Açıkçası, hiçlik fikrinin özellikle bilime ve felsefeye yakın duran, dinî inançlara sahip olmayan insanlar için düşündüğümüz kadar karamsar bir anlam taşımadığını düşünüyorum. Tam tersine, bu fikir belli bir açıdan oldukça motive edici olabilir. Çünkü eğer elimizde yalnızca tek bir yaşam varsa ve ölümden sonra bilinç tamamen sona eriyorsa, bu durum yaşadığımız anı çok daha değerli kılar.
Bu bakış açısında hayat, ertelenebilecek bir şey olmaktan çıkar. Yapmak istediklerimizi, kurmak istediğimiz ilişkileri ya da kendimizi geliştirme çabamızı “sonra”ya bırakmak için sonsuz bir zamanımız yoktur. Bu da insanı elindeki sınırlı zamanı daha bilinçli ve dolu dolu kullanmaya yöneltebilir. Yani hiçlik fikri, bir anlamda hayatın kıymetini artıran bir çerçeve sunar
Öte yandan cennet ve cehennem inancı ise farklı bir motivasyon kaynağıdır. Bu inançlar insanların davranışlarını düzenleyen, onlara bir amaç ve yön duygusu veren güçlü kavramlardır. Ancak burada da önemli bir nokta var: Bu kavramlar her inanç sisteminde farklı şekillerde yorumlanır. Özellikle cennet için yapılan bazı yorumlarda, insanın şu anki zihinsel yapısıyla değil, farklı bir bilinç hâliyle var olacağı; dolayısıyla sıkılma gibi insana özgü deneyimlerin ortadan kalkacağı ifade edilir.