Gandi'ye göre bu sakin enerji anaç ve dişildir. Yavaş yürümek, geleneksel toplumlarda yüzyıllar boyunca kadınlara atfedilmiştir: Kadınlar su çekmek için uzaklardaki kaynaklara gider veya bitki ve şifalı otlar toplamak için yollara çıkarlardı. Erkeklerse avlanmak gibi büyük kuvvet gerektiren, hızlı, ani koşular ve çeviklik isteyen işleri yüklenirlerdi. Gandi'yle yürümek, dayanıklılığın sakin enerjilerini beslemektir. Yürürken ani eylemlerden, kazanmaktan ve sömürüden uzaklaşırız. Asıl yürüyüş Gandi'nin sevdiği o alçakgönüllülükle yapılır ve böylece ağırlığımızı, zayıflığımızı sürekli hatırlarız. Yürümek yoksulların harcıdır. Fakat alçakgönüllülük yoksullukla aynı şey değildir, sınırlarımızla barışmaktır: Her şeyi bilemeyiz, her şeyi yapamayız. Bildiklerimiz hakikatin, yapabileceklerimiz de gücün karşısında birer hiçtir. Bu kabul haddimizi bilmeyi öğretir. Bütün taşıtlardan, makinelerden, vasıtalardan uzak yürürken dünyevi insanlık durumuna döner, insanın doğuştan gelen, temel yoksulluğunu kendimde cisimleştiririm. Alçakgönüllülük bu yüzden küçük düşürücü değildir: Tek yaptığı, gösterişi beyhude kılıp bizi sahiciliğe doğru dürtmektir. Ayrıca yürüyüşte bir onur vardır: Dik dururuz. Gandi'nin anlayışına göre alçakgönüllülük, insanlık onurumuzu kanıtlar.
Yürümenin Felsefesi, Frederic Gros