Uzay ve zaman zaten geometrinin parçalarıysa, “olasılık” neden ayrı bir şey olsun diye sormak ço[1]k mantıklı bir soru. Kuantumda biz tek bir sonuç görmüyoruz; ölçümden önce sistem, farklı ihtimallerin aynı anda var olduğu bir olasılık dağılımı ile tanımlanıyor. Yani gerçeklik baştan “net” değil, dağınık. Buradan bakınca şu fikir ortaya çıkıyor: Belki de evren sadece 3 uzay + 1 zaman boyutu değildir. Belki bunlara ek olarak bir de olasılık boyutu vardır. Biz ise bu 4+1 boyutlu yapının sadece tek bir kesitini, yani ölçümle seçilen kısmını deneyimliyoruz. Nasıl ki 3 boyutlu bir cismi 2 boyutlu bir kesitte tam anlayamıyorsak, biz de daha yüksek boyutlu bir gerçekliğin düşük boyutlu algısını yaşıyor olabiliriz. Bu durumda ölçüm dediğimiz şey, “dalga fonksiyonunun gizemli bir şekilde çökmesi” olmak zorunda değildir. Ölçüm, zaten var olan olasılıklar arasından bizimle tutarlı olanın seçilmesi olabilir. Yani gerçeklik ölçümle yaratılmıyor, sadece hangi dalı deneyimleyeceğimizi belirliyoruz. Bu düşünce, Many-Worlds (çoklu evren) yorumuna, decoherence (çevresel ayrışma) fikrine ve hatta blok evren anlayışına bayağı yakındır. Fizikte şu an için olasılık, gerçek bir geometrik boyut olarak değil, matematiksel bir araç olarak kullanılıyor. Yani “olasılık boyutu” fikri felsefi ve teorik olarak güçlü ama henüz deneysel olarak kanıtlanmış değil. Bu yüzden bilim şimdilik şunu diyor: Evrenin ölçülebilir kısmı 3+1 boyutlu, olasılık ise bu yapının üzerinde çalışan bir açıklama dili. Evet, ölçüm bir çöküş olmak zorunda değil; zaten var olan olasılıklar arasından bizim deneyimlediğimiz dalın seçimi olabilir. Ama olasılığın uzay–zaman gibi gerçek bir boyut olup olmadığı şu an kesin değil, sadece güçlü bir yorum.
Yani senin sorduğun şey “uçuk” değil; tam tersine, kuantumun en derin ve hâlâ açık sorularından biri.
Kaynaklar
- Rising Entropy. Decoherence Is Not Wave Function Collapse. (18 Mart 2019). Alındığı Tarih: 4 Ocak 2026. Alındığı Yer: Rising Entropy | Arşiv Bağlantısı