Merhaba .Osmanlıda devşirme deyince aklıma ilk Pargalı İbrahim ve Mimar Sinan gelir. Sinan’ı ve Pargalıyı önemli yapan şey devşirme olması değil; devşirme bir sistemin içinden çıkıp o sistemi aşan bir deha hâline gelmeleridir bence. Osmanlı’nın devşirme sistemiyle yaptığı şey asimilasyon muydu? Bu soru, bugünün kavramlarını geçmişe taşıdığımızda ortaya çıkan en zor sorulardan biri. Çünkü “asimilasyon” dediğimiz şey, modern ulus devletlerin diliyle konuşur; devşirme ise imparatorluk aklının ürünüdür.
Kısaca ve okuduğum kadarıyla açıklamak gerekirse ; Devşirme sistemi, Osmanlı’nın gayrimüslim tebaasından çocukları alıp onları Müslümanlaştırarak devlet hizmetine sokmasıydı. Evet, din değiştiriliyordu. Evet, aile bağları kopuyordu. Ama mesele yalnızca “kimlik silme” değildi.
Modern anlamda asimilasyon, bir grubun kendi kültürel varlığını sürdürme imkânının sistemli biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Osmanlı’da ise durum daha karmaşıktır. Çünkü Osmanlı, tebaasını tek tipleştirmeye çalışan bir yapı değildi. Tam tersine, farklılıkların korunarak yönetildiği bir imparatorluktu (Barkey & Hagen, 1997).Karen Barkey ve Mark Hagen bu noktada çok net konuşur:
“Osmanlı İmparatorluğu, farklı kimlikleri eritmekten çok, onları hiyerarşik bir sistem içinde yeniden düzenlemiştir.”(Barkey & Hagen, 1997)
Yani devşirme, toplumun geneline yayılan bir asimilasyon politikası değildi. Seçici bir mekanizmaydı. Ama bu seçicilik onu masum yapar mı? Hayır.
Çünkü devşirme birey açısından bakıldığında açık bir zorunlu kültürel kopuş içerir. Çocuk, kendi dilinden, dininden, ailesinden koparılır. Yeni bir kimlik inşa edilir. Bu, bireysel düzeyde bakıldığında asimilasyona çok yakındır.
Ama Osmanlı’nın amacı burada “Hristiyanları Müslüman yapmak”tan çok şuydu.Hanedana mutlak sadakatle bağlı, köksüz ama güçlü bir yönetici elit yaratmak.
Linda Darling bunu şöyle ifade eder, “Devşirme sistemi, Osmanlı devletinin merkezî otoritesini güçlendirmek için tasarlanmış pragmatik bir yönetim aracıdır.”(Darling, 1996)
Yani bu sistem bir ideolojik dönüşüm projesi değil, siyasal bir güvenlik mekanizmasıdır. Burada kritik fark şudur; Asimilasyon, bir topluluğu dönüştürmeyi hedefler. Devşirme ise topluluğa değil, bireye yöneliktir. Rum köyü Rum kalır, Sırp cemaati Sırp kalır. Ama içlerinden alınan çocuk artık devlete aittir.
Samimi olalım: Bugünün değerleriyle baktığımızda bu sistem etik değildir. Zorla alınan bir çocuğun “yükselme fırsatı”ndan söz etmek, eksik bir tesellidir. Ama aynı zamanda şunu da kabul etmek gerekir: Devşirme, modern anlamda bir “eritme kazanı” politikası değildir. Osmanlı toplumu, çok kimlikli yapısını devşirmeden sonra da korumuştur.
B[1]elki en doğru ifade şudur,Devşirme bir asimilasyon politikası değil, asimilasyon içeren bir iktidar tekniğidir ve bu ayrım önemli. Çünkü Osmanlı’yı anlamak, onu ya aklamak ya da mahkûm etmekten değil; kendi tarihsel mantığı içinde çözümlemekten geçer.
Kaynaklar
- dokumen.pub. Revenue-Raising And Legitimacy: Tax Collection And Finance Administration In The Ottoman Empire, 1560-1660 9789004102897 - Dokumen.pub. Alındığı Tarih: 16 Ocak 2026. Alındığı Yer: dokumen.pub | Arşiv Bağlantısı