Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Mehmet Ali Döke
Mehmet Ali Döke
19.7K UP
Yazar 25 Mart 2015 16 dk.

Avusturyalı hayvan davranış bilimcisi (etolog) Karl Ritter von Frisch, 1927 yılında "Aus dem Leben der Bienen" (Dans Eden Arılar) adlı kitabını yayınladığında çağdaşları tarafından kuşku ile karşılanmıştı. Oysa kendisini tam anlamıyla çağının ötesinde bilimsel çalışmalar yürüten bir bilim insanıydı ve arılarda koku duyusu, görsel algı, yön bulma, polarize ışık ile konumlandırma, güneş takibi, iç saat, manyetik alanın petek örümüne etkisi ve düşey (ya da yerçekimi) algısı üzerine muhteşem çalışmalar yapmıştı. İlkin biraz anlaşılamamış olsa da tekrarlanan denylerle haklılığı pekişen von Frisch, büyük buluşundan 46 yıl sonra, 1973'te Fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Bal arıları, hep birlikte ve iletişim içinde çalışan, koloniler halinde varlıklarını sürdüren canlılardır. Koloniler içerisinde iş bölümü vardır ve yaşa bağlı olarak işçi arılar önce kovan içindeki görevlerde çalışırken daha sonra "tarlacı" dediğimiz ünvanı alırlar ve kovana su, nektar, polen gibi kaynakları getirirler.

64
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
114.5K UP
Gözlemi Yapan 16 saat önce Germany, Land Baden-Wurttemberg
Ocak 2026'da, Mannheim'da kaydedilmiştir. Latince tür adı "Alopochen aegyptiacus", Türkçe adı "Mısır kazı" imiş.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zişan Işık
Zişan Işık
113.5K UP
Yazar 1 gün önce 6 dk.

Nöron kodlama denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak önceki makalelerimizde açıkladığımız ışıkla ya da kimyasal maddelerle yapılan müdahaleler gelir. Optogenetik ve kemogenetik yaklaşımlar, nöronların ne zaman aktif olacağını veya susturulacağını belirlememizi sağlar ancak bu yöntemlerin nöronun mevcut biyolojik altyapısını korumak gibi ortak bir özelliği vardır. Genetik kodlama ise bu noktada radikal biçimde ayrılır. Bu yaklaşımda amaç, nörona geçici bir kontrol mekanizması eklemek değil; nöronun hangi tür bir hücre olduğu, hangi proteinleri ürettiği, nasıl elektriksel davrandığı ve hangi sinyallere duyarlı olduğu gibi temel özelliklerini DNA düzeyinde yeniden tanımlamaktır.

Başka bir deyişle genetik kodlama, nöronun davranışını yönetmekten ziyade nöronun ne olduğu sorusuna cevap verir. Bu nedenle genetik kodlama, nöron programlamanın altyapısıdr.

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tolga Sazak
Tolga Sazak
3,335 UP
Çeviren 12 Ağustos 2017 12 dk.

Hayvan göçü, binlerce yıldır insanların ilgisini çekmektedir. Kıyı çamur çulluğunun Pasifik Okyanusu boyunca 9 günlük kesintisiz uçuşu gibi dayanıklılığın en şaşırtıcı girişimlerinden bazılarının uzak mesafe göçmenleri tarafından gerçekleştirilmesi bu ilginin geçerli bir sebebidir. 

Çoğu insan, göçü bir kuş sürüsünün üreme ve konaklama bölgeleri arasındaki mevsimsel hareketi olarak düşünür. Aslında, kuş göçü muhtemelen halk arasında en çok ilgi çeken biyolojik fenomendir ve ayrıca biyolojideki yerleşik bilimsel araştırma yöntemleri arasında en eski geçmişe sahip dallardan biridir (Berthold 2001). Fakat hayvan göçünün doğu batı arasındaki yolculuklar, kara ve okyanus içeren karmaşık gidiş dönüşler, okyanus ve göllerin su kolonları boyunca gerçekleştirilen düşey hareketler ve inişli çıkışlı yüksek dağ yolculukları gibi daha başka birçok şekli vardır (Hoare 2009). Göçü diğer hareket biçimlerinden ayıran şey, göçün tipik olarak bir tür yaşam alanından diğerine geçişi içermesidir (Aidley 1981).

67
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ferit Görür
Ferit Görür
78.2K UP
Çeviren 6 gün önce 5 dk.

Doğa korumacıların kayıp yaşam alanlarının bir kısmını eski haline getirmek için başlattıkları proje sayesinde, kaplanlar 70 yılı aşkın bir süredir ilk kez yakında Kazakistan topraklarında yeniden dolaşmaya başlayacak.

Kazakistan'ın Hazar kaplanlarının sonuncusu; yıllarca süren avlanma, habitat kaybı ve av hayvanlarının sayısındaki düşüşün ardından 1940'ların sonlarında ortadan kayboldu. Şimdi ise Orta Asya ülkesi, dünyanın en büyük kedigillerini tarihsel dağılım alanlarına geri kazandırmayı hedefleyen iddialı bir yeniden yerleştirme programı yürütüyor.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
118.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!
Sanmak, içinde umutlar, düşler ve heyecanlar vaat eden çok boyutlu bir kavramken, olmak gerçeğin sert, kalın, köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca...
Ne mutludur o, oluşlarının içine sanışlarını da katmayı başaran insanlara...
Kaynak: Kumral Ada Mavi Tuna
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 17 Kasım 2016 7 dk.

Muhtemelen ya siz, ya da tanıdıklarınızdan birisi vejetaryendir. Yani bu kişiler ya hiç hayvan ve hayvan ürünü yemezler, ya da hiç et yemezler ama yumurta gibi hayvan ürünlerini tüketirler. Peki, şöyle sıradışı bir senaryo üzerinde kafa yoracak olsak, neler olurdu: Ya Dünya üzerindeki herkes, bir anda vejetaryen olsaydı ve et yemeyi tamamen bıraksaydı? Yaşamlarımız ve gezegenimiz üzerinde ne tip etkileri olurdu?

Vejetaryenlik, günümüzde son derece nadir olarak görülen bir beslenme biçimidir. ABD'nin sadece %1.9-3.4 arası, Kuzey Amerika'daki insanların sadece %4-5 arası vejetaryendir. İneklerin kutsal sayıldığı ve et tüketiminin en az olduğu Hindistan'da bile vejetaryenlerin oranı %30'un üzerine çıkamamaktadır. Çin'de bu oran %4-5, Finlandiya'da %2-3, Fransa'da %3-5, İsveç'te %10, Rusya'da %3-4, Almanya'da %6-9, Hollanda'da %4.5, Norveç'te %2 civarındadır. 2018 yılında Dünya'nın %25'inin vejetaryen, vegan veya yarı-vejetaryen olduğu düşünülmektedir.

47
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Aktaran 16 Haziran 2021 2 dk.

Güney Danimarka Üniversitesi'nden Fernando Colchero ve Kuzey Karolina'daki Duke Üniversitesi'nden Susan Alberts tarafından yönetilen ve 14 ülkedeki 42 kurumdan araştırmacıları içeren bir çalışma, her türün nispeten sabit bir yaşlanma hızının olduğunu ileri süren "değişmeyen oranda yaşlanma hipotezi" adı verilen yaşlanma teorisine yönelik yeni bakış açıları sağlıyor. İstatistik ve matematiğin popülasyon biyolojisi sahasında uygulamaları konusunda uzman olan ve aynı zamanda Güney Danimarka Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde doçent olan Colchero, şöyle diyor:

Dokuz insan popülasyonundaki doğum ve ölüm modellerini, vahşi doğada ve hayvanat bahçelerinde yaşayan goriller, şempanzeler ve babunlar da dahil olmak üzere insan olmayan 30 primat popülasyonundan alınan bilgilerle karşılaştırarak, daha önceden sunulmamış bir veri zenginliğine ulaştık ve değişmeyen oranda yaşlanma hipotezine ışık tutabildik.

36
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
123.5K UP
İnceleyen9 6 gün önce
Bilimkurgunun tarihçesini araştıranlar, türe ismini (sciencefiction, sci-fi) verenin Hugo Gernsback olduğunu okumuşlardır. Peki Gernsback'ten yaklaşık çeyrek asır önce türü tanımlamak için makaleler yazan bir yazar ve kuramcı olduğunu söylesem...

Maurice Renard. Bilinmeyen olguların bilimle fethedildiği kurgulara, yani bugün bilimkurgu dediğimiz türe önceleri "olağanüstü-bilimsel roman", sonra da "varsayım romanı" ismini veren Fransız yazar, makaleler yazarak türün edebiyat dünyasında ciddi bir konuma gelmesine katkıda bulunmuş. Yalnız onun olağanüstü-bilimsel roman tanımı bugünkünden biraz farklı. Mesela bilimkurgunun temel taşlarından kabul ettiğimiz Jules Verne'i türe dahil etmiyor. Çünkü Verne zaten denizaltı yolculuğu gibi döneminde araştırılan, icat edilmesi muhtemel şeyleri yazıyordu. Renard'a ise olağanüstü görünene, mucize sayılana alan açmak önemliydi.

Kitapta Renard'ın üç önemli makalesi yer almakta. Birisi "Olağanüstü-Bilimsel Roman ve İlerleme Tasavvuruna Olan Etkisi" başlığını taşıyor ve kitabın en uzun makalesi. Burada, Edgar Allan Poe ve H. G. Wells'in yapıtlarından örnekler vererek türü tanımlayan yazar, ardından türün temellerini tanımlar. "Dayanağı akıldan başkası olmayan sağlam bir temele sırtını dayadığını", "bilgelik ve hünerin bir deri olarak giydirildiği bir beden"le karşı karşıya olduğumuzu söyler. Hatta bu türdeki eserler ona göre "sahnelenmiş felsefe ve tiyatroya uyarlanmış mantık"tır.

Evreni "bilmediklerimiz, varlığından şüphe duyduklarımız, varlığına emin olduklarımız" şeklinde üç bölüme ayıran yazar bilimin gelişmesiyle ilk iki alanın geriye çekilebileceğini ancak her şeyi bilmemiz imkansız olduğu için daima var olacaklarını söyler. Başka bir açıdansa bilimin gelişmesi aslında bilmediklerimizin de sayısını artırabilir, çünkü neyi bilmediğimize ancak bir miktar bilgiyle vakıf olabiliriz. Olağanüstü-bilimsel roman ise hammaddesini bilinmeyenlerden ve şüphelilerden almaktadır Renard'a göre.

İlerlemek halk kitlelerinin gözünde refahımızın artması anlamına gelse de, hatta bir icada gösterilen ilgi de onun gündelik hayata etkisiyle doğru orantılı olsa da (Yazar burada x ışını ve uçağın icadını örnek verir. X ışınının keşfedilmesi profesyonel alanda kullanıldığı için fazla bir heyecan yaratmamıştır ama uçağın icadı, insanın uçabilmesi anlamına geldiği için çok büyük bir ilgiye mazhar olmuştur) olağanüstü-bilimsel roman bizi konfor alanımızdan çıkarır, bilinmeyenin saf dehşetini ve merakını yükler, böylece bilimsel düşünceyi insanmerkezci eğilimden arındırıp başka bakış açılarıyla düşünmeye iter.

İkinci makale "Varsayım Romanı" başlığını taşır. Okurun bir eseri sadece anlayarak değil, hissederek okumasının önemine değinen yazar burada tür için "varsayım romanı" ismini daha uygun bulduğunu söyler. Varsayımlar bilinmeyenin karanlığıyla bilinenin aydınlığı arasındaki o loş bölgedir. Burada doğan eserler hayal gücümüzü, bilme umudumuzu harekete geçirecektir.

Yine bu makalede Renard, varsayım romanını -kitabın kapağında da bulunan- Merkür heykelinde somutlaştırır. Heykelin kanatları hem onu hayal dünyasına ait kılmakta hem de ucube değil zarif bir görünüm vermektedir. Bir yanda göğe yükselir diğer yandan ayak parmağının ucuyla gerçeğin üstüne basar. İşte bu yazara göre varsayım romanının da özellikleridir.

Üçüncü makale "Sinematografın Öncüsü" başlığını taşır ve kitaptaki en kısa makaledir. Villiers de L’Isle-Adam'ın 1800'lerin sonunda kaleme aldığı Geleceğin Havva'sı adlı romanından bir pasajı alıntılayan yazar, sinemanın -üzerinde henüz ciddi bir bilimsel araştırma yokken- nasıl öngörüldüğünü ve bunun hayranlık verici olduğunu anlatır.

"Mucizelere ne kadar çabuk alışıyoruz!" der Renard ve ekler, "Şimdilerde pek hoş gelir bize sinema; yine de siz onun zarafetini, bir de yirmi sekiz yıl önce görseydiniz!"

Bir asır öncesine gitmek ve henüz o dönemler emekleme aşamasında olan bilimkurguya katkı sağlayan bir yazarın yazdıklarını okumak güzeldi.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Aralık 2019 28 dk.

Matematik, her ne kadar çok zor bir uğraş olsa da, herkesin gücünü ve güzelliğini takdir edebileceği bir yapıdır. Aslen miktar, yapı, uzay ve değişim gibi olguları araştırmakta kullanılan matematiğin tam bir tanımını yapmak gerçekten çok zordur.

Hepimizin bildiği gibi matematik, sayılarla ve sembollerle uğraşır. Bunları kullanarak, Evren'de var olan ve hatta var olmayan (veya var olsa da, matematikteki gibi idealize olmayan) yapı, olay, olgu ve süreçleri tanımlamakta ve izah etmekte kullanılır. Örneğin matematikte türev kavramı Evren'deki değişim olgusunun karşılığıdır.

241
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Meryema Şermet
Meryema Şermet
117.6K UP
6 gün önce
“Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.” sözünü Atatürk'e ait sanıyordum ama değilmiş, aslında onun doğrudan kullandığı bir cümle değilmiş. Nutuk'ta, genelgelerde yok yani bu cümle bir parafrazmış. “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" cümlesinin farklı bir versiyonu, yorumlanmış hali diyebiliriz. Ben çok şaşırdım çünkü bunca yıl Atatürk'e ait sanıyordum bu sözleri ya siz, biliyor muydunuz?
25 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yunus Sahin
Seslendiren 19 Mayıs 4:10
2013 sayımlarına göre Çin'in nüfusu 1.357 milyar, Hindistan'ın nüfusu 1.252 milyardır. İkisinin toplam nüfusu, tüm Dünya'nın 5'inden fazlasına denk gelmektedir!...
21
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Ece Müker
Ece Müker
606.3K UP
2 saat önce
SpaceX tarafından gerçekleştirilen bir Falcon 9 roket fırlatması, 4 Mart 2026 sabahı Florida semalarında “denizanası”na benzeyen dikkat çekici bir görüntü oluşturdu. Roket, Cape Canaveral Space Force Station’dan saat 05:52 (EST)’de fırlatılarak 29 adet Starlink uydusunu alçak Dünya yörüngesine taşıdı.

Güneş henüz doğarken roketin egzozundan çıkan gaz bulutları yüksek irtifada genişleyerek büyük bir bulut oluşturdu. Bu bulut, güneş ışığının arkadan aydınlatmasıyla parlak ve yarı saydam bir yapı kazanarak gökyüzünde denizanasına benzeyen bir şekil ortaya çıkardı. Bu tür görsel etkiler genellikle roket fırlatmalarının gün doğumu veya gün batımı saatlerinde gerçekleşmesi durumunda görülüyor.

11 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ali Dalmış
Visual arts teacher, a little beat musician, Photographer 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Bence 4. Boyut artik bir delinme meselesidir diyecektim ki, videodan da aynı şeyi anladım ben biraz, teseract dediği olay ikinci küp ve ilk kübün içinde var, bu da bana ruhlar alemini hatirlatti. Işık yani bir anlamda, ruhumuz bedenimizden ayrıldığı zaman dördüncü boyuta geçmiş olacağız, Web2 den web3 e geçiş gibi. Daha önce iki boyutlu zaman ve mekanda yaşıyorduk, Sonrasında 3'e geçtik. Hatta başta boyutsuz dediğimiz noktalardan olusuyorduk. Sonra cizgi olduk, sonrasında ise belli nir alan kaplayan 2 boyuta geçtik.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Eğer yanlış hatırlamıyorsam, bundan 2 yıl önce astrofizik veyahut astronomi ile ilgili bir konuda araştırma yaparken denk gelmiştim Youtube kanalınıza. O zamandan beri Youtube üzerinden genel olarak astronomiyle alakalı videolarınızı izlerken, çok ilgili olmasam da evrim konusunda da ilgimi çekebilmiş başarılı bir kanal ve anlatıcıyla karşı karşıyaydım. Evrim ağacından her anlamda yani hem kişisel gelişim açısından hem de toplumsal gelişim açısından muazzam bir görevi ayrıca yüksek bir başarısı olduğunu düşünüyorum. Kimi zamandır web sitenize girmeyi planlıyordum ancak aktif bir sosyal medya platformu olduğunu bilmiyordum (daha çok makalelerin paylaşıldığı bir blog sitesi gibi diye düşünüyordum). Öğrenir öğrenmez üyeliğimi açtım ve şimdi burada da aktif olacağım. Herşey için teşekkürler Evrim Ağacı. İyi ki varsınız, nice faydalı ve bilim dolu yaşlaraa :)))
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)