Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Premium
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Değişen manyetik alan, neden elektrik akımına dönüşür, bu süreçte başka ne gibi değişimler yaşanır? Hemen cevapla! 50 ATP Ödüllü Soru: Doğal taşların gerçekten özellikleri var mı? Hemen cevapla! 50 ATP Ödüllü Soru: "Şey" dediğim şey nedir? Hemen cevapla!
Sorulara Dön
Sevim Ekinci
Sevim Ekinci
50.7K UP
Üye 1 Ekim 2023
15

Ahlâk nedir ve toplumdan bağımsız bir ahlak mümkün müdür?

2,982 görüntülenme
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
14 Cevap
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye 3d tasarım ve animasyon eğitmeniyim. 14 Aralık 2024

Bugüne kadar yapılmaması gereken şeyleri yapan insanlar hep "ahlaksız" olarak damgalandı ve böylece başlangıçta bomboş olan ahlak kavramı kendine karşıt kavram bularak içi her türlü pislikle doldurulmaya çalışıldı. Oysa gerçekte "ahlak" diye bir şey yoktur. İyi ve kötü diye bir şey de yoktur. Benim için iyi olan senin için kötü olabilir. Koşullarımda yaşamayan, benim yaşantımın neleri gerektirdiğini bilmeyen, hatta beni tanımayan birileri benim ne yapmam gerektiğini söyleyecek ve ben hayatımı bu tanımadığım kişilerden gelen rivayetlere göre mi yaşayacağım? Hele bu kişi tanrının bizzat kendisi değilse ( ki değil, çünkü her din kendi farklı ahlakını üretmiştir) benim için ahlaksızlık sorgulamadan, soruşturmadan, gerçeği öğrenmeden kuralları kabul edip hayatımı bu kurallara göre değiştirmektir. Nietzsche'nin bir lafı vardı "Özgür insan ahlaksızdır; çünkü o her bakımdan geleneğe değil kendine bağımlı olmayı ister." Bir çok zihinsel hastalık var, pedofili de bunlardan biri, psikopatlık da, kleptomani de bir hastalıktır, ama bu insanları düz ahlaksız olarak damgalayıp işimize devam edersek asla hastalıklara çözüm bulamayız. Birlikte yaşayan insanlar bazı kurallara ihtiyaç duyarlar, ilk topluluklardan beri, mal sahiplenme dürtüsünün antik zamanlarından bu yana, sürü içgüdüsünün sosyal bir hayvan olan insandaki etkisi, çıkar ilişkilerini korumak için gereken toplu yaşama kurallarını düşünüp belirlemeye dayanır. Bu toplu kurallara ilk ahlaki yasalar diyebiliriz, daha sonra dinlerin devletlerle bağlantısı görevini üstlenip eleştiriye kapalı bir şekilde, coğrafyaya göre, dine göre, tarihe göre, mezhebe göre değişen, başkalaşan, hiçbir evrenselliği olmayan ve dönemine göre o anki toplumun yönetimindeki otoritenin en güçlü dayanağı olan kurallar bütünüdür. Ama zaten bu kuralların insani olanları içinizden gelmektedir. Ne var ki tam da ergenlik dönemine rastlayan zamanlarda zaten yapmak istediğiniz şeyi size dışarıdan dayatarak söylerler ve yapmaktan vazgeçersiniz. Bu yüzden ergenlik döneminde çocuklar her şeye isyan ederler, bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındadırlar... İnsan dışında hiçbir hayvan ergenlik dönemi geçirmez. Toplumsal baskı ve birlikte yaşamanın gerektirdiği kurallar insanları küçük yaşta sinirli bir ergen olmaya zorladığı gibi ilerleyen yaşlarda da yabancılaşmaya neden olarak psikolojik rahatsızlıkların en sık görülen sebebi olurlar. Ahlakın var olduğu zorlaması ahlaksızlığı doğurur. Kural olmazsa onu yıkma isteği de olmaz. Konuyu biraz değiştireceğim: Mesela uzun uzun araştırıp bir fosil bulunuyor ve bilim adamları seviniyorlar değişimi inceleme şansları oluyor ve evrimsel süreci daha yakından takip ettiklerini hissediyorlar. Oysa düşünceler çok daha çabuk evrimleşiyor, onların milyonlarca yıla ihtiyacı yok, düşünce gerekli bilgiyi çok daha çabuk bir sonraki nesle bırakır ve gereksiz bilgiyi çok daha çabuk unutup sonraki nesle aktarmadan hayatına devam eder. Vücutta ise işlevselliğini yitiren bir organın körelmesi milyonlarca yılı bulabilir. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda bir nesil önceki insanlardan bile düşünce olarak ne kadar uzakta olduğumuzu fark edebiliriz. Veya bizden sonra gelen nesli anlayamadığımızda bu şaşkınlığı yaşarız. Ahlak yasaları ve ahlak felsefesi de işlevselliği olmadığı için düşünce dünyasında nesli tükenmekte olan soyut dinozorlar gibidir. Sağlıklı bir insan ona hiçbir kural söylenmediğinde bir topluluk içinde yaşıyorsa etrafındaki herkese kendisine davranılmasını istediği gibi davranır. Konfüçyüs bunu 2500 sene önce söylemişti, eğer bir kurala ihtiyaç duyuyorsanız tek bir ahlaki kural yeter. Sana davranılmasını istediğin gibi davran, ki zaten içimizden gelen budur. Eğer içinden gelen seslere, hislenişlere, davranışlara bir isim, bir kural, bir yasa ismi koymak istiyorsan ve buna da "ahlak" demek istiyorsan elbette yalnız yaşarken bile ahlaklı olabilirsin. Ama toplum içinde yapmak zorunda olduğunu hissettiğin davranışların hiçbirini yalnızken yapmak zorunda değilsindir. Bu yüzden insanlar yalnızken daha özgür ve rahattır. Eğer yaşam boyunca yalnızlık korkusu ile korkutulmadıysan ve hep kendini birilerine muhtaçmış gibi hissetmiyorsan ne dine, ne de ahlaka ihtiyacın yoktur. Toplum içinde kimseyi rahatsız etmeden vakitlice eve dönüp, can dostun olan yalnızlığını kucakla. Yalnızlık güvenilirdir ve hep bıraktığın yerdedir. Bir ahlak canavarı gibi görünmek istemem ama zaten bu güne kadar hep ahlakın iyi yönleri bize aşılandı ve zorla aklımıza sokulmaya çalışıldı, ama hey, bir dakika, bu ahlaki kurallar kutsal görevlerden oluşuyorsa zaten benim içimde vardır değil mi? Eğer yoksa senden öğrendiğim kurallar sayesinde cennete mi gideceğim? ya da iyi bir insan mı olacağım? Yani ahlak hep iyi bir şey olarak gösterildi ben de biraz farklı açıdan anlatayım... Ahlaklı olmanın ilk koşulu korkak olmaktır: Çünkü bir şeyleri düşünmeye bile korkan insanlar ahlaklı olmayı seçerek en yakın tanıdığından gereken davranışları öğrenmeye yeltenir. Evet çocukça bir hareket ama zaten bu çocuk yaşlarda yapılıyor... Ahlaklı olmanın ikinci koşulu namussuz olmaktır, belki hiç tanımadığın bir imamdan, hiç tanımadığın bir hocadan duyduğun bir söze güvenerek ailene, kanından, canından olan insanlara bile itimat etmeden, sorgulamadan düşünmeden verilen görevleri yapman beklenir. Bunlara inanıp yaparsan birkaç gün önce sana o hiç tanımadığın nasihat veren ve allaha yakın olduğunu iddia eden adam belki senin de ahlaklı olduğunu düşünecektir. Tanımadığı biri tarafından emin olmadığı sadece var saydığı söylentilere göre kendi ailesine yüz çeviren insan namussuzdur. Ahlaklı olmanın üçüncü koşulu tembel olmaktır; az önceki örneğe dönelim yabancı imama itimat etmedin, kendi ailen ile aranda geçen konuşmalarda sadece senin kanını taşıyor diye aile bireyine hak vermen, düşünmesine yardım etmemen, kendi fikrini söylememen, sadece baban veya annen olduğu için onun söylediği her şeyi doğru kabul etmen tembelliktir. Ahlaklı olmanın dördüncü koşulu ruh hastası veya zihinsel özürlü olmaktır; çünkü bir insan ona kurallar söylenmediği için başka birine zarar veriyorsa, daha doğrusu başkalarına zarar vermemek için kurallara ihtiyaç duyuyorsa hastadır. Ahlaklı olmanın beşinci koşulu ise içten pazarlıklı ve çıkarcı olmaktır; çünkü Ahlak senin zihninde ömür boyu dolaşıp düşüncelerini ve sorularını zincirlemek karşılığında sana cenneti vaat eder. Özet olarak içinden geldiği gibi davranmak yapılması gereken en iyi şeydir. Bunu da en rahat ve başkalarına zarar vermeden yapmanın yolu yalnız kalabilmek için kendine ayıracak vakit bulmaktan geçer. Saygılarımla.

1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aykut Kayı
Aykut Kayı
184.1K UP
Ahlaki değerlerin savunucu bir bireyim. 10 Aralık 2024
Orijinal Soru: Tamamen objektif bir ahlak anlayışı oluşturmak mümkün müdür?

Cevaplarken tanımlamalardan uzak düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle dini inanışlar ahlaki değerlere bir etken olsada tek başına ahlaki değerleri sağladığını söyleyemeyiz. Gercekleşmesi için hukuki bir zemine ihtiyaç duyar ve her inanış kendi hukukunu baskıladığı zamanlarda da sonuçlarını tarihi ve güncel olaylarda hep birlikte görüyoruz.

Farklı inanışlara sahip insanlarında ahlaki degerleri hukukla savunduğunu, ancak bu şekilde huzurla yaşayabildiği ve bunun için en büyük aracın insanların eğitilmi olduğu eğitimin zayıf olduğu toplumlarda dini inançlar kuvvetli olsada ahlak anlayışının zayıf olduğu çok açık.

Tüm Reklamları Kapat

Uzatmadan cevaplamam gerekirse bence ahlakın oluşturulmasında toplumun eğitimi diger tüm etkenlerden daha önemli bir etken ve ancak eğitim ile ortak bir ahlak anlayışı oluşturmak mümkün ve belirtmem gerekir ki eğitim var olduğu sürece dini inanışlar bu duruma engel olmadığı gibi ortak bir ahlak anlayışına inanmakta dini inançlara engel değildir.

Örnek olarak Finlandiya verilebilir.

Her yıl yapılan farklı eğitim araştırmalarının tümünde Finlandiya'nın eğitim sistemi Dünya'da uygulanan en iyi eğitim sistemleri arasında ilan ediliyor. Finlandiya eğitim alanındaki bu başarısıyla Dünya'daki diğer birçok ülkeleri geride bırakıyor.[2]

2018'deki uluslararası bir ISSP anketinde, Finlandiya nüfusunun %40'ı Tanrı'ya inanmadığını, %34'ü Tanrı'ya inandığını ve %26'sı bilmediğini söylemiştir.[1]

Tüm Reklamları Kapat

Reader's Digest'in cüzdan testi anketine göre, Finler dünyanın en dürüst insanlarıdır.[3]

Başta söylediğim gibi bireysel düşüncemi paylaştım. Yanlış bir yorumda bulunduysam eğer affınıza sığınıyorum.

Kaynaklar

  1. Issp. (). Raportti Issp 2018 Kyselystä / Kirkon Tutkimuskeskus. Not: Julkaisuvapaa 13.3.2019 klo 7.00..
  2. İ. Gelen. (). Finlandiya Eğitim Sistemi.
  3. visitfinland. Finland Is A Safe Travel Destination | Visit Finland. Alındığı Tarih: 10 Aralık 2024. Alındığı Yer: visitfinland | Arşiv Bağlantısı
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Öğrenci-Okur 8 Kasım 2021
Orijinal Soru: Ahlak nedir, kişiden kişiye değişebilir mi, nasıl belirlenir?

Ben ahlakı şu şekilde tanımlıyorum. Kültürel evrim çerçevesinde medeniyetimizi sürdürebilmek için toplum tarafından çevresel koşullara göre evrimleşen kurallar bütünü.

Tanımımdan anlayacağınız üzere ahlakın göreli olduğu görüşündeyim. Toplumsal olarak evrimleşen bir yapı olmasına rağmen kişinin yaşadığı toplum ve maruz kaldığı çevresel koşullar kişinin ahlakını değiştirebildiği için kişiden kişiye bazı anlayışlar değişebilir. Hatta kimi zaman ise bazı temel konularda gerek çevresel etkileşimlerin fazla olması gerek ise aynı çağda bulunmamızdan dolayı dünyanın bazı temel konularda büyük tek bir toplum gibi davranmasına yol açacağından şu an yaşadığımız zamanda bazı ahlak kuralları "genel kabul" görebilir. Yine de farklı çevresel şartlardan etkilenenler olacağı için herkes aynı ahlak kuralını benimsemeyebilir. Farklı zamana, mekana, çevresel şartlara göre değişebilir.

Nasıl belirlendiği konusuna gelecek olursak temel olarak istemeden belirleniyor diyebiliriz. Tıpkı biyolojik evrimde olduğu gibi. Bu konularda da geniş bir çeşitlilik var ve çevresel koşullarda ister istemez bazı eylemlerde bulunacaksınız. Bunların da bazı sonuçları olacaktır. Bu durum da zekası olan ve düşünebilen canlılardan oluşan sosyal bir yapı için bazı davranışları doğru veya yanlış olarak görmeye sebep olacaktır. Böyle gittikçe belki farkında bile olmadan belki farkında olarak bunlardan etkilenecek ve içsel olarak bazı şeyleri istememeye bazı şeyleri doğru veya yanlış bulmaya başlayacaksınız. Toplumun genel ahlak anlayışı ve kişilerin ahlak anlayışı oluşacaktır.

Tüm Reklamları Kapat

Genelde ahlak anlayışı istemsizce yaşanılan olaylar çerçevesinde geliştiği için tartışılabilir ama belli bir süre geçmiş ve çoktan ahlak anlayışı şekillenmişse bu konularda tartışmak çoğu zaman zor, hatta imkansız olabiliyor.

10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Blog Yazarı 9 Aralık 2024
Orijinal Soru: Tamamen objektif bir ahlak anlayışı oluşturmak mümkün müdür?

İyi olmanın okulu tarzında bir sistem kurulmalı. Sanırım mümkün olsaydı insanlık bu tarz sistemler kurarlardı. Dinlerin oluşmasının temel sebebi en basit davranışların bile din çerçevesinde kurallar ile sınırlandırılmasıydı. Çünkü toplumlar henüz güçlü devlet sistemlerine bağlı adalet sistemleri geliştirmemişlerdi. Din bir nevi ''kötülük yapma, kötülük yaparsan sonsuz cehennem azabı çekersin.'' düşüncesiydi. Günümüzde bilimin gelişmesiyle teknolojik araçlar daha yaygın olduğundan artık dinler etkisini kaybetmeye başladı. Çünkü artık korkutmak sadece daha geri kalmış toplumları yönetmekte kullanılabiliyordu. Gelişmiş toplumlar için felsefi düşünce sistemleri 1700'lü yıllarla birlikte Papa'nın gücünü kaybetmesiyle güç kazandı. İnsanlar düşünmeye sorgulamaya başladıkça dinden uzaklaştılar. Günümüz insanı dinden uzaklaştıkça nihilizm çukuruna düşmeye başladı. Hayatın anlamının olmadığını düşünmeye başladılar. Bence iyi bir anlama ihtiyacı olan insan başkalarına yardım etmeli ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almalı. Bu insana bir amaç kazandırmaktan öte bütün insanlığa iyi gelecektir. İllaki anlamlı bir yaşam için teolojik düşünceye ihtiyaç yoktur. İyi olmak iyidir. Bu kadarı yeterli.

Kaynaklar

  1. emre dorman. Din Neden Gereklidir?. Alındığı Tarih: 9 Aralık 2024. Alındığı Yer: emredorman | Arşiv Bağlantısı
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aykhan Imanov
Aykhan Imanov
139.1K UP
Ilgi alanı 21 Mart 2023
Orijinal Soru: Ahlak nedir, kişiden kişiye değişebilir mi, nasıl belirlenir?

Ahlakın evrensel olup olmadığı konusu, felsefe ve etik alanında uzun bir tartışma konusu olmuştur. Bazı filozoflar, ahlakın evrensel olduğuna inanmaktadır, diğerleri ise ahlakın kültürel ve toplumsal farklılıklara bağlı olduğunu düşünmektedir.

Ahlakın evrensel olduğuna inanan filozoflar, insanların doğuştan gelen bazı evrensel değerlere sahip olduğunu savunmaktadır. Örneğin, insan hayatının değerli olduğu, başka insanların acısını önlemek ve iyiliğini aramak gerektiği gibi değerler evrensel kabul görür. Bu filozoflara göre, bu evrensel değerler, kültürel ve toplumsal farklılıklara rağmen herkes için geçerlidir.

Ancak, ahlakın kültürel ve toplumsal farklılıklara bağlı olduğunu savunan filozoflar, ahlaki değerlerin, bir toplumun kültürel, tarihi ve sosyal özellikleriyle belirlendiğini düşünmektedir. Bu filozoflara göre, ahlaki değerler, farklı toplumlar ve kültürler arasında farklı olabilir ve evrensel değildir.

Tüm Reklamları Kapat

Sonuç olarak, ahlakın evrensel olup olmadığı konusu, felsefe ve etik alanında halen tartışmalı bir konudur ve kesin bir cevabı yoktur. Ancak, evrensel değerlerin varlığına dair birçok kanıt ve savunma vardır ve birçok insan, evrensel ahlaki değerlere sahip olduğuna inanmaktadır. Kaynaklar arasında etik ve felsefe konularında uzmanlaşmış kitaplar, makaleler ve ders materyalleri yer alabilir.[1]

Kaynaklar

  1. Justin Snedegar. Document Not Found. Alındığı Tarih: 22 Mart 2023. Alındığı Yer: plato.stanford | Arşiv Bağlantısı
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Lemon Lemon
Lemon Lemon
23.0K UP
bir vatandaş 2 Ekim 2023

Ahlak kişinin (kısmen) kendinçe iyi ve kötü davranışları ayırt etmek dir " toplumdan bağımsız bir ahlak mümkün müdür" sorusuna ise cevabım hayır olur çünkü insan doğumdan sonra beli bir yaşa kadar iyiyi kötüyü ayırt edemez örneğin küçük bir çocuğun bir kediye su atması kuruğundan çekmesi vb. Gibi şeyler bu tür şeylerin iyi veya kötü olduğunu çevresi ailesinden okuldan yani kısaca toplumdan öğrenir lakin beli bir yaşa geldiğinde (kısmen) kendi fikirlerini edinmeye başlar örneğin sokak köpeklerinin toplatılmasına karşı olan biri şimdi tam tersine bunu savunması gibi ama şimdi şimdi diye bilirsiniz ki "e sen en başta toplumdan bağımsız ahlak olamaz dedin" dedim çünkü gene sokak köpeği konusundan örnek veriçem bir kişi bu tür bir konuda sadece kendi fikirlerini kullanarak hareket etmez çevresine sorar ordan fikir alır ailesine sorar araştırma yapar ordan bilgi alır ve herşeyin sonunda gene topluma başvuru.

5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İnsan için ileri sürülen en iyi tanım "nankör iki ayaklı"dır."
Fyodor Dostoevsky
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)