Merhaba
Kitabı burada gördükten sonra okudum .Öncelikle eseri paylaşan arkadaşımıza paylaşım için teşekkür ederim. Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir “modern klasik”e dönüşen Yaşamak’ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi. Yu Hua, 1960 yılında, Çin’in doğusunda yer alan Hangzhou’da doğdu. Çocukluğu, izleri tüm yapıtlarında görülebilecek Çin Kültür Devrimi yıllarında (1966-76) geçti. Diş hekimliği öğrenimi gördü. Beş yıl boyunca diş hekimliği yaptıktan sonra mesleğini tümüyle bırakıp kendisini edebiyat çalışmalarına adadı. 1993’te yayımlanan romanı Yaşamak [Huózhe], Çinli yönetmen Zhang Yimou tarafından sinemaya aktarıldı. Okuduğum tüm kitapların yazarları hakkında bilgi edinmeyi alışkanlık haline getirdim eskiden bunları öğrenmek zaman alıyordu ama şimdi bir tuşla ekranda hepsi bana ise merak edip okumak kalıyor.
Yaşamak (Huózhe) üzerine konuşurken insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Çünkü Yu Hua bu romanı sadece bir karakterin hikayesi olarak yazmıyor; adeta “yaşamak” dediğimiz şeyin ne kadar ağır, ne kadar sade ve ne kadar direnç gerektiren bir eylem olduğunu gösteriyor.
Romanın merkezinde Fugui vardır. Bir zamanlar varlıklı bir ailenin oğlu olan Fugui, kumar yüzünden her şeyini kaybeder ve hayatın en sert yüzüyle karşı karşıya kalır. Ama asıl mesele yoksullaşması değil; kaybettikçe yaşamaya devam etmesidir. Yu Hua’nın en çarpıcı yaptığı şey tam da burada ortaya çıkar ve asla karakterini kahramanlaştırmaz. Fugui güçlü biri değildir, büyük idealleri yoktur, hatta çoğu zaman edilgen bir figürdür. Ama yine de yaşar ve bu “yaşamaya devam etme hali”, romanın en güçlü duygusunu oluşturur.
Eserin dili oldukça sade ama etkisi derindir. Büyük trajediler neredeyse sıradan bir olay anlatır gibi verilir. Ölüm, kayıp, açlık gibi bunların hiçbiri dramatik bir gösteriye dönüştürülmez. Bu da romanı daha sarsıcı yapar. Çünkü hayat da çoğu zaman böyledir; en büyük acılar bile sessizce yaşanır.
Roman aynı zamanda Çin’in toplumsal dönüşümünü de arka planda taşır. Büyük İleri Atılım, Kültür Devrimi gibi tarihsel süreçler, Fugui’nin hayatına doğrudan etki eder. Ancak yazar bu olayları ideolojik bir anlatımla değil, bireyin gözünden verir. Bu da eseri politik bir roman olmaktan çıkarıp insani bir metne dönüştürür. Çünkü okurken sistemleri değil, insanların o sistemler içinde nasıl ezildiğini görürüz.
“Yaşamak” aslında bir direniş hikayesidir ama alıştığımız türden bir direniş değil. Bu romanda direniş, hayatta kalmaktır. Sevdiklerini kaybettikten sonra bile nefes almaya devam etmektir. Belki de Yu Hua’nın en güçlü mesajı ise ''İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da direnir; sadece yaşayarak.
Bazı kitaplar vardır, tam da doğru zamanda eline geçer hani sanki sen hazır olduğunda gelir. Yaşamak (Huózhe) benim için biraz öyle oldu. Okumaya başladığımda “basit bir hayat hikayesi” gibi gelmişti ama birkaç sayfa sonra fark ettim ki aslında kendi içimde dolaşıyorum. Çünkü Yu Hua öyle büyük laflar etmiyor; çok sade anlatıyor ama o sadeliğin içinde insanın içini kurcalayan bir şey var. Okurken kendime şunu sordum. “Yaşamak gerçekten ne demek?” Sadece hayatta kalmak mı, yoksa her şeye rağmen devam edebilmek mi? İşte bu kitap, hiç bağırmadan, sessiz sessiz bu soruyu insanın içine bırakıyor.
Kendi adıma bu kitabı okurken şunu hissettim .Hayat çoğu zaman adil değildir, bana da adil olmadı bir çok insana olmadığı gibi ama buna rağmen devam eder ve insan da onunla birlikte devam etmek zorunda kalır. Fugui’nin hikayesi bize umut vermek için yazılmamış gibi görünsede garip bir şekilde insanın içinde sessiz bir güç bırakır.
Yaşamak (Huózhe), büyük sözler söylemeden büyük şeyler anlatan, sade diliyle derin bir etki bırakan ve “yaşamak” kavramını yeniden düşündüren güçlü bir romandır. Sanırım yaşamak her şeye rağmen devam edebilmek ve onca iyi kötü ,güzel çirkin her şeyi bir şekilde aşıp hayatta kalabilmek .Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ?