Doğanın Öfkesi: Süperhücre (Supercell) Orajı

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Gök gürültüsünün ve şimşeğin yağmura eşlik ettiği fırtınalara verilen isim olan, İngilizcede "thunderstorm", Türkçede ise meteoroloji alanında kullanıldığı tabiriyle Fransızca kökenli "oraj", doğanın en sık karşılaşılan fenomenlerinden bir tanesidir. Dünyanın geri kalanında olduğu gibi ülkemizin de genelinde oldukça sık rastlanan bir doğa olayı olan oraj, bazı durumlarda gündelik yaşantımızda kolay kolay göremeyeceğimiz ve dış dünyadan gelen bir oluşum şeklinde gözümüze görünebilir. Ülkemizde hemen hemen yok denebilecek kadar az sayıda karşılaşılan bir oraj tipi olan süperhücre orajı, belki de görüp görebileceğiniz en ihtişamlı ve ihtişamlı olduğu kadar da korkutucu bir doğa olayıdır.

Süperhücreyi tanımlamak için öncellikle fırtına konseptini temel olarak tekrardan ele almak daha iyi olur. Fırtına atmosferdeki hava dengesi ve akımın bozulması sonrasında ortaya çıkan ve genellikle kötü hava koşullarıyla özdeşleştirilen bir hava olayıdır. Bir kötü hava koşulunun fırtına sayılabilmesi için rüzgarın 60 km ve üzeri hızda esmesi şart sayılır ama halk arasında şiddetli sağanak yağmur ve gökgürültüsünün eşlik ettiği tüm doğa olaylarına hatalı olarak fırtına denebilmektedir.

Fırtına, yüksek basınçlı havanın çevrelediği bir alçak basınç odağının ortaya çıkması sonucunda oluşur. Ortaya çıkan basınç dengesizliği nedeniyle kuvvetli rüzgarlar doğar ve bu rüzgarlar da fırtına bulutları olarak bilinen cumulonimbus bulutlarını oluştururlar. Dengesiz havadan ortaya çıkan bu bulutlar da kendi içlerinde dengesiz havayı korudukları ve çevrelerindeki havanın basıncını etkiledikleri için gittikçe büyürler ve ortaya fırtına sistemi denilen bir bulut formasyonu ortaya çıkar. Fırtınalar karakteristik olarak yüksek hızda rüzgarlar ve şiddetli yağmurlar ile tanımlanırlar ancak her fırtınaya gök gürültüsü ve şimşek eşlik etmez. Ettiği zaman hava olayının adı oraj olur. Kısacası her oraj bir fırtınadır ancak her fırtına bir oraj değildir diyebiliriz. 

Fotoğraf 1: Süperhücre Orajıevrimagaci.org/dosyalar/icerikler/34148210_the-mothershipjpg.jpg" />

Orajlar kendi içerisinde dört kategoriye ayrılır. Bunlar tek hücre, çoklu hücre, squall hattı (kasırga hattı) ve süperhücre şeklindedir. Bu yazıda diğer tipleri es geçerek en kuvvetli ve tehlikeli oraj tipi olan süperhücreyi inceleyeceğiz.

Fırtına ve ileri evresi olan orajla ilgili genel bilgiyi verdiğimize göre, makalenin konusu olan superhücre orajından bahsedebiliriz. Süperhücre orajı veya süperhücreli oraj, İngilizcesi ile "supercell thunderstorm", içinde bir mezosiklon, yani daimi olarak dönme hareketinde olan yukarı akım barındıran bir fırtına sistemidir. Bu yüzden bazı kaynaklarda süperhücrelere “dönen oraj” denebilmektedir. 

Süperhücreler, diğer orajlara nazaran çok daha güçlü ve tehlikeli doğa olaylarıdır. O kadar kuvvetlidirler ki etraflarındaki havayı 35 kilometreye kadar değiştirebilirler. Yani İstanbul’un Kadıköy ilçesinde meydana gelen (pek mümkün olmasa da) bir süperhücre yüzünden Kocaeli’nin Gebze ilçesi civarları çok şiddetli rüzgarlar ve sağanaklardan etkilenebilir.

Süperhücreler kendi aralarında klasik, az yağışlı ve çok yağışlı şeklinde üçe ayrılır. Klasik süperhücre genel geçer olarak tüm süperhücre fırtınalarına verilen isimdir, az yağışlı süperhücreler diğerlerine göre göreceli olarak daha az tehlikelidirler, hortum yaratma olasılıkları daha düşüktür, yarattıklarında ise görüş açısı fazla olduğu için uzaktan görülebilir. Çok yağışlı süperhücreler ise üçünün arasında en tehlikeli türdür zira hortum yaratma olasılıkları çok fazla olduğu gibi, ciddi sağanak yağıştan dolayı hortumları gizleyebilir ve önlem alınma ihtimalini azaltabilirler. Buradaki “daha az tehlikeli” tanımı yanlış yönlendirmesin, süperhücrelerin tamamı normal bir fırtınaya ve oraja göre çok daha tehlikeli orajlardır ve kendi içlerinde göreceli olarak daha az veya çok tehlikelidirler.

Fotoğraf 2: Dönen Mezosiklonevrimagaci.org/dosyalar/icerikler/34691495_c02fdc8f858c4965fc3a.jpg" />

Süperhücreler genellikle hızı 90 kilometrelere rahatlıkla ulaşan rüzgarlar ve çok ağır ve ani yağışlarla karakterize olurlar. Yağış her zaman yağmur olmayabilir, süperhücrelerin bir kısmı tek damla yağmur bırakmadan ciddi bir dolu sağanağına sebep olabilir.  Anatomik olarak ciddi orajların bir numaralı belirtisi olan karakteristik örs şekilli cumulonimbus bulutu süperhücrelerde de mevcuttur. Örs şeklinde atmosfere doğru yükselen bulutun sebebi, yukarı doğru yükselen akımın çok şiddetli olması dolayısıyla bulutun atmosferin üst katmanına doğru genişlemesi, ancak troposferin en üst katmanlarındaki aşırı basınç, nem ve yoğunluk yüzünden daha yukarıya ilerleyemeyip katmanın etrafında görünmez bir bariyer varmışçasına genişlemesi sebebiyle oluşur. Genellikle örs kısmı ne kadar genişse yaklaşan fırtına o kadar ciddidir ve örsün atmosferin üst katmanındaki kısmı genellikle asıl fırtına bulutlarından önce gelir ve gün ışığını keser. Fırtına yaklaşırken havanın gitgide daha çok kararmasının altında bu yatmaktadır. Örs bulutu atmosferde 22 km kadar yüksekliğe çıkabilir. Normal bir yolcu uçağı ortalama 10 km yükseklikte uçmaktadır, bulutun yüksekliğini buradan hesap edebilirsiniz.

Fotoğraf 3: Örs Şekilli Cumulonimbus

Süperhücre orajlarını oluşturan bulutların ağır yağış veren kısımları ve hiç yağış olmayan kısımları mevcuttur. Genellikle bulutların ön ve arka kısımları yağış getirirken fırtınanın ortasında yağış olmaz, hatta hava dingin bile olabilir, buna da"fırtınanın gözü" (eye of the storm) denmektedir. Fırtına sistemi kendi içinde sürekli aşağı ve yukarı rüzgar akımı alışverişinde olduğu için, yağışın geçtiği bölgelerde serinlemiş olan hava, arkadan gelmekte olan fırtınanın merkezindeki ciddi akım dengesizliği yüzünden bulutun içine doğru çekilir. Bu ıslak ve doygun hava yukarı doğru çekildikçe yoğunlaşır ve yer ile bütünleşik bir bulut oluşturmaya başlar. Buluttan aşağıya doğru iniyormuş gibi görünen bu bulut aslen yerden yukarı doğru yükselmektedir ve bu buluta "duvar bulutu" (wall cloud) denir. Duvar bulutunun varlığı hortum çıkabileceğinin bir işaretidir. Duvar bulutu kendi etrafında dönüyorsa, parçalanıp tekrar birleşiyorsa ve yaklaşık on dakikadan daha uzun bir sürede dağılmadıysa bir hortuma dönüşme ihtimali yüksektir, bu yüzden duvar bulutu görüldüğü anda hortum alarmları verilir, storm-chaser adı verilen fırtınaları takip eden insanlar da duvar bulutunu gördükleri anda olası bir hortumu kaydetmek için hazırlık yaparlar.

Fotoğraf 4: Duvar Bulutu

Süperhücreler uzaktan bakıldığında derhal anlaşılabilecek kadar münhasır doğa olaylarıdır, zira yukarıda bahsedilen ciddi hava akımı yüzünden oluşan mezosiklon dönerek yere doğru alçalır ve bulutlardan yeryüzüne doğru inen devasa bir hortum görüntüsü oluşturur, ancak bu mezosiklon hiçbir zaman yere değmez ve dönmeye devam eder. Yukarı hava akımı ne kadar kuvvetli olursa mezosiklon o kadar fazla beslenir ve büyür ve hava şartlarını daha kötü hale getirme olasılığı artar.

Süperhücre orajları doğal afetler arasında en yıkıcı olanlardan birisidir. Ani ve çok yoğun yağış yüzünden sel baskınları, düşen yıldırımlar yüzünden çarpılmalar ve çıkan yangınlar (oraj bol yağışlı ise çıkan yangını söndürebilir ancak yangın sönmezse ve şiddetlenirse ortaya çıkan dumanlar yüzünden pyrocumulonimbus isimli yeni bir fırtına bulutu oluşarak daha fazla yıldırım da düşürebilir!), kasırga şiddetindeki rüzgarlar yüzünden evlerin çatılarını ve arabaları havaya fırlatma ve en tehlikelisi çıkabilecek hortumlar yüzünden hem can, hem de mal kaybında büyük artış meydana getirebilmektedirler. Fujita klasmanında en tehlikeli hortumlar sayılan F3 ve üzeri hortumlar süperhücrelerden doğmaktadır. 1999 yılında Oklahoma, ABD’de ortaya çıkarak tarihteki en şiddetli hortum olarak kayıtlara geçen Bridge Creek-Moore hortumu F5 skalasında bir hortum olup rüzgar hızı saatte 484 km olarak ölçülmüştür ve bu hortum o ana kadar görülmüş en büyük süperhücre orajlarından birinden doğmuştur.

Fotoğraf 5: Bridge Creek-Moore Hortumu

Amerika Birleşik Devletleri’nin iç bölgelerinde Kansas ve Oklahoma eyaletleri arasında Tornado Alley (Hortum Koridoru) olarak adlandırılan bir bölge vardır. Bölgenin bu ismi alma sebebi Amerika’da en çok hortum görülen bölge olmasıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda, bölgenin iki taraftan da dağ sırasıyla çevrili olması sebebiyle dağdan gelen soğuk hava ve aradaki yaylanın sıcak havası özellikle bahar ve yaz aylarında çatıştığı zaman şiddetli süperhücre orajları meydana gelmekte ve bunların da çoğunluğunun hortum oluşturmakta olduğu anlaşılmıştır. Tornado Alley çevresinde yerleşim yeri bu sebeple azdır ve bu bölgede ev yaparken ilave güvenlik kuralları da zorunlu kılınmıştır.

 

Sonuç olarak, süperhücre bizim ülkemizde kolay kolay görülebilecek bir fırtına tipi değil, zira denizlere olan kıyılarımızın fazla olduğunu düşünürsek süperhücrelerin oluşması için gereken hava koşulları mevcut değil. Fırtına ve orajlar ülkemizin ikliminin de bir parçası, hatta zaman zaman denizde çıkan hortumlara da aşinayız. Ancak yakın zamanda İstanbul’un Tuzla ilçesinde ilk defa bir hortumun denizden karaya çıktığını ve ufak skalada olmasına rağmen ciddi hasarlar verdiğini, 2014 yazında İstanbul’da çıkan başka bir orajda gene kasırgaya yakın kuvvette rüzgarlar estiğini düşünürsek, yarın bir gün gökyüzünde bir süperhücre bulutu gördüğümüzde çok fazla şaşırmamak ve gerekli önlemlerimizi almak gerek.

Son olarak Mayıs 2014’te Wyoming, ABD’de timelapse şeklinde videosu çekilmiş olan bir süperhücre videosunu da, tüm bu tanımlanan fenomeni canlı olarak görebilmeniz için paylaşıyoruz:


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. NOAA
  2. WeatherSavvy
  3. The Weather Prediction
  4. Tornado Facts
  5. Smithsonian
  6. Supercell
  7. Wikipedia

17 Yaşındaki Çocuk, HIV ve Menenjit ile Mücadele Etmemizi Sağlayacak Mutasyonları Keşfetti!

Bir Grup Orta Çağ Rahibi, Ay'ın Patladığını Mı Gördü? Ya Da Ne Gördü?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim