Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Blog Yazısı
Duru K.
Duru K.
72.1K UP
Blog Yazarı 2 dk.

Azalmış ağız hijyeninin, Alzheimer hastalığı için risk kaynağı olduğu uzun zamandır biliniyor. Şimdiye kadar belirsiz olan, diş eti hastalıklarının Alzheimer'ın sebebi mi veya sonucu mu olduğuydu. Yeni yapılan araştırmaya göre diş eti hastalıklarına sebep olan bir bakteri, Alzheimerlı hastaların yalnızca ağızlarında değil, beyinlerinde de mevcut.

Avrupa, Amerika , Yeni Zelanda ve Avusturralya'dan laboratuvarla çalışan Cortexyme ekibi, Porphyromonas gingivalis isimli bakterinin DNA'sı ölen Alzheimer hastalığının beyinlerinde, ve yaşayan hastaların beyin omurilik sıvılarında tespit ettiklerini daha önceden bildirmişti.

17
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Nisan 2014 17 dk.

Işık hızı (fotonların hızı), kusursuz vakumda saniyede 299.792.458 metredir (m/s). Bu, kabaca saatte 1.079.250.000 kilometreye eşittir. Yani saatte 300 kilometre hız yapabildiğiniz bir arabayla çıkabileceğiniz maksimum hızın 3.597.500 katına... Fotonları bu hızda gidiyor gibi görüyoruz, çünkü fotonların kütlesi yoktur. Buna rağmen kinetik enerjileri vardır; ancak buna az sonra geleceğiz.

Einstein ışık hızı için "Evren'in hız limiti" demişti. İddiasına göre ışıktan hızlı gitmek nedensellik prensibini ihlal etmek demekti. Bu konularla ilgili derin bilgisi olmayan okurlarımız için, "nedensellik" ilkesi basitçe bir neden ile sonucu arasında ilişki olması demektir. "Neden-sonuç ilişkisi" olarak da bilinir. Nedensellik ilişkisinin bozulması ise mantık hatalarına neden olur. Buna bir örnek olarak, henüz tetiği çekmemişken, silahınızdan çıkacak merminin hedefi vurması örneğini verebiliriz. Işık hızını aşmak, bazı temel enerji yasalarını ihlal etmek anlamına gelir. Ancak bu yapılabilecek olursa, zamanda yolculuk bile mümkün olacaktır.

241
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Orçun Deniz Can
Alıntıyı Ekleyen 4 gün önce
Konuştuğunuz ya da göz teması kurduğunuz her insana bakın ve onlara sizinle kim olmak istiyorlarsa o kişi olmaları özgürlüğünü tanıyın. Onlara, size karşı açık olabileceklerini bilmenin güvenini sağlayın. Onları yargılamayacağınızı bilsinler. Son olarak da sizinle bağlantılı ve sizden ayrı olmalarına izin verin. Eğer bunu yaparsanız diğer insanlar için bir mıknatıs haline gelirsiniz.
Kaynak: Konuşarak İkna Psikolojisi, 2. Bölüm, 38. Sayfa
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yusuf Berat İlgin
Yazar 3 gün önce 4 dk.

NASA’nın Artemis programı, 1972 yılında sona eren Apollo döneminden bu yana insanlığı ilk kez Ay’ın ötesine taşımaya hazırlanıyor. Artemis II, insanları Ay yüzeyine indirmeyi ve nihayetinde Mars’a ulaştırmayı hedefleyen "Ay'dan Mars'a" stratejisinin önemli bir noktasıdır. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan bu görev, dört astronotu Ay’ın çevresinde dolaştırarak derin uzay sistemlerinin insan yaşamını destekleyip destekleyemeyeceğini kanıtlamayı amaçlamaktadır. Görev, NASA'nın şimdiye kadar inşa ettiği en güçlü roket olan Space Launch System (SLS) ile Orion uzay aracının mürettebatlı ilk sınavı olacaktır.

Görevin başarısı, mürettebatı taşıyacak olan ve şimdiye kadar derin uzay keşfi için yapılmış en karmaşık araçlardan biri sayılan Orion uzay aracının performansına bağlıdır. Orion, işlevleri hayati önem taşıyan iki ana modülün entegre çalışmasına dayanır. Aracın üst kısmında yer alan ve NASA tarafından geliştirilen Mürettebat Modülü, astronotların görev boyunca yaşayacağı, çalışacağı ve Dünya'ya dönerken atmosferin zorlu koşullarından korunacağı tek alandır.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
188.9K UP
İnceleyen 4 gün önce
Dopamin bağımlısı olmaya başladığımı fark ettim. Hatta bazen asmr videolarını kaydırmadan defalarca izlediğim oluyordu. Ve ders de çalışmam gerekiyor… Odaklanamıyorum… Odak sürem 0. Bu kitap elime yeni geçti, gıcır gıcır yeni baskı… Cezbetti beni, bazı başlıkları tam da şu an öğrenmek istediklerimi anlatacak gibi duruyor. Sadece girişimcilik anlatmıyor bence, bana farklı bir vizyon katacağını düşünüyorum. En azından her gün 20 sayfa okumayı hedefliyorum. Hoşuma giden alıntıları sizinle de paylaşacağım ve kitabı bitirdiğimde bu incelemeyi güncelleyeceğim.
Puan Ver
Bu kitap yazarın AI klonu tarafından yazılmıştır
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Kaan Ekinci
2 gün önce
“Doğaya hoyratça davranan toplumlarda insanlar arasındaki ilişkiler de hoyratça oluyor.” (John Bennet)
57 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 17 Mart 2012 39 dk.

Hayvanlar (Metazoa), taksonomik olarak Animalia alemini oluşturan, yaklaşık 665 milyon yıl önce evrimleşmeye ve çeşitlenmeye başlamış çok hücreli ökaryotik organizmalardır. Birkaç istisna dışında, hayvanlar organik madde tüketir, oksijen soluyabilir, hareket edebilir, cinsel olarak üreyebilir ve embriyonik gelişim sırasında içi boş bir küre küresi olan blastuladan büyüyebilir. Yaklaşık 1 milyonu böcek olan 1,5 milyondan fazla canlı hayvan türü tanımlanmıştır; ancak toplamda 7 milyondan fazla hayvan türü olduğu tahmin edilmektedir. Hayvanların uzunluğu bir metrenin 8.5 milyonda biri ile 33.6 metre arasında değişmektedir. Hayvanlardan önce "canlılığın" evrimi ise çok daha uzun süren bir biyokimya konusudur.

Erken hayvan olarak yorumlanan yaşam formları, geç Pre-Kambriyen'in Ediyakaran Dönemi'nde mevcuttu. Örneğin bilinen en eski hayvan Dickinsonia, Kambriyen Patlaması'ndan önce Ediyakaran Dönem'de evrimleştiği ispatlanmıştı! Birçok modern hayvan filumu, 542 milyon yıl önce başlayan Kambriyen Patlaması sırasında fosil kayıtlarında deniz türleri olarak açıkça seçilim gösterdiı. Tüm canlı hayvanlarda ortak olan 6.331 gen grubu tanımlanmıştır; bunlar 650 milyon yıl önce yaşayan tek bir ortak atadan kaynaklanmış olabilir.

102
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sude Akman
Sude Akman
213.4K UP
Aktaran 24 Haziran 2021 2 dk.

Bristol Üniversitesi'ndeki bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırma, tek hörgüçlü develerin böbreklerinin aşırılıklarla başa çıkmasına yardımcı olmada nasıl önemli bir rol oynadığına dair yeni bulgular buldu. Communications Biology dergisinde yayınlanan yeni bir makalede, deve böbreklerinin dehidrasyon (su kaybı) ve hızlı rehidrasyon (hızlı bir şekilde su kazanma) stresine tepkisini incelediler.

Camelus dromedarius, Kuzey ve Doğu Afrika, Arap Yarımadası ve İran'ın kurak ve yarı kurak bölgelerinde yaşayan önemli besi hayvanlarıdır ve milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmektedir. Arap Yarımadası'nda 3.000 ila 6.000 yıl önce evcilleştirildiği düşünülen deve, yük hayvanı olarak, binicilik ve spor yapmak, süt, et ve barınak üretmek için kullanılmış ve günümüzde de aynı amaçlarla kullanılmaktadır.

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arif G.
Arif G.
114.3K UP
okur-yazar 2 gün önce Sen de Cevap Ver
Aslında bu zor bir soru. Dışarıdan ne söylersek söyleyelim eksik kalır. Çünkü kararın arkasındaki düşünceyi, yaşadığın şartları ve niyetini tam olarak bilmiyoruz. Yine de genel bir yorum yapacak olursam; Meslek lisesi çıkışlı olmak çoğu zaman bir avantajdır. İş görüşmelerinde, mülakatlarda ve aktif çalışma hayatında bunun somut faydasını görebilirsin. Çünkü meslek lisesi sadece bir diploma değildir, bir pratiğin, bir el becerisinin ve bir sahaya temas etmiş olmanın göstergesidir. Teoriyi bilen çoktur ama işi gerçekten yapmış olan her zaman ayrışır. İş dünyasında çoğu zaman aranan şey kusursuz not ortalaması değil, problemi sahada çözebilme yeteneğidir. Meslek lisesi bu anlamda sana erken yaşta disiplin, teknik bakış açısı ve üretim refleksi kazandırır. Elbette tek başına yeterli değildir. Kendini geliştirmezsen hiçbir eğitim modeli mucize oluşturmaz. Ama temelin güçlü olması büyük avantajdır. Üzerine ne koyarsan koy, sağlam bir zemin üzerinde yükselir. Tabii bunlar bir yönlendirme değil, kendi deneyimlerim. 'Geçmişini bir etiket gibi değil, bir imkan gibi görmek. Nereden geldiğin değil, oradan nereye yürüdüğün belirleyicidir.' Bu kararın arkasında diğer güçlü etken ise aile. Onlar her zaman bizim iyiliğimizi isteyecek tek kişiler. Adı üstünde ebeveynler, bizim yürüyeceğimiz yolları onlar geçmiş şartlarda çoktan deneyimlediler. Şöyle bir şey daha var; sezgi. Ailenin ısrarla yönlendirdiği bir konuda tam tersini seçtiğimizde, bazı sonuçları ancak zaman geçince fark ederiz. O an özgürlük gibi görünen tercih, ileride farklı bir anlam kazanabilir. Yine de hayat senindir, karar senindir. Sonuçlarıyla birlikte sahiplenilecek olan da sensin. Bu bilinçle verilen her karar daha güçlüdür. Eğitim ve kariyer hayatında başarılar diliyorum. Yolun açık, emeğin karşılığını aldığın bir gelecek senin olsun.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
159.0K UP
İnceleyen 3 gün önce
Merhaba
Bu kitabı okurken insan kendini bir konferans salonunda değil de, sakin bir odada, pencerenin kenarında oturmuş Virginia Woolf ’la çay içiyormuş gibi hissediyor. Sana bir ders vermiyor; daha çok düşünmeye davet ediyor. “Kadınlar neden büyük edebiyat eserleri üretmedi?” sorusuyla başlıyor ama aslında sorduğu şey çok daha derin: Bir insanın yaratabilmesi için neye ihtiyacı vardır?

Woolf’ net ve açık bir cevap verir .Bir kadının yazabilmesi için paraya ve kendine ait bir odaya ihtiyacı vardır.” Bu cümle çok sade , basit geliyor fakat biraz düşününce insanı etkiler .Çünkü burada oda sadece dört duvar değil. O oda; özgürlük, ekonomik bağımsızlık, bölünmeyen zaman ve zihinsel alan temsil eder. Kitap boyunca Woolf’un dili hem zarif hem ironik. Erkek egemen akademik dünyayı anlatırken alttan alta ince bir mizah var. Mesela erkeklerin kadınlar hakkında yazdığı kalın kitapları düşünürken, onların öfkesini ve savunmacılığını fark ediyor. Şunu sezdiriyor: Kadınları küçük görmek bazen erkeklerin kendilerini büyük hissetme ihtiyacından doğar. Ama Woolf’un metni bir öfke metni değil. Daha çok bir bilinç metni. “Androjen zihin” Woolf'un manifestosu olarak bilinir. Woolf bu fikrini ortaya atıyor; yaratıcı zihnin kadınsı ya da erkeksi değil, ikisinin dengesi olduğunu söylüyor.

Bana göre sadece kadınlar için değil, herkes için yazılmış gibi. Çünkü aslında mesele üretmek. Düşünmek. Kendin olabilmek. Hepimizin hayatında bir “oda” ihtiyacı yok mu? Gürültüden uzak, kimsenin müdahale etmediği, sadece kendimize ait bir alan.

Kitap bittiğinde Woolf bağırmaz , slogan atmaz, Woolf'un sözlerinde şunu duyarsınız “Yetenek vardır. Ama koşullar yoksa o yetenek filizlenemez.” insan dönüp kendi hayatına bakıyor. Ki bu çoğu zaman bir çok kadının yaptığı bir davranış. Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum? Woolf’un sorusu burada çok kişisel bir yere çarpıyor: “Benim odam var mı?” Türkiye’de birçok kadın bu soruyu hayatının farklı dönemlerinde kendine soruyor. Evlenmeden önce, evlendikten sonra, çocuk sahibi olduktan sonra, akademide, iş hayatında… “Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?” sorusu bazen daha da ağır: “Ben gerçekten kendim için düşünebiliyor muyum?” Aslında mesele sadece kadın meselesi de değil; ama kadınlar için daha yoğun. Çünkü toplumsal roller zihinsel alanı daraltabiliyor. Woolf’un dediği gibi yetenek var. Türkiye’de de var. Çok var. Ama o yeteneğin filizlenmesi için sadece bireysel çaba yetmiyor; sosyal yapı, ekonomik şartlar ve kültürel kodlar da alan açmalı. insan ister istemez şunu fark ediyor: Kendine ait bir oda bazen bir kapı değil, bir cesaret. Ama o cesaretin sürdürülebilmesi için de gerçekten biraz sessizlik, biraz para ve biraz da müdahalesiz zaman gerekiyor.Bu yüzden Kendine Ait Bir Oda sadece feminist bir metin değil; bir varoluş çağrısı gibi. Sessiz ama güçlü. İnce ama derin. Okurken insan hem biraz üzülüyor hem de tuhaf bir şekilde güçleniyor.

Sanırım bu duyguyu boyunda üniversitede çocukları olan ,40 dan sonra tekrar üniversite okuyan ve etraftakilerin bu yaştan sonra ne uğraşıyorsun yada akdedeme deki hocaların bazılarının yaşından dolayı yatırım yapmak istemediği yüksek lisans yapmaya çalışan biri olarak ben çok iyi biliyorum .

Kendime soruyorum , Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
9
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 1 Ağustos 2021 15:02
Ülkemizde başta Manavgat olmak üzere, Akdeniz ve Ege bölgesinde birçok noktada orman yangınları yoğun olarak sürüyor. Bir an önce bu yangınların kontrol...
34
Aslı Ece Koçak
Aslı Ece Koçak
146.7K UP
Yazar 2 Ağustos 2020 4 dk.

Fobi, bir çeşit anksiyete (kaygı) bozukluğudur. Hayvanlarda da gözlenmiş olan fobiler bir durum ya da objeye karşı duyulan anormal düzeydeki korkunun, gündelik hayatı etkileyecek düzeylere ulaştığı bir olumsuzluk haldir.

Normalde herkesin belli korkuları vardır ve bu, tüm canlılar için olduğu gibi, insanlar için de oldukça doğaldır; fakat fobi durumu, sıradan bir korkudan çok daha fazlasıdır. Fobi sahibi kişi hiçbir sorun olmadığında ve güvende olduklarını bilse bile irrasyonel olan korkusu devam eder. Ayrıca, korkularının yersiz ve gerçekliğe dayalı olmadığını bilseler bile aşırı korku ve endişeli hissederler. Çok sayıda fobiden birine veya birkaçına sahip olan bireylerin yaşamı, bu korkularından ileri düzeyde, aşırı veya anormal bir şekilde etkilenir ve kısıtlanır. Korku ile fobiyi birbirinden ayıran önemli farklardan birisi budur.

60
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Moderatör Uyarısı
Yetersiz Kaynak 1 moderatör tarafından eklendi
Güvenilir bir kaynak belirtilmemiş.
1
Söz
Doğaç Çağdaş Çelebi
Alıntıyı Ekleyen 12 Kasım 2022
Ölmekten korkuyor musun? Yoksa ebediyen yaşamak mı istiyorsun?
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Fatih Oğulcan Kaya
İnceleyen10 24 Haziran 2023
Yaşarken bir simülasyon içinde olduğunu düşünenlerin fikrini gerçekleştiren ve bu durumu insanın duygularını nasıl etkilediğini gösteren çok güzel bir aile filmi. Jim Carrey'nin de oyunculuğu ve fikrin kalitesi birleşince izlemesi keyifli bir film çıkmış ortaya. Kısaca keyifle izlenebilecek bir hayat fanusu filmi.

Bir noktayı es geçmemek lazım, insan duyguları sebebiyle simülasyon bir evrende izleyen ve izlenen psikolojileri çok ilginç mitler ortaya çıkarmakta. Bunlar üzerine düşünmek ve değerlendirmek çok keyifli.
9.9/10
(198 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Truman Show
Yönetmen: Peter Weir
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
19
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Mert Arslan
Üye 5 gün önce
Bir gezegen düşünü her şeyiyle (boyut, kütle hariç) Dünya'nın ikizi tek fark yerçekimi olsun. O gezegenin yerçekimi de 250m/s2 olsun biz bu gezegende doğduk ve burada büyüdük. 30 yaşımızda 1000 ışıkyılı uzaklıktaki soluk mavi küreye gitmek istedik ve oraya ışınlandık. Orada bedenimiz yerçekimine nasıl bir tepki verirdi?
2 Cevap - 285 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
İnceleme
Hank Rearden
Hank Rearden
28.8K UP
İnceleyen10 19 Ocak 2022
2. Filminden daha fazla keyif aldığım bir filmdir.
9.8/10
(24 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)