Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce İstanbul₺250,0017 Ocak
Egzersiz Üzerine: Hareketin Evrimi ve Modern Hareketsizlik
17 Ocak 2026 14:00 tarihinden 17 Ocak 2026 17:00 tarihine kadar.

İlk insanların doğal olarak hareketli yaşam tarzından modern dünyanın uzun süreli oturmaya dayalı düzenine geçişi ele alınacaktır. Hareketsizliğin omurga, eklem ve kas sistemi üzerindeki etkileri; ağrı, fonksiyon kaybı ve postür bozuklukları gibi sonuçlar bilimsel veriler ışığında incelenecektir. M.Sc. Egzersiz Uzmanı Doğa Altıntaç’ın sunumuyla doğru egzersiz prensipleri, hareket kalıpları ve günlük yaşamda uygulanabilir çözümler üzerinde durulacaktır.

Tarih: 17 Ocak 2026, Cumartesi
Saat: 14.00 – 17.00
Yer: Vogs Coffee, Bahariye

Katılımcılar için temel amaç: vücut farkındalığı kazanmak, hareketsizliğin fizyolojik etkilerini anlamak ve bunlarla başa çıkmak için uygulanabilir, bilim temelli stratejiler edinmek.

Devamını Göster
16
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sibel Özkan
Sibel Özkan
172.4K UP
Uyarlayan 3 gün önce 10 dk.

Matematik felsefesi, kendi başına bir araştırma konusu olarak analitik felsefede önemli bir rol oynar. Matematiksel bilginin açıklanması epistemoloji açısından da önemlidir. Soyut kavramlara örnek verebileceğimiz sayılar, kümeler gibi matematiksel nesneler; zaman ve mekandan bağımsız ele alınır. Bu tür nesneler ontoloji ve metafizik konusu olarak kendilerine daha geniş bir düşünce çerçevesinde yer bulur.

Matematiksel Realizm ya da diğer adıyla Matematiksel Platonculuk, soyut matematiksel nesnelerin varlığının dilimizden, düşüncelerimizden ve uygulamalarımızdan bağımsız olduğu metafiziksel görüştür. Elektronların ve gezegenlerin bizden bağımsız olarak var olması gibi sayılar ve kümeler de bizden bağımsız olarak var olurlar. Ayrıca elektronlar ve gezegenler hakkındaki ifadelerin, ilgili oldukları nesneler ve bu nesnelerin bütünüyle nesnel özellikleri tarafından doğru ya da yanlış kılınması gibi, sayılar ve kümeler hakkındaki ifadeler de aynı şekilde doğru ya da yanlış kılınır. Bu nedenle matematiksel doğrular icat edilmez, keşfedilir.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Uyarlayan 3 Mart 2020 3 dk.

Hemolitin, demir (Fe) ve Lityum (Li) içeren Dünya dışından geldiği düşünülen ilk protein olabilme özelliğini taşıyor!

Bu protein, 1990 yılında Cezayir'e düşen Acfer 086 adlı bir kondrit meteorit içerisinde tespit edilmiştir. Kondrit meteoritler bilinen en ilkin göktaşlarındandır. Öyle ki meteoritin kökeninin yaklaşık 4.6 milyar yıl olduğu tahmin ediliyor. Yani gezegenin oluşmaya başladığı yıllarda proto-solar disk zamanı oluştuğu hesaplandı.

63
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bengü Kalo
Bengü Kalo
64.6K UP
Yazar 22 Ağustos 2019 3 dk.

Birçok aile, bağımlı olabileceği korkusuyla çocuklarına psikiyatristlerin yazdığı Ritalin (ya da jenerik ismiyle metilfenidat) ve benzeri uyarıcıları (stimülanları) kullandırmaktansa, alternatif tedavi arayışlarına girmeyi tercih ediyor. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) için verilen dozun üzerinde bir miktarda kullanıldığında bu ilaçların kokain benzeri etkiler yaptığı yaygın olarak biliniyor. Ancak iki madde arasında önemli farklar var.

Bağımlılık oluşmasına sebep olan faktörlerden biri, ilacın beyindeki dopamin miktarını ne kadar kısa sürede yükselttiğidir: Ne kadar çabuk yükselirse, istismar potansiyeli de o kadar yüksek olur. Araştırmalara göre Ritalin'in beyindeki dopamin miktarını artırması yaklaşık 1 saat, kokainin ise saniyeler sürmektedir. Aynı zamanda DEHB tedavisi için kullanılan ilaç dozları düşük ve uzun etkilidir, bu da bağımlılık riskini azaltmaktadır.

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
129.2K UP
İnceleyen 22 saat önce
insan kitap okurken kendi kendine içten içe sorular sorup cevap verip yorumlar sizde nasıl bilmiyorum ama bende böyle .inceleme metnini yazarken içimden geçen bu konuşma ve yorum anını aktardım sizlere de. :))))

— “Frankenstein’ı bitirdim… ama aklımda bir korku hikâyesi kalmadı,” diyorsun.
— “Evet,” diyorum, “insanın içini üşüten bir yalnızlık kaldı daha çok.”

— “Canavar sandığımız şey aslında o kadar da korkunç değil sanki.”
— “Hiç değil,” diyorum. “Korkunç olan, ona kimsenin bakmaması.”

Bir noktada yaratık konuşmaya başlayınca her şey değişiyor.
— “Ben kötü doğmadım,” dediğinde…
— “İşte orada,” diyorsun, “hikâye kırılıyor.”

— “Victor daha suçlu gibi gelmedi mi sana?”
— “Çok,” diyorsun. “Yapıyor, yaratıyor ama sonra yüzünü çeviriyor. Sanki sorumluluk almaktan kaçan herkes gibi.”

— “Bence kitap tam da bunu soruyor,” diyorum. “Bir şey yaratmak mı zor, yoksa ona sahip çıkmak mı?”
— “Sahip çıkmak,” diyorsun hiç düşünmeden.

— “Yaratık şiddetli oluyor ama…”
— “Ama önce sevilmek istiyor,” diyorsun. “Bir insan gibi.”

Kitabı kapatırken ikimiz de aynı yerde duruyoruz:
— “Asıl canavar kimdi?”
— “Bence,” diyorum, “yarattığından korkup kaçan akıldı.”

Ve sessizlik oluyor. Çünkü Frankenstein bitince insan şunu fark ediyor:
Canavarlar bazen doğmaz. Terk edilerek yapılır.
Kitap
9.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 31 Ağustos 2021 34 dk.

Vücut geliştirme, vücuttaki kas ve tendonları kademeli bir şekilde artan dirence maruz bırakarak, yani giderek daha ağır yükler altına sokarak, iskelet kaslarının büyüklüğünü ve gücünü arttırmayı hedefleyen bir güç antrenmanıdır.

Çoğu durumda bu gelişmeyi sağlamak için, kütleçekim kuvvetinden faydalanılır: Büyük kütleler, Dünya'ya doğru daha büyük bir kuvvetle çekildiği için, bu kütlenin altına giren veya onu kaldırmaya çalışan kişiler daha büyük bir ağırlık kuvveti hissederler. Bir dambıl veya halterin yaptığı, kişinin kaslarıyla dengelemeye çalışacağı büyük bir kütle (dolayısıyla yere doğru büyük bir ağırlık kuvveti) görevi görmesidir. Düzenli olarak bu tür bir yük altına giren kaslar, burada detaylarını izah ettiğimiz fizyolojik süreçlerden geçerek irileşir ve güçlenirler.

243
5
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 28 Haziran 2022 16 dk.

İlk Jurassic Park (1993) üçlemesinden sonra Jurassic World (2015) üçlemesi de Jurassic World: Dominion (2022) filmi ile son yolculuğuna uğurlandı. Her ne kadar Jurassic World (2015) adeta ilk filmin yeniden yapımı (remake) gibi olsa da, üzücü bir şekilde Jurassic World: Fallen Kingdom (2018) üzerine hiçbir şey koyamamıştı. Serinin son filmi Jurassic World: Dominion (2022) ise büyük umutlar vaat etti, ancak nostaljiden beslenme umudu ile beklentileri karşılayamayan çerezlik bir aksiyon filminden öteye gidemiyor.

Jurassic World: Dominion (2022) filminin yönetmenliğini yine Collin Trevorrow üstleniyor. Senaryosu Collin Trevorrow ve Emily Carmichael tarafından yazıldı. Uyarlandığı hikâyenin kökeni Michael Crichton’ın efsanevi romanı Jurassic Park'a dayanıyor. Son üçlemeden "yeni" diye bahsediyoruz, ama eklenen birkaç genetiği değiştirilmiş tür dışında hikâye ve bilimkurgu fikri açısından orijinal seriden pek farkı yok.

78
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ezgi Altınışık
Yazar 21 Eylül 2020 8 dk.

Nature dergisinde yayınlanan Viking Dünyasının Popülasyon Genomiği başlıklı makalede, Viking Çağı'nda (750-1050 yılları arasında) Avrupa'dan Grönland'a kadar yayılan İskandinavya popülasyonlarına ait 442 insan genomunun analizi yapıldı ve bu veriler, Vikingler'den önce yaşamış 1000 insana ait bulgular ve günümüzde yaşayan 3.855 kişiden alınan genomlarla kıyaslandı.[1] Bu araştırma sonucunda, Viking Çağı'nda İskandinavya yönlü gen akışının güneyden ve doğudan olduğu anlaşıldı. Bu süreçte İngiltere'ye Danimarka'dan, Baltık Denizi bölgesine İsveç'ten; İrlanda, İzlanda ve Grönland'a Norveç'ten göçler olduğu görüldü. Bu durum, Viking Çağı'ndaki İskandinavya toplumlarının diğer Avrupa ülkelerinden de dikkate değer miktarda gen aldığını gösteriyor.

Bu durum, popüler kültürde yaratılan tek tip, "sarışın veya kızıl sakallı, sadece denizlerde dolaşan" Viking algısının doğru olmadığını gösteriyor. Vikingler çok daha karmaşık bir popülasyon yapısına sahiplerdi, çok geniş topraklara yayılmışlardı ve dolayısıyla "Viking" olarak tanımlanan bireyler, çok geniş bir fiziksel çeşitliliğe sahiplerdi. Bu bakımdan, çeşitlilik bakımından, diğer insan toplumlarından pek farklı değillerdi; hatta yapılan çalışmalar, koyu kahverengi saç renginin Vikingler'de oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Cambridge Üniversitesi ve Kopenhag Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ekse Willerslev şöyle diyor:[2]

53
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Meriç Öztürk
Meriç Öztürk
332.4K UP
Yazar 25 Nisan 2013 12 dk.

Rosalind Elsie Franklin, 25 Temmuz 1920 tarihinde Londra’nın Notting Hill adlı kasabasında Ellis ve Muriel Franklin çiftinin beş çocuğundan ikincisi olarak dünyaya geldi. Annesi ve babası son derece eğitimli ve sosyal bilinci yüksek Yahudi ailelerinden geliyordu ve gerek dinlerine, gerekse Nazi Almanyası’ndan eziyet görmüş halklarına yardım etme içgüdülerine oldukça bağlılardı. Babası Ellis Arthur Franklin, azımsanamayacak boyuttaki aile servetini korumaya devam ederken, bir yandan da bankacılık yapmayı sürdürüyordu.

Rosalind sıra dışı bir çocuktu. Sürekli üç erkek kardeşiyle birlikte vakit geçirmesinden dolayı erkek çocukların ilgilendiği her türlü oyunla ilgileniyor, rekabeti her şeyden çok seviyordu. Yaşıtları gibi oyuncak bebeklerle oynamıyor, sürekli resim çiziyor, aletler icat ediyor ve yazı yazıyordu. Rosalind bu yeteneklerini, gelecekte moleküler modellerini ve ekipmanlarını yapmakta kullanacaktı. 

101
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Gökçe Başbuğ
Yazar 24 Kasım 2020 6 dk.

Evrim Ağacı’nda aşı karşıtlığı ve nedenleri üzerine hatırı sayılır sayıda yazı yayınlandı. Bu yazıların odak noktası, aşı karşıtlığını körükleyen komplo teorileri ve aşı karşıtı kampanyalar idi. COVID-19 ile birlikte aşıya duyulan güvensizliğin daha da büyüdüğü yapılan çeşitli çalışmalarla gözlenmekte. Kuşkusuz bunda, virüsün kökenine dair öne sürülen komplo teorilerinin de etkisi var.

Ancak koronavirüs aşısına yönelik güvensizlikte, politika yapıcılarının ve sağlık otoritelerinin salgın süresince ortaya koydukları politika ve uygulamalarının başarısız, yaptıkları açıklamaların tutarsız olmasının da payı olduğunu anlamamız gerekiyor. Bu güvensizliğin, belki de komplo teorileri ya da aşı karşıtı kampanyalardan çok başarısız salgın yönetimi tarafından körüklendiği söylenebilir.

73
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Candaş Çayırlı
dehb ve otizm tanılıyım 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba, bahsettiğiniz concerta markalı ilaç etken maddesi gereği merkezi sinir sistemi uyarıcısı denilen bi kategoride sınıflandırılır. Bu ilaçlar sizi değiştirmezler öyle bir şey yok ancak bazı yan etkileri olabilir çalışma mekanizmasını anlamak önemli.

Bu tür ilaçlar salgılanan dopamin ve nöradrenalin hormonlarının geri alım mekanizmasını baskılayarak beyinin odak ve kişisel kontrolünü sağlayan prefrontal korteks bölgesinde daha yüksek miktarda daha uzun süreler kalmalarını sağlar.

DEHBli bireylerin dopamin düzeyi normalin çok altında olmasından dolayı ilaçların dopamin seviyesini normal düzeye çıkarması odak, hafıza süresi, dürtüsel davranışlar gibi semptomları iyileştirir.

Tüm Reklamları Kapat

Burası önemli: DEHBli olmayan bazı bireyler bu ilaçlar kötüye kullanma eğiliminde oldukları için zararları ve kişilik değişimleri varmış gibi yan etkileri hissedildiğine dair yanlış yorumları internet veye çevrenizden duyduklarınızı lütfen ama lütfen umursamayın.

Eğer ilacı kullandıktan sonra kendinizi fazla robotik ve duygusuz hissetmek gibi yan etkilerle karşılaşırsanız lütfen korkmayın bunlar sizi değiştirmez ve bu etkiler 24 saat içinde vücuttan atılmış olur.

Şunu unutmayın DEHB tedavisinde farklı markalarda farklı etkilere sahip uyarıcı ilaçlar (medikinet gibi) veya bu ilaçlar size iyi gelmiyorsa uyarıcı olmayan ilaçlarla tedaviler (strattera gibi) uygulanıyor.

Yani çekinmeyin kötü hissederseniz her zaman size en uygun olan tedavi yöntemi bulunacaktır.

En önemlisi ilacınızın etkilerini değerlendirmekte ve gerekirse doz marka değişimi gibi konularda doktorunuz dışında KİMSEDEN tavsiye almayın.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Bahar Patlar
Bahar Patlar
136.2K UP
Blog Yazarı 2 dk.

Canlıların çoğalması, çoğunlukla dişinin yumurtası ile erkeğin sperminin bir araya gelerek döllenmenin gerçekleştiği, bu nedenle eşeyli üreme dediğimiz bir süreçtir, yani iki eşeyin birlikte yeni canlılar üretmesi. Bazı canlılar ise hem eşeyli hem eşeysiz ürer, yani eşeyler bir araya gelmeden de tek bir eşeyin varlığı ile yeni bireyler üretilebilmesi durumudur. Arılarda partenogenez bunun bilinen en iyi örneklerinden biri. Kraliçe çiftleşme gerçekleşmeden, yani bir erkek arıya ihtiyaç olmadan yeni bireyler üretebilir. Dikkat ederseniz, üreyebilir demedim, çünkü buna direkt olarak üreme demek çok da doğru olmaz, zira arılar bu yolla yalnızca erkek arıları dünyaya getirebilir. Bir yandan devam eden eşeyli üreme ile dişi arılar ve yeni kraliçeler ortaya çıkmazsa, yalnızca partenogenezle erkeklerin üremesi neticede bir kara son olurdu, popülasyonun ölümü! Eşeyli ve eşeysiz üreme ve evrimi hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için Evrim Ağacı'nın konuyla ilgili yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Benim burada bugün bahsetmek istediğim ise oldukça ilginç olan yeni bir bilimsel makalede rastladığım eşeyli ve eşeysiz üreme ile ilgili bir çalışma. 28 Temmuz'da Current Biology dergisinde yayınlanan makaleye göre bilim insanları ilk kez, sadece eşeyli olarak üreyen bir hayvanda - ki bu hayvan genetik ve davranış çalışmalarının ünlü gözdesi, meyve sineği Drosophila melanogaster'dir - eşeysiz üremeyi tetikledi. Yalnızca eşeyli üreme özelliği gösteren bir türde, türün bireyleri herhangi bir malformasyon veya milyarda bir gözlenecek bir etken sonucu partenogenez gibi bir yolla yeni bireyler oluşturmamış ise, bunun olması pek mümkün değildir. Ama Caltech, Cambridge ve Tennesse Üniversite'lerinin birlikte ve Alexis Sperling önderliğinde yaptığı çalışmada bilim insanları mümkün olmayanı laboratuvarda başardı[1].

28
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close