Merhaba!
Bu konuya cevabımı, bir biyolog veyahutta bir psikolog olmadığımı vurgulayarak, bir fizikçinin ve felsefecinin gözünden ve kendi alanım ile harmanlayarak hazırlayacağım. İyi Okumalar!
Bir fizikçi için “zevk” ya da “güzellik algısı” aslında beynin çalışmasına dair biyofiziksel bir süreçtir. Beynimiz, dış dünyadan aldığı sinyalleri (ışık, ses dalgaları, kimyasal moleküller) elektriksel uyarılara çevirir. Bu uyarılar nöron ağlarımızda işlenir ve sonuçta bir “hoşlanma” ya da “rahatsız olma” hissi doğar.
Şimdi soru şu: Neden aynı uyarı farklı insanlarda farklı bir sonuç doğuruyor?
Başlangıç Koşulları (Genetik Yapı)
Fizikte her sistemin davranışı, başlangıç koşullarına bağlıdır. İnsan beyninde bu başlangıç koşullarını genler belirler. Örneğin, gözdeki koni hücrelerinin türleri, tat reseptörlerinin duyarlılığı, dopamin sisteminin etkinliği kişiden kişiye değişir. Bu yüzden bazıları kırmızıyı daha canlı görür, bazılarıysa aynı renkten etkilenmez.
Reseptör çeşitliliği:
İnsan gözünde üç tip koni hücresi vardır (kırmızı, yeşil, maviye duyarlı). Ama bu hücrelerin yoğunluğu ve hassasiyeti kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar kırmızı tonlarını daha doygun görürken, bazıları daha soluk algılar. Tat duyusu da aynı şekilde değişir; “süpertaster” denilen kişiler acıyı ve acılığı çok daha yoğun hisseder.
Beynin ödül sistemi:
Dopamin reseptörlerinin yoğunluğu ve çalışma biçimi genetik olarak farklıdır. Kimisi küçük bir uyarandan büyük haz alırken, kimisi için aynı uyarı etkisiz kalabilir. Bu yüzden bir kişi klasik müzikten mest olurken, diğeri ilgisiz kalabilir.
Evrimsel tercihler:
Evrim, genetik seçim baskılarıyla bazı zevk eğilimlerini ortalamada belirlemiştir. Örneğin, simetrik yüzler çoğunlukla “çekici” bulunur çünkü sağlığı işaret eder. Ancak bu sadece genel bir eğilimdir; bireysel farklılık genetik çeşitlilikten doğar.
Dış Etkenler (Çevre ve Kültür)
Fizikte sistem yalnızca kendi iç dinamikleriyle değil, çevresiyle etkileşimiyle de tanımlanır. İnsanın da çevresi—yani kültür, aile, arkadaş çevresi, yaşadığı deneyimler—beynindeki bağlantıları şekillendirir. Bu yüzden bir toplumda güzel sayılan şey, başka bir yerde sıradan olabilir.
Kültürel normlar:
Güzellik kavramı kültürden kültüre değişir. 15. yüzyıl Avrupa tablolarında kilolu bedenler “zenginlik ve sağlık” sembolüyken, günümüzde Batı kültüründe zayıflık daha çok öne çıkıyor. Bu, dış kuvvetlerin sistem üzerindeki etkisine benzetilebilir.
Çocukluk deneyimleri:
Küçük yaşta duyduğun melodiler, tattığın yiyecekler beyninde sinaptik bağlantılar oluşturur. Bu bağlantılar, ilerideki tercihlerini şekillendirir. Bir çocuk evinde sık sık klasik müzik duymuşsa, ileride o müzik türünü sevme olasılığı daha yüksektir.
Toplumsal etkileşim:
İnsan sosyal bir varlıktır. Arkadaşların, öğretmenlerin, medya gibi unsurlar tercihlerini etkiler. Fizikte bu, sisteme uygulanan sürekli bir dış kuvvet gibidir.
Dinamik Evrim (Deneyimler ve Hafıza)
Bir fizik sistemi zamana bağlı olarak değişir. İnsan beyninde de sinapslar deneyimle güçlenir veya zayıflar. Bir rengi sevmen, geçmişte o renkle ilişkili olumlu deneyimlerinden kaynaklanabilir. Yani güzellik algın, zamanla evrimleşen bir sistem gibidir.
Koşullanma:
Pavlov’un deneyindeki gibi, bir uyarıcıyla bir duygu eşleşirse beyin buna tepki geliştirir. Örneğin, çocukken annen sana hep vanilyalı dondurma aldıysa, vanilya kokusu sende güven ve mutluluk hissi uyandırabilir.
Kaotik etki:
Küçük bir olay, uzun vadede büyük bir tercih farklılığı yaratabilir. Fizikteki “kelebek etkisi”ne benzer şekilde, bir tesadüfi deneyim (örneğin gençken bir rock konserine gitmek) seni o müzik türüne bağlayabilir.
Kaynaklar
-
S. H. Wolinsky. (2022). Quantum Consciousness: The Guide To Experiencing Quantum Psychology. ISBN: 9780962618482.
-
W. W. Atkinson. (2019). Pratik Zihinsel Etki Ve Zihinsel Çekicilik 1908. ISBN: 9786253686024.
-
P. D. B. S. Bozdemir. (2007). Tıbbi Ve Biyolojik Fizik. Yayınevi: Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir.
-
S. Wolinsky. (Blog yazısı). Die Essenz Der Quantenpsychologie.