Egoizm

Bu yazı, Stanford Encyclopedia of Philosophy isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Egoizm tanımlayıcı veya normatif bir görüş olabilir. En bilinen tanımlayıcı görüş olan "psikolojik egoizm" her bireyin yalnızca bir nihai amacı olduğunu ve bunun kendi refahı olduğunu iddia eder. Egoizmin normatif formları, bireyin ne yaptığını tanımlamak yerine ne yapması gerektiği ile ilgili iddialarda bulunur. Etik egoizm bir eylemin ahlaki açıdan doğru olması için, rasyonel egoizm ise bir eylemin mantıklı olması için bireyin çıkarını en üst düzeye çıkarmasının gerekli ve yeterli olduğunu iddia eder.

  1. Psikolojik Egoizm
  2. Etik Egoizm
  3. Rasyonel Egoizm
  4. Sonuç
  • Kaynakça
  • Akademik Araçlar
  • Diğer Kaynaklar
  • İlgili Yazılar

1.Psikolojik Egoizm

Egoizmin bütün formları “çıkar” kelimesinin açıklanmasını gerektirir. Burada iki ana teori vardır: Tercih veya istek anlatımları, çıkarı bireyin kendi arzularının tatmini olarak tanımlar. Genelde ve en makul biçimiyle bu arzular bireyin kendisini ilgilendiren isteklerle sınırlıdır. Bir isteği bireyin kendisiyle ilgili yapan şey tartışmalıdır ama bazı net ve karşıt durumlar vardır. Bireyin kendi memnuniyeti için olan isteği bireyin kendisiyle ilgiliyken başkalarının refahı için olan isteği kendisiyle ilgili değildir. Objektif anlatımlar çıkarı arzu edilip edilmediğinden bağımsız olarak değerlendirilen durumla (örneğin erdem veya hakikatle) açıklar. Çıkarı bireyin memnuniyetiyle açıklayan hazcılık (hedonizm), bireyin isteklerinin haz olarak sayılıp sayılmayacağına bağlı olarak, ya bir tercih ya da objektif bir anlatımdır.

Psikolojik egoizm her bireyin nihai amacının kendi refahı olduğunu iddia eder. Bu düşünce, çıkarı en üst düzeye çıkaramayan eylemleri mümkün kılar ama psikolojik egoistlerin hedef göstermeyi sevdiği alturistik davranışa veya yalnızca görev düşüncesinden doğan motivasyon gibi davranış tiplerine olanak sunmaz. Bu olanaksızlık irade zayıflıklarına kapı açar; zira birey, hala kendi refahını hedeflemesine karşın zayıflıkları sebebiyle bu yönde hareket etmeyebilir.

Psikolojik egoizm çıkarcı davranışın sık gözlemiyle desteklenir. Görünüşe göre alturistik eylem genellikle çıkarcılık olarak ortaya çıkmaktadır ve biz, insanları genellikle onların çıkarlarına hitap ederek (örneğin ceza ve ödül yoluyla) motive ederiz.

Joseph Butler tarafından yaygınlaştırılan psikolojik egoizme karşı genel bir yargı, bireyin refaha kavuşmak için kendi refahı dışındaki şeyleri arzu etmesi gerektiğidir. Diyelim ki birey hokey oynamaktan zevk alıyor. Birey hokey oynamayı istemeseydi, oynamaktan da zevk almayacaktı. Ya da diyelim ki birey başkalarına yardım etmekten zevk alıyor. Birey eğer başkalarına yardım etmeyi istemeseydi, bundan da zevk almayacaktı. Refah bireyin eyleminden doğar ama bireyin eyleminin tek amacı olamaz.

Psikolojik egoistler hokey oynama gibi belirli şeyler için isteklerin olması gerektiğini kabul etmek zorunda kalabilirler. Ancak bu isteklerin memnuniyetinin, bireyin refahının bir parçası olduğunu kabul etmelerine gerek yoktur. Bireyin refahı yalnızca çıkarlarının tatmininden oluşabilir. Başkalarına yardım etmekten haz duyma konusunda ise psikolojik egoistler yine özel bir şey arzulamadan zevk alınmayacağını kabullenmek zorunda kalabilirler ama arzulanan şeyin başkalarının iyiliğine olduğunu kabul etmek için de bir gerekçe yoktur. Örneğin, güç arzusuyla onlara yardım eden, kendi arzularını tatmin eden de bireyin kendisi olabilir.

Psikolojik egoizm için daha büyük bir problem ise bazı davranışların çıkar arzularıyla açıklanabilir gibi görünmemesidir. Diyelim ki bir asker diğerlerini ölümden kurtarmak için kendisini bir el bombasının önüne attı. Bu asker kendi çıkarının peşindeymiş gibi değerlendirilmez. Eğer kendisine sorulsaydı askerin diğerlerinin hayatını korumak için veya görevi olduğu için kendini el bombasının önüne attığını söylemesi olasıydı. O, bunu kendi çıkarı için yaptığı iddiasını gülünç olarak görebilirdi.

Psikolojik egoistler bu duruma askerin yalan söylediği veya kendisini aldattığı şeklinde bir karşılık verebilirler. Belki de bunu, sonrasında hayatına devam etmeyi göz önüne alamayacağı için de yapmış olabilir. Suçluluktan kaçarak refah bağlamında daha huzurlu bir hayata sahip olabilirdi. Buradaki asıl problem, bu düşünce bazı durumlarda olası bir sebep olabilirken bunun bütün durumları kapsadığı gibi bir düşünceye yol açmasıdır. Bir diğer problem de suçluluk duygusu, askerin kendisine doğru geleni yaptığı için kendi çıkarına olmayan bir arzuya sahip olduğunu varsaymasıdır.

Psikolojik egoistler bu gibi sebeplerin doğru olabileceği şeklinde bir cevap verebilir. Her ne olursa olsun asker istediği şeyi yapmıştır ve bu yüzden kendi çıkarının peşindedir. Eğer çıkar bireyin bütün tercihlerinde kendi memnuniyetini elde etmesi olarak tanımlanıyorsa o zaman tercihe dayalı bütün kasıtlı eylemler çıkarcıdır. Psikolojik egoizmin bu bağlamda doğru olduğu ortaya çıkıyor. Ama bu, yine de psikolojik egoizmin savunucularını mutlu etmeye yetmemektedir. Bu savunucular, en azından gözlem metoduyla çürütülebilecek empirik bir teori kurmayı amaçlamaktadırlar.

Psikolojik egoizmin yetersiz olduğunu göstermenin bir başka yolu daha vardır. Biz genelde, bahsettiğimiz askerin eylemiyle kendini havaya uçurmamak için başka birini el bombasının önüne atan başka bir asker arasında bencillik açısından önemli bir fark olduğunu, başkasını el bombasının önüne atan askerin bencilce hareket ettiğini düşünürüz. Psikolojik egoizmin ifade ettiğimiz versiyonuna göre her iki asker de istediklerini yaptıkları için eşit derecede bencildirler.

Sasha Sokolova tarafından resmedilmiş olan Egoizm adlı tablo
Sasha Sokolova tarafından resmedilmiş olan Egoizm adlı tablo
Art People Gallery

Psikolojik egoizmi savunan bilim insanları, kendini feda etme vakalarını bahsettiğimiz psikolojik egoizm versiyonunu kullanarak açıklamak yerine bireyin kendi refahını düşünerek hareket ettiği şeklinde ifade ederler. Bebeklik dönemimizde sadece kendi çıkar arzularımız vardır ve görevimizi yerine getirmek gibi alışkanlıklarımızı çıkar arzumuzu tatmin ettiği için ediniriz ve zamanla başka şeyleri çıkar arzumuzdan bağımsız olarak takip etmeyi öğreniriz.

Bu gelişim örneğinin doğru olduğu varsayımı ile psikolojik egoizm savunulamaz çünkü psikolojik egoizmde önünde sonunda kendi refahımız haricindeki şeyleri amaçladığımız iddiası kabul edilemezdir. Kendi çıkarımıza olmayan arzuların kökeninin sebebi onların gerçekten çıkarcı olmadığını göstermez. Askerin arzusu kendi refahı değil, diğerlerinin hayatını kurtarmaktı. Diğerlerini kurtarmayı arzu etmemiş olsa bile diğerlerinin hayatını kurtarana kadar bu, geçmişte refahını artırmak ile ilgiliydi.

Psikolojik egoistlere göre kendi refahımızla ilgili olmadığı sürece herhangi başka bir eylemde bulunamayız. Çıkarımızla ilgili olmayan arzularımızın refahımızla olan bağlantısı bozulduğunda bu arzulara uzun süre devam etmeyişimiz bu durumu kanıtlıyor. Ancak bu bağlılık iddiasına henüz empirik bir kanıt bulunamadı.

Aslında bu empirik kanıt incelenirken psikolojik egoizme karşı çıkmak için iki çeşit yaklaşım kullanılmıştır:

Birincisi, Daniel Batson ve meslektaşları artan empatinin artan yardım duygusuna sebep olduğunu buldular. Hipotezimiz alturistiktir yani empati, yardım etmek için başka hiçbir şeye gerek duymayan bir arzuya sebep olur. Rekabet içinde olan birçok egoist hipotez vardır. Empati, kişilerin yardım ederek durabileceğine inandığı hoş olmayan bir deneyime sebep olabilir veya birey, yüksek empatinin başkaları tarafından cezalandırılma olasılığı daha yüksek olduğunda veya bu yardımın başkaları tarafından ödüllendirilme olasılığı olduğunda yardım edemeyeceklerini düşünebilir ya da bireyler bunun kendi kendini yöneten ceza veya ödül olduğunu düşünebilirler. Dahice bir deney dizisinde, Batson egoistik hipotezleri tek tek alturistik hipotezlerle karşılaştırdı. Alturistik hipotezlerin her zaman üstün tahminler yaptığını buldu. Hoşa gitmeyen deneyim hipotezlerinin aksine Batson yardım etmekten ziyade yüksek empati vererek deneyimi durdurmanın kolay yollarını bulmanın yardımın derecesini azaltmadığını buldu. Başkaları tarafından ceza hipotezinin aksine Batson deneklerin davranışlarının sır olarak kalacağına inanmalarını sağlamanın da yardımın derecesini azaltmadığını buldu. Kendi kendine uygulanan ödül hipotezinin aksine Batson yüksek empatili deneklerin, yardım edip etmemelerinden ziyade (yani kendi kendilerini ödüllendirmek yerine) yardıma gerçekten ihtiyaç duyulup duyulmadığına veya yardımı yapıp yapamayacaklarına bağlı olduklarını buldu. Kendi kendine ceza hipotezinin aksine Batson deneklerin yüksek empati kurarak yardım etmediklerinde daha çok suçluluk duyacaklarına inanmalarının (sadece birkaç kişinin yardım etmeye gönüllü olduğuna onları inandırarak) yardımın derecesini azaltmadığını buldu.

Bazı detaylarla boğuşulabilir. Belki denekler Batson’ın temin ettiği görüntüleme odasını terk etmek gibi acılı deneyimi durdurmanın kolay yolları olduğuna inanmadılar. Belki de Batson-sız egoistik bir hipotez sunulabilir: Diyelim ki denekler acıyı durdurmanın (veya kendini cezalandırmaktan kaçınmanın) tek yolunun yardım etmek olduğuna (deneklerin bu inanca sahip olup olmadıkları kendi başına test edilebilir) inanıyor. Ancak her şey hesaba katılırsa Batson’ın deneyleri psikolojik egoizm için oldukça kötü bir haberdir.

İkincisi, Elliot Sober ve David Wilson, evrimsel teorinin alturizmi desteklediğini iddia ederler. Ebeveyn ilgisi egoistik temellere dayandırılabilir. Örneğin, çocuğun üzüntüsüyle ilgili bir inanç, ebeveynin onun yardım ederek hafifletebileceğini sandığı ebeveyn acısına neden olur. Veya ebeveyn eğer yardım etmezse çocuğunun acı çekeceğine inanır. Ebeveyn ilgisi alturistik temellere de dayandırılabilir. Ebeveyn, çocuğun iyi olacağı bir araçsız arzuya sahip olabilir. Son olarak, ebeveyn ilgisi bu mekanizmaların kombinasyonu olarak açıklanabilir. Sober ve Wilson daha sağlam bir ilginin alturistik veya kombinasyon mekanizmasından sağlanabileceğini iddia eder. Ebeveyn ilgisinin öneminin göz önüne alınması, doğal seçilimin bu mekanizmalardan birini desteklemiş olduğunu düşünmek için bir sebeptir. Birkaç sebep egoistik mekanizmayı daha az güvenilir kılmaktadır. Örneğin, çocuğun endişesinin ebeveyn üzüntüsüne sebep olmayacağı inancı (Bedensel yaralanmalar bile daima acıya sebep olmaz yani acı, her zaman sıkıntılı durumlarla ilgili inançlardan ortaya çıkmaz.). Ebeveyn yardım etmenin çocuğun acısına en iyi çözüm olduğunu düşünemeyebilir veya ortada yeterince acı yoktur. Bu kombinasyon düşüncesi ekstra bir mekanizmanın avantajına sahiptir.

Bu argümanın birtakım dezavantajları vardır. Doğal seçilim her zaman destek mekanizmaları sağlamaz. (Örneğin, her birey tek karaciğere sahiptir.) Bazen doğal seçilim bir inançtan ziyade bir inanç tarafından üretilen duygunun neden olduğu arzuları deneyim olarak sunar. (Mesela tehlikeden kaçma arzusu yalnızca tehlike olması inancından ziyade genelde korkudan kaynaklanır.) Ve bu tür durumlarda, ağrı ve bedensel yaralanmanın yanlış bir şekilde ilişkilendirilmesi durumunda olduğu gibi, genelde yeterince duygu var gibi gözükmektedir. Alturistik hipotezler de bu problemlerin bazılarına sahiptir. Örneğin, yeterli acı olmaması durumu gibi, çocuğun iyi olacağına dair araçsal olmayan arzu diğer arzuları yenmek için yeterince güçlü olmayabilir. Aslında, arzunun ne kadar güçlü olduğuyla ilgili bir tahmin olmadan egoistik hipotezlerin daha az güvenilir olduğunu düşünmek için de bir sebep yoktur. Yanlış gidebileceği noktalar daha çok olabilir fakat yine de doğrusal ama zayıf alturistik mekanizmadan daha çok ilgi üretebilir. (Bu tarz meseleler ve daha fazlası için; ayrıca bkz. Stitch,Doris ve Roedder 2010)

Evrimsel argümanlar bir noktada buluşsa bile psikolojik egoizm daha önce bahsedilen problemlerle karşılaşacaktır. Buna karşılık olarak psikolojik egoistler Gregory Kavka’nın “baskın egoizm” olarak adlandırdığı, yani nadiren bencilce davrandığımız, genelde fedakarlığın az fakat başkalarının kazancının büyük olduğu veya faydalananların arkadaş, aile veya sevilen sebepler olduğu şeylere yönelebilirdi. Bu baskıcı egoizm, asker ile ilgili olan karşıt-örnekte sorun değildir çünkü istisnalara göz yumar. Ayrıca geçici değildir ve empirik olarak makuldur. (Çürütülen diğer görüşler için; ayrıca bkz. LaFollette 1888 ve Mercer 2001)

2. Etik Egoizm

Etik egoizm, kişinin kendi menfaatini en üst düzeye çıkaracak bir eylemin ahlaki olarak doğru olmasının gerekli ve yeterli olduğunu iddia eder. (Üst düzeye çıkarmadan başka olasılıklar da vardır. Örneğin, kişinin belirli bir refah düzeyine ulaşması gerektiği ancak daha fazlasını elde etmek için bir gereklilik olmadığı iddia edilebilir. Etik egoizm, kurallar ya da karakter özellikleri gibi eylem dışındaki şeylere de uygulanabilir. Bu değişkenler yaygın olmadığından ve bunların lehine ve aleyhine olan argümanlar büyük ölçüde standart biçimle ilgili olanlarla aynı olduğundan, bunları bir kenara bırakıyoruz).

Meselelerden biri etik egoizmin içeriğinin standart ahlaki kuramlardan ne kadar farklı olduğuyla ilgilidir. Oldukça farklı gözükebilir. Ne de olsa Kantçılık, faydacılık ve sağduyu ahlakı gibi ahlaki kuramlar failin başkalarının çıkarlarına önem vermesini gerektirir. Bunlar bazen karşılıksız fedakârlıklar gerektirir, özellikle de fail kaybı küçük fakat başkalarının kazancı büyük olduğunda. (Buna örnek olarak boğulan bir insanı kurtarmanın bedelinin kurtaran kişinin kıyafetinin ıslanması verilebilir.) Bununla birlikte egoistler cevaben, egoizmin aynı görevlerin çoğunu diğerlerine de yüklediğini belirtebilirler. Argüman aşağıdaki gibi işlemektedir. Herkes savunma veya arkadaşlık gibi şeyleri elde etmek için başkalarının iş birliğine ihtiyaç duyar. Kişi başkalarına önem vermez gibi davranırsa diğerleri onunla iş birliği yapmayacaktır. Mesela, her ne zaman kişisel çıkarları söz konusu olduğunda sözlerini tutmasa başkaları sözünü kabul etmeyecek ve hatta kişiye saldıracaktır. O zaman en iyisi başkalarının da önemi varmış gibi davranmaktır (aynı şekilde onların da kişinin önemi varmış gibi davranmaları şartıyla).

Bencillik (egoistlik) doğal seçilim bağlamında başarılı bir sağkalım stratejisi olarak görünmesine rağmen, özellikle yakın akraba olmayan türler arasında bile alturistik davranışlar görülebilmektedir.
Bencillik (egoistlik) doğal seçilim bağlamında başarılı bir sağkalım stratejisi olarak görünmesine rağmen, özellikle yakın akraba olmayan türler arasında bile alturistik davranışlar görülebilmektedir.
Anup Shah/Minden Pictures, Getty Images (Quanta Magazine)

Bu argümanın etik egoizmin tüm standart görevleri başkalarına da verdiğini kanıtlaması pek olası değildir çünkü bu argüman, başkalarının kişiyle iş birliği yapma veya iş birliğinde başarısız olduğunda ona saldırma becerilerine dayanır. Bu beceriden yoksun olanlarla ilişkilerde, egoistin iş birliği yapmak için bir nedeni yoktur. Standart ahlak kuramlarında bulunan başkalarının görevleri bu şekilde şartlı değildir. Örneğin, boğulan birisini kurtarma görevinden çok kolayca kaçabilecekken kişi bunu yapmaz, çünkü boğulan kişi (ya da izleyen herhangi biri) hiçbir zaman verimli bir iş birliği ya da misilleme yapmayacaktır.

Etik egoizm ve standart ahlaki kuramlar arasındaki ayrışma başka şekillerde ortaya çıkmaktadır.

Öncelikle, etik egoist en yüksek kazancı getiren işleri en önemli görevler olarak sayacaktır. Standart ahlaki kuramlar önemi, en azından kısmen, yardım edilenlere getirdiği karşılığı dikkate alarak belirler. Kişiye en yüksek kazancı getiren şey, yardım edenlere de en yüksek kazancı getiren şey olmak zorunda değildir. Örneğin, kişi Afrika'da kıtlıkla mücadeleden ziyade yerel Opera topluluğundan salonlarını yenileyerek daha fazla kar elde edebilir, fakat standart ahlaki kuramlar kıtlıkla mücadeleyi Opera salonu iyileştirmelerinden daha önemli sayacaktır.

İkinci olarak, iş birliği argümanı, el bombasının üstüne atlayan asker gibi standart ahlak kuramlarının ya en önemli ya da fuzuli saydığı son derece büyük fedakârlıkları haklı çıkarmak için genişletilemez. İş birliği argümanı, kısa vadeli bir kaybın (uygunsuz bir sözü tutmak gibi) uzun vadeli bir kazanç ile telafi edilmesine (gelecek vaatlerde güvenilir olmak gibi) dayanır. Ani zararın kişinin hayatına mal olduğu yerde (ya da kişinin görme yetisi gibi yeri doldurulamaz özellikler), uzun vadeli bir kazanç yoktur ve bu nedenle fedakârlık için egoist bir argüman da yoktur.

Etik bir egoist, iş birliği argümanını daha ileriye götürerek şu şekilde cevap verebilir: Belki de bazı egoist olmayan ahlak kuramlarına evrilmeden iş birliğinden faydalanamam. Yani, başkalarının önemi varmış gibi davranmam yeterli değil; onlara gerçekten önem vermeliyim. Egoist temellerle egoist olmayan kuramı benimseme anlamında hâlâ bir egoist sayılabilirim.

Problemlerden biri, iş birliğinin faydalarını sadece dönüşümle elde etmenin mümkün görünmüyor olmasıdır. Kişi başkaları yeterince öneme sahipmiş gibi davrandığı takdirde, başkaları kendilerine önem verildiğini sanacak ve gerçekten önem verilse de verilmese de o kişiyle iş birliği yapacaklardır. Pek çok durumda, başkaları ne gerçek motivasyonunu görme yeteneğine sahiptir ne de bununla ilgilenir.

Diğer bir problem, dönüşümün maliyetli olabilmesidir. Kişinin egoist olmayan ahlakı, telafisi olmayan bir fedakârlık yapmasını (ya da telafisi mümkün olmayacak kadar büyük bir kazancı kaçırmasını) gerektirebilir. Egoizmden dönmüş olduğundan dolayı, artık fedakârlık yapmayı ya da karşılığı olmayacağı bahanesiyle kazancı kaçırmayı reddetmek artık mümkün değildir. Çoğu durumda iş birliği yaparken bir egoist olarak kalmak daha güvenli ve görünürde makuldür. Eğer öyleyse bazı durumlarda etik egoizm ve standart ahlaklar birbirinden ayrılacaktır. (İş birliği argümanı tartışması için ayrıca bkz.: Frank 1988; Gauthier 1986 bl. 6; Kavka 1984 ve 1986 Kısım II; Sidgwick 1907 II.V).

Etik egoizm ve standart ahlak kuramlarının pek farklı olmadığını göstermeye çalışmak için başka bir yol daha vardır. Kişi belirli bir nesnel çıkar kuramına sahip olabilir; buna göre de kişinin refahı, standart ahlaki kuramların gerektirdiği erdemlere sahip olmaya bağlıdır. Bu da bu belirli nesnel kuramın kişisel çıkarların doğru sebebini verdiğini gösteren bir argüman gerektirir. Ayrıca herhangi bir nesnel kuram için bir endişe ile karşı karşıyadır: Nesnel kuramlar refah sebepleri olarak mantıksız gelmektedir. Diyelim ki kişinin tüm tercihleri başkalarının zor durumlarını görmezden gelmesini destekliyorsa ve bu tercihler yardım alma olasılığı gibi konularda yanlış inançlara dayanmıyorsa kendi refahı “gerçekten” başkalarına yardım etmeye dayandığı iddiasında bulunmak mantıksız (ve itiraz edilemez şekilde paternalist) görünmektedir. Başkalarına yardım etme görevi olabilir ve başkalarına yardım ederse dünya daha iyi olabilir ancak bu, başkalarına yardım ederek daha iyi olduğu anlamına gelmez (Bu stratejiye dair daha iyimser bir fayda için, Sokrates, Platon, Aristoteles, Stoacılar ve İngiliz İdealistler'deki köklerini belirterek bkz. : Brink 1997 ve 2003).

Elbette etik egoizm ile standart ahlak kuramlar arasındaki ayrışma, etik bir egoist ile uğraşmak zorunda değildir. Etik bir egoist, egoizmi diğer ahlaki kuramlardan daha üstün görür. Üstün olup olmadığı, argümanlarının gücüne bağlıdır. İki argüman yaygındır:

Birincisi, kişi bilimsel bir kuramı savunduğu gibi kanıtlara en uygun olduğunu göstererek ahlaki bir kuramı da savunabilir. Ahlaki kuramlar söz konusu olduğunda, kanıt genellikle en güvenilir ortak ahlaki yargılarımız olarak kabul edilir. Egoizm, sıradan durumlarda iş birliği gereklilikleri gibi bunlardan birçoğuna uyar. Bazı yargılara faydacılıktan daha iyi uyar. Mesela, başka bir kimseye iyilik etmek kendisine daha çok fayda sağlayacak olsa bile, kişinin bazı iyilikleri -iş gibi- kendine saklamasına olanak tanır ve başkalarının kendisini sömürmesine izin vermemesi gerektiği içgüdüsünü ortaya koyar. Sorun, iş birliği argümanı tartışmasının ortaya koyduğu gibi yaptığımız bazı ahlaki yargılara da uymadığıdır.

İkincisi, kişi ahlaki bir kuramın özellikle de motivasyonla ilgili gerçekleri göstererek ahlak dışı düşünceler tarafından belirlendiğini iddia edebilir. Genel olarak ahlaki yargıların pratik olması ya da bunları yapanları motive edebilmeleri gerekir. Eğer psikolojik egoizm doğru ise bu, ahlaki yargıları egoizm tarafından yapılanlara indirgerdi. Diğer ahlaki yargılar ise izlenmeleri için herhangi birini motive etmek imkansız olduğundan dışarıda bırakılacaktı.

Bu argümanla ilgili problemlerden biri, psikolojik egoizmin yanlış gibi görünmesidir. Psikolojik egoizmi baskın egoizmle değiştirmek, telafisi olmayan bir fedakarlık yapmak için birini motive etmenin imkânsız olduğu iddiasını kaybettirir.

Etik egoist buna karşı şu şekilde cevap verebilir: Eğer baskın egoizm doğruysa etik egoizm normal eylemlerimizden herhangi bir standart ahlaki kurama göre daha az sapma gerektirebilir. Ancak motivasyonla uyum pek de belirleyici değildir; etik egoizm dahil herhangi bir normatif kuram, yaptığımız her şeyi onaylamaktan ziyade seçimlerimizi yönlendirmeye ve eleştirmeye yöneliktir.

Kişi mantıksız bir seçim yaptığında, bu ne etik egoizmin aleyhine ne de mantıksızlık önermesinde bulunan bir kuram lehine sayılmaz.

Argümanın başka sorunları da vardır. Ahlakın, yeterince pratik olması gerektiği inkâr edilebilir. Belki de ahlakın hiç de pratik olması gerekmez. Failin ahlaki yargıları izleme konusunda motive olamayacağını öğrendiğimiz zaman bu yargılardan her zaman uzaklaşamayız. Ya da belki de ahlaki yargılar sadece herhangi birini değil yalnızca kendimizin irrasyonaliteden arınmış ve idealize edilmiş versiyonlarını motive edebilmelidir. Bu durumda, nasıl motive olduğumuzu açıklamak yetersizdir; uygun olan, rasyonel isek nasıl motive olacağımızın bir açıklamasıdır.

Son olarak, eğer kişi bazı eylemlerin nihayetinde kişisel çıkarlarıyla alakalı olduğuna inanmazsa, psikolojik egoizme göre onları hedefleyemediği sonucu çıkar. Ama yanıldığını ve eylemin kişisel çıkarı olduğunu farz edelim. O zaman etik egoizm yapmayı amaçlamadığı bir şey yapmanın doğru olduğunu söyler. Bu da diğer ahlaki kuramların yaptığı gibi pratikliği ihlal eder.

Şimdiye kadar etik egoizmle alakalı bir dizi argüman ele alındı. Buna karşı olarak bir dizi standart argüman bulunmaktadır.

Evsiz kişilere yardım eden insanlar
Evsiz kişilere yardım eden insanlar
Wikimedia Commons

G. E. Moore etik egoizmin kendisiyle çelişkili olduğunu savunmuştur. Kişi bir egoist ise, çıkarını azami düzeye çıkarmak zorunda olduğunu düşünür. Başkalarının çıkarını azami düzeye çıkarması gerektiğini inkâr eder (onların kendi kişisel çıkarlarını azami düzeye çıkarması gerekir). Fakat x'in “kişinin iyiliği” olduğunu söylemek sadece sahip olduğu x'e sahip olmanın iyi olduğunu söylemektir. (Halbuki kişi, iyiliğin kendisine sahip olamaz.) Eğer sahip olduğu x iyi ise, o zaman başkalarının da onun sahip olduğu şeyi azami düzeye çıkarması gerektiğini düşünür. Başkalarının iyiliğini en üst düzeye çıkarması gerektiğini hem inkâr eder hem de onaylar. (Moore bazen “kişisel çıkar”ın “x iyi ve benimdir” şekilde parlatıldığını ileri sürer. Bu, sahip olduğum x'in iyi olduğu iddia edilmediği için yukarıdaki çelişkiyi vermez. Fakat farklı bir çelişki doğurur: eğer x iyi ise, herkesin her nerede görünürse onu azami düzeye çıkarması gerekir; egoistler, x'i sadece bende olduğunda azami düzeye çıkarmam gerektiğini düşünür).

C. D. Broad cevaben, bunun egoizmin kendi içinde çelişkili olduğunu göstermediğini açıkça belirtmiştir, çünkü iyi olanın herkes tarafından peşine düşülmesi gerektiğini düşünmek egoizmin bir parçası değildir (Broad 1942). Fakat bu cevap, egoizmi yanlışlıktan sorumlu tutmaz. Bunu yapmak için, "benim iyim" in Moore'un "mutlak iyi" olarak adlandırdığı şeyden oluşmadığı, aksine kendine özgü bir kavram olan kişi için iyi olduğunun anlaşılması (Mackie 1976, Smith 2003) ya da kişi açısından ne arzu ettiği ile analiz edilmemesi gerekebilir. Bu durumların hiçbiri, “sahip olduğu x onun için iyidir” den başkalarının, onun için iyi olanı azami düzeye çıkarması gerektiği izlenimini uyandırmaz. Ek olarak fail ve beklenen değişim arasında özel bir ilişki olmaksızın “mutlak iyi” ile ilgili iddiaların ne yapılması gerektiğine dair iddiaları haklı çıkarmayacağı savunulabilir. Eğer öyleyse basitçe, sahip olduğu x'in iyi olmasının başkalarının herhangi bir şey yapması gerektiği anlamı çıkmaz (Prichard 2002 217).

Moore ayrıca, “kişinin iyisi”nin peşinden koşmasının nedeninin elde ettiği şeyin iyiliği olduğunu ileri sürmektedir. Eğer elde ettiği şey iyi ise, o zaman sadece bende değil herhangi bir yerde herkesin onun peşinden koşması için bir sebep vardır. Üstelik onun için iyi konusu bu sonucu ortadan kaldırır. Ancak özellikle bazı kötü şeyler için bu argümana yakın bir şey makul olabilir. Bunun acısının hissettirdiği şekil olduğu -kötü oluşu- ve onunla acısı arasında bu acıyı hafifletmek için ona bir sebep sunacak herhangi bir bağlantının olmadığı savunulabilir. Eğer öyleyse başkalarının acısını hafifletmek için kişinin bir sebebi vardır. (Nagel 1986, Rachels 2002). (Bu argüman rasyonel egoizm aleyhine de yöneltilebilir).

Etik egoizme karşı ikinci bir argüman H. A. Prichard tarafından yapılmıştır. Prichard kişisel çıkarların yanlış bir sebep olduğunu savunur. Örneğin, kişinin boğulmakta olan bir çocuğa yardım etme görevinin olmasının nedeninin, yardım etmenin ona fayda sağlaması olduğunu düşünmesidir (Prichard 2002 1, 9, 26, 29, 30, 122, 123, 171, 188). Benzer şekilde, Prichard Sidgwick'i “mutluluğumuza sebep olacağını düşündüğümüz eylemleri yapmanın bir görev olduğu” görüşünü ciddiye almasından dolayı eleştirmektedir (Prichard 2002 135).

Bu, “görev”in “ahlaki görev” anlamına geldiği zaman tatmin edicidir. Prichard'ın da düşündüğü gibi bu, mesele sadece kişinin yapması gereken şey olduğunda daha az ikna edicidir. O burada, "gereklilik" hissiyatını “ahlaki gereklilik” olarak gördüğü şekilde kabul eder. Başka bir “gereklilik”, belli bir sonuca ulaşmak için belirli bir aracın verimli olduğu normatif olmayan bir iddiada bulunma olarak kabul edilir. Fakat etik egoizm kategorik gereklilik iddiaları yapmak olarak görülebilir. Prichard'ın sıkça dile getirdiği etik egoizmin tarihsel popülaritesi, kişisel çıkarların kişinin yapması gereken şeyle alakasız olduğunu göstermediğini (özellikle ahlaki anlamda değil) ileri sürmektedir.

Ayrıca, Prichard tarzı argümanlara da itiraz edilebilir: mesela (a) onlar varsayılan bir iddiayı ispatlanmış gibi kabul ederek çıkarımlarda bulunurlar çünkü egoistler yardım etme sebeplerimin benim için faydadan başka bir şey olmadığını neredeyse kabul etmezler ve (b) nedenim hakkındaki iddialar konusundaki anlaşmazlığa verilecek uygun cevap bu konudaki yargıyı askıya almaktır. (Rasyonel egoizme yöneltilmiş) kısım II ve III'te Alison Hills bunlara şu şekilde cevap verir: (a) ahlakçıların, “Kişisel çıkarıma katkıda bulunup bulunmadığına bakmaksızın yardım etme sebebim var" şeklinde önermelerle başlayan argümanlar sunarak ki bu önerme rasyonel egoizmin yanlışlığından çıkarılmadığı sürece, kendilerini sağlama alırlar. (b)'ye cevaben, "Yalnızca bana faydası olduğu için yardım etmeye bir nedenim var" gibi egoist bir önerme üzerindeki anlaşmazlık, egoistlerin bu yargıyı askıya almasını gerektirmesine rağmen, önerme üzerindeki uyuşmazlığın, ahlâkçıların bu konudaki yargıyı askıya almasını gerektirmediğini öne sürmektedir. Aradaki fark, rasyonel egoistlerin bilgiye yönelmesi ve epistemik akranlar arasındaki anlaşmazlık durumlarında varsayımsal bilgi için inancın askıya alınması gerekliliğidir. Ahlakçılar, öncelikle bilgi sahibi olmayı değil, delillerden kendi kendilerine gerçek ahlaki çıkarımlar yapma yeteneğini hedefler. Bu kabiliyeti hedef alma başkalarının sorunlarına önem vermemeyi gerektirdiğinden, uyuşmazlık durumlarında inancın askıya alınması gerekmemektedir.

Açıkçası, buradaki pek çok şey ahlakçıların amacıyla alakalı olan iddiaya dayanmaktadır. Ahlâkçıların gerçek ahlaki sonuçlar elde etmeyi, bunlara kendi kendilerine ulaşmaktan çok daha fazla önemsendiğine itiraz edilebilir. Eğer bir Ahlaki Cevap Makinesine güvenerek doğru davranışı yaptığını garanti edebilirse (başka türlü değil), bunu yapmalı. Buna ek olarak, ahlakçılar gerçek ahlaki sonuçları arzu ettiklerinden ve akran anlaşmazlığı gerçeğin peşinde koşmakla alakalı olduğundan Hills'in ahlakçıları hem gerçeği peşine düşmek zorundadırlar hem de (bir manada) bunu yapamazlar.

Ahlakçılar gerçek ahlaki sonuçları arzu ederler.
Ahlakçılar gerçek ahlaki sonuçları arzu ederler.
Pixabay

Moore'unki gibi üçüncü bir argüman, etik egoizmin çeşitli şekillerde tutarsız olduğunu iddia etmektedir. Diyelim ki etik egoizm, A ve B'nin her ikisinin de belirli bir hokey oyununa gitmesini öğütler çünkü oyuna gitmek her ikisinin de çıkarınadır. Fakat maalesef, sadece bir koltuk vardır. O halde etik egoizm, imkânsız bir durumu öğütlemektedir. Ya da diyelim ki ben A kişisiyim ve etik bir egoistim. Hem B'nin kişisel çıkarına olduğu için oyuna gitmesi gerektiğini iddia ediyor hem de oyuna gitmesi benim çıkarıma ters olduğu için oyuna gitmesini istemiyorum.

İlk tutarsızlık suçlamasına karşı etik egoist, etik egoizmin durumların tarafsız bir sıralamasını sağlamadığı yönünde yanıt verebilir. A'nın da B'nin de oyuna gitmesini öğütler, ama oyuna katılan A ve B'nin değeri konusunda sessizdir.

İkinci tutarsızlık suçlamasına karşı, etik egoist istemese de B'nin oyuna gitmesini tavsiye ettiğini iddia edebilir. Bu, istemesem de oyundaki rakibimin belirli bir stratejiyi benimsemesinin akıllıca olacağını iddia etmekten daha garip değildir. Hakikaten, etik egoistlerin etik egoizmi başkalarına tavsiye etmeleri, etik egoizmin gerektirdiği şeyleri ihlalden dolayı başkalarını suçlamaları, etik egoizm temelinde başkalarına karşı kendilerini savunmaları ya da affetme ve kırgınlık gibi ahlaki tutumları ifade etmeleri pek olası değildir. Bu alenilik endişeleri etik egoizmi ahlaki bir kuram olarak diskalifiye edebilir ancak tutarsızlık göstermez.

Etik egoizme karşı dördüncü bir argüman tam da budur: etik egoizm ahlaki bir kuram olarak sayılmaz. Bir kuramın ahlaki bir kuram olmasında çeşitli kısıtlamalar getirebilir. Bu kısıtlamaların çoğu, etik egoizm tarafından karşılanmaktadır- örneğin, ahlaki iddiaların kuralcı ve evrenselleştirilebilir olması gerektiği biçimindeki resmi kısıtlamalar-. Etik egoizm buyruk verir- “kişisel çıkarınızı azami düzeye çıkaran şeyler yapın”- ve benzer durumdaki kişiler için aynı buyrukları verir. Fakat diğer kısıtlamalar etik egoizm için sorunludur: belki de ahlaki bir kuram bazen telafisiz fedakarlıklar gerektirir; ya da belki de çıkarların çatıştığı durumlarda her bir fail izlemesi gereken eylemlerin tek ve tarafsız bir sıralamasını sağlamalıdır; ya da belki de “x'i yapması gerektiği, x'i yapmasını engellemeyen başkalarının lehine bir düşüncedir” gibi ilkelere uymalı; ya da belki de etik egoizmin yapamayacağı şekilde aleni olmalıdır (Bu iki itirazın örnek tartışmaları için, bkz. Baier 1958 189-191; Campbell 1972; Frankena 1973 18-20; Kalin 1970).

Ahlaki bir kurama neyin sebep olduğu konusu tartışmalıdır. Etik bir egoist, ona karşı uygulanan herhangi bir kısıtlamaya meydan okuyabilir. Fakat daha iyi bir cevap, ahlaki açıdan doğru olan konusunu görmezden gelerek kişinin bir şeyi yapmak için sebebinin ne olduğu hakkında iddialarda bulunan rasyonel egoizme geçmektir. Bu, ahlaki kuramlar üzerindeki kısıtlama sorununu ortadan kaldırırken etik egoistlerin neyi amaçladıklarını ele alır. Ne de olsa, bir yandan rasyonel olanı yapmanın bazı egoist olmayan düşünceler tarafından belirlendiğini düşünürken diğer yandan egoizmi doğru ahlak içeriğine sahip olarak düşünen etik egoist sayısı hiç de az değildir. O zaman, eğer istenirse, etik egoizm rasyonel egoizm çerçevesinden değerlendirilebilir ve kişinin en iyi ahlaki kuramının ona bir şeyi yapası için en mantıklı nedeninin ne olduğunu söylemesi gerektiği iddiası savunulabilir.

3.Rasyonel Egoizm

Rasyonel egoizm bir eylemin rasyonel olmasının kişinin çıkarlarını en üst düzeye ulaştırması için gerekli ve yeterli olduğunu iddia eder. (Etik egoizmde olduğu gibi eylemlerden ziyade en üst düzeye ulaşmayı azaltan karakter özelliklerini veya kuralları değerlendiren değişkenler bulunmaktadır. Ayrıca bir eylemin rasyonel olması için çıkarı en üst düzeye ulaştırmayı sağlayan gerekli fakat yetersiz veya yeterli fakat gereksiz değişkenler de vardır. Rasyonel eylem, en üst düzeye ulaştıran veya en üst düzeye makul miktarda ulaştırdığına inanılan bir olgu olarak da düşünebilir. Fakat bu sorunları bir kenara bırakıyoruz.)

Etik egoizm gibi, rasyonel egoizm de kendisini destekleyen argümanlara ihtiyaç duyar. Bir kişi rasyonel eylemler hakkında çok emin olunan yargılardan bahsedebilir ve rasyonel egoizmin bunlara en iyi şekilde uyduğunu iddia edebilir. Fakat, sorun çok emin olunan yargıların farklı, hatta ziyadesiyle popüler bir teori olan rasyonelliğin enstrümantal teorisi tarafından ele geçirilmiş olarak görünmesidir. Bu teoriye göre bir eylemin rasyonel olması için onun kişinin tercihlerinin tatminini en üst düzeye çıkarması yeterli ve gereklidir. Psikolojik egoizm yanlış gibi göründüğünden, başkaları için telafi edilemeyecek bir fedakârlık yapmak rasyonel görünebilir çünkü bu durum, her şey göz önünde bulundurulduğunda, kişinin (güçlü ve çıkarcı olmayan) tercihlerini en iyi şekilde tatmin eden şeydir. Enstrümantal teoriyle olan bu çelişki rasyonel egoizm için büyük bir sorundur.

Rasyonel bir egoist, her şey göz önüne alındığında enstrümantal teorinin kişinin, rasyonel olarak ne yapması gerektiğiyle ilgili beyan verdiğini iddia eden herhangi standart bir ahlak teorisinin eşit derecede problemli olduğunu söyleyebilir. Örneğin faydacı bir kimse bağış yapmanın genel mutluluğu en üst düzeye çıkarmasının bağış yapmak için en iyi sebep olduğunu iddia ederse, genel mutluluktan başka olan özel tercihler dikkate alındığında, bağış yapmaya itiraz edilebilir.

Rasyonel egoizmin diğer bir sorunu da keyfi oluşudur. Diyelim ki diğer insanların değil de mavi gözlü insanların refahını en üst düzeye çıkarmanın gerektiği iddia ediliyor. Mavi gözlü insanların neden tercih edilmesi gerektiği açıklanamazsa ,arklı muamele için bir sebep gösterilememesi  bakımından iddia keyfi görünür. Rasyonel bir egoist belli bir bireyin refah düzeyinin en üste çıkarılmasını istiyor..Neden bu bireyin tercih edilmesi gerektiğini açıklayamadığı sürece, bu iddia aynı ölçüde keyfi görünür.

Bu soruna bir yanıt keyfi olmayan ayrımın kişinin tercihleri yoluyla yapılabilmesini tartışmaktır. Diyelim ki bir kişi hamsi seviyor ama brokoliden nefret ediyor. Bu durum kişinin brokoli almaktan ziyade hamsi alma kararını keyfi olmaktan çıkarır. Benzer bir şekilde kişinin kendi refahı yönünde olan tercihi, kendi refahı üzerinde yoğunlaşmasını keyfi olmaktan çıkarır.

Bu cevap için iki tane sorun vardır.

Birincisi her zaman keyfi olmayan ayrımı saptamak için tercihler yapılmaz. Yalnızca mavi gözlü insanların beğenildiği belirtilerek, bu beğeni için herhangi bir sebep göstermeksizin, mavi gözlü insanlara ayrıcalık tanınması savunulursa, bu durum yetersiz görünür. Rasyonel egoist kendi tercihlerinin belirleyici olduğu bir durum olduğunu ileri sürmelidir.

İkinci olarak eğer psikolojik egoizm yanlışsa, kişinin kendi refahı için herhangi bir tercihi olmayabilir. Bu durum kişinin kendi refahı ile diğerlerininki arasındaki ayrımın keyfi olacağı ve rasyonel egoistin her bireyin kendi refahını en üst düzeye çıkarması gerektiği iddiasının bu kişi için geçerli olmayışı şeklinde devam ederdi. Tercihlerin keyfi olmayan ayrımlar saptadığı önermesi rasyonel teoriden daha çok enstrümantal teoriyi destekler.

Keyfi olma sorununa diğer bir cevap da basit bir şekilde kimi ayrımların keyfi olmadığını iddia etmektir. Bu ayrımların hangileri olduğu, ayrımla alakalı gerekçelerin aranıp aramadığının incelenmesiyle ortaya çıkarılabilir. Mavi gözlü insanların refahını en üst düzeye çıkarma durumunda bir gerekçe aranır. “Çünkü onlar mavi gözlü” nedeni mavi gözlü insanlara ayrıcalık verecek yeterli bir savunma olarak kabul edilmez. Fakat, kişinin kendi refahını en üst düzeye çıkarması durumunda “böylesi bu kişi için daha iyi olacak” gerekçesi mantıklı görünebilir. Bu yüzden “neden bu kadar önemli” diye hemen sormayız.

Sidgwick çok alıntılanan bir parçada rasyonel egoizmin keyfi olmadığını iddia eder: “Herhangi bir kişi ile diğeri arasındaki ayrımın gerçek ve önemli olduğunu ve buna bağlı olarak bir birey olarak varoluşumun kalitesiyle bizzat ilgilendiğimi, bu bağlamda, esas önemlisi, diğer bireylerin varlıklarının kalitesiyle ilgilenmediğimi reddetmek sağduyuya aykırı olurdu. Böyle olduğu için bu ayrımın bir birey için rasyonel eyleminin nihai sonucunu belirlemede temel olarak alınmamasının nasıl kanıtlanabileceğini anlamıyorum (Sidgwick 1907,498).” Bu durum çok çeşitli şekillerde yorumlanabilir.

En doğal yorum, Sidgwick’in normatif olmayan çeşitli gerçeklerden bahsetmesidir. Herkesin birey olarak ayrı bir tarihi, anıları ve belki de zihinsel içeriiklerine özel erişimleri vardır. Fakat bu gerçeklerin Sidgwick’in çıkardığı normatif sonucu nasıl desteklediği açık değildir. Örneğin faydacılar bu gerçekler hakkında aynı fikirdedirler. (Bazı gerçekler Sidgwick’in istediği keskin ayrımı vermeyebilirler. Örneğin genelde kişi kendi acısı hakkında diğerininkine daha çok bilgiye sahiptir, fakat bu fark sadece bir derece meselesi olarak görünür.)

Sidgwick, bunun yerine belirli kişisel bakış açılarından (Parfit’in aşağıda tartıştığı gibi) rasyonel egoizme yapılan saldırıların başarısız olmasının nedenini bu saldırıların yanlış kişisel kimliklere dayanmasını iddia ediyor olabilir. Fakat, bu açıklama rasyonel egoizmi sadece bir saldırıya karşı korur. Başka saldırılar da olduğundan insanlar arasındaki ayrımın önemli olduğunu takip etmez.

Son olarak, Sidgwick bir kişinin bakış açısının, herhangi tarafsız bir bakış açısı gibi, keyfi olmadığını iddia ediyor olabilir. Fakat türün, ailenin ya da ülkenin bakış açıları gibi başka bakış açıları da vardır. Sidgwick bunları keyfi bulur. Neden kişinin bakış açısı ve herhangi tarafsız bir bakış açısı keyfi değilken ikisi arasındaki her şeyin keyfi olmasını anlamak güçtür. Örneğin, Sidgwick kişinin bakış açısını yana bu kişinin arı kovanının bir üyesi olmasından ziyade bir birey olduğuna işaret edebilirdi. Fakat bu kişi de çeşitli grupların bir üyesidir. Eğer kişinin bir birey olması önemliyse tıpkı tarafsız bir bakış açısı edinmenin farklı grupların bakış açılarını edinmenin önemini geçersiz kılması gibi, bu durum kişinin tarafsız bir bakış açısı edinmesinin önemini geçersiz kılar. Aynı şekilde eğer tarafsız bakış açısının hiçbir ayrım yapmadığı için keyfi olmadığı savunulursa o zaman hem kişinin hem de farklı grupların bakış açıları şüphelidir.

Rasyonel egoizmle ilgili tartışma Parfit’in 1984’de yayınlanan kitabının II-III. bölümlerinde yeniden gündeme getirilir. Parfit rasyonel egoizme karşı iki temel argüman sunar. Bu argümanların ikisi de rasyonel egoizmin geleceğe yönelik tutumlarına odaklanır: rasyonel egoist iyi bir şeylerin olmasının tek başına alakasız olduğunu, bu yüzden kişinin gelecekteki daha büyük bir kazanç için şimdi bir fedakarlıkta bulunup halihazırda küçük bir kazanç sunması gerektiği görüşüne sahiptir.

İlk olarak rasyonel egoizm sadece enstrümantal teoriyle değil aynı zamanda rasyonelliğin “mevcut amaç” teorisiyle de sorgulanabilir. Mevcut amaç teorisine göre kişinin şu anki arzularının tatminini en üst düzeye çıkaran şeyi yapmak için birçok sebebi vardır. Bütün bu arzular kişinin kendisiyle ilgili olsa bile mevcut amaç teorisinin rasyonel egoizm teorisiyle örtüşmesi gerekmez. Diyelim ki kişi gelecekte iyi bir emekli maaşının olmasını isteyeceğini biliyor, fakat şu an gelecekte iyi bir emekli maaşının olmasını istemiyor çünkü şu an kendisiyle alakalı başka arzuları mevcut. Ayrıca, yaşamının sonundan geriye bakınca emekli maaşına şu an katkı sağlayarak kendi refahını en üst düzeye çıkarmış olacak. Rasyonel egoizm bu duruma şu an katkıda bulunulmasını gerektirir. Fakat mevcut amaç teorisi bunu gerektirmez. Bu teori kişinin gerekçelerinin sadece isteyen kişiyle değil -başka birisinden ziyade kendisi- aynı zamanda arzuladığı zamanla da -geçmiş ya da gelecekten ziyade şimdi- ilişkili olduğunu iddia eder. Bir egoistin zamana önem vermemesinin bariz gerekçesi – bir kişinin sadece yapılan iyiliğin miktarına önem vermesi- öldürücüdür, çünkü bu durum iyiliği kimin alacağına önem verilmemesine yol açar. Mevcut amaç teorisinin önemli olmasının bir nedeni rasyonel egoizme göre mantıklı ve daha minimal bir seçenek olduğunu göstermesidir. Rasyonel egoist, egoizmin en minimal teori olmasını ve standart ahlaki teorilerin -daha fazla insan gerektirdiğinden- özel, ek gerekçe talep etmesini tartışamaz. (Ahlaka bir alternatif olmasının beklenenden daha minimal olduğunu gösteren ve rasyonel egoizmden çok enstrümantal teoriye yönelik olan çok farklı bir argüman için: bkz. Korsgaard 2005).

İkinci olarak rasyonel egoizm bazı kişisel kimlik görüşleri tarafından sorgulanabilir. Diyelim ki kişinin beyninin yarısı başka bir vücuda, A vücuduna, nakledilecek ve kişinin eski vücudu imha edilecek. A kişinin anılarına, özelliklerine ve amaçlarına sahip olacak. Bu kişinin özellikle A’ yı önemsemesi ve aslında A’nın kendisiyle özdeş olduğunu söylemesi mantıklı görünür. Şimdi bu kişinin beyninin yarısının B’ye diğer yarısının da C’ye gideceğini düşünelim. Aynı şekilde B ve C de kişinin anılarına, özelliklerine ve amaçlarına sahip olacak. Bu durumda kişinin B ve C’yi önemsemesi mantıklı görünür. Fakat B ve C bu kişiyle özdeş değildir çünkü bunlar birbirlerine özdeş değillerdir (Farklı hayatlar yaşamaya devam ederler). Bundan dolayı kişinin ilgisinin sebebi kimlik değil daha ziyade anılar vb. aracılığıyla olan psikolojik bağlantılardır. A’nın durumunda bile kişinin ilgisini temellendiren şey kimlik değil bu sürekliliktir: kişinin A ile olan ilişkisi B (hatta C) ile olan ilişkisiyle aynıdır, dolayısıyla kişinin A’ya olan ilgisini temellendiren şey B ve C’ ye olan ilgisini de temellendirir ve bu şey kimlik olamaz. (Meseleyi farklı bir yoldan ele almak gerekirse kişi -B ya da C’den sadece birisinin ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla adım atmaz.) Öyleyse kişinin gelecekteki benliklerini özellikle önemsemesi gerekmez çünkü onlar kişiyle bu bağlantılara sahip olmayacaklar ve kişinin şu anda kendisiyle bu bağlantıları taşıyan insanları özellikle önemsemesi için sebebi vardır.

Psikolojik bağlantının kimliğin yerini alabilmesi bir endişe konusudur. Diyelim ki F1 ve F2 psikolojik olarak bağlantılı çünkü (örneğin) F2, F1’in deneyimlerinin belleğine sahip. Farz edelim ki F3, F2’nin deneyimlerine sahip ama F1’in belleğine sahip değil. Bu durumda F1 ve F3 psikolojik olarak bağlantılı olmasa da psikolojik olarak süreklidir. (Parfit’in görüşüne göre eğer en baştan özel bir ilgi kurulursa, psikolojik bağlantı ve sürekliliğin ikisi de özel ilgi gerektirir.) Yukarıdaki durumlarda A, B ve C kişiyle süreklidir. Egoist birisi devamlılığın özel bir ilgi için yeterli olduğunu iddia edebilir; bu iddia bahsedilen durumlara uyar. Öyleyse kişinin devamlı olduğu bütün gelecek benliklerini özellikle önemsemesi için sebebi varken devamlı olmadığı diğerlerini önemsemesi için herhangi bir sebebi yoktur. (Bu ve Parfit’le ilgili diğer endişeler için: bkz. Brink 1992, Johnston 1997, Hills 2010 111–116.)

Parfit bu duruma özel ilgi için devamlılığın yeterli olmayabileceği şeklinde yanıt verebilirdi. F1’in F3’üözellikle önemsemesi için bir nedene sahip olması açık değildir – F3 bir yabancı hatta itici birisi gibi görünebilir. Bazı insanlar gençken, şu an da sevmedikleri birisi gibi olmaktan endişe duyarlar. Fakat, bu insanlar gelecekteki bu kişiyi önemsemek için bir sebep görmezler. Bu endişe mantıklıdır; fakat eğer önemsemek için devamlılık yeterli olsaydı, bu endişe mantıklı olmazdı. Bu durumda belki hem devamlılık hem de bağlantı veya belki de devamlılık ve beğeni gereklidir. Bu durum, Parfit’in kişinin gelecek benliklerinden bazılarını özellikle önemsemesinin gerekli olmadığı sonucunu çıkarmasına izin verirdi. Fakat şu an bu kişiyle çok az bağlantılı (veya çok az hayranlık uyandıran) insanları özellikle önemsemesi için sebebi olması sonucunu haklı çıkarmazdı.

Bazı insanların gelecek sürekli benliklerini özellikle önemsemeleri bir endişe konusudur. Bu özel ilginin ne zaman verilmesi gerektiğine dair karşıt sezgilerle birlikte, özel ilgi hakkındaki sezgilerden bu ilginin temelini tartışma taktiği şüphelidir.

Rasyonel egoizme karşı farklı ve yeni bir argüman vardır (Rachels ve Alter 2005, Tersman 2008, ve özellikle De Lazari-Radek ve Singer 2014). (1) Rasyonel egoizmin doğru olduğuna inanmak rasyonel egoizm gerçek olsa da olmasa da kişinin üreme uyum başarısını arttırır. (2) Bu yüzden kişinin rasyonel egoizmin gerçek olduğuna olan inancı (ya da daha çok rasyonel egoizmin yansıma yoluyla kişiye gerçek görünmesi) rasyonel egoizmin haklı gösterilmesine yardımcı olmaz çünkü rasyonel egoizm doğru olsa da olmasa da kişi bu inanışa sahip olurdu. (3) Diğer bazı normatif inanışlara göre (faydacılıktaki inanış gibi) inanışa sahip olmak üreme uyum başarısını arttırmaz. (4) Bu sebeple kişinin (diyelim ki) faydacılık doğrudur inancı faydacılığın haklı gösterilmesine yardımcı olabilir. ((3) ve (4) olmadan, rasyonel egoizme karşı özellikle bir argüman yoktur.)

Burada evrimsel çöküş argümanlarına olan genel itirazları bir kenara koyuyorum (bkz. örneğin, Shafer-Landau 2012).

Üreme uyum başarısını en iyi arttıran şeyin rasyonel bir egoist olmaktan ziyade bir akraba altruist gibi hareket etmek olması bir endişedir. (Crisp 2012, Diğer İnternet Kaynakları). O zaman, muhtemelen kişinin üreme uyum başarısını arttıran şey rasyonel bir egoist olmaktan ziyade akraba altruist gibi hareket etmesi gerektiği inanışıdır. (Eğer üreme uyum başarısı ile inanış arasında bir bağ varsa ve rasyonel egoizmin doğru olduğuna inanmak üreme uyum başarısı için en iyisiyse, birçok kişinin rasyonel egoizmin doğru olduğuna inanması beklenirdi. Fakat çok az insan buna inanıyor, çoğu insan Broad’ın kendine işaret eden (self-referential) altruizmini destekler (Broad 1971b)). De Lazari-Radek ve Singer rasyonel egoizmin tavsiyelerinin faydacılığın önerilerinden çok akraba altruizminkilere oldukça benzer olduğunu söyler (2014 194). Fakat rasyonel egoizm ve akraba alturizm tamamen zıt önerilerde bulunurlar. Örneğin akraba alturizmi kişi ailesini sevse de sevmese de onlar için kendisini feda etmesini önerebilir. Öte yandan rasyonel egoizm ise kişinin kendisini feda etmesini yalnızca kişinin kendisini feda edip ölmesinin kendisini feda etmeyip yaşamasından daha çok bu kişinin refah seviyesini yükseğe çıkaraksa önerir. Ayrıca öncül olarak akraba alturizmi sonuç olarak da rasyonel egoizmi içeren mantıklı bir argüman düşünmek oldukça zordur. Bu yüzden akraba alturizmle ilgili şüpheler rasyonel egoizm argümanlarını altüst ediyor gibi görünmemektedir. Önerilerin yakınlığındaki farkı belirlemenin rasyonel egoizmi çürütüp faydacılığı çürütmediği sonucunu haklı çıkarması açık değildir.

Bir diğer endişe de eğer kişinin kendi refahını önemsemeye sebebi olduğu inanışı gereksizse, öncül olarak başlayan ve daha sonra kendi refahı üzerindeki odağın keyfi olduğunu ve bu yüzden bu odağın herkesi kapsayacak şekilde genişletilmesini söyleyen argümanı çürütülmesidir. Bu durum kişinin diğerlerinin refahını önemsemesi için sebebi olduğu sonucuna varmanın başka yolları olduğu şeklinde cevaplanabilir (de Lazari-Radek and Singer 2014 191). Belki de faydacılık gibi bir olgu başka sebeplerden çıkarım yapılmasından ziyade apaçık şekilde haklı çıkarılır. Evrimsel argüman bir inanış doğru olsa da olmasa da kişilerin bu inanışa sahip olacağını belirterek bu inanışın desteğinin çürütülebilmesinin yalnızca o inanışa hitap edilerek ulaşılabileceği sonuçlarını hedefler. O zaman rasyonel egoistlerin, rasyonel egoizme ulaşmanın diğer yolları olduğunu söylemeleri uygun olur. Fakat bu durum gelecek vaat etmeyebilir çünkü rasyonel egoizmi apaçık bir şekilde haklı çıkaran en belirgin yol (1) ve (2) tarafından çürütülecektir. Fakat (i) eğer kişinin rasyonel egoist olmaktan ziyade akraba alturisti olarak hareket etmesi gerektiği inancı üreme uyum başarısını en iyi ölçüde arttıran şeyse, rasyonel egoizm, faydacılık gibi, (1) ve (2) tarafından çürütülmez. (ii) Faydacılığın (ve herhangi mantıklı bir teorinin) bileşeni, acının kötü olduğu inancı, doğru olsa da olmasa da üreme başarısını en iyi ölçüde arttıran bir inanış gibi görünür (bkz. Kahane 2011 ve 2014). Hiçbir şey iyi ya da kötü olmasa bile acının kötü olduğuna inanmak kişinin acıdan kaçınma motivasyonunu arttırıp daha uzun süre hayatta kalmasını sağlayabilir.

Bir diğer endişe ise inanışa sahip olmanın üreme uyum başarısını en iyi ölçüde arttırıp arttırmadığının açık olmamasıdır. De Lazari-Radek ve Singer argümanlarının acının kötü olduğuna inanma gerekçesini yok ettiği itirazına yanıt olarak, acının kötü olduğuna inanmanın hiçbir avantajı olmadığını ve bu yüzden kişinin bu tür inanışlar olmadan acıdan kaçınmaya yeterince motivasyonlu olduğunu savunurlar (de Lazari-Radek ve Singer 2014 268–269; genel konu için, bkz. Parfit 2011 s. 2 527–30). Aynı durum rasyonel egoizm için de geçerli gibi görünüyor: Kişinin rasyonel egoizmin gerçekliğindeki herhangi bir inanışa gerek duymaksızın egoist bir şekilde hareket etmek için yeterince motivasyonu vardır.

4.Sonuç

Psikolojik egoizm için olasılıklar düşüktür. Bazı versiyonları empirik argümanlardan sıyrılsa da geleneksel felsefi çelişkiler dikkate alındığında doğru olduğunu düşündürtecek çok az sebep var. Olsa olsa şüpheciliğin bazı formları gibi mantıklı bir olasılık olurdu.

Etiksel egoistler bunun yerine rasyonel egoizmi savunarak en iyisini yaparlar.

Rasyonel egoizm keyfilikten, Nagel,Parfit ve evrimsel çöküntüden itirazlarla karşı karşıyadır. Bu endişeler belirleyici değildir. Bu ve rasyonel egoizmin tarihsel popularitesi göz önüne alındığında birisi bunun ciddiye alınması gerektiği sonucuna varabilir. Ancak tarihsel kayıtlardan şüphe etmek için en az bir neden vardır. Bazı filozoflar motivasyon ile ilgili oldukları için ahlaki eylem ve çıkarlar arasındaki bağlantıyı vurguladı. Bu çıkarların kendileri için normatif olduğu anlamına gelmez. Ve birçok filozof Tanrının, ahlaki olarak hareket etmenin kişinin çıkarlarını en üst düzeye çıkardığını düşünerek rasyonel egoizmi savunmuştur. (Bazıları Tanrı’ya bir rol vermek için erdemi hak etmenin zorunlu olduğunu vurgulamaya yatkındı.) Bu inanç azaldıktan sonra onların ne diyeceği ise açık değildir. (Shaver 1999, bölüm 4) 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Buildings Out of Glass: Are Skyscrapers the Future of Modern Cities?

Modern Davranışa Geçiş

Çevirmen

Evrim Ağacı

Evrim Ağacı

Çevirmen

Katkı Sağlayanlar

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim