Merhaba
Bilginin beyinde kaydedilmesi, tek bir hücreye ya da belirli bir anatomik noktaya indirgenebilecek bir süreç değildir. Güncel nörobilim anlayışına göre bilgi, tek tek nöronların içinde depolanan bir nesne değil, nöronlar arasındaki bağlantıların gücü ve örgütlenmesi üzerinden temsil edilir. Bir nöronun aksonu, çekirdeği ya da hücre gövdesi doğrudan “bilgi deposu” değildir. Asıl kritik olan, bir nöronun hangi nöronlarla, ne sıklıkta ve ne kadar güçlü biçimde etkileşime girdiğidir. Öğrenme sırasında bazı sinaptik bağlantılar güçlenir ve bazıları zayıflar. Bu kalıcı değişimler, belleğin biyolojik karşılığı olarak kabul edilir. Dolayısıyla bilgi, tekil bir noktada değil dağıtık sinir ağlarında saklanır. Bir anı ya da kavram, belirli bir nöron grubunun birlikte etkinleşme örüntüsüyle temsil edilir. Zira bu örüntü bozulduğunda bilgi kısmen kaybolur, tamamen silinmez bu da belleğin neden dayanıklı ama kusurlu olduğunu açıklar.
“Beyin hangi bilginin nereye kaydedileceğini nereden biliyor?” sorunuza gelince: Beynin önceden belirlenmiş bir kayıt planı yoktur. Bu süreç, kullanıma bağlı kendiliğinden örgütlenme ile işler. Duyusal korteksler, motor alanlar, hipokampus ve ilişkili yapılar ve aldıkları girdinin türüne ve tekrarına göre bağlantılarını yeniden düzenler. Özellikle hipokampus, yeni bilgilerin geçici olarak organize edilmesinde ve uzun süreli belleğe aktarılmasında kritik bir rol oynar. Bu nedenle bellek, bir “depolama alanı”ndan çok, sürekli yeniden şekillenen canlı bir yapı olarak düşünülmelidir. [1] Saygılarımla
Not: Kitap önerisi olarak David Eagleman 'ın bu konularla ilgili birkaç kitabı var. Şayet okumadıysanız tavsiye ediyorum.
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Kişisel Yorum.