Öncelikle şu soruyla başlayalım: "Neden elesin?"
Cevabınız muhtemelen, "Çünkü bu beynimize zarar veriyor." olacaktır.
Karşılık olarak ben de şunu sorayım: "Kolumuz kırılıyor diye evrimin kollarımızı elemesini istemiyorsan beynimiz zarar gördüğünde neden aynısını demiyorsun?."
Evrimle ilgili çok genel bir kavram yanılgısına düşüyorsunuz. Evrim üreme ile türün devamlılığını ve hayatta kalmayı önceler, iyi olanı değil. Objektif olmak bakmak gerekirse evrimin nazarında aslen iyi ve kötü diye bir şey yoktur. Depresyon, Kronik İntihar Eğilimleri, Anksiyete gibi nörolojik rahatsızlıklar şayet genetik etkilerle beraber gelişmişse beynin doğal bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkar ve kişinin etrafındaki olayları çarpık da olsa algılamasına ve dayanılabilir hale getirmesini sağlar. Hayatı boyunca isteklerinden ve hayallerinden soyutlanmış bir insan elbette artık bir noktadan sonra zarar görmemek için hayal kurmayı bıracaktır. Sahne önünden bakıldığında bu zararlı olarak görünsede perdenin arkasından bakıldığında kişi hayal kurmayarak kendini korumaktadır.
Depresyon ise uzun vadeli bir birikimin sonucu olarak ortaya çıkar. Zamanla kişinin karakteri ve olaylara gösterdiği tepkiler nevrotik olarak kronikleşir, uç beklentilere ve yanlış yorumlamalara evrilir. Bir noktaya geldiğinde kişi artık kendini dünyanın kalanından soyutlamak mecburiyetindedir çünkü dünyayla ilgili gördüğü her şey çarpıktır ve bozuktur. Beynin nörokimyası öyle bozulmuştur ki bu dünyaya dair küçük ve büyük her şey kişinin algısını tehdit eder hale gelmiştir. Daha edebi bir dille insan iyi şeyler hissetmeyi unutmuş, gördüğü her şey kendisine batan bir iğne olmuştur. İş bu noktaya sebepsiz gelmez, kaldı ki hiçbir beyin (genetik eğilim dışında) buna adapte olmaya kendini zorlamaz. Fakat bir noktadan sonra bu düşünceler çeşitli sebeplerle kalıcılaşabilir ve beynin konfor alanı bunlara evrilebilir, dolayısıyla insan bir noktadan sonra çıkış aramayı bırakır çünkü dünya çıkış aramaya değecek bir yer haline gelmez. Eskiden neden üzgün olduğunu anlamaya ve çalışan beyin bununla baş edemez ve bu üzüntünün kalıcı olacağına dair nevrotik bir inanç geliştirir; oysa tek derdi yine kendini korumaktır.
Bu konuyla ilgili evrimsel biyoloji açısından pek bir kaynak sunamam ama şayet bu davranışların kökenlerini daha da incelemek ve evrimle arasında bağlantı kurmak isterseniz size Karen Horney'den 'Kendi Kendine Psikanaliz' kitabını öneririm.