Uzay zamanın bükülmesi bildiğimiz klasik bir bükülme olmayabilir. Özellikle evrendeki (varsa) boyut sayısı konusu bu bükülme durumunu düşündüğümüz klasik bükülmeden çok başka bir biçimde dönüştürülebilir.
Ancak şunu söyleyebiliriz ki uzay zamanın bükülmesi kütle çekim dalganımlarının uzay zaman dokusunu belirli frekans ve dalga boyunda titreştirdiği ispat edildiğinden uzay zaman dokusunun bükülmesinin bir kuvvet ilişkisi yarattığı kesindir. Yani uzay zamanın bükülmesi evrenin dokusunu belirli bir kuvvetle titreşmesine (dalgalanmasına) neden olur. (Tabi bu dalgalanmayı dairesel bir geometri alıyor olarak düşünebiliriz).
Diğer taraftan bunu ilgili yıldız veya gezegenin çevresini bir Merkez olarak düşünerek dairesel bir dalga frekans örüntüsü yayılması olarak düşünmek mümkün. Bunu tıpkı bir radyo anteninden her yöne radyo sinyallerinin yayılmasına benzer düşünebiliriz.
Bunlar da bizi zamanın yavaşlaması konusunda aslında kütle çekim alanının evrenin genişlemesine lokal bir karşı kuvvet ve direnç alanı oluşturduğu böylece zamanın akmasının lokal ölçekte yavaşlaması etkisine sebep olduğu noktasına götürebilir.
Zaman eğer izafiyetteki gibi 4. boyutsa bu boyutu bilinen uzamsal bir boyut olarak düşünmek pek mümkün değil ve bu boyutu hayal etmek zor. 4 boyutlu bir nesneyi hayal edemeyiz. Çünkü buna dair hiç bir deneyimimiz yok.