Bu Konuda Akıl Vermek Akla Yatkın Değil!
Fakat kendimden yola çıkarak birkaç şey söyleyebilirim.
İlk iş beni ve yaşamımı kuşatan halkalara ( ailem, çevrem, doğam, dünyam, evrenim) yönelik soru sormakla başladım ki felsefeyi diğer tüm disiplinlerden ayıran en önemli şey alabildiğine ve gerçekten öğrenmek üzere soru sormak.
İkinci iş olarak felsefeye adını veren aklı sevmekle başladım. Bu sevgi öylesine kendine dönük bencilce (bireysel akla yönelik) bir sevgiden öte evrimsel biyolojimizin bugüne gelebilmek için atlattığı onca badireye ve neticesinde bizi besin zincirinin tepesine oturtan, türümüze özgü kolektif akla yönelik saygı temelli bir sevgi.
Üçüncü iş olarak doğamızın ritmini, kalp atışlarını dinlemek ve devamında bunu asırlardır dinleyenleri dinlemek. Ki bu ancak doğanın diyalektiğini kavramak ile mümkün.
Dördüncü iş olarak felsefenin kendisine ve doğrudan soru yöneltmek: Ne için?
Buradan sonrası yol ayırımıdır. İlki Felsefeyi dünyayı, yaşamı ve evreni yorumlamakla yetinmeyi telkin eden, diğeri yorumlamakla yetinmeyip değiştirmeyi görev olarak önüme koyan yol ayırımı.
Beşinci iş olarak bu yolculuğa beni çıkaran ve akıllı insanın, kafası karıştığında soru soran insan olduğunu hatırlatan ilk basamağa döndüm. Soru sordum: Bunca uğraş neden? Cevabı netti: Bize bugünleri nice bedel ile armağan edenlere olan borcumuzu geleceğe mahsup olarak ödemek ve akla sadakat gereği değiştirmek için. Yorum falcılara kalsın.
Altıncı iş olarak öğrenmenin kalıcı olabilmesi için önce öğrenmeyi öğrenmek gerekliliği, aşılması en zor sınav olarak karşımda duruyordu. Neyse ki bu zorluğu daha önce yaşayanların kolektif birikimi ile (ki bizler tür olarak yaşadığımız her zorlu sorunu aşmak için illa ki deneyimlemek zorunda kalmayan, başkalarının deneyimlerini kendi deneyimlerimizmiş gibi içselleştirip hızlı öğrenebilen ve yol alabilen bir türüz. Birikimli kültürümüzü ve tüm eksikliğine rağmen medeniyetimizi buna borçluyuz.) çok kolay aştım. Çünkü geriye muazzam bir eser bırakmışlardı. Doğanın diyalektiğini, bilimsel kuşkuculuğu, aklı ve akıl sevgisini önceleyen bir kitap ile: Felsefenin Temel İlkeleri (Georges Politzer)
Ardından gelen yedinci, sekizinci, yirmi sekizinci ve devam eden … inci işlerin hepsi okumaya, yazmaya, öğrenmeye ve en önemlisi ÖĞRENDİKLERİMİ YAŞAMDA SINAMAYA yönelik oldu.
Şimdi ise öğrenmeyi öğrenmeye devam ederken öte taraftan öğrendiklerimi yaşamda, bu soruya cevap verirken olduğu gibi, sınamaya devam ediyorum. Hepsi bir arada. Yolculuk devam ediyor hem de gerektiğinde en başa dönmeyi göze alarak. Sevgiyle…
Kaynaklar
- Georges Politzer. (2017). Felsefenin Temel İlkeleri. Yayınevi: Sol yayınları. sf: 543.
- Friedrich Engels. (1977). Doğanın Diyalektiği. Yayınevi: Sol yayınları. sf: 480.