Acıyı Anlamlı Kılacak Hiç Bir Şey Yoktur!
Acı; arzu edilmeyen, rahatsız eden fiziksel ve duygusal her durum olmak üzere, her canlı acı çeker.
Acı çekeceğimizi bile bile yürümeye, yol almaya devam ederiz. Çünkü mecburuz. Çünkü hayatta kalmak ve mümkünse üremek zorundayız (istisnalar kaideyi bozmuyor).
Bunlar da ne yazık ki bu uğurda kesintisiz ve amansız bir yürüyüşü zorunlu kılıyor.
Türümüz; evrimsel olarak geldiği aşama itibarı ile bu yürüyüşte acıyı (Maddi-manevi) mümkün olduğunca en asgari seviyeye indirebilme yetisine sahip olmasına rağmen ne yazık ki bugün tam tersini ikame emekte ve hem doğasına, hem türüne hem de evrimsel birikimine ihanet etmekte ısrara devam ediyor. Yani bir bakıma bindiği dalı kesmekte ısrar ediyor.
Böyle olmasa idi, yani tam tersi bir seyir içinde yer alsaydı da türümüz ve tüm canlılık yine de kesintisiz bir savaş arenasına sahne olan bir doğa ve evrende, entropiye direnebilmek ve vücut bütünlüğünü, diriliğini koruyabilmek adına, belki şimdiki kadar ve yapay olarak değil, doğal olarak acı çekmeye devam edecekti ve ediyor da…
Acı; bu anlamı itibarı ile sonrasına yönelik devam dedirten zorunluluğun bugünden ödenmiş, ödenen ve ödenecek olan kefaretidir. Bu kefaret (bedel) ödenmeden türümüzün veya her hangi bir canlının vücut bütünlüğünü ve diriliğini korumaya yönelik devam içerikli yürüyüşünün sürme olanağı yoktur. Çünkü bundan kaçınma çabası veya imtina niyeti literatürde teslimiyet olarak tanımlanır ki bunun en yalın anlamı “benden bu kadar” veya “nokta” dır.
Değil dünyada, evrende bile bedelsiz-beleşe hiçbir şey yoktur. Mesele ödemekte değil teslim olmamakta. Lütfen teslim olmayın. Acıya özü dışında -ki zorunluluktur- ulvi bir anlam vermeye de çalışmayın.
Atalarımız ne güzel özetlemiş: Başa gelen çekilir… Sevgiyle…