Ama akşamları, işten sonra, ben bir bistrodan ötekine sürterken, Jacques okuyup kendini yetiştiriyordu. Romanlar ve ideolojik kitaplar okuyordu. Devrimci bir partiye yazılmıştı. Akşamları belli bir öğreti konusunda kendini yetiştiriyor, herhalde uyurken bu bilgileri özümsüyor ve ertesi sabah, hışımla topluma saldırıyordu. Biricik dinleyicisi ben olduğumdan, bakışlarıyla üstüme şimşekler yağdırıyor, işaret parmağını uzatıp öyle bir suçluyor, vicdanımı öylesine rahatsız ediyordu ki, sistemin doğurduğu bütün dertlerden sorumlu tutuyordum kendimi.