Selamlar,
Camus'nun felsefesini anlatan en iyi kitap bence "Sisifos Söyleni". Ben de buradan yola çıkarak bir şeyler anlatmaya çalışayım.
Kral Sisifos'un hikayesi ile başlayalım: Tanrıları sürekli kandırması, özellikle Zeus'un sırlarını, bildiklerini insanlar ile paylaşması ve ifşa etmesi neticesinde tanrılar tarafından cezalandırılır. Cezası ise; kocaman bir kayayı dağın zirvesine çıkarmasıdır, fakat dağ zirveye doğru iyice dikleşmekte ve her defasında kaya aşağıya yuvarlanmaktadır. Tüm imkansızlığa rağmen ve hatta kayanın her defasında aşağıya düşeceğini biliyor olsa bile, Sisifos direnmekten ve didinmekten vazgeçmez. Sisifos Söyleni ile insanın anlam arayışı arasında bir metafor kurulmuştur, fakat evrenin bu isteğe anlamlı hiç bir karşılık vermemesi uyumsuzluğa yani absürd bir duruma neden olur.
Sorunuzda da bahsettiğiniz başkaldırı kısmına gelecek olursak: Yukarıdaki hikayeden de anlaşılacağı üzere yaşamın, varolmanın gerçekte hiç bir anlamı yoktur. Bu durumda neden yaşayalım ki veya yaşayacaksak bile bunu nasıl anlamlı hale getirebiliriz. Camus "başkaldırı felsefesini" uyumsuz duruma bir çözüm olarak sunar.
Bunun mantığını da şöyle anlamaya çalışalım: Sisifos'un yerine kendimizi koyalım. Anlamsız ve hiç bir netice alamayacağınız bir mücadelenin içinde olduğunuzun bilincindesiniz ve bu durum kişiyi fiziksel yıpranmışlıktan çok zihinsel bir mahfoluşa sürükler. Geleceğe dair hiç bir umudun olamaması bireyin hissizleşmesine, çevresine karşı duyarsız kalmasına neden olur ve daha pek çok sıkıntılı durum...
Camus Sisfos'u yukarıda saydığımız olumsuz durumlar içinde hayal etmez. O'nun zihninde Sisifos mutludur ve varoluşun anlamsızlığına direnmekte yani başkaldırmaktadır. Peki ama tüm bu çaresizliğe rağmen Sisifos'u mutlu kılan unsurlar nelerdir. Sisifos durumun anlamsızlığının, kendi çaresizliğinin bilincindedir ve bu bilinç farklı arayışlara girmeden (din ve benzeri soyut şeyler), köle olmayan, özgür bir zihnin sahibi olmayı sağlamıştır. Sisifos tüm farkındalığına rağmen yani taşı yukarı asla çıkaramayacağına bilmesine rağmen, dalga geçercesine devam eder, aslında gerçek başkaldırı işte tam da burdadır.
Camus geçtiğimiz yüzyılın ortalarında ortaya koyduğu bu felsefe anlayışı ile kitleleri derinden etkilemiştir. Aynı dönemde ve benzer felsefe anlayışında olan Sartre'nin katkılarının da etkili olduğunu söylemek gerekir. Saçmalayıp saçmalamadığı görüşü elbette sizin fikir dünyanızın bir kararı olacaktır, fakat kesin bir yargıya varmadan önce her iki yazarın kitaplarını okumanızı ve anlamaya çalışmanızı öneririm.