Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Nihat Petroviç'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat

Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları!

11 dakika
0
Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları! BBC Science Focus Magazine
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Dünya'nın çekirdeği, sakin ve pürüzsüz bir küre değil; devasa dağlar, vadiler ve volkanlar gibi karmaşık yapılar içerir ve sismik dalgalarla haritalanmıştır.
  • Afrika ve Pasifik altında bulunan devasa düşük hız bölgeleri, milyonlarca yıl boyunca varlığını sürdüren büyük mineral taneciklerinden oluşan yaşlı yapılar olarak tanımlanır.
  • Çekirdekte keşfedilen simit biçimindeki bölgeler ve iç çekirdeğin şekil değiştirmesi, Dünya'nın manyetik alanını etkileyerek gezegenin gelecekteki yaşanabilirliği hakkında önemli ipuçları sunar.

Okulda Dünya'nın çekirdeğini öğrenirken onu sakin bir küre olarak hayal ederiz. Pürüzsüz, hareketsiz ve bir pinpon topu kadar yuvarlak bir yapı... Tıpkı bir matruşka bebek seti gibi birbirini saran çeşitli katmanların en dibinde, öylece durduğunu düşünürüz.

Elbette gerçek tablonun bundan çok daha karmaşık olduğunu uzun zamandır biliyoruz. Dünya'nın demir açısından zengin çekirdeği, gezegenin yüzeyinin ötesine geçip uzaya kadar uzanacak kadar güçlü bir manyetik alan üretir. Bu alan, Güneş'in yıldız rüzgarlarıyla etkileşime girerek manyetosfer dediğimiz yapıyı ortaya çıkarır.

Dünya'nın çekirdeğinden dışarı yansıyan bu etkiyi incelediğimizde, çekirdeğin sürekli hareket halinde olduğunu ve parlayan bir pinpon topuna hiç benzemediğini görüyoruz.

Tüm Reklamları Kapat

Hatta Dünya'nın katmanları arasında ilerleyen sismik dalgalar (deprem dalgaları) üzerine yapılan son çalışmalar, çekirdeğin sınırlarının, yeryüzünün topoğrafyasıyla yarışacak kadar dramatik bir tablo çizdiğini gösteriyor.

Görünen o ki, çekirdeğin kendi dağları, vadileri, toprak kaymaları ve hatta biz onun haritasını çıkardıkça çekirdeğin yüzeyini değiştiren volkanları bile var.

Şaşırtıcı bir şekilde, sismik dalgalar üzerinde yapılan çalışmalar, alt mantoya doğru uzanan ve Everest Dağı'ndan çok daha uzun (yaklaşık 9 kilometre) devasa yapıları ortaya çıkardı.

Bu "dağlar", Güneş Sistemi'ndeki Mars'ta bulunan 22 kilometre yüksekliğindeki devasa kalkan volkanı Olympus Mons da dahil olmak üzere, yüzeyde yer alan bilindik tüm zirvelerden daha yüksektir.

Tüm Reklamları Kapat

Dünya'nın çekirdeğinden yukarı doğru yükselen dağlar, 1000 kilometre gibi şaşırtıcı yüksekliklere ulaşabiliyor (bu, Everest Dağı'nın yüksekliğinin 100 katından bile fazladır).

Bilim insanları çekirdeğin hayal ettiğimizden çok daha çalkantılı bir yer olduğunu keşfettikçe, doğal olarak onun her zaman böyle olup olmadığını sorgulamaya başlıyorlar.

Çekirdeğin değişen yüzeyinin haritasını çıkarmak için sismik dalgaları kullanan bir dizi projenin merkezindeki temel soru tam olarak budur.

Ancak daha da heyecan verici olanı, araştırmacıların çözdükleri her bir gizemin ardından bulgularında yeni bir anormalliğin ortaya çıkmasıdır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Yer Altındaki İki Büyük Dağ

Dünya'nın, biri Afrika'nın altında gizlenmiş, diğeri ise Pasifik'in derinliklerine yerleşmiş özellikle büyük iki yer altı dağı vardır.

Her ikisi de yüzeyin yaklaşık 2000 kilometre altındadır. Yani bizden, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotların olduğundan beş kat daha uzaktalar.

Pasifik'in altındaki dağ öylesine devasadır ki, genişliği yaklaşık 3000 kilometredir. Bu da neredeyse Ay kadar geniş olduğu anlamına gelir. Bu dağlar birlikte değerlendirildiğinde, Dünya'nın tüm hacminin %6'sını oluşturacak kadar büyüktür.

Bu, akıl almaz bir miktardır. Ancak bunu bir perspektife oturtmak için Dünya'nın uçsuz bucaksız okyanuslarını düşünün. Okyanuslar, gezegenimize "Mavi Gezegen" dememize yetecek kadar geniş bir yüzeyi kaplasalar da gezegenin tüm hacminin sadece %0,12'sini oluştururlar.

Bu yeraltı devlerine, jeologlar Tuzo Wilson ve W. Jason Morgan'ın anısına Tuzo ve Jason adları verilmiştir.

Genellikle dağ olarak adlandırılsalar da teknik olarak büyük düşük hız bölgeleri (İng: "large low-velocity provinces" veya kısaca "LLVP") olarak bilinirler. Bir başka deyişle, bu yapılar sismik dalgaları yavaşlatan devasa alanlardır.

Tüm Reklamları Kapat

Bu yapıların varlığı, tam olarak sismik dalgalar üzerindeki etkileri sayesinde keşfedildi. İlk olarak 1980'lerde fark edilen bu bölgeler, 1994'te Bolivya'da meydana gelen bir depremin ardından çok daha iyi anlaşıldı. Hollanda'daki Utrecht Üniversitesinden sismolog Prof. Dr. Arwen Deuss bunu şöyle açıklıyor:

Kimse büyük düşük hız bölgelerinin yalnızca geçici bir fenomen mi olduğunu yoksa milyonlarca, belki de milyarlarca yıldır orada mı durduklarını bilmiyordu.

Dalma-Batma ve Levha Mezarlıkları

Büyük düşük hız bölgeleri, "levha mezarlıkları" olarak bilinen bölgelerle çevrilidir. Buralar, talihsiz tektonik levhaların son dinlenme yerleridir. Tektonik levhalar, Dünya'nın yüzeyini oluşturan ve birbirine geçen devasa yapboz parçalarıdır.

İki levha birbirine sürtündüğünde deprem tetiklenebilir; ancak bir levha diğerinin altına da kayabilir. Bu sürece dalma-batma adı verilir. Dalan bir levha, manto boyunca tamamen dibe çökerek, mantonun zemininde jeolojik bir gemi enkazına dönüşebilir ve Dünya'nın çekirdeğiyle buluştuğu noktaya kadar inebilir.

Ne var ki büyük düşük hız bölgeleri üzerine yapılan son araştırmalar, bu bölgeler hakkında bildiğimizi sandığımız şeyleri sorgulatıyor.

Arwen Deuss liderliğindeki bir ekip, sismik dalgaların büyük düşük hız bölgelerinden geçerken nasıl enerji kaybettiğini veya nasıl "sönümlendiğini" inceledi. Deuss'un ekibi, beklentilerinin aksine, dalgaların çok az enerji kaybettiğini buldu. Dalgalar komşu levha mezarlıklarından geçtiğinde çok daha fazla enerji kaybediyordu.

Dikkatli bir analizin ardından ekip, bu farkın levhaları ve dağları oluşturan mineral taneciklerinin boyutundan kaynaklandığı sonucuna vardı. Mezarlıktaki levhalarda bulunan tanecikler küçük ve sıkıca paketlenmiştir. Bu da sismik dalgaların içlerinden geçmesini zorlaştırır. Deuss, durumu şöyle özetliyor:

Büyük düşük hız bölgelerinin çok az sönümleme göstermesi, çok daha büyük taneciklerden oluşmaları gerektiği anlamına geliyor.

Bu keşfin, Dünya'nın mantosunu bir bütün olarak anlamamız açısından önemli sonuçları vardır. Büyük taneciklerin bir araya gelmesi küçük olanlara göre çok daha uzun sürer. Bu da büyük düşük hız bölgelerinin yaşlı olması gerektiği anlamına gelir; bu yapılar muhtemelen yarım milyar yaşındadır. Manto genellikle tıpkı üzerindeki okyanuslar gibi iyi karışmış, girdaplar ve akıntılarla sürekli çalkalanan "hızlı akan" bir materyal bölgesi olarak kabul edilir. Buna rağmen elde edilen yeni sonuçlar, Tuzo ve Jason gibi devasa yapıların yüz milyonlarca yıl boyunca varlığını sürdürebileceğine dair ipuçları veriyor.

Tüm Reklamları Kapat

Batan Levhalar, Yükselen Dağlar

Hatta bu yapılar çok daha yaşlı bile olabilirler. Dünya'nın mantosundaki bu kıta büyüklüğündeki yapıların, ilk günlerinde Dünya'ya çarpan bir gezegenin devasa kalıntıları olduğuna dair inatçı ve büyüleyici bir fikir var. Astronomlar, bu çarpışmadan arta kalan enkazın zamanla birleşerek Ay'ı oluşturduğunu düşünüyor.

Agora Bilim Pazarı
MAGUS Bio 230T Biyoloji Mikroskobu
MAGUS Bio 230T tıp, ilaç, adli tıp, biyoteknoloji vb. alanlarda laboratuvar ve araştırma gözlemleri için bir trinoküler biyoloji mikroskobudur. Düz biyolojik ya…
Devamını Göster
₺109.020,77
MAGUS Bio 230T Biyoloji Mikroskobu

Büyük düşük hız bölgelerindeki tanecik boyutlarının, çevrelerindeki tektonik levha mezarlığındakilerden farklı olması da bu gizemi daha da artırıyor.

Ancak araştırmacıların Ay bağlantısı teorisine soğuk su dökebilecek yeni bulguları da var. Cardiff Üniversitesinden Dr. James Panton liderliğindeki bir ekip, Tuzo ve Jason'ın farklı bileşimlere sahip olduğunu buldu. Dr. Panton bu durumu şöyle açıklıyor:

Pasifik'teki büyük düşük hız bölgesinin dalan okyanusal kabuk açısından zenginleştiğini bulduk; bu da Dünya'nın yakın zamandaki dalma-batma geçmişinin bu farklılığı yönlendirdiğini gösteriyor.

Bu, bilim insanlarının Dünya yüzeyindeki materyallerin mantoya nasıl battığı hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlamasının yollarından sadece biridir.

2024'ün sonlarında sismologlar, Pasifik'in altında, Paskalya Adası yakınlarındaki mantoda saklanan ve bir zamanlar deniz tabanı olan bir kaya parçası keşfettiklerini duyurdular. Kabuksal materyalden oluşan bu levha parçası, ilk dinozorların ortaya çıktığı ve tüm modern kıtalarımızın birleşik olduğu bir zamanda, yani 250 milyon yıl önce batmaya başlamıştı.

Bu keşfi, çok geçmeden başka bir keşif izledi. İsviçre'deki ETH Zürih Jeoloji Enstitüsünden Thomas Schouten liderliğindeki bir ekip, ilk bakışta batmış tektonik levhalar gibi görünen mantodaki sayısız yamayı tespit etmek için yeni bir sismografik görüntüleme türü kullandı.

Ancak bu parçaların hepsi yanlış yerlerde duruyordu. Normalde bunların tektonik levhaların birleşme yerlerinin altında olması beklenir. Oysa bazıları, Batı Pasifik Okyanusu'nun altı gibi bildiğimiz kadarıyla hiçbir zaman tektonik aktivite yaşamamış yerlerde bulunuyordu. Schouten şöyle söylüyor:

Yeni yüksek çözünürlüklü modelle Dünya'nın mantosunun her yerinde bu tür anomaliler görebiliyoruz. Ancak bunların tam olarak ne olduklarını bilmiyoruz.

Sismik dalgalar bu bölgelerden tıpkı batan levhalardan geçtikleri hızda geçerler; ancak bu, söz konusu bölgelerin batmış levhalar olduğu anlamına gelmez.

Sayılarının çokluğu göz önüne alındığında, potansiyel bir alternatif açıklama, bunların başından beri mantoda bulunan eski, mineral bakımından zengin materyaller içeren bölgeler olmasıdır. Bu durumda, gezegenimizin doğumunun önemli "görgü tanıkları" olabilirler.

Bütün bunlar, ayaklarımızın altındaki dünya hakkında ne kadar az şey bildiğimizi, bizi şaşırtmaya devam ettiğini ve gezegenimizde nasıl var olduğumuzu anlamak açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Tüm Reklamları Kapat

Ultra Düşük Hız Bölgeleri

Alt mantoda, gezegenin çekirdeğiyle olan sınıra yakın bir yerde Dünya'nın geçmişine ait başka kayıtlar da gizleniyor olabilir.

2024 yılında, Utah Üniversitesinden jeolog Dr. Michael Thorne liderliğindeki bir ekip, Ultra Düşük Hız Bölgeleri olarak adlandırılan geniş bir ağın kanıtını buldu. Bu bölgelerden geçen sismik dalgalar P'ye kadar yavaşlayabiliyordu.

Bu bölgelerin varlığını daha önceden biliyor; onları Hawaii'nin volkanik adaları gibi sıcak noktaların yakınında buluyorduk. Ancak Thorne'un araştırması, bu bölgelerin Kuzey Afrika, Doğu Asya ve Kuzeybatı Pasifik'in altı da dahil olmak üzere her yerde olduğunu gösteriyor. Thorne bunu şöyle açıklıyor:

Bunlar, gezegende keşfedilen en aşırı yapılardan bazılarıdır.

Bilim insanları daha önce ultra düşük hız bölgelerinin, Dünya'nın gençliğinde düzenli olarak yağan uzay kayalarının kalıntıları olabileceğinden şüpheleniyordu.

Ancak bu kadar yaygın görünmeleri, onların daha modern olduklarını ve belki de bugün hala aktif olarak oluştuklarını düşündürüyor.

Kesin mekanizma belirsizliğini koruyor olsa da Thorne tarafından ortaya atılan bir fikir, deniz tabanındaki okyanus ortası sırtları olarak bilinen tektonik sıradağların etrafındaki malzemenin eridiği yönündedir. Bu malzeme daha sonra mantoya yayılarak büyük düşük hız bölgelerinin sınırlarında birikir.

Tüm Reklamları Kapat

Simit Biçiminde Sarsıcı Bir Keşif

Mantonun altına indiğinizde Dünya'nın çekirdeğine ulaşırsınız. İç ve dış çekirdek olarak ikiye ayrılan bu yapının tamamı yaklaşık 7000 kilometrelik bir çapa sahiptir.

Bu boyutlar, Dünya'nın çekirdeğini Mars gezegeninden biraz daha büyük yapar. Adeta gezegen içinde gezegen barındırmak gibidir ve doğrusu çekirdeğin dünya dışı birçok özelliği vardır. Örneğin iç çekirdek, neredeyse Güneş'in yüzeyi kadar sıcaktır.

2024'ün ortalarında, Avustralya Ulusal Üniversitesinden sismolog Dr. Xiaolong Ma ve jeofizikçi Prof. Dr. Hrvoje Tkalčić, çekirdekte Dünya'nın ekvatoruna paralel, simit biçiminde büyük bir bölge keşfettiler.

Sismik dalgalar bu bölgede, çekirdeğin geri kalanına kıyasla yaklaşık -aha yavaş hareket ediyor. Araştırmacılar, bu alanın sadece birkaç yüz kilometre kalınlığında olduğunu tahmin ediyorlar. Tkalčić şöyle belirtiyor:

Bu bölgenin silikon ve oksijen gibi daha hafif elementler içerdiğini düşünüyoruz. Çekirdekten geçen ve Dünya'nın manyetik alanını üreten devasa sıvı metal akıntıları üzerinde çok önemli bir rol oynuyor olabilir.

Güney Kaliforniya Üniversitesinden sismolog Prof. Dr. John Vidale liderliğindeki ayrı bir araştırmaya göre, Dünya'nın iç çekirdeği son 20 yıl içinde şekil değiştirmiş bile olabilir. Dünya'nın iç çekirdeği katıdır ve erimiş dış çekirdekten bağımsız olarak döner.

Vidale, iç çekirdeğin en üstünün dış çekirdekle buluştuğu yerde 100 metre uzunluğunda küçük deformasyonlar tespit ettiğini düşünüyor. Vidale şöyle anlatıyor:

Tüm Reklamları Kapat

Erimiş dış çekirdeğin çalkantılı olduğu yaygın olarak biliniyor. Ancak bu çalkantının insan ömrü ölçeğinde komşusu iç çekirdeği bozduğu daha önce gözlemlenmemişti. Bu çalışmada ilk kez gözlemlediğimiz şey, muhtemelen dış çekirdeğin iç çekirdeği rahatsız etmesidir.

Vidale'ye göre bu tür rahatsızlıklar, devasa toprak kaymalarının yanı sıra bu sınır boyunca fokurdayan volkanlara bile yol açabilir. Her ne kadar aradaki devasa mesafeler bunları kesin olarak kanıtlamayı oldukça zorlaştırsa da.

Dünya'nın Sonunun Başlangıcı

Bu değişiklikler, belki de Dünya ve gezegenin yaşanabilirliği için sonun başlangıcıdır. Erimiş dış çekirdek yavaş yavaş katı iç çekirdeğin üzerine donmaktadır.

Birkaç milyar yıl içinde tamamen katılaştığında, Dünya'nın manyetik alanı kapanacak ve bizi Güneş'in ve onun yıldız rüzgarlarının yıkıcı etkilerine karşı korumasız bırakacaktır. Bu yüklü parçacık akışı, tıpkı bir zamanlar Mars'a yaptığı gibi gezegenimizin atmosferini yavaş yavaş yok edecek ve Dünya'yı çorak, cansız bir çöle dönüştürecektir.

Çekirdek, Dünya'nın mevcut durumu için her zaman bir öncü gösterge olmuştur. Modern çekirdek, gezegenin ilk etapta ne kadar hızlı oluştuğuna dair ipuçları bile barındırıyor olabilir. Tüm bunlar, helyum-3 olarak bilinen nadir bir helyum formuna bağlıdır.

Helyum o kadar hafiftir ki Dünya'nın kütleçekiminden kolayca kurtulup uzaya sızar. Ne var ki çekirdek, erken Güneş Sistemi'nin devasa gaz ve toz bulutundan oluşurken bir miktar helyum-3'ü hapsetmiş olabilir. Sorun şu ki çekirdek büyük ölçüde demirden oluşur ve bilim insanları geleneksel olarak demir ile helyumun karışmadığını düşünmüştür.

Ancak Japonya'daki Tokyo Üniversitesinden araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışma bu fikri sorgulamaya açmıştır.

Tüm Reklamları Kapat

Eğer helyum-3 ve demir gerçekten birbirine karışıyorsa, Dünya'nın çekirdeğinde ne kadar helyum-3 olduğunu bulmak, gezegenin ne kadar hızlı oluştuğuna dair uzun süredir devam eden bir tartışmayı çözmeye yardımcı olabilir.

Eğer yaygın olarak inanıldığı gibi Dünya'nın oluşumu yaklaşık 100 milyon yıl sürdüyse, çekirdekte çok fazla helyum-3 bulunmayacaktır; çünkü bu gazın dışarı sızmak için bolca zamanı olmuştur. Çok daha yüksek bir helyum-3 seviyesi, Dünya'nın çok daha hızlı oluştuğunun göstergesidir.

Jeologlar ve sismologlar, metaforik olarak perdeyi aralamalarını ve Dünya'nın iç katmanlarının gizli sırlarını öğrenmelerini sağlayacak ipuçlarını yavaş ama emin adımlarla bir araya getiriyorlar.

Araştırmacılar bugüne kadar hayal ettiklerinden çok daha gizemli ve kafa karıştırıcı bir bölgeyi ortaya çıkardılar. Dolayısıyla, şimdilik cevaplardan çok sorumuz var. Ancak ne kadar çok şey keşfedersek Dünya'nın tarihi ve onu nasıl yuvamız olarak adlandırdığımız hakkında o kadar çok şey anlayacağız.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
Destekçilere Özel Soru-Cevap Kategorisi
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Profilini Görüntüleyenlerin Tamamı
10 Özel Argüman Dosyası
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Özetini Oku
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/08/2026 17:58:31 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23607

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
L. Thomas, et al. Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları!. (8 Ağustos 2026). Alındığı Tarih: 8 Ağustos 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/23607
Thomas, L., Korkmaz, D., Uçar, D. Ş. (2026, August 08). Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları!. Evrim Ağacı. Retrieved August 08, 2026. from https://evrimagaci.org/s/23607
L. Thomas, et al. “Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları!.” Edited by Damla Şahin Uçar. Translated by Derya Korkmaz, Evrim Ağacı, 08 Aug. 2026, https://evrimagaci.org/s/23607.
Thomas, Ling. Korkmaz, Derya. Uçar, Damla Şahin. “Dünya'nın Çekirdeğinde Gizlenen Devasa Yapılar ve Yera Altı Dağları!.” Edited by Damla Şahin Uçar. Translated by Derya Korkmaz. Evrim Ağacı, August 08, 2026. https://evrimagaci.org/s/23607.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İnsanlık, yeni keşiflerden kötülüklerden çok iyilikler çıkaracaktır."
Marie Curie
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)