as an explanation for the extreme luminosity observed in SLSNe-I. We anticipate that this discovery will create avenues for testing general relativity in a new regime—the violent centres of young SNe. Observations of a nearby type I superluminous supernova showing oscillating light-curve bumps provide evidence of a centrally located magnetar in the wake of the explosion, surrounded by an infalling accretion disk undergoing Lense–Thirring precession.
www.nature.com
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
21 saat önce
Earth's Future dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, 2016'dan bu yana küresel ortalama deniz seviyesi yükselişinin tam olarak açıklanamamasına yol açan "bütçe açığını" kapattı: Suçlu, 2.000 metrenin altındaki derin okyanusun ısınmasıydı.
 
İklim bilimciler, deniz seviyesi yükselişini oluşturan enerji akışlarını bir "bütçe" gibi dengede tutmaya çalışıyor. 2016'ya kadar bu bütçe kapalıydı; yani gözlemlenen yükseliş bilinen kaynaklarla açıklanabiliyordu. Ancak o tarihten itibaren bir açık oluştu. Bunun nedeni, Argo şamandıralarının yalnızca 2.000 metreye kadar inerek veri toplayabilmesi; oysa okyanusun ortalama derinliği 3.682 metre.
 
Fransız araştırmacı Anny Cazenave liderliğindeki uluslararası ekip, bu boşluğu doldurmak için iklim reanalizi yöntemini kullandı. Uydu altimetri verileri, Argo sıcaklık ölçümleri, GRACE uydu programından elde edilen kütle verileri ve buzul/buz tabakası kayıp tahminlerini bir araya getiren ekip, 2.000 metre altındaki derin okyanusun ısınmasının yılda yaklaşık 0,4 milimetre deniz seviyesi yükselişine katkıda bulunduğunu hesapladı. Bu oran, 2016 sonrasındaki toplam yükselişin yaklaşık yüzde 10'una karşılık geliyor.
 
Bulgular iki açıdan kritik: Hem deniz seviyesi yükselişi projeksiyonlarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor, hem de bu derin ısınmanın doğal iklim değişkenliğinden mi yoksa insan kaynaklı iklim değişikliğinden mi kaynaklandığını anlamak için yeni araştırma sorularının kapısını açıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
21 saat önce
Cell dergisinde yayımlanan iki tamamlayıcı çalışma, farelerin burnundaki koku alıcılarını benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla haritalayarak olfaktör sistemin nasıl çalıştığına ilişkin 30 yıllık yerleşik anlayışı alt üst etti.
 
Harvard Tıp Okulu'ndan nörobiolog Sandeep Robert Datta ve ekibi, yüzlerce fareden yaklaşık 5 milyon nöron inceledi. Tek hücre dizileme ve mekansal transkriptomik yöntemlerini birleştiren araştırmacılar, burun epitelindeki yaklaşık 1.100 koku alıcısının rastgele dağılmadığını; aksine burnun üstünden altına uzanan yatay şeritler halinde son derece düzenli bir konumsal örüntü sergilediğini ortaya koydu.
 
Bu bulgu, otuz yıldır ders kitaplarında yer alan "burun epitelinin birkaç geniş bölgeye ayrıldığı ve her bölgede alıcı seçiminin temelde rastgele gerçekleştiği" modelini doğrudan çürütüyor. Karolinska Enstitüsü'nden psikolog ve deneysel nörobilimci Johan Lundström, çalışmayı "olfaktör organizasyonun temel ders kitabı modelini yıkan çığır açıcı bir makale" olarak nitelendirdi.
 
Araştırmacılar aynı zamanda bu düzenin nasıl oluştuğunu da açıkladı: Retinoik asit adlı molekül, burundaki farklı konumlarda farklı konsantrasyonlarda bulunarak her nöronun hangi tür koku alıcısını ifade edeceğini yönlendiriyor. Bu keşif, koku alma duyusunun gelişimsel mekanizmasına ilişkin uzun süredir yanıt bekleyen temel bir soruyu da yanıtlamış oluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
1 gün önce
Karanlık Enerji Spektroskopi Aleti (DESI), beş yıllık ilk resmi taramasını tamamladı. Bu sürede 47 milyondan fazla galaksi ve 20 milyon yıldız kaydedilerek 11 milyar yıllık kozmik tarih kapsayan en büyük 3 boyutlu evren haritası oluşturuldu.
 
DESI'nin 2025'te yayımlanan üç yıllık verilere dayanan ilk analizinde şaşırtıcı bir işaret bulunmuştu: Evrenin genişlemesini sürükleyen karanlık enerjinin Einstein'ın kozmolojik sabitinin (lambda/Λ) öngördüğü gibi sabit kalmadığı, zaman içinde değiştiği olasılığı gündeme gelmişti. Bu, standart kozmoloji modelini alt üst edebilecek nitelikteydi; ancak istatistiksel güvenilirlik henüz yeterince yüksek değil ve bağımsız bir gözlemle teyit edilmesi gerekiyor.
 
Teorik fizik cephesinde ise asıl sorun şu: Lambda gözlemsel olarak doğrulanmaya devam etse de parçacık fiziğiyle bağdaştırılması neredeyse imkânsız. Waterloo Üniversitesi'nden DESI sözcüsü Will Percival, bu durumu "evren ile yerleşik fizik arasındaki bir güç mücadelesi" olarak nitelendiriyor.
 
Şimdi tüm gözler iki noktada: DESI ekibi, beş yıllık veri setini iki ile dört ay içinde analize hazır hale getirmeyi planlıyor. Öte yandan Avrupa'nın Euclid uzay teleskobu Ekim 2026'da ilk veri setini yayımlayacak. Eğer her iki araç da karanlık enerjinin değiştiğine dair aynı işareti görürse, bu kozmolojide gerçek bir devrim anlamına gelecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
1 gün önce
United Launch Alliance'ın Atlas V roketi, 27 Nisan 2026 gecesi Florida'dan fırlatılarak Amazon'un Leo broadband takımyıldızı için 29 uydu daha yörüngeye yerleştirdi. Yaklaşık 18 ton ağırlığındaki bu yük, Atlas V'in daha önce kırdığı rekorla eşit bir ağırlığa ulaşarak roketin tarihindeki en ağır iki yükünden biri oldu.
 
Amazon Leo 6 adıyla anılan bu görev, ULA'nın Amazon için gerçekleştirdiği altıncı fırlatma. SpaceX'in Starlink'ine rakip olarak tasarlanan ve daha önce Project Kuiper olarak bilinen Amazon Leo takımyıldızı, tamamlandığında 3.200'den fazla uydudan oluşacak. Ancak bu ağı kurmak için 80'den fazla fırlatma gerekiyor; bugüne kadar yalnızca 10 tamamlandı. Atlas V şimdiye kadar 6, SpaceX'in Falcon 9'u 3 ve Arianespace'in Ariane 6'sı 1 görev üstlendi.
 
Düşük Dünya yörüngesindeki internet uydusu yarışı hız kazanmaya devam ediyor. SpaceX bu yıl yalnızca Starlink görevlerinde 50. fırlatmasını tamamlarken Amazon da takımyıldızını inşa etmek için birden fazla roket sağlayıcısıyla çalışıyor. Bir sonraki Amazon Leo fırlatması ise 29 Nisan'da Fransız Guyanası'ndan Ariane 6 ile gerçekleştirilecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.3K UP
2 gün önce
Mars, Dünya’dan 99% daha az havaya sahip olan ve atmosferinin 96%’sı karbondioksit olan son derece "huysuz" bir komşu. Ancak NASA’nın Perseverance keşif aracında bulunan MOXIE adlı cihaz, bu tabloyu değiştirmeye kararlı.

Zehirli Atmosferden Yaşama: MOXIE, Mars'ın yoğun karbondioksit içeren havasını elektrokimyasal bir süreçle parçalayarak solunabilir saf oksijen üretiyor.

Lojistik Devrim: Bu teknoloji sayesinde gelecekteki astronotlar oksijeni Dünya'dan taşımak yerine Mars'ta üretebilecek. Bu, sadece nefes almak için değil, Dünya’ya dönüş yolculuğunda gereken roket yakıtı için de kritik önem taşıyor.

Sadece Oksijen Yetmiyor: Oksijen üretimi büyük bir başarı olsa da; dondurucu soğuklar, düşük basınç ve radyasyon Mars'ı hala "zorlu bir ev sahibi" yapmaya devam ediyor.

Hedef 2030’lar: NASA, bu teknolojiyi geliştirerek 2030’ların sonuna doğru Mars’a ilk insanlı inişi gerçekleştirmeyi planlıyor.

Kısacası; Mars'ta hayatta kalmak artık sadece bir bilim kurgu hayali değil, bir mühendislik meselesi haline gelmiş durumda.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Birçok düşünce, bir başkasının zihnine ekildiğinde, aslen doğduğu zihindekinden daha iyi büyür."
Oliver Wendell Holmes
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)