Antik Yunan'daki felsefecilerin hepsi zengin insanlardı. O zamanlar fikir ve düşünce üretebilmek zaten zengin insanların bir uğraşıydı. Hayatta kalma ya da aç kalma dertleri olmadığı çalışmıyorlardı, boş zamanları boldu ve bu zamanlarında da fikir üretiyorlar ve bunları tartışıyorlar hatta bazen yazıyorlardı.
Sanatçılar ise çoğunlukla zengin kişiler değillerdi. Ya kendi dönem ve bölgelerinin valileri, kralları gibi devlet yöneticilerinin ya da zengin, soylu ve nüfuslu kişilerin saraylarının maaşlı çalışanları gibiydiler. Bu sanatçılar ekonomik sıkıntı çekmezdi. Salieri gibi. Ya da herhangi bir sarayda yaşamayıp bağımsız yaşayanlar ise parça başı beste ya da performans üretip para kazanırlardı ve çoğunlukla ekonomik sıkıntı içinde yaşadılar. Mozart gibi.
Ressamlar, mimarlar da benzer durumdaydılar. Ama bu kişiler biraz daha pratik ve günlük kullanıma hitap eden eserler üretebildikleri için müzisyenlere göre ekonomik olarak daha iyi durumdaydılar. Yani iyi bir ressamın ya da mimarın parasız kalması nadir rastlanan bir şeydir. Hatta biraz tanınan ve aranan kişi haline geldiyse bir sanatçı, sadece üretimleri ile hayli zengin de olabilirdi.
Bu konu ile ilgili vereceğim kaynak kitapta detaylı anlatımlar bulabilirsiniz.[1]
Kaynaklar
- L. Shiner. (2004). Sanatın İcadı. Yayınevi: Ayrıntı Yayınları.