Her yerde telefon numarası isteniyor artık. Markete giriyorsunuz, kasada ödeme yapacaksınız. Üyelik kartınız var mı diye soruluyor. Numara verir misiniz, puan işleyelim deniliyor. Vermek istemiyorsunuz. Kasiyer bekliyor, arkanızda kuyruk var, sosyal baskı devreye giriyor, veriyorsunuz. Eczaneye giriyorsunuz. İlaç alıyorsunuz. Numara. Giyim mağazasına giriyorsunuz. Numara. Kargo şubesi, numara. Elektronik market, numara. Bir noktada şunu fark ediyorsunuz, numara vermeden sıradan bir günü tamamlamak neredeyse imkansız. Peki bu numara nereye gidiyor? Çoğu zaman cevap net değil. Aydınlatma metni imzalatılıyor ama kimse okumadan imzalıyor. Açık rıza alınıyor ama rıza vermemenin pratik bir maliyeti var. Vermeyin diyebilirsiniz ama o zaman kampanyadan yararlanamazsınız, üyelik açılamaz, işlem tamamlanamaz. Teoride gönüllü, pratikte zorunlu. Bu bir veri toplama meselesi. Telefon numarası tek başına masum görünüyor ama isim, adres, alışveriş alışkanlıkları, saat bilgisiyle birleşince ayrıntılı bir profil çıkıyor. Bu profil satılıyor, kiralanıyor, hedefli reklama dönüştürülüyor. Siz sadece deterjan almak istediniz. Bunu garip bulmuyoruz artık çünkü o kadar normalleşti ki sorgulamak için durmuyoruz. Ama bir düşünün, on yıl önce markette size "adınızı ve telefon numaranızı alabilir miyiz" denseydi ne hissederdiniz? Veri yeni ekonominin hammaddesi. Biz de her alışverişte biraz daha hammaddeye dönüşüyoruz...