Defibrilatörler: 60'a Ayarla, Şarj Oluyor, Açılın, Bızzt!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Filmlerin vazgeçilmezlerinden biri dramatik defibrilasyon sahneleridir. Daha yaygın tabiriyle, duran bir kalbe elektrik şoku verme sahneleri. Hepsi aynı şekilde gelişir: beklenmedik bir anda, baş rol oyuncusunun veya o karakterle doğrudan ilişkili birinin ambulansta veya hastanede kalbi durur. Bunu nasıl anlarız? Tabii ki meşhur "düz çizgi" ve uzun "biiip" sesiyle. Yakışıklı veya güzel bir doktor hemen olaya müdahale eder, hemşireye ya da görevli birine bir voltaj değeri söyler, iki defibrilatör pedalını birbirine sürter, sonra hastanın üzerine koyar, etraftakilere "Açılın!" der ve pedal üzerindeki tuşlara basar: Bızzt! Hastanın göğsü hızla yattığı yerden kalkar, kasları gerilir, şöyle bir sarsılır, vücudu bir yay çizer ve sonra geri iner. Hemen gözler çizginin değişimindedir. Şok verildiğinde şöyle bir dalga tepeciği oluşur, eğer işe yaramadıysa, o tekrar düz çizgiye döner. Tekrar ve daha şiddetli bir şok verilir. Tekrar, tekrar ve tekrar. Çoğu filmde ne yazık ki dönüş olmaz, dramatik bir müzik girer, birileri ağlar. Bazılarındaysa o şoka bağlı atımdan sonra zayıf bir sinyal alınır ve hastanın kalbi normale döner. Doktor, muzaffer bir edayla gözlerini ufka diker, hasta yakınları sevinç gözyaşlarına boğulur, falan ve filan... Gerçek hayattaysa, bunların yarısı yanlıştır, diğer yarısı ise asla yaşanmaz. Çünkü defibrilatör, tam olarak böyle bir alet değildir, etkileri filmde gösterildiği gibi olmaz ve hiçbir zaman filmlerde gösterildiği zamanlarda kullanılmaz!

Defibrilatör, hayatı tehlikeye atabilecek kardiyak (kalple ilgili) ritim bozukluklarında, ventriküler (kalp karıncıklarındaki) fibrilasyonda (V-fib) ve kalp atımı alınamayan ventriküler taşikardi (V-tach) durumunda kullanılır. Bu sayılan durumların kalp durmasına (kardiyak arest) neden olmadan önce önlenebilmesi için kullanılır. Kalp durduktan sonra (buna asistol denir) defibrilatör işe yaramaz, sadece ilaçlar ve CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon veya "yapay solunum") işe yarar. Filmlerde görülen düz çizgi, neredeyse her zaman kalp durmasına işaret etmektedir; dolayısıyla defibrilatör bu durumlarda neredeyse hiç kullanılmaz, işin dramatize edilmesinden ibarettir. Bu, birinci hata veya abartmadır.

Defibrilatörler, yaklaşık 3000 voltluk bir potansiyel fark uygularlar. Bu, kulağa muazzam gelse de, bu elektrik potansiyeli 1 saniyenin 1000'de birinden daha kısa süre için uygulanır. Buna rağmen bu sürede geçen akım, 100 Wattlık bir ampulü 23 saniye boyunca yakabilir. Yine de bu tür bir uygulama, neredeyse hiçbir zaman hastayı yay gibi gerip, göğsünü havaya fırlatırcasına hoplatmaz. Eğer ki pedallar yerleştirilmesi gereken noktalara yerleştirilirse, kaslar bu şoktan oldukça az etkilenirler ve bu nedenle pek kasılmazlar. Kaslar kasılmadığında, göğüs yukarı doğru fırlayamaz. Sadece kötü veya isabetsiz yerleştirildiğinde ve bazı özel durumlarda kaslar da şiddetle uyarılır. Bu zamanlarda bile, sadece sert bir titreme görülür, hasta yay şeklini almaz, göğüs yukarı fırlamaz. Bu da, ikinci hata veya abartmadır.

Bir diğer hata, bu şokun amacıyla ilgilidir. Sanki elektrik şoku vermek, düzensiz bir ritmi düzene sokuyor ve kalbi tekrar çalıştırıyor gibi anlatılmaktadır. Halbuki olan, tam tersidir: bu devasa elektrik şoku, kalbi ani bir şekilde asistole (kalp durması haline) sokar. Ancak beyin ve kalbin kendi sinir ağı, tekrar elektrik atımları ürettiği için, bu anlık kalp durmasından sonra tekrar eski ritminde, normal şekilde çalışır (şok işe yararsa tabii). Yani şokun temel amacı, kalbi normal ritmine sokmak değil, kalbi anlık olarak durdurmaktır. Kalbi normal ritmine sokan, zaten kalbin kendi elektriksel atım mekanizmasıdır. 

Son bir hata da, bu şokun uygulanma biçimiyle ilgilidir. Filmlerde neredeyse her zaman anterior-apeks şemasında defibrilasyon uygulanmaktadır. Bu şemada, pedallardan biri sağ omzun biraz altına, diğeri sol koltuk altının alt kısmına, kalbin biraz alt-yanına yerleştirilir. Kısaca, filmlerde gördüğümüz gibi ikisi de kabaca göğüs üzerine konur. Bu, doğru bir uygulama olsa da, tercih edilen uygulama değildir. Çünkü elektrik potansiyeli, birbiriyle aynı hizada olan iki noktaya uygulanır ve şoktan istenen verim elde edilemez. Daha doğru ve sıklıkla tercih edilen uygulama, anterior-posterior şemasıdır. Burada, pedallardan biri kalbin üzerine, göğse konur. Diğeri ise hastanın sırtına, kalp hizasına yerleştirilir. Böylece iki pedal arasından akan yük, doğrudan kalp üzerinden geçer ve en çok onu uyarır. Bu şema, daha ziyade uzun dönem elektrotlar için kullanılsa da, mümkün olduğunda metal pedallı defibrilatörler için de yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna bir hata demek belki doğru olmaz; ancak filmlerde daha sık tercih edilen şemanın gösterilmemesi, sanırız göze daha çirkin gelmesindendir. Zira hastanın yan çevrilmesi gerekebilir, daha zahmetlidir, vs.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Major Defibrillation Myths and How to Answer Them
  2. Grainger
  3. Wikipedia

Böceklerde Bağışıklık Sistemi: Detaylı Bir İnceleme

Sırtımızı Kaşımak, Neden Daha Fazla Kaşınmasına Neden Olur?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim