Sahih-i Buhari kitabına ve yazarı İmam-ı Buhari’ye biraz değinmek isterim.
İslam inancının temel direklerinden biri olan hadis külliyatı, bugün devasa bir veri yığını olarak önümüzde duruyor. Bu yığının oluşum süreci, rasyonel bir zihin için mucizevi bir korunmadan ziyade, insan eliyle inşa edilmiş gibi bir tablo çiziyor.
Yazıyı uzatmadan biraz irdeleyelim.
İmam-ı Buhari’nin veri filtreleme anatomisiyle başlıyoruz.
Buhari, Sahih bir seçki oluşturmak için beş temel kriter (Şartu’l-Buhari) belirlemiş ancak bu kriterler, metnin mantığından daha çok anlatanların biyografisine odaklanır:
İttisalu’s Sened: Anlatım zincirinde kopukluk olmaması. (Rivayetleri herkesin birbirinden duyduğunun kanıtlanması)
Adalet: Aktaran kişinin takva sahibi ve dürüst birisi olması.
Zabt: Aktaran kişinin hafızasının çok güçlü olması.
Adem-i Şüzuz: Güvenilir başka bir hadise zıt olmaması.
Adem-i İllet: Görünmez bir teknik kusur barındırmaması. (Kelimelerin farklı anlamları, Aktaran sırasının karışması vb. şeyler)
Yukarda fark edeceğiniz gibi bu 5 madde bir çok sorun yaratabilir.
Bir hadisi sadece mantıksız olduğu için değil, zincirdeki bir kişinin hafızası zayıf olduğu için de elemiş olabilir. Elenen 593.000 rivayetin içinde doğru olabilecekler olduğu gibi, kabul edilen 7.000 rivayetin içinde de tespit edilemeyen hatalar olması istatistiksel bir zorunluluktur.
Hadis usulü, metnin mantığına değil, aktaran kişinin dürüstlüğüne odaklanır. Oysa dürüst bir insan da yanlış hatırlayabilir, yanlış anlayabilir veya bilmeden uydurulan bir şeye inanabilir
200 Yıllık Kulaktan Kulağa
İslam peygamberi Muhammed ile arasında 200-250 yıllık bir kopukluk, boşluk var. Kulaktan kulağa oyununu hatırlarsınız, durum tam olarak bu. 200 yıllık bir arayı 7, 8 kişiden duya duya aktarmak hemde ekleme çıkarma olmadan imkansıza yakın bir durumdur.
Sonsuz bir yaşam vaat eden bir dinin temellerini neden bu istatistiksel imkansızlığa emanet edelim?
Siyasi Bir Silah
Emevi ve Abbasi dönemlerindeki kanlı iktidar savaşları, hadis üretimini bir meşruiyet fabrikasına dönüştürmüştür. Her grup, kendi siyasi pozisyonunu destekleyen bir hadis uydurmuştur.
Bugün Sahih dediğimiz seçki, aslında o dönemdeki hakim siyasi ve teolojik otoritenin onayladığı, süzgeçten geçirdiği bir versiyondur. Tarih kazananlar tarafından yazılır; hadisler de kazananların inancına göre ayıklanmıştır.
Örneğin: Kuranda ki Kader kavramıyla Hadislerde ki Kader kavramı bu dönemde birbirinden ayrılmıştır. Alın yazısı olarak aktarılar Kader inanışı, Liderliği elinde bulunduran İslam düşmanı Emevilerin tahtta kalma bahanesiydi. Bu kaderi Allah yazdı bize o halde biz burada duracağız.
Örneği kısa kesmek zorunda kaldım çünkü bu başlı başına sayfalarca anlatılabilecek bir konu.
İlk blog ve kelime sınırı dolayısıyla uzatamıyoruz anlatmak istediklerimizi