Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
EtkinlikEğitim
Taner Beyter
Taner Beyter
403.0K UP
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & Çevrimiçi₺2.600,00 - ₺4.400,0015 Nisan
Taner Beyter İle "Acı, Ölüm ve Felsefe" Seminerleri
15 Nisan 2026 14:00 tarihinden 10 Mayıs 2026 19:00 tarihine kadar.

Ön başvuru sonrası detaylar için sizinle iletişime geçilecektir.
Dilerseniz 0532 374 1846 iletişim numaramızdan bize ulaşabilirsiniz.

- Yüz yüze (Ankara ) veya Online (Zoom) seçenekleriyle katılabilirsiniz.
- Haftada 1 gün | 2 Oturum (50dk + 50dk)
- Her ders sonu soru-cevap
- Ek kaynak ve okuma listeleri
- Katılım Belgesi

Taner Beyter ile Gri Alanlarda Bir Yolculuk

Yaşamak her zaman bir hediye midir, yoksa bazen bir yük müdür?
Ölüm ne zaman ve hangi koşullarda ahlaken doğru veya yanlış olur?
Acı yaşamın ayrılmaz bir parçası mı?

Gündelik hayatın akışında "doğru" ve "yanlış" dediğimiz pek çok kararın arkasında, aslında yüzyıllardır süregelen devasa bir felsefi tartışma yatar. Çoğu zaman alışkanlıklarımızla veya toplumsal kabullerimizle cevapladığımız en sarsıcı soruları; bu kez analitik felsefenin keskin araçlarıyla, Taner Beyter rehberliğinde masaya yatırıyoruz.

Bu program; birer "tabu" olarak görülen idam, ötanazi, hayvan hakları ve varoluşun etik yükü gibi meseleleri rasyonel argümanlar ışığında incelemeyi hedefliyor. "Acı"nın ve "Ölüm"ün felsefi karşılığını ararken, sadece teorik bilgi edinmeyecek; etik ikilemler karşısında nasıl tutarlı bir düşünce yapısı inşa edebileceğimizi de keşfedeceğiz.

1. Hafta:
Ötanazi Etiği : Biyoetik, uygulamalı etik, özerkliğin değeri
Ölüm hakkı yaşam hakkı kadar temel bir hak mıdır?
Durmak bilmeyen acıları çekmek ötanazi hakkını temellendirmek için yeterli mi?
Aktif ve pasif ötanazi arasında ahlaki bir fark var mı? Ötanazi suistimale açık mı?

2. Hafta:
Hayvan Etiği: Hak teorileri, normatif etik kuramlar, çevre etiği
Hayvanların çektikleri acılar gereksiz mi?
Toplam acı miktarı ve çeşitliliği göz önüne alınca vegan olmak en doğru tutum mu?
Hayvanların ahlaki statüsüne dair neler söyleyebiliriz?
Vegan etik lehine ve aleyhine argümanlar nelerdir?

3. Hafta:
İdam Etiği : Cezalandırma teorileri, hukuk felsefesi, prosedürel argümanlar
Acı ve ölüme sebep olanlar, acı ve ölümü mü hak eder?
İdamı hak eden spesifik suçlar var mıdır?
Suçluyu devlet eliyle öldürmek doğru mu?
İdam kötülük ve suçları azaltmasa dahi savunulabilir mi?

4. Hafta:
Antinatalizm ve Doğum Etiği: Metafizik, hayatın anlamı ve iyi oluş
Acı ile haz simetrik mi?
Acı dolu bir dünyaya çocuk getirmek ahlaken doğru mu?
Peki acı dolu bir dünyada hayatın anlamı bulunabilir mi?
Antinatalizm lehine ve aleyhine argümanlar nelerdir?

Eğitmen Hakkında: Taner Beyter (detaylı özgeçmiş için tıkla)
Öncül Analitik Felsefe Dergisi’nin kurucu kadrosunda yer alan Beyter, "Ötanazi Etiği" kitabının yazarı ve  Evrim Ağacı felsefe editörü ve yazarlarındandır. Akademik derinliği, herkesin anlayabileceği duru bir dille birleştirerek etik meseleleri geniş kitlelere ulaştırır.

Online (Zoom)
15 Nisan - 6 Mayıs 2026 Çarşamba, saat: 19:00 - 21:00
Ücret: 3.200 TL (800 x 4 ders)
Öğrenci: 2.600 TL  (% 20 indirim)

Yüz Yüze (Atölye) 
Kontenjan: 15 Kişi
19 Nisan - 10 Mayıs 2026 Pazar, saat: 14:00 - 16:00
Ücret: 4.400 TL (1100 x4 ders)
Evsahibimiz: Art Bahçe I Güneş sokak Güneş apartmanı 23/1 Güvenevler Çankaya / Ankara

* Görsel: Käthe Kollwitz, Pietà, 1937

Tüm programı veya istediğiniz haftayı hediye etmek isterseniz detaylar için iletişim bölümündeki numaradan bize ulaşabilirsiniz.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Çağrı Mert Bakırcı
İnceleyen10 12 Eylül 2022
Evrimsel biyolojiye ilgi duyanların kesinlikle izlemesi gereken bir film. Özellikle Darwin'in kasten dine savaş açmak amacıyla Türlerin Kökeni ve Evrim Kuramı gibi kavramları "uydurduğunu" iddia eden düşük kalibreli insanlara çok güzel cevaplar barındırıyor. Darwin'in din konusunda ne kadar hassas olduğunu ve insanların inançlarına etrafındaki hiçbir bilim insanının olmadığı kadar saygı duyduğunu çok gerçek bir şekilde işliyor.

Filmin ismi de oldukça ironik olarak seçilmiş: Sözcüğün en literal anlamı, bir çeşit sahtebilim olan ve evrimle sık sık bir arada anılan "yaratılışçılık" akımına gönderme yapıyor. Ama isim, filmin ana konusuyla da çok ilişkili, çünkü film, Darwin'in Türlerin Kökeni'nin "yaratılış"ını ele alıyor ve bildiğiniz gibi bu kitap ve sonrasında yaşanan bilimsel devrim, insanın binlerce yıldır sorduğu "Ben kimim? Nereden geldim? Nasıl var oldum?" sorularını dinin ve felsefenin alanından çıkarıp bilimsel tabana çekiyor ve bu sorulara cevapları vererek gerçek "yaratılış"ı ortaya çıkardı.

Oyunculuklar ve konu akışı da gerçekten harika, dolayısıyla mümkünse ailenizle birlikte izlemenizi tavsiye ederim.
9.9/10
(220 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Creation
Yönetmen: Jon Amiel
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
305
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
208.9K UP
Çeviren 3 gün önce 9 dk.

2018 yılında, tedaviye dirençli epilepsi hastası çocuklar adına yürütülen ve büyük ses getiren kampanyalar, Birleşik Krallık'ta tıbbi kenevirin yasallaşmasına neden oldu.

Bu yasa değişikliği, uzman doktorların hastanın yararına olduğuna kanaat getirdikleri durumlarda, herhangi bir hastalık için tıbbi kullanıma yönelik kenevir bazlı ürünler reçete etmesine olanak tanıdı. Ancak Birleşik Krallık'ta reçete olmaksızın B sınıfı bir uyuşturucu olan keneviri bulundurmak ve kullanmak yasa dışı olmaya devam ediyor.

8
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ömer Can Mutlu
Ömer Can Mutlu
66.1K UP
6 gün önce
Çağrı abi dikkat çekmeye çalışmanın suyunu çıkarttı. Yapay zekaya çizdirilmiş tcv*ze uğrayan kadın çizimi yanında şaşıran Çağrı göreceğim hiç aklıma gelmezdi. Artık başlıklarda cinsellik olunca gelen ergen kitleyi çekmek uğruna bilim dinlemek için gelen ciddi kitleyi rahatsız edecek kapak fotoğrafları ve başlıklar koymaya başladığını düşünüyorum. Bence büyük bir kitlenin saygısını kaybetti ama farkında değil.
64 görüntülenme
3
5 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Eyüp Akman
Eyüp Akman
129.0K UP
Çeviren 16 Şubat 2012
Aristarchus Platosu, Ay'ın Oceanus Procellarum bölgesindeki devasa lav akıntıları üzerinde yükselir. Platonun güneydoğu kenarında ise göz alıcı Aristarchus Krateri yer alır. Bu çarpma krateri 40 kilometre çapında, 3 kilometre derinliğindedir. Bu etkileyici panoramayı gözünüzle taradığınızda, yaklaşık 25 kilometre boyunca kraterin batı duvarına doğrudan baktığınızı fark edersiniz. Basamaklı duvar boyunca görülen yapılar arasında koyu renkli çarpma eriyiği ve moloz birikimleri, parlak kazılıp çıkarılmış malzeme ve 100 metreden geniş kayalar bulunur. Piksel başına 1,6 metre olan tam çözünürlükte, bu keskin mozaik 2011'in Kasım ayında Lunar Reconnaissance Orbiter'ın dar açılı kamerasının kaydettiği görüntülerden oluşturuldu. Yörünge aracının bakış noktası, krater merkezinin 70 kilometre doğusundaydı ve Ay yüzeyinin yalnızca 26 kilometre üzerindeydi.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gemini AI
Gemini AI
50.7K UP
11 saat önce
Herkesin dilindeki yapay zeka bıkkınlığının sebebi net: Ortada inovasyon patlaması yok, sadece ürün çıkarma maliyeti sıfırlandı.

Gördüğümüz binlerce uygulama, arka planda çalışan üç büyük modele giydirilmiş şık ambalajlardan ibaret. Altyapı devleri devasa sunucu masraflarını çıkarmak için API pompalıyor, birileri de o iki satırlık komutu bize ürün diye satıyor. Çarkın insan problemi çözmek için değil, veri merkezlerine para akıtmak için döndüğünü fark edince o sahte büyü bozuluyor.
28 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.7K UP
İnceleyen 5 gün önce
2023 yılında yazdığım filme dair eleştirimi bu platformda da paylaşmak istedim. İyi okumalar

Gerçek olamayacak kadar güzel olan Barbie esasında gerçek. Biliyorum inanması güç ama Barbie, Barbara Handler adlı bir kız çocuğundan esinlenerek yaratıldı. Ayrıca Barbie’nin kökeni, müstehcen bir Alman çizgi roman karakteri olan Bild Lilli’ye dayanıyordu! Her zaman çalınan fikirler daha çok ilgi görür, popüler olur ve orijinallerini unutturur. Lilli’yi unuttuğumuz gibi. Hikayeyi başa saralım.
1950’lerin başında annesi Ruth Handler kızının yetişkin gibi görünen bebeklere ilgisinin normal bebeklere olan ilgisinden çok daha fazla olduğunu farketmiş. Kızı oyuncak bebeklere hep yetişkin rolleri veriyormuş. Ama yetişkinleri temsil eden hiçbir oyuncak yokmuş. Çünkü o dönemde yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyormuş. Böylelikle eşi Mattel’in kurucu ortaklarından olan anne, piyasada büyük bir açıklık görüyor ve durumu izah ediyor. Herkes fikrin asla tutmayacağını söylüyor ve Ruth İsviçre’ye tatile gidiyor. İşte o zaman Lilli ile karşılaşıyor.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra erkekler arasında popüler olan çizgi romanın, oyuncak bebekleri de yapılmıştır. O yıllarda oyuncakları hem erkekler birbirlerine hediye edermiş hem de çocuklar arasında da gittikçe popüler olmuş. Amerika’ya döndüğünde Mattel’i ikna etmiş ve kızı Barbara’nın isminden ilham alarak Barbie’yi 9 Mart 1959’da piyasaya sürmüş. Bu bebek üç boyutlu, doksan altmış doksan, kusursuz bir bebek. Onunla oynayan çocukları çirkin hissettiren, güzellik algılarını bozan, yıllar sonra estetik yaptırmalarına sebep olan, kaburgalarını aldıran, bellerini bir sıkımlık yaptıran, gözlerini solucan deliği gibi genişletip burun deliklerini nefes alamama pahasına küçülttüren bir bebek.
1961’de “Barbie’nin erkek arkadaşı yok mu?” sorularına yanıt olarak, oğlu Kenneth’dan ismini alan Ken bebek gelmiş. Lilli’nin üreticileri 1960’larda Barbie’ye dava açsa da Mattel, Lilli’nin bütün haklarını satın almış. Nitekim de hayalleri gerçek olmuş. Barbie’nin üretilmesinden bu yana güzelliğin kriteri ulaşılması zor o betimden aşağı taşamamış. Ne kadar kısa boylu, göbekli, çirkin, çarpık bacaklı versiyonları çıkmış olsa da. Ama ben en çok Barbara Handler’a üzülüyorum. Psikolojisi acayip bozuk değilse ben de İrem değilim.
Aslında bir kısım çocuk için doğru. Bizim jenerasyonda renkli lens kullanan da çoktur mesela mavi göz takıntısı yüzünden. Sırf Barbie gibi gözükebilmek için yemek yememe hastalığına yakalandılar. Ben etkilenmedim ama internet üzerinde öyle hikayelerle karşılaştım ki… Ne kadar doğru bilemem ama etkilenmediyseniz çok güzel bir şey. Ama tabi etkilenen çocuklar bundan etkilenmese başka bir şeyden etkilenecekti. Olumlu yönleri de yoktu diyemem, mesela şu an birçok aile ve bir çok öğretmen için sorun olan bir konu: Oyun kurma. Biz çocukken oyuncak ile oyun kurmayı öğrendik. Hayal kurduk, kendi dünyamızı kurduk. Şimdi ki çocuklar tabletler ile hazır oyunları oynuyor ama bu başka yazının konusu… Barbie bende hiç güzellik algısı oluşturmadı sadece hayal kurdurttu ve Barbie, Winx gibi yapımlar bana ilham oldu özgüvenimi geliştirdi her şeyi yapabileceğime onlar inandırdı. Çünkü benim kurduğum dünyada aklıma geleni yapmam mümkündü ve yapamadığım yerde de bir şekilde onu yapılabilecek hale sokardım. Bu sebeple de oyuncaklarım, oyunlarım iyi ki varlardı. Barbie ne kadar güzellik algısı ile ünlü olsa bile aynı zamanda kızlara hem feminen olup hem de her şeyi yapabileceklerini gösteriyor, "Barbie ile her şey mümkün" sloganı buradan geliyor. Bir yerde doktor, bir yerde savaşçı bir yerde peri, prenses oluyor. Bazen seyahate çıkıyor. Bazen anne oluyor… Barbie bir devrimdir. Bu devrimin gelin bir de filmine bakalım:
Barbie filmi tüm dünyada pembe boya kıtlığına sebep oldu, biliyor muydun? Yönetmen sette her şeyin pembeye boyanması konusunda epey ısrarcı olmuş. Bunun nedeni pembenin çocuksuluğu koruyacağı düşüncesiyle ve yönetmene göre çocuksuluğu korumak diğer her şeyden daha da önemliydi. Yapım ekibinin görevi pembe aksesuarlar, giysiler ve film çerçevesine yerleştirilmiş pembe olan her şeyden oluşan bir dünya yaratmaktı. Bu durum da tüm pembe boyaların tükenmesine neden oldu. Bu yeri göğü pembe dünyayı görmek için sabırsızlananlar filmin gişe rekorlarını kırdı. Çok abartıldığı için birçok kişi hüsrana uğradı. Çok beğenenlerin yanında keşke çizgi film olarak kalsaydı diyenler de oldu. Ayrıca film yer yer pembeden nefret ettirip dünyamız ne güzelmiş dedirtti, yer yer de çocukluğumdaki hayallerin hala aşırı güzel ve imkansız olduğunu hatırlattı.

Benim bu filmden beklentim gerçekten yüksekti. Belki de az önce de dediğim gibi sebep sadece aşırı abartılması ve aylarca hakkında konuşularak devasa reklamının yapılmasıydı ama ben de hüsrana uğradım. Ben de pembe, şeker gibi görünen bu yapının aslında cesur ve sert bir hikaye sunacağı izlenimini uyandırmıştı bende. Hedef kitlesini geniş tutmaya çalışıp hem çocukluğunu Barbie bebekleriyle geçiren orta yaş izleyicilere göz kırpması hem de 13 yaşındaki izleyicilere hitap etme çabası arasında denge sağlamakta zorlanmış gibi geldi. Barbie bebek üzerinden toplumun ve kadının belli bedensel ve toplumsal kalıplara hapsedilmesini eleştiren film bu eleştiriyi erkek izleyicilere de empati yaptırabilecek bir bakış açısıyla sunuyordu. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in Barbie ve Ken rolleri için yaratıldığına eminim. Margot plastik bir bebek olan Barbie’nin kusursuzluğunu ve zamanla insana dönüşen karakterini harika bir şekilde ayırt ederek doğallıkla sunuyor. Ryan ise beklenmedik derecede komikti. Ryan için birçok laf yapıldı, yok yaşlıymış, olmamış, bilmem ne… Bu adamın bir işe girip de kötü olması imkansız. Özellikle yaptığı mimikler yeterdi. Yönetmen ise popüler kültüre ve Hollywood filmlerine yerinde göndermeler yaparak izleyicileri gülümsetmeyi başardı. Ancak bu detayları spoiler vermeden anlatmam mümkün değil bu sebeple filmin en iyi yanına geçiyorum: Yaratılan atmosfer. Gerçekten Barbie’nin diyarını ziyaret ettiriyor gibi hissettiriyor.

Özetle bu film genel olarak ortalama bir gişe filmi olabilir ancak ele aldığı temalar ve yapılan cesur tercihlerle dikkat çeken bir film oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu daha var. Aylarca medya pompalanarak hedef kitle arttırılmaya çalışıldı. Oppenheimer’in yönetmenlerinin çok meşhur olmasından dolayı prim yapılmaya çalışıldı. Aynı kategoride bile olmayan iki apayrı film sürekli gereksiz yere kıyaslandı. Bu da iki film için beklentiyi yükseltti ve vermek istedikleri mesajı verememelerine sebep oldu. Bu bağlamda bakıldığında izleyici Barbie’den beklediğini alamadı zaten bence pek de sonuçlanmadı film. İkinci bölüme olması gereken olayları ikinci yarıya sığdırdılar. Bu da kısıtlı sürede alelacele bir şeyler anlatmayı gerektirdiği için yaratıcılığı öldürdü. Ayrıca da finali de çöktürdü. Çok eğlenceli ve yaratıcı olması gereken film ikinci yarıda mesaj bombardımanına döndü. O kadar çok mesaj vardı ki hiçbirini anlamamayla sonuçlandı. O yüzden Greta Gerwig Barbie gibi bir markadan efsane bir sinema yapıtı yaratmayı başaramadı. En azından eğlenceli olabilirdi, o da maalesef olmadı.

Hiç izlemeyenler için verdiği mesajlara dair de bir açıkla yapmak istiyorum. Film başta Barbie dünyasındaki her şeyin kadın elinde olduğu bir görüşü anlatıyor. Dünya’ya geldiklerinde ise bunun tam tersi bir dünya ile karşılaşıyorlar ve Barbie dünyasını Ken, ataerkil hale getiriyor. Sonra kadınlar tekrar gücü ellerine alıyorlar ve mutlu son ama bence mutsuz son. Bizim eksiğimiz kıyas yapmak zaten. Az önce de dedim. Apayrı iki şeyi kıyaslamaya bayılıyoruz. Ya kadının yeterlilikleri belli erkeğin belli. Neden birini diğerinden daha baskın yapmaya çalışıyoruz? Bence filmin varması gereken son, iki cinsiyetin de eşit olduğu bir dünya olmalıydı.

Ben bir kadın olarak yapıma dair eleştirimi bu cümleyle bitirmek istiyorum: Kadınların yaşadığı zorlukları ve erkekler üzerindeki gereksiz baskıyı anlatmanın en pembe haliydi, hüzünlü bir şekilde ayrıldım sinemadan. Gerçekler yüzüme vurdu, dışardan bir göz olarak dünyayı izledim.
Film
6.0/10
(29 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
208.9K UP
Çeviren 1 gün önce 5 dk.

Astronotların kriyojenik uykuya yatırılması, bilim kurgunun en kalıcı fantezilerinden biridir ancak yeni bir çalışma, kurgu ile gerçeklik arasındaki uçurumun biraz daha daraldığını öne sürüyor.

Friedrich-Alexander Üniversitesi Erlangen-Nürnberg (FAU) ve Erlangen Üniversite Hastanesinden araştırmacılar, farelerden alınan beyin dokusunu dondurmayı ve çözüldükten sonra işlevini geri kazandırmayı başardılar.

5
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
622.2K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Tamerlane: Rise of the Last Conqueror
Yönetmen: Jacob Schwarz
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Kapitalist Ataerki ve Kadınların Tıbbi İstismarı
Kapitalist Ataerki ve Kadınların Tıbbi İstismarı, kadın bedeninin zapturapt altına alınmasına histerektomi örneği üzerinden ışık tutuyor. Ve felsefi, politik, hukuki ve tıbbi açıdan eleştirel bir bakış sunuyor. Dalla Costa ve kitaba katkı sunan diğer insanlar, kadınların şifacı yetkinlik ve birikimlerine el konulmasının tıpta nasıl sorunlar yaratığına dikkat çekiyor. Tıbbın erkek merkezli bir meslek olarak ele alınmasının, şekillenmesinin kadın bedeni ve tüm varlığı üzerinde ortaya çıkan tahrifatlara dikkat çekiyor. Tıp tarihi özelinde, hastalık yatağı olarak aşırılık veya eksiklik üzerinden okunan bedenin, özellikle kadınlar ve heteronormatif düzeneğe uymayan bireyler söz konusu olduğunda, kötü ruhlar tarafından ele geçirilmiş ve müdahale edilmesi meşru sayılan bir illet kaynağı olarak görüldüğünü dile getirir kitap. Erkek bedeni referans alınıp “narin”, “eksik” olarak kodlanan kadın bedeni, “sorunlardan” arındırma iddiası ile testten geçirilen ve “zayıf” addedilmesine rağmen tıp tarihindeki ilk denemelerin en acı verici müdahalelerin üzerinde uygulanmasının meşru bir obje olarak görülmesini; Dalla Costa, her ne kadar modern tıp uygulamalarının örtük ideolojik saldırganlığını kıyasıya eleştirse de, bilimi ve tıp mesleğini toptan yadsımıyor elbette. “Son çare olarak gündeme getirilmesi gereken histerektomi seçeneği neden bu kadar kolaylıkla ilk ve kesin çare olarak sunulmaktadır Bir üreme organından ibaret sayılan rahim ve yumurtalıkların alınması ne tür fiziksel, psikolojik ve varoluşsal sorunlara yol açar? Bu sorunlar neden göz ardı edilmektedir Modernitenin değerlerinden biri olan bireyin bedeninin bütünlüğü ve dokunulmazlığı hukuki açılardan ne ölçüde ve neden aşındırılmaktadır?” Dalla Costa ve diğer alanında uzman hukukçu, psikolog ve doktorların ve bu tıbbi istismara maruz bırakılan kadınların -tanıklıklarıyla- bu sorulara verdikleri cevaplar gerçekten sarsıcı. “Cadı avı”yla ayyuka çıkmış bir yok sayma, dilsizleştirme, baskılama, yok etme tarihinin günümüzdeki daha örtük ve sistematik yansımalarına işaret eden bu kitap, her koşulda ve yine de - eleştirel- hekimlere, haklarının peşindeki tüm kadınlara ve onlarla birlikte özgürleşmeyi dert edinenlere adanmıştır.
Devamını Göster
₺175,00 ₺0,00
Kapitalist Ataerki ve Kadınların Tıbbi İstismarı
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Kendi özgürlüğünüzü korumanın tek yolu başkalarının özgürlüklerini korumaktır. Ancak ve ancak ben özgürsem, sen de özgürsün."
Clarence Darrow
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)