Spinoza ile birlikte felsefe, ayrıcalıklı bir sınıfın uğraşı ya da akademik bir etkinlik olmaktan çıkar ve bu minvaldeki tüm felsefeler olumsuzlanır. Diğer taraftan bilgi, politika ve özgürlük hiç kimsenin ya da hiçbir grubun özsel niteliği olarak görülemez artık. Yönetmek ile yönetilmek arasındaki tüm özsel ayrımlar da reddedilir ve bireysel özgürlüğün ancak toplumsal özgürlükle politik bir birlik içinde gerçekleşebileceği ontolojik olarak kanıtlanır. Spinoza'nın felsefesiyle birlikte ideolojik, politik ya da felsefi olmak üzere tüm aşkın düzlemler, kategoriler ve ilkeler hükmünü yitirir. Sonsuz ve içkin bir varlık olarak doğadaki varoluşunu kavrayan herkes, özgür edimiyle sonsuzluğun tesisine iştirak eder. Felsefe temaşa etme etkinliği olmaktan çıkıp sonsuzluğu deneyimlemenin olanağına dönüşür. Kendinden önceki birçok felsefe insanı korkuya, kötümserliğe, eksikliğe, yetersizliğe mahkûm ederken Spinoza sarsılmaz bir kesinlikle arzunun, çabanın ve neşenin felsefesini edimselleştirir.