Görece…
Bütün mesele içimizdeki çocuğu diri tutabilmekte…
Misal bende azalmadı. Fakat yaşamın yoğun koşuşturması, yaş ilerledikçe üstenilen sorumlulukların artması ve çözmekle sorumlu olunan sorunların ağır yükü haliyle sınırlı olan bir zamanı ve enerjiyi bir alandan alıp başka bir alana aktarmayı zorunlu kılıyor hepsi bu.
Ben yeterli bir verimiyim, elbette hayır. Fakat önemli bir veriyim.
Bunun dışında yaşa bağlı olarak hastalıkların artması, etkilerinin uzun sürmesi, zihinsel sorunların baş göstermesi ve yine yaşa bağlı olarak beynin görece büzüşüp küçülmesi ( tıpkı derimiz gibi) elbette ki böyle bir önermeyi destekleyecek sonuçlara vesile olacaktır.
Fakat yaşa bağlı olarak vücudun bütün dinamiklerinin ( kas gücü, kalp atış sayısı, kan basıncı, duyma, görme eşiği vb.) hesaba katıldığı ve birbirine oranlandığı bir koşulda böylesi bir kıyas yapılırsa, iddiam odur ki yaşlandıkça hayal gücümüzün sınırlarımızın da ötesine geçtiği görülecektir.
Tek fark ; yaşlandıkça, hayallerimizi kaybetmek istemediğimiz bir cevher misali kendimize saklama eğilimimiz artıyor. Paylaşanlar da var. Ben onlardan biriyim… Sevgiyle…
Kaynaklar
- Prof. Dr. Ali Demirsoy. (2019). Ustaca Yaşlanma. Yayınevi: Asi Kitap. sf: 232.
- Doğan Cüceloğlu. (2019). İçimizdeki Çocuk. Yayınevi: Remzi Kitabevi. sf: 256.