Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
500 ATP Ödüllü Soru: Mutluluğun kaynağı ne? Hemen cevapla! Meryema Şermet'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Bilal Mert Aşkın
Üye 5 gün önce
günümüzde bilinen en büyük asal sayı 41 milyon 24 bin 3 yüz yirmi basamaklıymış bu sayının asal olduğunu su götürmeksizin ispatlanabiliyor mu eğer öyleyse nasıl
118 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ferit Görür
Ferit Görür
206.3K UP
Çeviren 2 gün önce 2 dk.

Yeni bir araştırmaya göre hayatımızdaki zor insanlar yaşlanmamızı hatta erken ölüm ihtimalimizi bile artırıyor olabilir. Peki ama neden? "Baş belası" olarak adlandırabileceğimiz bu kişiler, bizi desteklemek yerine hayatımızı çok daha stresli bir hale getiriyor.

Bildiğimiz üzere kronik stres, biyolojik yaşlanmanın en temel tetikleyicilerinden biridir. Bunun nedeni, stresin vücutta iltihaplanmaya (enflamasyon) yol açabilmesi, bağışıklık sistemini zayıflatabilmesi ve kalp krizi gibi sorunlara yol açan kardiyovasküler hastalık riskini artırmasıdır. Çalışmanın yazarlarından olan ve New York Üniversitesi bünyesinde araştırmalarını sürdüren Dr. Byungkyu Lee durumu şu sözlerle özetliyor:

7
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
68.3K UP
1 ay önce
Yağmur sonrası o ferah toprak kokusunu ciğerlere çekmek gibisi yok. Ama o kokunun ana kaynağı, aslında toprakta yaşayan bakterilerin ürettiği 'geosmin' adlı bir molekül. İnsan burnu bu moleküle inanılmaz hassas; oranlarsak bir köpekbalığının okyanusta kan kokusunu almasından bile daha yetenekliyiz bu konuda.

Evrimsel miras muhtemelen: Kuraklıkta su kaynağını koklayarak bulan hayatta kalmış. Tuhaf olan şu ki, aynı molekül şebeke suyuna eser miktarda karışınca "küf tadı" diye tiksiniyoruz. Bağlam, biyolojiyi yenebiliyor.
76 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
NASA Uzay
NASA Uzay
50.3K UP
1 gün önce
Uzay araçlarına termal battaniye diken birinin elinden çıkan bir maskot düşünün... 🪡 Artemis II Ay maskotu Rise, NASA Goddard'da tam da böyle hayat buldu. Normalde Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu gibi araçlara koruyucu kalkanlar diken Paula Cain, bu defa her dikişine sevgisini katmış. Rise'ın o özel cebinde, Artemis II mürettebatıyla uzaya gidecek milyonlarca isim var. Bilim için ilmek ilmek çalışmak... Uzay terziliği gerçekten büyüleyici bir iş!
17 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.6K UP
İnceleyen 3 gün önce
2023 yılında yazdığım filme dair eleştirimi bu platformda da paylaşmak istedim. İyi okumalar

Gerçek olamayacak kadar güzel olan Barbie esasında gerçek. Biliyorum inanması güç ama Barbie, Barbara Handler adlı bir kız çocuğundan esinlenerek yaratıldı. Ayrıca Barbie’nin kökeni, müstehcen bir Alman çizgi roman karakteri olan Bild Lilli’ye dayanıyordu! Her zaman çalınan fikirler daha çok ilgi görür, popüler olur ve orijinallerini unutturur. Lilli’yi unuttuğumuz gibi. Hikayeyi başa saralım.
1950’lerin başında annesi Ruth Handler kızının yetişkin gibi görünen bebeklere ilgisinin normal bebeklere olan ilgisinden çok daha fazla olduğunu farketmiş. Kızı oyuncak bebeklere hep yetişkin rolleri veriyormuş. Ama yetişkinleri temsil eden hiçbir oyuncak yokmuş. Çünkü o dönemde yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyormuş. Böylelikle eşi Mattel’in kurucu ortaklarından olan anne, piyasada büyük bir açıklık görüyor ve durumu izah ediyor. Herkes fikrin asla tutmayacağını söylüyor ve Ruth İsviçre’ye tatile gidiyor. İşte o zaman Lilli ile karşılaşıyor.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra erkekler arasında popüler olan çizgi romanın, oyuncak bebekleri de yapılmıştır. O yıllarda oyuncakları hem erkekler birbirlerine hediye edermiş hem de çocuklar arasında da gittikçe popüler olmuş. Amerika’ya döndüğünde Mattel’i ikna etmiş ve kızı Barbara’nın isminden ilham alarak Barbie’yi 9 Mart 1959’da piyasaya sürmüş. Bu bebek üç boyutlu, doksan altmış doksan, kusursuz bir bebek. Onunla oynayan çocukları çirkin hissettiren, güzellik algılarını bozan, yıllar sonra estetik yaptırmalarına sebep olan, kaburgalarını aldıran, bellerini bir sıkımlık yaptıran, gözlerini solucan deliği gibi genişletip burun deliklerini nefes alamama pahasına küçülttüren bir bebek.
1961’de “Barbie’nin erkek arkadaşı yok mu?” sorularına yanıt olarak, oğlu Kenneth’dan ismini alan Ken bebek gelmiş. Lilli’nin üreticileri 1960’larda Barbie’ye dava açsa da Mattel, Lilli’nin bütün haklarını satın almış. Nitekim de hayalleri gerçek olmuş. Barbie’nin üretilmesinden bu yana güzelliğin kriteri ulaşılması zor o betimden aşağı taşamamış. Ne kadar kısa boylu, göbekli, çirkin, çarpık bacaklı versiyonları çıkmış olsa da. Ama ben en çok Barbara Handler’a üzülüyorum. Psikolojisi acayip bozuk değilse ben de İrem değilim.
Aslında bir kısım çocuk için doğru. Bizim jenerasyonda renkli lens kullanan da çoktur mesela mavi göz takıntısı yüzünden. Sırf Barbie gibi gözükebilmek için yemek yememe hastalığına yakalandılar. Ben etkilenmedim ama internet üzerinde öyle hikayelerle karşılaştım ki… Ne kadar doğru bilemem ama etkilenmediyseniz çok güzel bir şey. Ama tabi etkilenen çocuklar bundan etkilenmese başka bir şeyden etkilenecekti. Olumlu yönleri de yoktu diyemem, mesela şu an birçok aile ve bir çok öğretmen için sorun olan bir konu: Oyun kurma. Biz çocukken oyuncak ile oyun kurmayı öğrendik. Hayal kurduk, kendi dünyamızı kurduk. Şimdi ki çocuklar tabletler ile hazır oyunları oynuyor ama bu başka yazının konusu… Barbie bende hiç güzellik algısı oluşturmadı sadece hayal kurdurttu ve Barbie, Winx gibi yapımlar bana ilham oldu özgüvenimi geliştirdi her şeyi yapabileceğime onlar inandırdı. Çünkü benim kurduğum dünyada aklıma geleni yapmam mümkündü ve yapamadığım yerde de bir şekilde onu yapılabilecek hale sokardım. Bu sebeple de oyuncaklarım, oyunlarım iyi ki varlardı. Barbie ne kadar güzellik algısı ile ünlü olsa bile aynı zamanda kızlara hem feminen olup hem de her şeyi yapabileceklerini gösteriyor, "Barbie ile her şey mümkün" sloganı buradan geliyor. Bir yerde doktor, bir yerde savaşçı bir yerde peri, prenses oluyor. Bazen seyahate çıkıyor. Bazen anne oluyor… Barbie bir devrimdir. Bu devrimin gelin bir de filmine bakalım:
Barbie filmi tüm dünyada pembe boya kıtlığına sebep oldu, biliyor muydun? Yönetmen sette her şeyin pembeye boyanması konusunda epey ısrarcı olmuş. Bunun nedeni pembenin çocuksuluğu koruyacağı düşüncesiyle ve yönetmene göre çocuksuluğu korumak diğer her şeyden daha da önemliydi. Yapım ekibinin görevi pembe aksesuarlar, giysiler ve film çerçevesine yerleştirilmiş pembe olan her şeyden oluşan bir dünya yaratmaktı. Bu durum da tüm pembe boyaların tükenmesine neden oldu. Bu yeri göğü pembe dünyayı görmek için sabırsızlananlar filmin gişe rekorlarını kırdı. Çok abartıldığı için birçok kişi hüsrana uğradı. Çok beğenenlerin yanında keşke çizgi film olarak kalsaydı diyenler de oldu. Ayrıca film yer yer pembeden nefret ettirip dünyamız ne güzelmiş dedirtti, yer yer de çocukluğumdaki hayallerin hala aşırı güzel ve imkansız olduğunu hatırlattı.

Benim bu filmden beklentim gerçekten yüksekti. Belki de az önce de dediğim gibi sebep sadece aşırı abartılması ve aylarca hakkında konuşularak devasa reklamının yapılmasıydı ama ben de hüsrana uğradım. Ben de pembe, şeker gibi görünen bu yapının aslında cesur ve sert bir hikaye sunacağı izlenimini uyandırmıştı bende. Hedef kitlesini geniş tutmaya çalışıp hem çocukluğunu Barbie bebekleriyle geçiren orta yaş izleyicilere göz kırpması hem de 13 yaşındaki izleyicilere hitap etme çabası arasında denge sağlamakta zorlanmış gibi geldi. Barbie bebek üzerinden toplumun ve kadının belli bedensel ve toplumsal kalıplara hapsedilmesini eleştiren film bu eleştiriyi erkek izleyicilere de empati yaptırabilecek bir bakış açısıyla sunuyordu. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in Barbie ve Ken rolleri için yaratıldığına eminim. Margot plastik bir bebek olan Barbie’nin kusursuzluğunu ve zamanla insana dönüşen karakterini harika bir şekilde ayırt ederek doğallıkla sunuyor. Ryan ise beklenmedik derecede komikti. Ryan için birçok laf yapıldı, yok yaşlıymış, olmamış, bilmem ne… Bu adamın bir işe girip de kötü olması imkansız. Özellikle yaptığı mimikler yeterdi. Yönetmen ise popüler kültüre ve Hollywood filmlerine yerinde göndermeler yaparak izleyicileri gülümsetmeyi başardı. Ancak bu detayları spoiler vermeden anlatmam mümkün değil bu sebeple filmin en iyi yanına geçiyorum: Yaratılan atmosfer. Gerçekten Barbie’nin diyarını ziyaret ettiriyor gibi hissettiriyor.

Özetle bu film genel olarak ortalama bir gişe filmi olabilir ancak ele aldığı temalar ve yapılan cesur tercihlerle dikkat çeken bir film oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu daha var. Aylarca medya pompalanarak hedef kitle arttırılmaya çalışıldı. Oppenheimer’in yönetmenlerinin çok meşhur olmasından dolayı prim yapılmaya çalışıldı. Aynı kategoride bile olmayan iki apayrı film sürekli gereksiz yere kıyaslandı. Bu da iki film için beklentiyi yükseltti ve vermek istedikleri mesajı verememelerine sebep oldu. Bu bağlamda bakıldığında izleyici Barbie’den beklediğini alamadı zaten bence pek de sonuçlanmadı film. İkinci bölüme olması gereken olayları ikinci yarıya sığdırdılar. Bu da kısıtlı sürede alelacele bir şeyler anlatmayı gerektirdiği için yaratıcılığı öldürdü. Ayrıca da finali de çöktürdü. Çok eğlenceli ve yaratıcı olması gereken film ikinci yarıda mesaj bombardımanına döndü. O kadar çok mesaj vardı ki hiçbirini anlamamayla sonuçlandı. O yüzden Greta Gerwig Barbie gibi bir markadan efsane bir sinema yapıtı yaratmayı başaramadı. En azından eğlenceli olabilirdi, o da maalesef olmadı.

Hiç izlemeyenler için verdiği mesajlara dair de bir açıkla yapmak istiyorum. Film başta Barbie dünyasındaki her şeyin kadın elinde olduğu bir görüşü anlatıyor. Dünya’ya geldiklerinde ise bunun tam tersi bir dünya ile karşılaşıyorlar ve Barbie dünyasını Ken, ataerkil hale getiriyor. Sonra kadınlar tekrar gücü ellerine alıyorlar ve mutlu son ama bence mutsuz son. Bizim eksiğimiz kıyas yapmak zaten. Az önce de dedim. Apayrı iki şeyi kıyaslamaya bayılıyoruz. Ya kadının yeterlilikleri belli erkeğin belli. Neden birini diğerinden daha baskın yapmaya çalışıyoruz? Bence filmin varması gereken son, iki cinsiyetin de eşit olduğu bir dünya olmalıydı.

Ben bir kadın olarak yapıma dair eleştirimi bu cümleyle bitirmek istiyorum: Kadınların yaşadığı zorlukları ve erkekler üzerindeki gereksiz baskıyı anlatmanın en pembe haliydi, hüzünlü bir şekilde ayrıldım sinemadan. Gerçekler yüzüme vurdu, dışardan bir göz olarak dünyayı izledim.
Film
6.0/10
(29 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Erdem Sever
Erdem Sever
20.3K UP
Fen lisesi öğrencisiyim nörobilime ilgim bulunmakta 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Bu soruyu cevaplayabilmek için “rüya”nın ne olduğunu anlamamız gerekmektedir. Rüya, uyku sırasında zihinde oluşan görsel, işitsel ve duygusal deneyimler bütünüdür. Rüyaların büyük bir kısmı REM uykusu sırasında görülür.

Bu evrede mantık ve eleştirel düşünmeden sorumlu Prefrontal korteks daha az aktif olur. Buna karşılık, duygular ve hayal gücüyle ilgili bölgeler daha aktiftir. Bu yüzden rüya anında uçmak veya duvardan geçmek gibi eylemler bizlere normal gelir. Aynı zamanda rüyalar, gün içinde yaşadıklarımız ve eski anıların zihnimizde sentezlenmesi sonucu oluşmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Prof. Dr. Tamer Kaya
Prof. Dr. Tamer Kaya Seslendiren 11 Eylül 2021 1:26:10
Milyonlarca yıllık evrimin vücudumuzdaki izlerini görmek ister misin? Prof. Dr. Tamer Kaya ile "Evrimin Vücudumuzdaki İzleri" adlı söyleşimiz...
26
Eser
Ece Müker
Ece Müker
622.0K UP
Eseri Ekleyen 18 saat önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Tamerlane: Rise of the Last Conqueror
Yönetmen: Jacob Schwarz
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Sabri Küsüroğlu
Çeviren 10 Eylül
Dünya gezegeninin karanlık, içteki gölgesine tam gölge (umbra) adı verilir. Uzaya doğru uzanan bir koni şeklinde olan bu gölgenin dairesel kesiti, en kolay şekilde bir ay tutulması sırasında görülür. 7/8 Eylül gecesi ise, Dolunay, Dünya'nın tam gölge konisinin merkezine yakın bir noktadan geçerek; Antarktika, Avustralya, Asya, Avrupa ve Afrika'nın bazı kısımları da dahil olmak üzere gezegenimizin büyük bir bölümündeki tutulma gözlemcilerine görsel bir şölen sundu. Çin'in Zhangjiakou şehrinden kaydedilen bu zaman atlamalı birleşik görüntü, tam ay tutulmasına ait art arda çekilmiş fotoğrafları soldan sağa doğru ilerleyerek kullanır ve tam gölgenin kıvrımlı kesitinin Ay'ın üzerinden kayışını ortaya koyar. Atmosfer tarafından Dünya'nın tam gölgesine saçılan güneş ışığı, tam tutulma sırasında Ay yüzeyinin kızıl bir renkte görünmesine neden olur. Ancak, tam gölgenin kenarına yakın kısımlarda, tutulmuş Ay'ın kenarı (limb) belirgin bir mavi ton sergiler. Bu mavi renkli tutulmuş ay ışığı, güneş ışınlarının üst stratosferin yüksek katmanlarından geçerken, kırmızı ışığı saçan ve mavi ışığı ileten ozon tarafından renklendirilmesiyle oluşur. Bu sakin ay tutulmasının tam tutulma evresinde, Ay yaklaşık 83 dakika boyunca Dünya'nın tam gölgesi içinde kaldı.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Söz
Mery West
Mery West
52.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
Any fool can know
The point is to understand

Her aptal bilmeyi bilir
Önemli olan anlamaktır
Kaynak: X—physicsinhistory (X)
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
İlhan Taşlı
İnceleyen10 10 Nisan 2023
Amerikan Edebiyatı'nın nadide eserlerinden birisi. Ortaokul yıllarımda kölelik ve ırkçılığın ne lanet bir şey olduğunu, bana öğreten kitap.
10.0/10
(14 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İzmir Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 6 gün önce İzmir₺250,0012 Nisan
Nörobilim ve Hareket
12 Nisan 2026 15:00 tarihinden 12 Nisan 2026 18:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak, “Nörobilim ve Hareket” konusundaki akademik bilgisi ve alandaki deneyimi ile Uzm. Fizt. Behlül Levent konuğumuz olacak.
📍Laika Coffee & Culture, Karşıyaka
⏱️12 Nisan Pazar, 15:00

Etkinliğimiz ücretli bir etkinliktir. Etkinlik katılımı için bilet satın almanız yeterlidir. Nörobilimle ilgilenen herkes davetlidir!

KONUŞMACI HAKKINDA

İlköğretim ve lise eğitimini Seydişehir’de tamamlayan Behlül Levent, lisans ve yüksek eğitimini 9 Eylül Üniversitesi’nde tamamlamıştır.

Birincil uzmanlık alanı olan pediatrik Nöroloji alanında Türkiye’de sadece bir kere Dr. Fizyoterapist Görkem Dizdar organizasyonu ile düzenlenen NDTA (The Neuro-Developmental Treatment Association / Nörogelişimsel Tedavi Derneği) onaylı Bobath Concept üzerine temel eğitimi Joan Day Mohr ve ekibinden alarak çalışmaya başlamıştır.

Bu konsept, beyin hasarına bağlı felç (inme), Serebral Palsi (CP) vb. gibi gelişimsel ilerlemeyi sekteye uğratan durumlarda motor kontrolü, postürü ve dengeyi iyileştirmeyi hedefleyen spesifik bir rehabilitasyon konseptidir.

Öncesi ve sonrası süreçte pediatrik nöroloji alanında klinisyen olarak ilerlemiştir. 2019 sonrası uygulama alanını genişleterek yetişkin nörogelişimsel uygulamalar ve Otizm spektrum üzerine eğitimlerle ilerlemiştir.

Gelişim sürecine Nörogelişimsel Yoga ve DIR Floortime (Developmental, Indiviual Differences, Relationship Based Theraphy/Gelişimsel, Bireysel Farklılıklar, İlişki Temelli Terapi) eğitimleri ile devam etmiştir. Özellikle otizm ve diğer gelişimsel zorlukları olan çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerini oyun yoluyla geliştiren, ilişki temelli bir terapi modelidir.

Uzman fizyoterapist Behlül Levent’in bakış açısında insan temelinde sinir sistemi uygulamaları vardır. Hareketin temelinin, sinir sisteminde değişiklik olmadığı sürece iyileşmeye hizmet etmeyeceğini savunur.

İzmir Mavişehir’de bulunan kliniğinde son 4 yıldır koşu ve ultra koşucular, son 1 yıldır triatlon sporcularıyla da çalışmalar yapmaktadır.

Devamını Göster
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bağımsız bir aklın özü ne düşündüğünde değil, nasıl düşündüğünde yatar."
Christopher Hitchens
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)