Entropi, en basit tanımıyla bir sistemdeki düzensizliğin veya rastgeleliğin ölçüsüdür. Termodinamiğin İkinci Yasası, izole bir sistemde toplam entropinin asla azalmayacağını, aksine her zaman artma eğiliminde olduğunu söyler.
Ludwig Boltzmann, entropiyi istatistiksel bir olasılık meselesi olarak tanımlamıştır. Bir sistemin alabileceği "mikro durumların" (parçacıkların dizilimi) sayısı ne kadar fazlaysa, o sistemin entropisi o kadar yüksektir. Örneğin, bir kadeh yere düşüp bin parçaya ayrıldığında, o parçaların rastgele dağılabileceği milyonlarca biçim vardır (yüksek entropi). Ancak o parçaların kendiliğinden birleşip kusursuz bir kadeh oluşturabileceği tek bir dizilim vardır (çok düşük entropi). Evren, istatistiksel olarak her zaman daha olası olan "düzensizliğe" doğru ilerler.
1927 yılında astrofizikçi Sir Arthur Eddington tarafından ortaya atılan "Zamanın Oku" kavramı, zamanın tek yönlülüğünü doğrudan entropiye bağlar. Eğer bir film şeridini izlerken zamanın tersine aktığını hemen anlıyorsanız (örneğin dumanın bacaya geri girmesi veya kırık bir vazonun masaya zıplaması gibi), aslında gördüğünüz şey entropinin azaldığı imkansız bir senaryodur.
Zamanın oku üç farklı şekilde karşımıza çıkar:
Termodinamik Ok: Entropinin arttığı yön.
Psikolojik Ok: Zamanın geçtiğini hissettiğimiz, anılarımızın biriktiği yön.
Kozmolojik Ok: Evrenin genişlediği yön.
Fizikçilerin çoğu, psikolojik ve kozmolojik oklarımızın temelinde termodinamik okun yattığını savunur. Anılarımızı kaydedebilmemiz için beynimizde bilgi işlenmesi gerekir ve bu süreç enerji harcayarak çevreye ısı (ve dolayısıyla entropi) yayar. Yani, geleceği değil de geçmişi hatırlıyor olmamızın sebebi, bilginin oluşması için entropinin artması gerektiğidir.
Eğer entropi zamanla artıyorsa, mantıksal olarak zamanın en başında (Büyük Patlama anında) entropinin çok düşük olması gerekir. Buna "Geçmiş Hipotezi" denir. Evren, muazzam derecede düzenli ve düşük entropili bir noktadan başlamıştır. 13.8 milyar yıldır süregelen bu artış, yıldızların oluşumundan yaşamın ortaya çıkışına kadar her şeye enerji sağlar. Ancak bu aynı zamanda evrenin sonuna dair bir ipucu verir: Isı Ölümü. Tüm evren maksimum entropiye ulaştığında, artık enerji akışı duracak ve "zaman" kavramı (değişim olmadığı için) anlamını yitirecektir.
Zamanın bir sonuç olup olmadığı sorusu burada kritikleşir. İki temel görüş vardır:
Zaman Bir Illüzyondur: "Blok Evren" modeline göre geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda mevcuttur. Entropi sadece bizim bu blok içindeki yönümüzü belirleyen bir pusuladır. Zamanın kendisi temel bir boyuttur; entropi ise sadece bu boyuttaki "akış hissini" yaratır.
Zaman Bir Ortaya Çıkıştır (Emergent Property): Bazı modern fizikçilere göre zaman, daha temel kuantum etkileşimlerinden veya entropik değişimlerden türeyen bir olgudur. Yani entropi artmasaydı, "zaman" diye bir kavramdan söz etmek mümkün olmayabilirdi.