Doğrulandı: İdrar, Sanıldığının Aksine Temiz (Steril) Değil!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İdrarın steril, yani bakterilerden arınmış olduğuna dair genel kabul, yeni bir araştırmayla yanlışlandı ve bu düşüncenin bir mit olduğu anlaşıldı. Evet, havuza ya da denize çiş yapılsa bile idrarın temiz olmasından ötürü kişilere zarar vermeyeceğini ileri süren iddia aslında tamamen hatalı. Daha yaygın bir şekilde, acil durumlarda bir yaranın üzerine idrar dökmenin yarayı steril hale getireceği veya zor durumlarda idrar içmenin sorun olmadığı iddiaları da tamamen yanlış.

Chicago'da bulunan Loyola Üniversitesi'nden araştırmacıların 18 Mayıs 2014'te Boston'da düzenlenen Amerikan Mikrobiyoloji Cemiyeti toplantısında sunduğu rapor, idrarımız içerisinde de bakterilerin yaşadığını gösterdi. Hatta idrarımız içerisinde yaşayan bazı bakterilerin çeşitli idrar kesesi hastalıklarıyla ilişkili olabileceği bile ortaya kondu. Bu hastalıkların, bu keşiften önce mikroplardan değil, nöromasküler sorunlardan kaynaklandığı düşünülüyordu. Loyola Üniversitesi'nde bir doktora öğrencisi olan Evann Hilt, şöyle söylüyor:

"İdrar hakkında bildiğimiz her şeyi gözden geçirmemiz gerekiyor."

Yıllar boyunca doktorlar, idrarın steril olduğunu düşündüler. Hilt'in söylediğine göre bu mit günümüzden 50 yıl öncesine, böbrek enfeksiyonlarıyla ilgili görüntüleme yöntemlerinin 1950'lerde Edward Kass tarafından keşfine kadar gidiyor. Bu test öylesine kolay ve hızlıydı ki, kısa sürede idrar kesesi enfeksiyonlarını görüntülemek için de kullanılmaya başlandı. Ancak bu test, açık havada, 35 santigrat derecede, 24 saat boyunca bekleyen az miktarda idrar içerisindeki bakterilerin yetiştirilmesine dayanıyordu. Bu işlem sonucunda eğer ki idrar örneğinin her 1 mililitresinde 100.000'den daha az sayıda bakteri kolonisi oluşturabilecek küme bulunuyorsa, idrar steril demekti. Ancak günümüzde anlaşılan o ki, Kass tarafından belirlenen bu standart koşullar, tüm bakterilerin gözlenmesi için yeterli değil.

Hilt ve arkadaşları sağlıklı bir insanın idrarında bakteri olabileceğinden şüpheleniyorlardı, çünkü Loyola Üniversitesi'ndeki bir başka araştırma ekibi tarafından daha önceden yapılan araştırmalarda, bu tür sağlıklı bireylerin idrarında bakteri DNA'sı bulunmuştu. Nisan 2012'de Clinical Microbiology dergisinde yayımlanan bu araştırma, bakterilerin canlı olarak idrarda bulunabileceğini kanıtlayamamıştı.

Bu gizemi çözmek için araştırmacılar bir kateter yardımıyla aldıkları bakterileri çeşitli maddeler üzerinde, çeşitli şartlar altında yetiştirdiler. Örneğin oksijensiz ortamda veya daha yoğun karbondioksit bulunan ortamda... Eğer ki daha önceden yapılan test güneşli bir günde toprağa sadece 1 tohum atarak bitki üretmeyi ummak ise, yeni araştırma çok çeşitli topraklara ve çok çeşitli ortamlara 100'er tohum ekmek ve bundan bitki üretmeye çalışmak gibiydi. Ayrıca bu yeni araştırmada bakterilere üremek için 24 değil, 48 saat süre tanındı.

Araştırmanın sonucu açık ve netti: sağlıklı bireylerin idrarında, daha önceden tespit edilememiş çok sayıda bakteri yaşıyordu. Bu bakterilerin daha önceden keşfedilememesinin çok basit bir nedeni vardı: daha önce araştırmacılar hiç bu kadar detaylı bakmamışlardı. Sağlıklı insanların %70'inden fazlasının idrarında, en az 33 farklı bakteri cinsi yaşıyordu. Bazı hastalıklara sahip bireylerin idrarlarında bu sayı 77 cinse kadar çıkıyordu! 

Bu araştırmada bir klinikte bulunan hastalardan alınan örnekler de kullanıldı. Örneğin hastalardan birinde "fazla aktif idrar kesesi" durumu bulunuyordu. Yani hastanın aniden ve çok sık olarak çişini yapması gerekiyordu. Bu hastalığa sahip bireylerde, belli tür bakteriler sayıca daha fazla bulunuyorlardı. Bu da, bu mikropların söz konusu hastalıkta rol oynayabileceğini düşündürüyor. Hilt şöyle söylüyor:

"Bu bakteri sayısındaki fazlalığın fazla aktif bir idrar kesesine sahip olmanın nedeni mi, yoksa sonucu mu olduğundan emin değiliz. Ancak şu bir gerçek ki, kadınların %15'inde fazla aktif idrar kesesi sorunu var ve bu hastalara uygulanan, kas ve sinir sistemini hedef alan ilaçlar sadece %50'sinde işe yarıyor."

Her ne kadar denek olarak kullanılan kişilerin hiçbirinde idrar yolu hastalıkları bulunmuyor olsa da, idrar içerisinde yaşadığı keşfedilen bakteriler arasında, kimi zaman alt idrar yolu hastalıklarından sorumlu olan Actinobaculum schaalii türü de bulunuyor. İdrar içerisinde yaşayan bir diğer bakteri türü ise Aerococcus urinae. Bu tür, özellikle yaşlı bireylerde idrar ve kalp hastalıklarına neden oluyor. Tıp araştırmacıları, insan mikrobiyomunu, yani insan vücudunda yaşayan bakterileri çalışmaktan büyük bir heyecan duyuyor. Hilt bunu şöyle anlatıyor:

"Kimin iyi, kimin kötü olduğunu bilmek istiyoruz. Ayrıca birbirleriyle ve bulundukları konak canlıyla nasıl etkileşime geçtikleri bizi oldukça ilgilendiriyor."

Bu önemli, çünkü enfeksiyonlara nasıl yaklaşacağımızı belirleyen bu bilgiler. Örneğin idrar içerisindeki bakterilerin hangilerinin iyi, hangilerinin kötü olduğunu tespit etmek, bu bakterilerden kaynaklı enfeksiyonlarla mücadele etmemizde büyük role sahip. Bu sebeple idrarın içerisinde bakterilerin yaşayabildiğinin keşfi, çok büyük bir önem arz ediyor.

Şu anda, insanın bakterilerden arınmış, steril olan herhangi bir bölgesi olup olmadığı bilinmiyor. Daha önceden buna aday 3 bölge vardı: ana karnındaki bebeğin plasentası, beyin ve idrar. Plasenta içerisinde bakterilerin yaşamadığı iddiası daha önce çürütülmüş; hatta bebeklerin sindirim kanalı içerisinde belli sayıda bakteriyle doğduğu gösterilmişti. Beyinde de bakterilerin yaşayabildiği, hatta toprakta yaşayan bazı bakterilerin beynimiz içerisinde bulunduğu gösterildi. Böylelikle üçüncü ve son aday olan idrarın steril olduğu iddiası da çürütülmüş oldu.

Dolayısıyla bir dahaki sefere bir yerinizi kestiğinizde, yanınızda temiz su bulunmuyorsa üzerine idrar dökmeyi denemeyin. Bırakın kanınız aksın ve yaranın etrafını, mikroplarla mücadele edebilecek beyaz kan hücrelerine bulasın. Böylece enfeksiyon kapma şansınız daha düşük olacaktır (tabii yaranız deliler gibi kanamıyorsa; bu başka bir hikaye).

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. ASM 2014
  2. Journal of Clinical Microbiology
  3. The Journal of Infectious Diseases
  4. Frontiers in Cellular and Infection Microbiology
  5. Research in Microbiology
  6. PLoS One
  7. ScienceNews
  8. LiveScience

Fırfırlı Köpekbalığı

Uzaydaki İlk Maymun: Ham

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim