Merhaba
Bazen durup hiçbir şey yapmadan düşündüğüm oluyor. Günlük telaş, akademik hedefler, yapılacaklar listeleri bir anlığına sustuğunda geriye tek bir soru kalıyor “Ben neden buradayım?” Bu soru genellikle büyük kriz anlarında değil, tam tersine her şey sıradan akarken geliyor. İnsan, tür olarak milyonlarca yıllık bir evrimsel sürecin ürünü olduğunu bilse bile, kendi varlığını yalnızca biyolojiyle açıklamakta zorlanıyor. Çünkü biz sadece hayatta kalan organizmalar değiliz; yaşadığımızı fark eden, bunun üzerine düşünen ve anlam arayan varlıklarız.
İnsanların neden var olduğu sorusu, bilimle felsefenin kesiştiği en temel sorulardan biridir. Bilim bu soruya “nasıl var olduk?” üzerinden yaklaşırken, felsefe ve düşünce tarihi “ne için varız?” sorusunu sorar. Bilimsel bakış açısına göre insanın varlığı önceden belirlenmiş bir amaçtan çok, doğa yasalarının ve uzun bir evrimsel sürecin sonucudur.
Evren yaklaşık 13,8 milyar yıl önce oluştu. Yıldızların içinde ağır elementler meydana geldi, süpernova patlamaları bu elementleri uzaya yaydı ve sonunda Dünya gibi gezegenler oluştu. Dünya’da uygun fiziksel ve kimyasal koşullar ortaya çıktığında yaşam başladı. Yaşamın temel özelliği, hayatta kalmak ve kendini devam ettirmektir. Charles Darwin’in doğal seçilim kuramı, canlıların bilinçli bir plan doğrultusunda değil, çevreye uyum sağlayabildikleri ölçüde varlıklarını sürdürdüklerini gösterir. Darwin’in ifadesiyle, “Hayatta kalan en güçlü olan değil, değişime en iyi uyum sağlayandır” (Darwin, 1859).
İnsanlar, yaklaşık 6–7 milyon yıl önce Afrika’da yaşayan ve şempanzelerle ortak olan bir atadan evrimleşmiştir. İklim değişiklikleriyle birlikte ormanlık alanların azalması, bazı primatların iki ayak üzerinde daha fazla hareket etmesine neden olmuştur. Eller serbest kalmış, alet kullanımı gelişmiş, sosyal ilişkiler karmaşıklaşmış ve beyin hacmi giderek artmıştır. Homo habilis, Homo erectus ve Homo sapiens gibi türler bu sürecin aşamalarını temsil eder. Evrimsel biyolog Richard Dawkins’in belirttiği gibi, evrim ileriye dönük bir plan değil, geriye dönüp bakıldığında anlamlı görünen kör bir süreçtir (Dawkins, 1986).
Canlıların çevreye uyumunda genetik değişimlerin yanı sıra, modifikasyon adı verilen değişimler de önemlidir. Modifikasyon, bir canlının genetik yapısı değişmeden, çevresel koşulların etkisiyle ortaya çıkan fiziksel ya da işlevsel değişikliklerdir. Örneğin insanlarda güneşe maruz kalmaya bağlı bronzlaşma, yüksek rakımda yaşayan bireylerde akciğer kapasitesinin artması ya da düzenli spor yapan bireylerde kas gelişimi modifikasyona örnektir. Bu değişimler kalıtsal değildir; bireyin yaşamı boyunca ortaya çıkar ve evrimsel değişimle karıştırılmamalıdır (Futuyma, 2013).
Doğadaki hayatta kalma stratejilerinden biri de metabolizmanın yavaşlatılmasıdır. Brumasyon, özellikle sürüngenlerde görülen ve soğuk dönemlerde metabolik faaliyetlerin minimum düzeye indiği bir durumdur. Memelilerde görülen hibernasyondan farklı olarak brumasyon sırasında hayvan tamamen uyku halinde değildir; zaman zaman uyanabilir ve çevresel uyaranlara sınırlı tepkiler verebilir. Bu durum, enerji kaynaklarının kısıtlı olduğu dönemlerde hayatta kalmayı mümkün kılan evrimsel bir uyumdur (McCue, 2004).
Bilimsel açıdan bakıldığında “neden varız?” sorusunun cevabı, “var olmayı başardığımız için” şeklinde özetlenebilir. Ancak insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik, bu soruyu sorma yeteneğidir. İnsan, yalnızca yaşayan bir canlı değil, varlığının farkında olan ve ona anlam yüklemeye çalışan bir türdür. Bu noktada felsefi düşünce devreye girer. Albert Camus, insanın anlamsız gibi görünen bir evrende anlam arayan tek varlık olduğunu söyler (Camus, 1955). Viktor Frankl ise insanın temel güdüsünün haz ya da güç değil, anlam arayışı olduğunu vurgular (Frankl, 1946).
Sonuç olarak insanlar, evrenin bilinçli bir amacı doğrultusunda değil, doğa yasaları ve evrimsel süreçlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak bu durum, insanın kendi yaşamına anlam katamayacağı anlamına gelmez. Aksine, anlam üretme kapasitesi insanı insan yapan temel özelliklerden biridir.[1]
Teşekkür ederim.
Kaynaklar
- Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Antropoloji Okumaları.