''Anlayamazsınız'': Bilim Şakaları...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bu yazımızda sizlere oldukça ilgi çekici, çoğu zaman anlaması oldukça güç olan; ancak anlaşıldıkları zaman epey eğlenmenize ve gülmenize neden olabilecek bilimsel şakalardan bahsedeceğiz. Bunların hepsi İngilizceden çevrildiği için dilimizin yapısına bazıları uygun değil. Ancak onları atlamak yerine, sizlere açıklamasını yapacağız, böylece bir yerlerde karşılaşacak olursanız belki hatırlayabilirsiniz. Aynı zamanda her bir şakayla ilgili açıklamalar yapmaya çalışacağız ve anlamanızı kolaylaştırmaya çalışacağız. Ancak bizim açıklamalarımızı okumadan şakalar/fıkralar üzerinde düşünmenizi tavsiye ederiz. Umarız eğlenirsiniz. Hazırsanız başlayalım:

 

1. Kleptomanya

Kleptomanyaklara (çalma/hırsızlık hastalığı) bazı şakaları açıklamak çok zordur, çünkü her şeyi gerçek anlamıyla "alırlar".

E.A.: Dilimize pek uygun olmayan şakalardan birisi. "Gerçek anlamıyla almak"tan kasıt, her şeyi çalmaya meyilli olmalarıdır. İngilizcede bir şeyi "almak" ile bir şeyi "anlamak" aynı fiille karşılanabilmektedir. Bizde bu olmadığı için pek düzgün olmuyor şaka ama yine de hoş.

İng: It's hard to explain puns to kleptomaniacs, because they always take things literally.

 

2.  Retorik Sorular

Bir şakayı retorik bir soruyla geçiştirmekten ne anlarsınız ki?

E.A.: Bu sorunun kendisi retoriktir ve şakadır. Ancak aynı zamanda şakaları retorik sorularla geçiştirmeyi eleştirmektedir.

İng: What do you get when you cross a joke with a rhetorical question?

 

3. Mantıkçılar

3 mantıkçı bir bara girerler. Barmen sorar: "Hepiniz içki mi istiyorsunuz?"

İlk mantıkçı şöyle der: "Bilmiyorum."

İkinci mantıkçı şöyle der: "Bilmiyorum."

Üçüncü mantıkçı şöyle der: "Evet!"

E.A.:  Mantıkta, bir sorunun doğruluk değeri, sorunun içeriğindeki parçaların her birinin doğruluk değeriyle belirlenir. Farklı bağlaçlar, mantıksal doğruluk değerini etkileyebilir. Burada da sadece tek bir mantıkçının evet cevabını vermesi, sorunun diğerleri açısından da yanıtlanması için yeterlidir.

İng: 3 logicians walk into a bar. The bartender asks: "Do you all want a drink?". The first logician says: "I don't know". The second logician says: "I don't know". The third logician says: "Yes!"

 

4. Einstein, Newton, Pascal ve Saklambaç

Einstein, Newton ve Pascal saklambaç oynamaktadır. Ebe olma sırası Einstein'dadır, dolayısıyla gözlerini kapatır ve 10'a kadar sayar. Pascal hızla koşarak kaçar ve saklanır. Newton ise gayet sakin bir şekilde, Einstein'ın saydığı yerin hemen önüne, yere her kenarı 1 metre olan bir kare çizer ve ortasına geçerek beklemeye başlar. Einstein 10'a ulaştığında gözlerini açar ve hemen "Newton, seni buldum! Ebe sensin!" diye sevinçle bağırır. Newton gülümser ve sakince şöyle söyler: "Beni bulmadın. Sen, metrekareye düşen Newton'u buldun. Yani senin bulduğun Pascal'dır."

E.A.: Newton kuvvet, Pascal da basınç birimidir (aynı zamanda bilim insanlarının adıdır). Tanım gereği basınç, belli bir alana düşen kuvvet miktarıdır. Birimler açısından bakıldığında, 1 N/m2, yani metrekareye düşen 1 Newton değerindeki kuvvet, 1 Pascal değerindeki basınca eşittir.

 

5. Matematikçi ve Mühendis

Bir matematikçi ve bir mühendis, bir deneyde denek olmayı kabul ederler. Deney gereği büyük bir odanın kenarına geçmeleri istenir, öteki taraftaki yatakta da güzel ve çıplak bir kadın vardır. Deneyi yapan kişi, deney gereği ikisinin de her 30 saniyede bir, yatakla kendileri arasındaki mesafenin yarısını gitmesine izin verileceğini söyler. Matematikçi hemen öfkelenerek "Bu imkansız!" der. Mühendis memnuniyetle deneyi kabul eder. Matematikçi ona çılgınmış gibi bakarak "Görmüyor musun? Ona ulaşman mümkün değil! Bu deneyi yapman çok saçma!" der. Mühendis gayet sakin bir şekilde yanıtlar: "Ne olmuş yani? Kısa sürede, her türlü pratik amaca ulaşabilecek kadar yaklaşabilirim!"

E.A.: Eğer ki bir mesafenin her seferinde yarısını almanıza izin veriliyorsa, teorik olarak o hedefe ulaşmanız imkansızdır. Bir odanın iki kenarı arası 4 metre ise ve her seferinde yarısını gidecek olursanız, kısa sürede diğer kenara aşırı yaklaşmış olabilirsiniz; ancak asla diğer tarafa tam olarak varamazsınız. Burada gönderme yapılan, temel bilimcilerin katı kurallara tabi olmaları ve hep bu şekilde çalışmaları, mühendislerin ise sorunları çözmek için kuralları esnetebilecek, pratik yapıda insanlar olmasıdır.

 

6. Romalılar ve Martini

Romalı bara girer ve bir "martinus" ister. Barmen şaşkınlıkla sorar: "Martini mi demek istediniz?" Romalı ters ters bakarak cevaplar: "Eğer ki duble isteyecek olsaydım, bunu söylerdim."

E.A.: Latincede "-us", "-on" ve "-um" gibi son ekler tekil, "-i" ve "-a" son eki çoğul anlam kazandırmaktadır. Örneğin "bacterium" tek bir bakteri, "bacteria" ise çok sayıda bakteri demektir. Martini isimli içkinin sonu "-i" ekiyle bittiği için, Latince açısından yapısı gereği çoğuldur. Şakada "Martinus" denerek tek bir bardak (veya tek) istendiğine gönderme yapılmaktadır.

 

7. Romalılar ve Bira

Bir diğer Romalı, bir diğer bara girer ve barmene 2 parmağını havaya kaldırarak "Bize 5 bira!" der.

E.A.: Roma rakamlarında V işareti, 5 sayısıdır. V yapabilmek için, zafer işareti anlamına da gelecek şekilde 2 parmağınızı kaldırmanız gerekir.

 

8. Mantıkçılar ve Bebekleri

Bir mantıkçının eşi doğum yapmaktadır. Doktor, bebek doğar doğmaz çocuğu babasına verir. Eşi sabırsızca sorar: "Eee, erkek mi kız mı?" Mantıkçı yanıtlar: "Evet."

E.A.: Yine mantık konusuna bir gönderme. "Erkek mi yoksa kız mı?" sorusu, mantık açısından bir "veya" sorusudur: "Çocuk kız mı veya çocuk erkek mi?" Çünkü cevap ya kızdır, ya erkektir. Mantıkta, "veya" sorularında cevaplardan birinin "1" olması, sonuç cevabının "1" olması için yeterlidir. Mantıkçı "evet", yani "1" yanıtını verir. Çünkü eşinin sorusunun cevabı, ikisinden birisidir (ya kız ya erkek). Dolayısıyla sorunun mantık açısından cevabı da 1'dir. 

 

9. Sartre ve Kahve

Jean-Paul Sartre bir Fransız kahve dükkanında oturmaktadır ve meşhur "Varoluş ve Hiçlik" isimli eserinini taslağını düzenlemektedir. Garsona der ki: "Bir bardak kahve istiyorum, krema olmasın." Garson şöyle yanıtlar: "Üzgünüm efendim, kremamız bulunmuyor. Sütsüz olmasına ne dersiniz?"

E.A.: Sartre'ın var olmak ve hiçlik ile ilgili tartışmalarına gönderme yapılıyor. Konumuz olmadığı ve açıklaması uzun süreceği için es geçiyoruz; ancak cevabın üzerinde düşünülürse ne denmek istediği anlaşılacaktır.

 

10. Entropi

"Entropi artık eskisi gibi değil."

E.A.: Termodinamiğin 2. Yasası'na göre evrensel ölçekte entropi her zaman artmak zorundadır. Dolayısıyla her an entropi değişmektedir. Bu sebeple entropi şu an, bir öncekinden farklıdır.

 

11. Kimyagerler ve Tesisatçılar

Bir kimyager ile bir tesisatçıyı birbirinden nasıl ayırt edersiniz? Çok basit: "Birleşik" kelimesini söylemesini isteyin!

E.A.: Yine dilimize uygun olmayan bir espri. Esprinin orjinalinde söylenmesi gereken sözcük "birleşik" değil, İngilizcedeki "unionized" (iyonize olmayan) sözcüğüdür. İngilizcede bu sözcük hem "iyonize olmayan", hem de "sendikalaşmış" anlamına gelecek şekilde ifade edilebilir. Dolayısıyla bir kimyager ilki gibi, bir emekçi ise ikincisi gibi okuyacaktır. Türkçede, biraz zorlama olsa da, "birleşik" sözcüğü şu sebeple tarafımızdan seçilmiştir: Eğer ki "bileşik" şeklinde okunursa kimyasal bir yapıdan, "birleşik" şeklinde okunursa yine sendikalaşma ve birlik olmaktan bahsedilir. Daha iyi önerilere açığız.

 

12. Cadılar Bayramı (31 Ekim) ve Noel (25 Aralık)

Neden mühendisler Cadılar Bayramı ve Noel'i birbirine karıştırırlar? Çünkü Oct 31 = Dec 25.

E.A.: Bu da İngilizcenin oyunlarından birisi. October (Ekim), kısaca "Oct" olarak yazılır. Oct, matematikte oktal, yani sekizlik taban anlamına gelir. Yine İngilizcede December (Aralık), kısaca "Dec" olarak yazılır. Dec, matematikte desimal, yani onluk tabandır. 8'lik tabanda 31 sayısı 25'e eşittir. Onluk tabanda 25, bildiğimiz gibi kendisidir. Dolayısıyla bu iki sayı birbirine eşittir.

 

13. Heisenberg, Gödel ve Chomsky

Werner Heisenberg (fizikçi), Kurt Gödel (filozof) ve Noam Chomsky (dil bilimci) bir bara girerler. Heisenberg diğer ikisine dönerek "Şu anda içinde bulunduğumuz durum açık bir şekilde bir şaka; ancak bunun komik olup olmadığına nasıl karar verebiliriz?" der. Gödel şöyle yanıtlar: "Bilemeyiz, çünkü şakanın içerisindeyiz." Chomsky şöyle der: "Elbette ki komik. Tek sorun senin yanlış anlatıyor olman."

E.A.: Oldukça karmaşık bir şaka olduğunu söyleyebiliriz. İlk olarak, Heisenberg'in söylediği gibi, yukarıdaki satırlar, üç kişinin bara girmesiyle başladığı için belli ki bir şaka amacıyla kurgulanmıştır. Ancak Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi dahilinde komik olup olmadığını tam olarak bilmemiz mümkün değildir. Gödel'in verdiği cevap, kendi felsefi düşünce sistemi dahilinde, içerisinde bulunduğumuz sistemi tam olarak algılayamacağımızı düşünmesine göndermedir. Chomsky de, konuya dil bilim açısından yaklaşmaktadır.

 

14. Pavlov ve Köpeği

Pavlov bir barda oturmuş, mutlu bir şekilde birasının tadını çıkarmaktadır. Tam o sırada telefonu gürültüyle çalar ve telefon zilini duyunca birden endişeyle yerinden sıçrar, bağırır: "Lanet olsun! Köpekleri beslemeyi unuttum!"

E.A.: Pavlov, meşhur klasik koşullanma deneyi ile bilinir. Deneyde köpeklerin zil sesi ile yemek arasında ilişki kurabildiğini göstermiş ve öğrenme yöntemlerimizle ilgili büyük sırlardan birine ışık tutmuştur. Bu şakada, kendisinin de benzer bir zil ile yaptığı işi ilişkilendirmesi ve deneyine koşullanması ile alay edilmektedir.

 

15. Helyum ve Asalet

Helyum bir bara girer ve bira ister. Barmen şöyle der: "Üzgünüm, burada asillere servis yapmıyoruz." Helyum tepki vermez.

E.A.: Helyum, periyodik cetvelin son sütununda, "Asal Gazlar" veya "Soy Gazlar" olarak bilinen bir grup içerisinde yer alır. Türkçede biz "asal" desek de, aslen "soylu" anlamına da gelecek biçimde İngilizcede "asil" anlamında kullanılmaktadır (ki şakayı "şaka" yapan da budur). Bu gazların özelliği, tepkimeye girmiyor oluşlarıdır. Barmenin "asalet" göndermesi ve helyumun tepki vermemesi bundandır.

 

16. Schrödinger ve Kedisi

Schrödinger'in kedisi bara girer. Aynı zamanda da girmez.

E.A: Meşhur Schrödinger'in Kedisi düşünce deneyine gönderme yapılmaktadır. Deneye göre gözleyemediğimiz bir koşulda kedi hem ölüdür, hem de canlıdır. 

 

17. Budizm ve Sosisli Sandviç

Budist bir sosisli sandviç satıcısına yaklaşır ve "Bana içinde hepsinden olan bir tane yap." der.

E.A.: Budizmin öğretilerinden biri, yaşamın bir yolculuk olduğu ve nihayetinde amacımızın evrenle bir bütün olmamız olduğudur. Sosisli sandviçin üzerine her şeyden koyulması ile buna gönderme yapılmaktadır.

 

18. Higgs Bozonu ve Rahip

Higgs bozonu bir kiliseye girer. Rahip şöyle der: "Higgs Bozonları'na burada yer yok." Higgs Bozonu sakince cevaplar: "İyi de, ben olmadan nasıl bir kütleye/kitleye sahip olabilirsiniz ki?"

E.A.: Higgs Bozonu, maddeye kütlesini kazandıran parçacıktır. İngilizcede "mass" sözcüğü hem "kütle", hem de "kitle" anlamına gelmektedir. Şaka içerisinde söylenen, Higgs bozonu olmadan bir grubun "kitle" edinememesidir. Normalde "mass", aynı zamanda ayinler için de kullanılır. Ancak ne yazık ki bu şekilde çevrilecek olursa, Türkçesi tamamen anlamsız olacaktır.

 

19. Programcı ve Eşi

Bir programcının eşi şöyle der: "Hemen markete git ve eğer yumurta satmıyorlarsa bir somun ekmek al. Eğer yumurta varsa, 12 tane al." Programcı markete gider ve 12 somun ekmek alır.

E.A: Programlama dillerinde "eğer-yoksa" adı verilen bir yapı vardır. Bu yapıya göre, eğer ki "eğer" yapısı içerisindeki şart sağlanıyorsa program belli bir işi yapar. Eğer ki o şart sağlanmıyorsa, program bir diğer işi yapar. Buradaki şakada, "yumurtanın var olması", programcı için eğer koşuludur. Markette yumurta var olduğu için, asıl iş olan somun ekmek alma işi 12 defa yapılır. Yani programcı, "yumurtadan 12 tane al" olarak anlamamaktadır, "yumurta varsa, ekmekten 12 tane al" şeklinde anlamaktadır.

 

20. Çılgın Grup 1023MB!

1023MB adında bir grup var. Henüz hiç gig yapmadılar.

E.A.: Sahne dilinde "gig", "sahneye çıkmak" veya "konser vermek" demektir. Ancak bilgisayar dilinde "gig", gigabyte sözcüğünce olduğu gibi 1024 anlamına gelir. Grubun adı 1023MB olduğu için, henüz 1 GB'a ulaşamamışlardır, dolayısıyla henüz 1 gig yapmamışlardır.

 

21. 10 Çeşit İnsan

Dünya'da 10 çeşit insan vardır: programlamadan anlayanlar ve anlamayanlar.

E.A.: İlk etapta okunduğunda, 10 farklı tip sayılması beklenmektedir. Ancak programlamada genellikle ikilik sistem kullanılır. İkilik sistemde 10 sayısı, 10'luk sistemde (yani bizim günlük yaşamda kullandığımız sistemde) 2 sayısına eşittir. Dolayısıyla aslında yukarıda 10 çeşit insandan değil, 2 çeşit insandan bahsedilmektedir. Ancak şakayı sadece programlama bilenler anlayacaktır.

---

Paylaşımımız üzerine Evrim Ağacı okurlarından da, bizim çevirip açıkladıklarımızın birçoğundan daha da güzel olan espriler geldi. Eh bize de bunları bir araya toplamak düşer. Dolayısıyla aşağıda, Evrim Ağacı okurlarının bulduğu, kendilerinin ürettiği veya çevirdikleri bilimsel esprileri göreceksiniz. Umarız eğlenerek okursunuz:

 

22. Bilim İnsanları ve Soba Borusu

"Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog, antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir sey ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 m kadar yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar. 

Kimyaci, ""adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs,böylece daha kolay yakmayi amaçlamis.""

Fizikçi, ""adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis.""

Jeolog, ""burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis.""

Matematikçi, ""sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis.""

Antropolog, ""adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus.""

Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini sorarlar. 

Adam cevap verir: ""Boru yetmedi."

Teşekkür: Can Kuyruk

 

23. Dihidrojen Monoksit, Dihirdrojen Dioksit ve Ölüm

Bir kimyager bara gider ve dihidrojen oksit (H2O) istediğini söyler. Barmen ona bir bardak su verir. İkinci adam bara gelir ve kendisinin de hidrojen dioksit istediğini söyler. İkinci adam ölür.

E.A.: Bu esprinin Türkçede açıklaması çok zor, ancak sebebi, İngilizcede "Ben de H2O istiyorum." demek için kurduğunuz "I want H2O too" cümlesidir. İngilizcede "de eki" olarak bilinen "too" ile 2 rakamı anlamına gelen "two" sözcüğü neredeyse aynı şekilde okunur. Dolayısıyla "H2O too" kalıbını "H2O2" olarak okursanız, su yerine hidrojen peroksit istemiş olursunuz. Bu da, suyun aksine zararlı bir kimyasaldır.

Teşekkür: Oğuzhan Kiper

 

24. Matematikçiler ve Sonsuz Bira 

Bir bara sonsuz sayıda matematikçi girmiş. Birincisi bana bi bardak bira demiş. İkincisi bir öncekinin yarısı kadar bira istemiş. Üçüncü, ikincinin istediğinin yarısı kadar bira istemiş. Barmen işin böyle gideceğini anlayınca, bara iki bardak bira koymuş.

E.A.: Matematikte sonsuz seriler, limit değerde belirli sayılara yakınsarlar. Örneğin 1+1/2 + 1/4 + 1/8 + ... şeklinde sonsuza kadar yapılacak bir toplama işlemi, limit değerde 2 sayısına eşittir. Dolayısıyla her ne kadar sonsuz sayıda matematikçi bara girmiş olsa da, her biri bir öncekinin yarısı kadar bira isteyeceği için, barmenin sonsuz sayıda bira yerine sadece 2 bardak bira koyması yeterlidir.

Teşekkür: Oğuzhan Kiper

 

25. Dihidrojen Monoksit ve Tehditler

Dihidrojen monoksit'in (DHMO) akıl almaz özellikleri

- seri katillerin yüzde yüzünün DHMO içtiği bilinmektedir.

- nükleer reaktörlerde soğutucu olarak kullanılmaktadır.

- lezyon ve tümörlerde bulunur.

- yılda milyonlarca kişi içtikten kısa bir süre sonra ölmektedir.

- fare zehirlerinin üretiminde de kullanılır.

E.A.: Bu akıllıca hazırlanmış espride, çeşitli kimyasalları bilimden uzak bir şekilde saçma sapan şeylerle ilişkilendiren insanlarla dalga geçilmektedir. Dihidrojen monoksit, H2O molekülüdür, yani sudur. Gerçekten de su, espri içerisinde sayılan tüm alanlarda kullanılmaktadır. Ancak DHMO şeklinde yazınca, "öcü" gibi gösterilebilmekte ve sanki tehdit unsuruymuş gibi lanse edilebilmektedir.

Teşekkür: Oğuzhan Kiper


Teşekkür: Bedri Okan Yarman

Kaynak: 9GAG

İnsanların Yaydığı Aerosoller Kasırga ve Tufanları Zayıflatıyor!

Yeni Analiz Edilen Yıldız, Şimdiye Kadarki En Büyük 10 Yıldızdan Biri!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim