Akademinin Çilesi: Hakemlik Yapan Akademisyenlere Bilgi ve Zamanları İçin Ücret Ödenmesi Gerekmez mi?

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bir avukatın işi, bir müşteriyi (müvekkili) hukuki konularda savunmaktır. Yine de bir avukatlık bürosuna gittiğinizi ve açmayı düşündüğünüz bir dava için onlara danıştığınızı düşünün. Ofislerinden elinizi kolunuzu sallayarak, hiçbir ücret ödemeden çıkma ihtimaliniz nedir? Özel bir tanışıklığınız yoksa, sıfır. Avukatlar, hukuk bilgilerinden faydalanmanız için sizi saat, hatta kimi zaman dakika başı ücretlendirirler. Aynı durum mali müşavirlik gibi bilgi ve uzmanlık odaklı mesleklerin hemen hepsinde geçerlidir. Üstelik bu bilgilerin birçoğu, halka açık ve çoğu durumda ücretsiz olarak erişilebilir olmasına rağmen!

Ama bu mantıklıdır: Kimsenin eski dava kararlarını okuyup, kendi spesifik durumunu tespit edecek vakti yok. Dolayısıyla kendi vaktimizden kaybetmemek için, bir uzmanın vakti ve bilgisine para öderiz. Bunda herhangi bir sorun yok.

Ama bir de üniversitelerde çalışan akademisyenlere bir bakalım: Mahkemece bilirkişi olarak görevlendirildikleri gibi özel durumlar haricinde, bir akademisyene bir konuyu danıştığınızı varsayalım. Örneğin bir şirket sahibisiniz ve toplumu ilgilendiren bir ürün çıkartmaya hazırlanıyorsunuz. Veya şirketiniz yok da, bireysel olarak insan toplumlarına merak salmaya başladınız ve bu nedenle lisansüstü eğitime başlamayı düşünüyorsunuz. Bu konularda görüş ve yardım almak için şehrinizdeki üniversitede bulunan bir antropolog veya sosyoloğa danıştınız diyelim. Gerek yüz yüze, gerek e-posta yoluyla...

Bu kişilerin bilgileri ve ayırdıkları zaman için sizden para talep etmesi absürt olurdu, öyle değil mi?

İyi ama neden? Bu konularda kendiniz de araştırma yapıp ücretsiz ve halka açık kaynaklardan (örneğin üniversitelerin internet sitelerinden) bilgilenebilecek olmanıza rağmen, vaktinizden kaybetmemek adına, bir uzmanın vaktine ve uzmanlığına danışmadınız mı?

Makale Hakemliği

Hadi sıradan vatandaşı geçelim; onların akademisyenlere işinin düşme olasılığı düşük diyelim. Veya "Sonuçta benim vergilerimle çalışıyor; tabii ücretsiz hizmet verecek." tarzı zayıf ve neredeyse her durumda geçersiz bir argümanı bir anlığına geçerli bir argüman sayalım.

Tüm bunlar bir yana, dahası var: Akademisyenlerin her ay birçok makaleye hakemlik yapması talep edilir. Hakemler, bir akademik dergiye (jurnale) gönderilen akademik makaleleri okuyan, sınayan, gözden geçiren ve yayınlanması veya yayınlanmaması yönünde görüş bildiren kişilerdir. Yani her bir makalenin yayına alınmasında, başka akademisyenlerin bilgisine (ekspertizine) ve zamanına başvurulur. Makale hakemliği, bilimsel üretimin bel kemiği konumundadır. Öyle ki, hakemler veya hakemlik görevi olmasaydı, modern bilim olmazdı. En azından, daha etkili bir model geliştirilene kadar... Bilim için bu kadar hayati ve kritik bir işten söz ediyoruz!

Bu hakemlik işi, her hafta 15-20 saat alan, kimi zaman çok daha uzun sürebilen, neredeyse başlı başına yarı-zamanlı bir iştir. İstatistiki olarak bir hakeme gönderilen her 5 makaleden sadece 1 tanesi basılır; yani bir akademisyenin zamanını harcadığı 5 makaleden 4 tanesi asla bir dergi yüzü göremez bile! Bunun ne kadar vakit alıcı ve zorlayıcı bir iş olduğunu tahmin edebilirsiniz. Üstelik bu iş, akademisyenlerin görev tanımında bile yer almamaktadır! Buna az sonra döneceğiz.

nullGQ

Akademide Ücretlendirme Problemi

Sizce bir akademisyene, haftasının onlarca saatini ayırdığı bu hakemlik işi için ne kadar ücret ödeniyor dersiniz? Sıfır. Evet evet, bildiğiniz sıfır lira, dolar, euro; hangi ülkede yaşıyorsanız o ülkenin para birimiyle koca bir sıfır. Tıpkı bir profesöre gidip, zaman ayırmasını isteyip, ondan bireysel danışmanlık aldığınızda olduğu gibi...

Ücretlendirme problemi burada da bitmiyor.

Akademiye aşinalığınız varsa bilmiyor olabilirsiniz; ancak akademik dergilerin neredeyse hepsi, kendilerinde makale yayınlamak isterseniz sizden 100, 200, 500, 1000 dolar gibi ücretler talep ederler. Hatta kimisi belli bir sayfadan sonra, örneğin 14 sayfadan sonra, ek olarak sayfa başına 200 dolar gibi ek ücretler talep edebilirler. Kendi makaleniz yayınlamanız için! Yani uzun lafın kısası, hakem denetiminden geçen bir makalenin basılmasına karar verilirse, o makalenin yazarları (veya üniversiteleri) jurnale yüzlerce dolar para öderler.

nullAcadia Law Group

Bu para nereye gidiyor öyleyse? Hakemlik yapan, işin yükünü çekenlere değil. Dergilerin editörlüğünü yapıp, yayınlanma konusunda son kararı veren veya hakemlere yazıları dağıtan kişilere... Yani "yönetimsel pozisyona".

Yani akademisyenler bilimi ilerleten, o dergileri sürdüren makaleleri yayınlarlar, o makaleleri hazır ederler, deneyleri yaparlar, başarısız olurlar, fonlar ararlar ve daha nicesi; ancak ürünleri başarıya ulaştığında gelirin %0'ını alırlar!

Ücretsiz İş = Kölelik

İyi ama akademisyenler böyle bir ücretsiz işgücüne neden göz yumuyor? Bu kölelik değil de nedir?

Haklısınız. Göz yumuyorlar, çünkü böyle gelmiş, böyle gider... Birçok akademisyen, bunu bir prestij meselesi olarak görüyor: Hakemlik, akademisyenlik adı verilen kutsal görevin bir parçasıdır. Akademisyenler, ücretsiz bilgi dağıtma yükümlülüğüne sahip azizlerdir. Bu palavra, akademisyenlikte kısır bir döngü yaratıp; zaten düşük olan akademisyenlik maaşları ile ücretsiz ek iş yapmayı gerektirmektedir. Yani köleliği...

nullErie Reader

Daha da Trajikomik Bir Durum

İşin daha komik tarafı da var: Nature dergisini ele alalım. Bu derginin bir akademik tarafı var; bir de popüler bilim tarafı. Akademik tarafı, Dünya'nın en saygın dergisi konumunda. Popüler bilim tarafı da her ay milyonlarca dijital trafiği bünyesinde toplayan dev bir oluşum. Bir akademisyen, gerçek anlamıyla bilimi ilerletmek adına Nature'da akademik bir makale yazacak olsa, dediğimiz gibi kârın %0'ını alıyor; üstüne bir de yüzlerce dolar para ödemesi gerekiyor. Ancak aynı akademisyen, Nature'da bir popüler bilim makalesi kaleme alacak olsa, aynı dergiden yazdığı her kelime başına yaklaşık 1 dolar civarı ödeme, yani toplamda yüzlerce dolar ödeme alabiliyor.

Bu, akademisyen ödemelerindeki tuhaf durumu gözler önüne seriyor. Mantık şu: Akademisyenlere zaten maaş ödeniyor ve daimi akademisyenlik (İng: "tenure") zaten iş garantisi veriyor. Dolayısıyla emek sömürüsü yapmak makul ve kabul edilirdir; akademisyenler zamanları ve bilgileri için ücretsiz olarak çalıştırılabilirler.

Yetmez Ama; Daha da Trajikomik Bir Durum

Bilimin monetizasyonunun (kâra dönüştürülmesinin) komiklikleri burada bitiyor sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

İnsanlığın bilimini ileri götüren en büyük faktör maddi destekler. Şu anda bilimsel araştırmaların maddi desteklerinin ortalamada %60-70 civarını özel sektör karşılıyor olsa da, devlet fonları %30-40'ı bulan düzeylerde katkı sağlayabiliyor. Hatta sosyal bilimlerde bu pay %80'leri aşabiliyor! Yani bilimsel çalışmaların yarısına yakını vatandaşların, yani sizin bizim gibi insanların vergileri sayesinde mümkün oluyor.

Peki, akademisyenler tarafından, yarısı sizin paralarınızla üretilen bir makaleye erişmeye çalıştığınızda neyle karşılaşıyorsunuz? Kocaman bir ödeme duvarı ile. Tek bir makaleye erişmek için 50 dolar, 40 euro, 30 pound gibi paralar ödemeniz bekleniyor! Tek bir makaleye erişmek için! Bu gelirin herhangi bir kısmı, o eriştiğiniz makalenin yazarına gidiyor mu? Elbette hayır! Şaka gibi olsa da...

Nature Dergisinin Ödeme Duvarı
Nature Dergisinin Ödeme Duvarı
Nature

Üstelik bu Elsevier gibi akademi devleri, Dünya çapındaki yüzlerce ve binlerce üniversiteye kendi makale havuzlarına erişim sağlıyor; ancak bunu her bir üniversite için milyonlarca dolar karşılığı yapıyor. Yani üniversitelere ücretsiz erişim verip, eğitime katkı sağlamak gibi "ulvî" bir görev peşinde de değiller. Her şirket gibi, tek amaçları var: Kâr maksimizasyonu.

Asil Bir Görev?

Evet, vakt-i zamanında, gazete ve popüler dergiler para karşılığı iş yaparken, akademinin kendi kendine yeten doğası asil ve değerli bir çaba olarak görülüyordu. Akademisyenler birbirlerinin makalelerini elden geçiriyor ve işin içine para girmediği için bilimsel makaleler alınıp satılacak değerler olarak görülmüyordu.

Ancak günümüzde makale dergileri ("jurnaller") Elsevier, Taylor & Francis, Wiley-Blackwell gibi kâr amacı güden devasa basımevleri tarafından işletiliyor. Bunların her biri, akıl almaz miktarlarda kârlar elde edip, kendilerini sürdüren "işçiler" olan akademisyenlere hiçbir ödemede bulunmuyorlar (üstüne emekleri için para alıyorlar). Örneğin Elsevier, 2010 yılında %36'sı saf kâr olmak üzere 3.2 milyar dolar gelir elde etti ve CEO'suna yılda 4.6 milyon dolar ödeme yaptı!

Nobel Ödüllü Fizik Profesörü Donna Strickland
Nobel Ödüllü Fizik Profesörü Donna Strickland
Time

Akademisyenlerin Görev Tanımları

Yazımızın başında da söz ettiğimiz gibi, makale hakemliği yapmak akademisyenlerin meslek tanımında da bulunmaz. Kariyet.net sitesi profesörlüğün görev tanımının kapsamını şöyle sınırlandırmaktadır:

  • Ders gereksinimlerini, mantığını ve hedeflerini net bir şekilde açıklayan bir ders programı geliştirmek,
  • Öğrencilerin katılımını teşvik eden bir öğrenme ortamı yaratmak,
  • Sunum, proje ve sınav gibi ölçme yöntemleriyle öğrenci gelişimini değerlendirmek,
  • Tez danışmanlığı yaparak öğrencilerin yetkin bir akademik çalışma yaratmasına yardımcı olmak,
  • Verdiği öğretimin üniversite ve bölüm standartlarını karşıladığından emin olmak,
  • Akademik sahadaki değişiklikler ve yeniliklerden haberdar olmak,
  • Uzmanlık sahasındaki mevcut bilgileri ilerletmek için araştırma ve deneyler yürütmek,
  • Kitap halinde yayınlanacak veya süreli akademik yayınlarda yer alabilecek orijinal araştırma ve analizler kaleme almak,
  • Üniversite politikaları ile tutarlı davranış ve eylemler sergilemek.

Akademisyen Maaşları

Burada akademisyenlere ödenen net ve brüt maaşlara girmeyeceğiz; çünkü konumuz bu değil. Maaşlar, az önce sözünü ettiğimiz görevler için ödenmekte; hakemlik için değil. Bu yazımızın konusu, maddi ödeme yapılmaksızın akademisyenlerin vaktinin önemli bir bölümünü alan bir ek iş ile ilgili. Akademisyenlerin maaşları ne olursa olsun, bu iş için emeklerinin karşılığını alabilmelidirler. Kaldı ki birçok ülkede akademisyen maaşları, topluma yaptıkları katma değerin yanında pratik olarak hiçtir.

Ne Yapmalı?

Bu problemi eşitlikçi ve adil bir şekilde çözen birçok model geliştirmek mümkün; ancak ola ki bu şekilde devam ederse, nihayetinde küresel bir boyutta akademisyen boykotları yaşanabilir ve nihayetinde bilim camiası uzun süre durma noktasına gelebilir. Bunu önlemek adına, hakemli dergilerin akademisyenlere derhal emeklerinin karşılığını sağlayacak bir ödeme modeli geliştirmesi gerekmektedir.

Akademisyenlere bu emekleri için maaş ödenecek olması, onların hakkı olması bir yana, bilimin "asil" doğasının bozulması anlamına gelmemektedir. Avukatlar birçok iş için yüklü paralar alsalar da, avukatlık mesleğinin asaleti çerçevesinde üstün insanî bilinç gerektiren durumlarda pro bono, yani ücret talep etmeksizin danışmanlık ve avukatlık yapabilmektedirler. Ancak bu, onların tercih ve tasarrufunda olmalıdır; sistemin kendisinin değil! En azından günümüzdeki varsayılan ekonomik sistemin çalışma prensipleri dahilinde...

Başka ekonomik modeller altında elbette akademisyenlerin de, avukatların da, hekimlerin de uzmanlıklarını para karşılığı olmaksızın hizmete sunması mümkün olabilir.

Ancak şu anda o evrende yaşamıyoruz.

Kaynaklar ve İleri Okuma
  • H. Gusterson. Want To Change Academic Publishing? Just Say No. (2012, Eylül 23). Alındığı Tarih: 19 Mart 2019. Alındığı Yer: The Chronicle of Higher Education
  • Memurlar. Üniversite Öğretim Elemanlarının Dışarıda Kazanç Getirici Faaliyette Bulunabilme Durumu. (2003, Aralık 26). Alındığı Tarih: 19 Mart 2019. Alındığı Yer: Memurlar
  • Kariyer. Profesör Doktor Kimdir?. (2019, Mart 19). Alındığı Tarih: 19 Mart 2019. Alındığı Yer: Kariyer
  • THE. Should Academics Be Paid For Peer Review?. (2019, Mart 19). Alındığı Tarih: 19 Mart 2019. Alındığı Yer: Times Higher Education
  • S. Kulkarni. Is Paid Peer Review A Good Idea?. (2017, Eylül 11). Alındığı Tarih: 19 Mart 2019. Alındığı Yer: Editage

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder