Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
150.7K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merahaba
Richard Dawkins evrimi “inanılması gereken bir fikir” gibi sunmaz; aksine zaten gözümüzün önünde duran bir gerçeği sakin sakin gösterir. Dawkins bu kitapta okuru ikna etmeye çalışan bir vaiz gibi değil, elinden tutup “gel, birlikte bakalım” diyen meraklı bir rehber gibi konuşur.

Kitabın en güçlü yanı, evrimi soyut bir teori olarak değil, somut kanıtların toplamı olarak ele almasıdır. Fosiller, genetik benzerlikler, embriyoloji, coğrafi dağılım, deneyler ve doğrudan gözlemler.Dawkins her başlıkta aynı şeyi yapar, “Bu sadece bir açıklama değil; test edilmiş, defalarca doğrulanmış bir gerçek.” Özellikle evrimin “sadece geçmişte olmuş” bir olay olmadığını, bugün hâlâ işlediğini göstermesi kitabın omurgasını oluşturur. Antibiyotik direnci kazanan bakteriler ya da çevreye uyum sağlayan hayvan popülasyonları, evrimin canlı ve devam eden bir süreç olduğunu net biçimde ortaya koyar.

Dawkins’in dili samimi çünkü üstten konuşmaz. Okurun kafasındaki itirazları bilir ve onları ciddiye alır. “Eğer evrim doğruysa neden ara formları görmüyoruz?” gibi soruları küçümsemeden ele alır ve fosil kayıtlarının aslında bu formlarla dolu olduğunu, sadece popüler kültürün beklentilerinin bilimle uyuşmadığını anlatır. Burada Dawkins’in temel tavrı nettir.Bilim, sezgilerimize değil, kanıtlara dayanır.

Kitapta belki de en çarpıcı mesaj şudur. Evrim, rastgele bir karmaşa değildir. Mutasyonlar rastlantısal olabilir ama doğal seçilim asla rastgele değildir. Çevre, işe yarayanı tutar, işe yaramayanı eler. Dawkins bunu çok sade bir biçimde açıklar ve evrimi “kör ama son derece titiz bir süreç” olarak tanımlar. Bu anlatım, evrimi “tesadüfler yığını” sananlar için özellikle aydınlatıcıdır.

Samimi olmasının bir nedeni de Dawkins, evrimin insanı küçültmediğini, tam tersine insanı evrenin içine dürüstçe yerleştirdiğini savunur. İnsan özel olarak yaratılmış olmak zorunda değildir; yine de olağanüstüdür. Milyarlarca yıl süren bir sürecin sonunda, evrenin kendisi üzerine düşünebilen bir canlı ortaya çıkmıştır. Dawkins’in sessiz hayranlığı burada hissedilir. Evren mucizevi değilse bile, fazlasıyla hayret vericidir.

Kitabı bitirdiğinde insanın içinde garip bir his kalır. Ne bir boşluk ne de soğuk bir indirgeme. Daha çok şu düşünce, “Bizim hikâyemiz sandığımdan çok daha uzun, çok daha derin ve çok daha gerçek.” Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, evrimi savunmak için değil, onu görmek isteyenler için yazılmış bir kitap. İkna etmekten çok, gözleri açmayı hedefliyor ve bunu, bağırmadan, korkutmadan, küçümsemeden yapıyor.

Belki de bu yüzden kitap boyunca hissedilen temel duygu, evrim, sadece biyolojinin konusu değil; insanın kendine dair anlattığı hikâyenin en dürüst versiyonu.
Puan Ver
Evrimin Kanıtları
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 21 Mart 2021 11 dk.

Diyet yapan sıradan bir kişinin en çok yakındığı şey şudur: "Metabolizmam o kadar yavaş ki asla kilo veremeyeceğim.”

İnsanlar hızlı veya yavaş bir metabolizma hakkında konuşurken bahsettikleri şey, gün boyunca vücutlarının kaç kalori yaktığıdır. Buradaki temel fikir, yavaş metabolizması olan birinin, hızlı metabolizması olan biriyle aynı işi yaparken daha az enerji harcadığıdır. Fakat, metabolizmanın hızı gerçekten kişiden kişiye değişir mi? Bu soru, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşıktır ve metabolizmanızın şu andaki hızı ne olursa olsun, onu daha düşük veya daha yüksek hızlara eriştirebilmek için yapabileceğiniz şeyler vardır.[1] Gelin bunlara bir bakalım.

132
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özge Çolak
Özge Çolak
20.2K UP
16 saat önce
Zihnimiz milyonlarca yıllık evrimsel sürecin ürünüdür ancak modern dünyanın karmaşıklığı bazen bu eski donanımı zorlayabilir. Terapiyi sadece iyileşme değil bilişsel mekanizmaları tanıma rehberi olarak görmek mümkün. Nöroplastisite sayesinde beynimizdeki bağlantıları şekillendirip otomatik tepki kalıplarımızı fark ederek daha sağlıklı bir yaşam kurgulayabiliriz.
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Berat Mutluhan Seferoğlu
Yazar 16 Mayıs 2019 36 dk.

Felsefe, hakkında en fazla yanlış anlaşılmanın olduğu alanlardan biridir. Özellikle günümüzde felsefenin prestiji gerek akademisyenlerin genel kitleye erişmekle uğraşmaması, gerekse felsefe dışından eleştirmenlerin söyledikleri nedeniyle zedelenmektedir. Bu yazıda felsefeye dair bazı yanlış anlaşılmaları açıklığa kavuşturmanın yanı sıra alana yeni girecek kişiler için de felsefeyi tanıtmayı umuyoruz. İlk olarak felsefenin ne olduğundan ve bilimle arasındaki farklardan bahsedeceğiz. Sonra felsefenin gerekli olmadığı yönündeki meydan okumalara karşı felsefenin gerekliliğini savunan üç argüman öne süreceğiz. Felsefenin yöntemsel araçlarından ve çeşitli alt dallarının neler olduğundan bahsettikten sonra da yazımızı alana girecek kişiler için okuma önerileri vererek noktalayacağız.

Felsefe nedir? Bu soruya pek çoğumuzu tatmin etmeyecek basit bir cevap verebiliriz: Felsefe felsefecilerin/filozofların (iki kelimeyi eş anlamlı olarak kullanacağız) yaptığı şeydir. Ama bu cevap bize felsefenin ne olduğu hakkında değil, kim tarafından yapıldığı hakkında bilgi verir. Dahası felsefecinin ne yaptığı sorusunu da yanıtsız bırakır. O zaman daha iyi bir cevap verebilmemiz için önce felsefecinin ne yaptığı sorusu hakkında düşünmeliyiz. 

488
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
150.7K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu anlattığınız hikâye aslında tek bir çocuğun öyküsü gibi görünse de çocukluk çağlarında benim de inandığım bir olgu ,aslına bakarsak arkasında çok daha büyük ve tanıdık bir toplumsal mesele duruyor. “Aptallaşma” kelimesi sert, kırıcı ve ayrıca bilimsel değil; ama çoğu zaman insanlar, gözlerinin önünde yaşanan bir zihinsel ve davranışsal değişimi başka türlü adlandıramadıkları için bu kelimeye sarılıyor. Özellikle çocukluk gibi beynin en hızlı geliştiği bir dönemde yaşanan şiddet, sadece beden üzerinde değil, zihnin yapılanışı üzerinde de derin izler bırakabiliyor. Bu yüzden meseleye sadece “bilim ne diyor?” diye değil; insan ne görüyor, toplum ne anlıyor ve kültür bunu nasıl adlandırıyor? diye bakmak gerekir.

Bilimsel açıdan baktığımızda beyin, özellikle çocukluk döneminde son derece hassas ve şekillenmeye açık bir organdır. Çocuk beyni hâlâ gelişim hâlindedir; sinir bağlantıları kurulmakta, dil, dikkat, muhakeme ve duygusal düzenleme sistemleri olgunlaşmaktadır. Bu dönemde tekrarlayan kafa darbeleri, travmatik beyin hasarı riskini ciddi biçimde artırır. Bu hasar her zaman dramatik bir şekilde ortaya çıkmaz; bazen mikroskobik düzeyde olur ama etkisi davranışta, konuşmada ve düşünme biçiminde görülür. Konuşma bozuklukları, dikkat dağınıklığı, mantık kurmada zorlanma, dürtüsellik ve saldırganlık gibi belirtiler, özellikle frontal ve temporal lobların etkilenmesiyle ilişkilidir. Yani bilimsel olarak şunu söylemek mümkündür. Bir çocuğun kafasına sürekli vurulması, onun bilişsel ve davranışsal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ancak burada çok kritik bir nokta var. O çocuğun yaşadığı şey yalnızca fiziksel darbe değildir. Aynı zamanda sürekli korku, tehdit, aşağılanma ve güvensizliktir. Modern nörobilim bize şunu açıkça gösteriyor ki kronik stres ve şiddet ortamı, beyin gelişimini en az fiziksel travma kadar bozar. Kortizol gibi stres hormonları uzun süre yüksek kaldığında, hafıza ve öğrenmeden sorumlu beyin bölgeleri baskılanır. Çocuk düşünmeyi, anlamayı, sorgulamayı değil; hayatta kalmayı öğrenir. Bu durumda dışarıdan bakan biri için çocuk “mantıksız konuşan, saldırgan, sorunlu” biri gibi görünür. Oysa bu bir zekâ eksikliği değil, travmaya uyum sağlamış bir zihnin sonucudur.

Tüm Reklamları Kapat

Toplumsal ve kültürel açıdan bakıldığında ise annenizin ve çevrenin “kafasına vurulduğu için aptallaştı” demesi, bilimsel bir teşhis değil ama sezgisel bir yorumdur. Anadolu kültüründe ve birçok toplumda baş, aklın ve insanın özüyle ilişkilendirilir. “Başına vurulmuş”, “aklına vurmuş”, “kafası çalışmıyor” gibi ifadeler, davranıştaki bozulmayı bedensel bir nedene bağlama çabasıdır. Bu, bugün bize sert ve haksız gelebilir ama aslında gözlenen bir değişimi açıklama girişimidir. İnsanlar şunu görür .Aynı çocuk, zamanla daha da içine kapanır ya da daha saldırgan olur, konuşması bozulur, düşüncesi dağılır. Bunun adını koyarken de en kaba ama en anlaşılır kelimeye başvururlar.

Sosyal boyutta ise mesele daha acıdır. Şiddet gören çocuklar çoğu zaman “sorunlu çocuk” etiketiyle damgalanır. Oysa sorun çocukta değil, çocuğun maruz kaldığı ilişkidedir. Sürekli dövülen bir çocuğun zihni, dünyayı güvenli ve anlamlı bir yer olarak kuramaz. Bu da öğrenmeye, ilişki kurmaya ve kendini ifade etmeye doğrudan zarar verir. Yani toplum, önce çocuğun zihnini kırar, sonra da kırık hâlini “aptallık” diye adlandırır.

Sonuç olarak, annenizin ve çevrenin söylediği şey bilimsel bir dille ifade edilmemiş olsa da, tamamen temelsiz değildir. Bir çocuğun kafasına sürekli vurulması, hem doğrudan beyin dokusuna zarar verebilir hem de dolaylı olarak zihinsel gelişimini baskılar. Bu durum “aptallaşma” değildir; yaralanmış, korkmuş ve gelişimi sekteye uğramış bir zihin hâlidir. Belki de en acı gerçek şudur O çocuk gerçekten daha az zeki olduğu için değil, daha az güvende olduğu için öyle görünmüştür. Ve bu, bireysel bir trajedi olduğu kadar, şiddeti normalleştiren toplumların ortak sorumluluğudur.[1]

Teşekkürederim...

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Düşüncem Ve Sosyal Antropolji Okumaları.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
☕ Calix Eco Çevre Dostu Çelik Termos Bardak, günlük sıcak ve soğuk içeceklerin taşınmasını sürdürülebilir ve pratik bir hale getirir. Paslanmaz çelikten üretilen bu bardak, sağlıklı malzemelerle uzun ömürlü kullanım sunar.

🌿 Çevre bilincine sahip bireyler, ofiste, okulda, doğada veya günlük yaşamda tek kullanımlık plastik alternatiflerinden uzaklaşmak isteyenler için idealdir. Sıcak içecekleri saatlerce sıcak; soğuk içecekleri ise uzun süre soğuk tutma özelliğiyle gün boyu konfor sağlar.

✨ Ergonomik tasarımı sayesinde elde rahat tutuş ve sızdırmaz kapak ile güvenli taşımacılık sağlar. Hem estetik hem fonksiyonel bir ürün olarak günlük rutinin vazgeçilmezi olabilir.

🛒 Daha sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek isteyenler için bu çevre dostu termos bardağı Agora Bilim Pazarı’ndan inceleyebilir ve günlük alışkanlıklarını doğa dostu bir ürüne dönüştürebilirsin.
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
Televizyon benim için çok eğitici bir araç! Ne zaman biri televizyon açacak olsa, başka bir odaya gidip kitap okumaya başlarım.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
27
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Haziran 2011 17 dk.

Endosimbiyotik Teori (veya Simbiyogenez Teorisi), biz insanların da dahil olduğu, daha karmaşık yapılı hücrelere, çekirdeklere ve zarlı organellere sahip olan ökaryotların; daha basit yapılı, çekirdeksiz ve zarlı organelleri bulunmayan bakteriler ve arkeler gibi prokaryotlardan nasıl evrimleştiğini anlamamızı sağlayan bilimsel bir teoridir.

Endosimbiyotik Teori'ye ökaryotik zarlı organeller, aslen bağımsız prokaryotlar olarak yaşamını sürdüren varlıklardı; ancak evrimsel süreçte bir noktada daha iri prokaryotlar tarafından endositoz (ya da daha spesifik olarak, fagositoz) yoluyla hücre içine alındıklarında, tam olarak sindirilemediler; bunun yerine, o hücreyle "kaynaştılar" ve bir "ağ kurdular". Böylece zarlı organellere sahip olmayan prokaryotlardan, zarlı organellere sahip ökaryotlar evrimleşmiş oldu.

158
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 10 Haziran 2020
Yaklaşık 70 milyon ışık yılı uzaklıkta büyük, güzel ve çubuklu sarmal galaksi NGC 1300 Irmak (Eridanus) Takımyıldızı’nın kıyısında yer alıyor. Hubble Uzay Teleskobu tarafından yakalanan bu nefes kesici güzellikteki birleşik görsel, Hubble tarafından şimdiye kadar yakalanan en büyük tam galaksi görüntüsüdür. NGC 1300, yaklaşık 100.000 ışık yılı uzunluğunda bir bölgeyi kaplar. Bu Hubble görüntüsü, galaksinin baskın merkezi çubuğunu ve görkemli sarmal kollarını ortaya koymaktadır. Hatta yakından incelendiğinde, bu klasik çubuklu sarmalın kendisi, yaklaşık 3.000 ışık yılı genişliğindeki dikkat çekici bir sarmal yapı bölgesini göstermektedir. Bizim galaksimiz Samanyolu da dahil olmak üzere diğer sarmal galaksiler gibi, NGC 1300’ün merkezinde süper kütleli bir karadelik bulunduğu düşünülmektedir.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eren Gürleyük
Üye 3 gün önce
İnsan, biyolojik olarak diğer türlerden radikal biçimde üstün bir zekâya sahip değil. Ancak dinler, paralar, devletler, milletler, ideolojiler gibi gerçekte fiziksel karşılığı olmayan ama ortak biçimde inanılan kavramlar etrafında milyonlarca insanı aynı anda hareket ettirebilen tek tür. Bu soru, insanı insan yapan şeyin bireysel akıldan mı yoksa kolektif hayal gücünden mi kaynaklandığını tartışmaya açıyor.
2 Cevap - 517 görüntülenme
Cevap Ver 2,500 UP
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hero Hero
İnceleyen10 2 gün önce
Kuzey şençiçek seviyorsa mid dir
10.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Yönetmen: Peter Hausner
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Hiçliğin varlığı , hiçliğin varlığını yok eder.
Kaynak: Zihin süzgeci
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Blog Yazısı
Umut Karip
Umut Karip
185.1K UP
Blog Yazarı 11 dk.

Diyelim ki bir akşam vakti işten veya okuldan evinize dönüyorsunuz, ve köşeyi döndünüz... Siz köşeyi döner dönmez karşınızda tasması olmayan, kocaman, hırlayan ve size doğru koşan bir köpek görüyorsunuz... O an ne hissederdiniz? Kanınızın bacaklarınızdan çekildiğini, sesleri ve görüntüleri daha net algıladığınızı, kalbinizin giderek hızlandığını ve bedeninizde normalden daha fazla bir enerji olduğunu fark edersiniz, yani korkuyu iliklerinize kadar hissedersiniz.

Bütün bunları sağlayan şey vücudunuzun tehlike karşısında beyninizin hipotalamus bölgesinde aktif edilen acil durum sistemidir. Bu sistem devreye sokulduğunda vücudunuz savaş veya kaç tepkisi denilen bir tepkiyi oluşturmak, eğer mümkünse tehlikeyle savaşmak veya olabildiğince hızlı bir şekilde oradan kaçmak için bazı süreçlere girer: adrenalin, nöradrenalin ve kortizol gibi stres hormonları salgılanır, kalp atışları hızlanır, kan basıncı ve solunum artar, karaciğer daha fazla şeker üretmeye başlar; sindirim, üreme ve bağışıklık sistemi faaliyetleri yavaşlatılıp enerjinin çoğu beyne ve kaslara iletilir...[1] O an başınızı daha sıcak hissetmeniz beyne giden kan miktarının artmasından kaynaklanır.

21
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 6 gün önce
Geleneksel anlamda mantar olarak adlandırılsa da, filogenetik olarak Fungi alemine değil, Amoebozoa süper grubuna dahil edilir. Bu grup, yaşam döngüsünün belirli evrelerinde amipsi hareket yeteneği gösteren organizmaları kapsar. ür, yaşam döngüsünün vejetatif evresinde plasmodium adı verilen, çok çekirdekli ve hücre duvarı bulunmayan tek bir kütle hâlinde bulunur. Plasmodium evresinde aktif olarak hareket edebilir ve bakteriler, maya hücreleri ile organik artıklarla beslenir. Hareket, sitoplazmik akışlar aracılığıyla gerçekleşir ve çevresel koşullara göre yönlenebilir.
çürüyen odun yüzeylerinde genellikle yoğun kümeler hâlinde, parlak kırmızı–turuncu renkte, boncuk benzeri sporangiumlar oluşturur. Sporangiumlar sıkıca paketlenmiş silindirik ya da yarı silindirik yapılar şeklindedir ve olgunlaştıkça renkleri koyulaşarak matlaşır.

Her bir sporangium, rüzgâr ve çevresel etkenlerle yayılan mikroskobik sporlar içerir. Sporlar uygun koşullarda çimlenerek amipsi hücrelere dönüşür ve bu hücreler birleşerek yeniden plasmodium evresini oluşturur. Böylece organizmanın yaşam döngüsü tamamlanır.
Özellikle çürüyen odun üzerinde bakteriyel popülasyonları kontrol ederek organik maddenin parçalanmasına dolaylı katkı sağlar. İnsanlar için toksik veya patojenik değildir ve doğada yumurta kütleleriyle karıştırılsa da hayvansal bir yapı değildir.
6
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close