Darwin, Richard Owen, Türlerin Kökeni ve Sosyal Medya

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Charles Darwin, 24 Kasım 1859 senesinde Türlerin Kökeni Üzerine isimli şaheserini yayınladığında, daha baskı gününde kitabın 1250 kopyasının tamamı satıldı! Ancak ilk birkaç ay boyunca kitabın içerisindeki bilimsel tezin anlamı ve önemi bilim camiasında, dolayısıyla halk arasında anlaşılamadı. Üzerinde pek fazla durulmadı. Fakat çok kısa bir süre sonra, işler değişmeye başladı. Bilim insanları, insanlık tarihinde ilk defa günümüzdeki canlı çeşitliliğinin devasa boyutlarının somut ve ayakları yere basan bir şekilde açıklayabilen bir teoriyle karşı karşıya olduklarını anladılar. Dahası, Darwin'in titiz bir şekilde hazırlanmış tezi, çok fazla sayıda örneği ve gözlem verilerini bir arada toplamayı başaran ilk çalışmaydı. Bilim insanları arasındaki bu uyanış, bilim tarihinin kökünden değişeceği yılların temelini attı. Sonraki 1 sene içerisinde çok ateşli tartışmalar yaşandı ve Darwin'in Evrim Teorisi, canlılığı açıklayan rakipsiz bilim teorisi halini aldı. İlk 10 sene boyunca tartışmalar sürdüyse de, 1870'lere gelindiğinde önemsenmeyecek sayıda birkaç bilim insanı haricinde, neredeyse istisnasız olarak tüm bilim camiası, Evrim Teorisi'nin açıklayıcı gücünü ve bilimsel niteliğini anlamış ve kabul etmişti.

Evrim Teorisi'ne karşıtlığın kökeni, tarihin her anında bilimin karşısında olmayı başarabilmiş şahsi inançlar cephesinden gelmekteydi. Ancak buna rağmen Darwin'in teorisi, kilise camiasını bile ikiye bölmeyi başarmıştı. Kimisi bu teoriyi canlılığın var oluşuna dair mucizevi mekanizmayı açıklayan ilahi bir yaklaşım olarak görüyordu. Büyük bir kısım ise bu teoriyi "şeytanın işi" olarak yaftalamıştı bile... Düşünceleri bilim açısından önemsiz olan bu camianın ötesinde, bilim camiasında da Darwin'in en yakınları bile konuya kuşkuyla yaklaşıyordu. En azından ilk başlarda... Örneğin bu hoş karikatürde de görülen, Londra Doğa Tarihi Müzesi'nin en meşhur küratörü olan, dinozorların babası olarak bilinen Richard Owen, bunun en ilginç örneklerindendir.

Richard Owen, canlılığın özel olarak yaratılması gerektiğine inanan bir doğa bilimciydi. Ancak canlılığın oluşumunun bilimsel perspektiften analizine özellikle kafa yormaya başladığı 1840'lı yıllarda, canlılığın kendisinden önce gelen canlılıktan farklılaşarak oluşabileceğini kabul etmeye başlamıştı. Darwin, 1859 yılında şaheserini yayınladığında, teorinin en büyük karşıtlarından birisi Richard Owen olmuştu. Owen, bilim camiasında çok etkili bir isim olmasına rağmen, bilim insanlarının kendi hür iradeleri ve bilimsel algılarıyla evrimin gerçekliğini kabul etmelerine engel olamadı. Owen'ın kendisi de, zaman içerisinde Darwin'in teorisine karşı yumuşadı ve bilimsel gücünü kabul etmeye başladı. Owen, Türlerin Kökeni'nin "canlı türlerinin oluşumuyla ilgili olarak o güne kadar yayınlanmış en iyi açıklamayı sunduğunu" belirtmişti. Tek endişesi, bu teorinin insanın var oluşunu "canavarlaştırabilecek" olmasıydı. Darwin, onu ve benzerlerini memnun etmek adına sıklıkla evrim yasalarının, daha üstün bir güç tarafından konmuş yasaların bir sonucu olduğunu söylerdi. Böylece bu kişilerin içerisindeki endişeleri de söndürmeyi başarabiliyordu.

Ne var ki bu tartışmalara Darwin'den ziyade onun "buldogu" olarak bilinen Thomas Henry Huxley giriyordu. Dolayısıyla teorinin babası olarak Darwin'in Owen ile doğrudan bir tartışması pek olmamıştı. Evrim Teorisi'nin en ateşli ve en zeki savunucusu olan Huxley, Owen'ın teoriye yönelik şahsi inançlara dayalı eleştirilerini bir bir savuşturmayı başardı. Bu durum, Richard Owen'ın da öfkelenmesine ve kontrolünü yitirmesine neden oluyordu. Zaman geçtikçe Owen'ın Darwin'in teorisine ve onun savunucularına öfkesi daha da kabardı. Ocak 1863'te, Darwin'in teorisini bizzat doğrulayan yarı-kuş, yarı-dinozor olan Archaeopteryx fosili Doğa Tarihi Müzesi'ne getirildiğinde bu türü doğru düzgün analiz bile etmeksizin "sıradan bir kuş" olarak niteledi. Darwin'in en yakın dostları ve savunucularından olan Joseph Dalton Hooker'ın botanik koleksiyonu için ayrılan devlet fonunu 1871 yılında kesti. Her ne kadar bilime büyük katkılar sağlamış bir girişimci ve bilim insanı olsa da, öfkesi bilimsel gerçeklerin önüne geçti. Darwin, her ne kadar onu alttan almaya çalışsa da, bu yenilmez öfke karşısında pes ederek şunları söyledi:

"Bugüne kadar Owen'a karşı duyduğum nefretten her zaman utanmıştım. Ancak artık, bu nefret ve tiksinme duygusunu hayatımın bu son günlerine dek dikkatlice besleyeceğim."

Bilim camiasındaki tüm bu tartışmalar bir yana, 1900'lere yaklaşıldığında artık evrimin gerçekliğini ve geçerliliğini tartışan hiçbir anlaşmazlık kalmamıştı. Genetiğin evrimin öngörülerini fazlasıyla doğrulamasıyla birlikte, modern sentez denen bilimsel devrim başladı ve evrimsel biyoloji, sarsılmaz bir güçle günümüze kadar ulaştı ve sınırlarını aşmayı başardı.

Huxley'in, yine karikatürde adı anılan Piskopos Wilberforce ile tartışmasını buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz.

Görsel: Mehmet Onurcan Kaya

Demir/Bozuk Paraları Tuttuktan Sonra Elimizdeki Tuhaf Koku Nedir?

Işık, Kaynaktan Çıktığı ''Anda'' Mı Işık Hızına Ulaşır, Yoksa Zamanla Mı Hızlanır?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim