Merhaba .Soru çok ilginç :))cevabımı vakit ayırıp okuyacaklara çok teşekkür ederim.
Eğer yeni yılı bir film türünün içinde yaşayacak olsaydım, hiç tereddütsüz bir animasyon filmini seçerdim. Çünkü animasyon, gerçekliğin sınırlarını inkâr etmeden onları esnetebilen ender anlatım biçimlerinden biridir. Hayatın ağırlığı, gündelik kaygılar, zamanın sertliği animasyonda yumuşar; duygular abartıyla değil, açıklıkla görünür olur. Bir karakterin kalbi göğsünden çıkıp konuşabilir, bir sokak lambası yalnızlığını itiraf edebilir ya da bir takvim yaprağı insanın yüzüne bakıp “acele etme” diyebilir. Bu, animasyonun en büyük özgürlüğüdür: soyut olanı somut, söylenmesi zor olanı sade kılabilmesi.
Yeni bir yıl, aslında insanın kendi hayatına dair sessiz bir yeniden çizimidir. Animasyon tam da bu yeniden çizme fikrine yakışır. Hatalar silgiyle değil ama anlayışla düzeltilir; kırıklar dramatik bir müzikle değil, sıcak bir tebessümle sarılır. Bir animasyon filminde geçmiş, genellikle karanlık bir düşman değildir; aksine karaktere eşlik eden, bazen sakar bazen öğretici bir yol arkadaşıdır. Bu yüzden animasyon, yeni bir yılı umutla ama saf bir iyimserliğe kapılmadan karşılamanın en dürüst yoludur.
Ayrıca animasyon, yetişkin olmayı unutmadan çocuk kalabilmenin estetiğidir. Yeni yılı animasyon olarak yaşamak, hayata ciddiyetsiz yaklaşmak değil; hayatı fazla ciddiye alırken kendini kaybetmemektir. Çünkü animasyonlar bilir ki, insan bazen en derin sorularını en basit çizgilerle sorar. Bir karakterin düşüp kalkması, gerçek hayatta yıllar süren bir kırılmanın özeti olabilir. Bir renk değişimi, bir ruh hâlini anlatmaya yeter.
Bu yüzden yeni yılı bir animasyon filmi olarak yaşamak isterdim. Çünkü animasyon, ne tamamen kaçıştır ne de acımasız bir gerçekçilik. İkisi arasında, insana nefes alacak bir alan açar. Yeni yıl da tam olarak buna benzer: geçmişten kopmadan, geleceğe ürkmeden bakabilmek için. Animasyonun dünyasında yeni yıl, kusursuz bir başlangıç değil; hatalarıyla sevilmeyi hak eden, yeniden anlatılabilir bir hikâyedir.