Yaşlanma ile birlikte organların işlevlerinin yavaşlaması ve zamanla durması, hücresel, moleküler ve sistemik düzeylerde biriken değişikliklerin sonucudur. Hücresel düzeyde DNA hasarı, telomer kısalması, mitokondriyal disfonksiyon ve artan oksidatif stres hücrelerin bölünme kapasitesini ve enerji üretimini sınırlar. Fizyolojik olarak kalp-damar sistemi elastikiyetini kaybederek kan akışı ve oksijenlenme azalır, böbreklerde nefron kaybı glomerüler filtrasyon hızını düşürür, karaciğerde detoksifikasyon enzimleri azalır, beyinde sinaptik plastisite ve nörotransmitter üretimi zayıflar. Anatomik olarak kaslarda sarkopeni (kas kaybı) ve kemiklerde osteoporoz gelişirken, bağ dokuların elastikiyetini yitirmesi solunum kapasitesini düşürür. Bu çoklu biyolojik değişiklikler organların işlevlerini giderek yavaşlatır ve yaşamın ileri evrelerinde organ yetmezliklerine yol açar.[1][2]
Kaynaklar
- B. K. Kennedy, et al. (2014). Geroscience: Linking Aging To Chronic Disease. Cell. doi: 10.1016/j.cell.2014.10.039. | Arşiv Bağlantısı
- C. López-Otín, et al. (2013). The Hallmarks Of Aging. Cell. doi: 10.1016/j.cell.2013.05.039. | Arşiv Bağlantısı