Evrenin genişleme dinamikleri gereği evrenin sınırı olarak adlandırabileceğimiz (ki bu hiç de doğru bir adlandırma olmuyor aslında) yere ulaşmamız olanaksız. Bulunduğumuz noktadan tek bir yöne doğru ışık hızında dahi yol alsak evrenin sınırına asla varamayız çünkü ulaşmaya çalıştığımız bölge bizden ışıktan çok daha yüksek hızla uzaklaşıyor. Bu durum bir insanın koşarak, son hız giden bir otomobili yakalamaya çalışmasına benzetilebilir.
Hadi diyelim ki bir şekilde sınırı ulaştık. O sınır dediğimiz bölge aslında görünüz evrenin sınırı olabilir ancak. Evrenin oluştuğu andan 380 bin yıl sonra oluşan ve yaklaşık 13 milyar yıldız bize doğru gelen ilk ışığın bize ulaştığı son nokta. O noktadan ileriye baksak, buradan ne görüyorsak benzerini görürdük çünkü evren geniş ölçekte homojen yapıda. O bölgelerin bizim bölgemizden farklı olduğunu düşünmemiz için bir neden yok. Bulunup çevremize baktığımız bölgeden 13 milyar ışıkyılı uzaklığa sahip başka bir görünür evrenin hayali merkezinde olurduk.
Özetle evrende nereye giderseniz gidin, bulunduğunuz noktaya ait başka bir görünür evrenin merkezinde olursunuz. Gördükleriniz de pek değişmez. Yüzmilyarlarca yıldız ve galaksiden oluşan devasa bir deniz.
Umarım açıklayıcı olmuştur. Sağlıcakla...