Muazzam…
Fakat bu muazzamlık öğrencinin barındırdığı gizil güçleri ya da daha aleni bir ifade ile onun kuyusunun dibindeki cevheri açığa çıkarmaya yönelik bir muazzamlık değil, aksine istendik davranış kalıpları üzerinden, her sistemin dayandığı felsefe gereği (ki bugün egemen olanı pragmatizmdir ve çıkarım için her yol mubahtır diyen) aynı tornadan geçirme uğraşıdır. Ya da daha aleni bir ifade ile o kuyudaki cevheri çıkarma uğraşının aksine o kuyuyu, içindeki cevheri de gömecek şekilde taş ile doldurma uğraşıdır.
Öğrencinin okulu sevmeyişinin, eğitimcinin yaptığı işten haz almayışının nedeni budur. Çünkü bugün dünya genelinde egemen kılınmaya çalışılan sitem o öğrenciyi müşteri kılıklı mahkum, eğitimciyi ise aracı kılıklı gardiyan olarak konumlandırıyor. İdarecileri de efendileri adına tüccar doğal olarak…
Bu sürece ve işleyişe eyvallah diyenin el üstünde tutulduğu, itiraz edenin ise başına gelenin pişmiş tavuğun dahi başına gelmediği bir sistem…
Yarın okullar açılacak. Öneririm ki elinize bir kamera alın ve herhangi bir okulun kapısında öylece bekleyin ve sadece çekim yapın. Yüzü gülen veli, öğrenci, eğitimci veya idareci toplamı , her biri için en fazla bir olmak üzere dördü geçmeyecektir.
Bir filtre olduğu kesin fakat bu arzuladığımız ve olumsuzu eleyen değil aksine olumluyu eleyen bir filtre. Sadece biat ve teslimiyet dayatan. Daha ne diyeyim. Sevgiyle…