Merhaba bu sorunuza okuduğum bazı kaynaklardan alıntı yaparak cevap vereceğim .Soru için ,vakit ayırıp cevabımı okuduğunuz için size ve herkese teşekkür ederim şimdiden.
Önce en temel ayrımı koyalım ,ego, benlik savunmaları ve narsisizm aynı şeyler değil. Ego dediğimiz şey, “Ben buradayım, ihtiyaçlarım var, sınırlarım var” diyebilme kapasitesidir. Bazen bencil olur, bazen kırılgan, bazen de savunmacı. Bu insani ve kaçınılmazdır. Zihniyet bozuklukları ya da patolojik örüntüler ise, bu savunmaların katılaşması ve tekrar tekrar aynı yerden çalışmasıyla oluşur. Narsisizm burada devreye girer ama düşündüğümüz kadar tek tip değildir.
Klasik anlatı hep şu olur, kontrolcü, manipülatif, herkesi kullanan, kendini dev aynasında gören biri. Bu grandiyöz narsisizm denen tiptir. Evet vardır, gürültülüdür, fark edilir. Ama bu madalyonun yalnızca bir yüzü Psikolojide uzun zamandır kabul edilen başka bir biçim daha var, kırılgan (vulnerable) narsisizm. Bu tip narsisizm; korkak, kaygılı, içe dönük, hatta yer yer kendinden nefret eder gibi görünen bir yapıyla seyreder. Ama merkezde yine aynı çekirdek vardır ,benliğin aşırı hassasiyeti. Eleştiriye, başkasının başarısına, ilgisizliğe, hatta başkalarının “normal” sevinçlerine karşı aşırı duyarlılık.
Pincus ve Lukowitsky bu durumu şöyle tanımlar:“Vulnerable narcissism is characterized by defensiveness, insecurity, anxiety, and hypersensitivity to evaluation, despite underlying self importance.”
Yani kişi kendini dışarıdan küçük, çekingen ya da kaygılı gösterirken; içeride “benim duygum daha önemli”, “benim kırgınlığım daha derin”, “benim gördüğüm hakikat daha doğru” gibi sessiz ama katı bir merkez taşır. Şimdi senin söylediklerine gelelim , çünkü asıl mesele burada.“Diğer insanları mantık ve ahlaktan yoksun gördüğümü fark ediyorum.”
Bu, çoğu zaman bir üstünlük duygusundan çok, bir hayal kırıklığı savunmasıdır. İnsanları ciddiye almak, onları ahlaki özne olarak görmek; onların bizi hayal kırıklığına uğratma ihtimalini de kabul etmek demektir. Oysa “onlar zaten sığ” dediğinde, incinme riskini azaltırsın. Bu, narsisistik bir çekirdekten beslenebilir ama tek başına patoloji değildir.
“Sevdiklerimin paylaştıklarını umursamıyorum.”Bu genellikle empati yoksunluğundan çok, duygusal çekilme belirtisidir. Kişi kendi iç dünyasında fazlasıyla meşgulse özellikle kırgınlık, yorgunluk veya değersizlik hissi varsa ,başkasının sevincine yer kalmaz. Bu durum Kohut’un tarif ettiği gibi “narsisistik yorgunluk”la örtüşür:
Heinz Kohut, “The narcissistic individual may withdraw emotionally when self-cohesion is threatened.”Ruh halim kötüyse başarılı işleri kıskanıyorum.'' der. Bu cümle çok insani ama aynı zamanda çok öğretici. Buradaki belirleyici nokta şudur ; kıskançlık sana kendinle ilgili ne söylüyor?Eğer kıskançlık “ben de istiyorum” diyorsa, bu motivasyonel bir duygudur. Ama “ben bu haldeyken senin iyi olman adaletsiz”e dönüyorsa, işte burada narsisistik kırılganlık devreye girer.
Freud’un öğrencilerinden Otto Kernberg bunu şöyle açıklar: “Pathological narcissism involves envy that attacks the value of what the other has, because it threatens the self.”
Yani mesele başkasının başarısı değil; o başarının senin içindeki eksik, yorgun ya da kırık yere asıl ayırt edici soruya gelelim. Kendine şunu sorabilirsin:
. Eleştirildiğimde savunmaya mı geçiyorum, yoksa durup bakabiliyor muyum?
. Başkasının mutluluğu beni rahatsız ettiğinde, bunun bende neyi tetiklediğini merak edebiliyor muyum?
. Kendimi özel hissetmediğim anlarda boşluk, anlamsızlık ya da öfke mi geliyor?
Narsisizm, çoğu zaman “kendini çok sevmek” değildir. Kendinle temasın çok kırılgan olmasıdır. O temas tehdit edildiğinde; küçümseme, geri çekilme, ahlaki yargılama ya da kıskançlık devreye girer.
Son olarak çok dürüst bir şey söyleyeyim,bunları fark ediyor olmak, otomatik olarak “narsistsin” demek değildir. Ama şunu gösterir ;benliğini korumak için sertleşen bir yerin var. Hepimizde var. Kimimiz bağırarak, kimimiz susarak yapar bunu. Bende var biliyorum :(((