Ben ders kitaplarına jeoloji, evrimsel biyoloji ve istatistiksel düşüncenin birlikte ele alındığı bir temel çerçeve koymak isterdim. Ortak fikir şu olurdu. Doğadaki düzen, ani mucizelerin değil; uzun zaman ölçeklerinde işleyen küçük değişimlerin ve olasılıkların birikimidir.”
Jeoloji bu fikrin zaman boyutunu öğretir. Dünya, dramatik sıçramalarla değil, yavaş ve ölçülebilir süreçlerle şekillenir. Plaka tektoniği kuramını ortaya koyan çalışmalar, kıtaların hareketinin milyonlarca yıla yayılan fiziksel süreçlerle açıklanabildiğini gösterir (Wilson, 1965). [1]Radyometrik tarihleme üzerine yapılan klasik değerlendirmelerde de yerkabuğundaki kayaçların yaşlarının binlerle değil, milyonlar ve milyarlarca yıllarla ifade edildiği açıkça ortaya konmuştur (Dalrymple, 1983).
Bu bilgiler ders kitaplarında gerçekten sindirilerek anlatılsaydı, “her şeyi tek bir tufanla açıklama” ya da “Dünya birkaç bin yıllıktır” gibi iddialar bilimsel bir zeminde tutunamazdı.
Evrimsel biyoloji ise bu uzun zaman fikrini canlılara taşır. Evrim, bir hedefe doğru ilerleyen bilinçli bir süreç değil; varyasyon ve seçilimin doğal sonucudur. Gould ve Lewontin’in ünlü çalışmasında vurguladığı gibi, canlılardaki birçok özellik “mükemmel tasarım” değil, tarihsel süreçlerin yan ürünüdür:
“Organizmaların özelliklerini yalnızca adaptasyonla açıklamak, evrimin karmaşıklığını gözden kaçırmaktır”(Gould & Lewontin, 1979, ).Bu bakış açısı, yaratılışçılığın bilim diliyle sunulan versiyonlarını temelden sarsar. Ayala’nın evrim üzerine yaptığı değerlendirme çok nettir.“Evrim teorisi, biyolojik çeşitliliğin bilimsel olarak doğrulanmış tek açıklamasıdır” (Ayala, 2007,).
İstatistiksel düşünce ise jeoloji ve evrimin zihinsel emniyet kemeridir. Çünkü insan zihni örüntü bulmaya eğilimlidir ama bu örüntülerin gerçek olup olmadığını test etmekte zayıftır. Tversky ve Kahneman’ın klasik çalışması, insanların olasılıkları sistematik biçimde yanlış değerlendirdiğini gösterir.“İnsanlar yargı verirken sezgisel kestirmelere başvurur ve bu da öngörülebilir hatalara yol açar”(Tversky & Kahneman, 1974).
Bu durum astroloji, numeroloji ve kişilik testlerinin neden ikna edici göründüğünü açıklar. Forer’in deneyinde katılımcıların neredeyse tamamı, tamamen genel ifadelerden oluşan bir metni “kendilerine çok uygun” bulmuştur. Forer bunu şu cümleyle özetler :“İnsanlar, belirsiz ve genel ifadeleri kişisel olarak anlamlı kabul etmeye eğilimlidir”(Forer, 1949).
Jeoloji bize sabretmeyi, evrimsel biyoloji merkezde olmadığımızı, istatistiksel düşünce ise yanılabilir olduğumuzu öğretir. Bu üçü birlikte verildiğinde, sahte bilimin beslendiği zemin kendiliğinden kurur. Çünkü insan artık şunu bilir. Her nadir olay anlamlı değildir, her düzen bilinçli değildir ve her his gerçek değildir.Bence ders kitaplarında eksik olan tam da budur. Bilgi değil; eleştirel bir zaman ve olasılık bilinci. Ve belki de bu yüzden, en çok ihtiyaç duyduğumuz şey olmaya devam eder.
Kaynaklar
-
J. TUZO WILSON. (2026). A New Class Of Faults And Their Bearing On Continental Drift. NATURE. doi: 10.1029/JZ070i018p04611. | Arşiv Bağlantısı