İnsanların müzik ritmine başıyla ya da ayağıyla eşlik etmesinin nedeni, beynin işitme ile hareket sistemleri arasındaki sıkı bağ ve içsel zamanlayıcı mekanizmaların (tempo / “pulse”) varlığıdır. Müzik dinlerken sadece işitsel korteks değil, serebellum, bazal gangliyon, premotor alanlar gibi motor bölgeler de aktifleşir; bu alanlar sesi algılayan bölge ile hareket planlama/belirtme bölgeleri arasında senkronizasyonu sağlar. Ritim bize düzenli bir zaman ölçeği sunar, beynimiz bu ölçeğe göre hareketi (“kafayı sallamak”, “ayağa vurmak”) öngörür ve koordine eder. Böylece hem ritmin algılanması kolaylaşır hem de müzikten alınan keyif ve duygusal etki güçlenir. Bir başka deyişle bu eşlik, algı ve hareketin evrimsel olarak gelişmiş entegrasyonu sayesinde otomatikleşmiş bir tepki biçimidir.[1]