Felsefe, bir bilim dalı değildir. Felsefe, yaşamı, hayatı, evreni ve evrendeki her bir zerreyi nasıl sorgulayacağını, nasıl düşüneceğini öğrenmene yardımcı olan, düşünmeye dayalı bir kaynaktır. Bilim ise somut delillere dayalıdır; deney ve gözleme ihtiyaç duyar. Ancak felsefede bu geçerlilik aranmaz ve her kesimden düşünme yetisine sahip kişiler felsefe yapabilir.
Felsefenin mahiyeti, netice odaklı bir çerçeveden ziyade, sonsuz bir sorgulama döngüsü içerir. Bilimsel faaliyet, determinizmin ışığında çözülmeyi bekleyen problemlere dair kati sonuçlar üretme gayretindeyken, felsefi düşünce, bizzat problemin varoluşunu dahi sorgulamak suretiyle aporia üretir. Bu itibarla felsefe, sadece epistemolojik "nasıl" sorularını değil, varoluşun temelini irdeleyen "neden" ve "ne için" sorularını da içkin bir derinlikle ele alır.
Kısaca, felsefe bir bilim değildir ve bilim olamaz; yalnızca düşünceyi geliştiren, insanlara gerçekleri veya evreni anlamalarını sağlayan bir tür ayna görevi görür.
Ayrıca, felsefe, insan zihninin kategorik sınırlarının ötesine geçerek, metotla açıklanamaz olan fenomenleri kavramaya yönelik bir çabadır. Bir birey, felsefi bir sorgulamayla kendi varoluşunu ve çevresindeki olguları tartıştığında, bilimin positivist çerçevesini aşarak soyut kavramsallıkla baş başa kalır. Adalet, etik, güzellik yahut özgürlük gibi insana dair mevzular, bilimsel enstrümanlarla kavranabilir olmaktan çok uzaktır; buna mukabil, felsefe, bu ontolojik gerçekliklerin mahiyetine dair bir diskur geliştirir ve toplumların zihin yapılarında derin bir etkide bulunur.