Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Cusup (Cusub) Abdrakhmanov’un “Kırgızistan” metinleri aslında bir gezi kitabından çok daha fazlası. Onu okurken bir ülkenin dağlarını, göllerini değil; bir halkın uyanış sancısını görüyorsun. Çünkü Abdrakhmanov sadece yazan biri değil, kurucu bir figür. Sovyet döneminin başında Kırgız kimliğinin inşasında aktif rol almış, sonra da o sistemin içinde ezilmiş bir aydın.

Metinlerinde çok net bir duygu var, modernleşme arzusu ile kültürel kökleri koruma isteği arasındaki gerilim. Bir yanda göçebe geleneğin hafızası, diğer yanda yeni kurulan bir siyasal düzen. Bu çatışmayı didaktik bir dille değil, sorumluluk duygusuyla anlatıyor.

Şu düşünce onun metinlerinin ruhunu yansıtıyor.“Bir halkın kaderi, kendi bilincine varmasıyla değişir.”
Bu cümle tam da onun dünyasını özetliyor. Kırgızistan’ı anlatırken sadece coğrafyayı değil, halkın eğitimini, ekonomik dönüşümünü, siyasal örgütlenmesini konuşuyor. Çünkü ona göre bir ülke dağlarıyla değil, bilinçli insanıyla var olur. Issık Göl’den, Tanrı Dağları’ndan söz ederken romantik bir ton var; ama o romantizm nostaljik değil. Daha çok “Bu topraklar potansiyel taşıyor” diyen bir ses. Sanki sürekli geleceğe bakıyor.

Bir yerde şöyle hissettiriyor . “Gelenek geçmişte kalmaz; doğru anlaşılırsa geleceğin temelidir.” Bu yaklaşım çok kıymetli. Çünkü o dönemde modernleşme çoğu zaman geçmişi silmek olarak algılanıyordu. Abdrakhmanov ise geçmişle kopmadan ilerlemenin yollarını arıyor.

Samimi konuşayım mı? Metinleri bugünün okuruna biraz ideolojik gelebilir. Sonuçta Sovyet bağlamında yazılmış metinler. Ama satır aralarında bir halkı ayağa kaldırma çabası var. Eğitim vurgusu, üretim vurgusu, örgütlenme vurgusu ,b unlar kuru slogan gibi değil; tarihsel bir zorunluluk hissiyle yazılmış.

Onu okurken şunu düşündüm. Küçük görülen coğrafyalar aslında büyük kırılmaların sahnesi oluyor. Kırgızistan o dönemde dünya siyasetinin merkezinde değil belki ama kendi içinde büyük bir dönüşüm yaşıyor. Abdrakhmanov o dönüşümün hem tanığı hem aktörü. Trajik olan tarafı ise kendi inşa etmeye çalıştığı sistem tarafından tasfiye edilmesi. Bu da metinlerine geriye dönük bakınca ayrı bir hüzün katıyor. Sanki satır aralarında hem umut hem kırılganlık var.

Sonuçta bu kitap sadece Kırgızistan’ı anlatmıyor. Bir kimlik arayışını, modernleşmenin sancılarını ve bir aydının sorumluluk duygusunu anlatıyor. Okurken dağları görüyorsun evet, ama daha çok bir halkın “biz kimiz ve nereye gidiyoruz?” sorusunu duyuyorsun. Bence asıl güçlü tarafı bu.
Puan Ver
Turancılıktan Hükümlü Bir Liderin Ülkesine ve Geleceğine Bakışı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melisa Atıcı
Melisa Atıcı
78.9K UP
Çeviren 11 Temmuz 2024 9 dk.

Ne yiyeceğinize genlerinizin karar vermesine izin vermeli misiniz? Nutrigenomik alanı, ya da diğer adıyla Genetik Beslenme Bilimi işte bu konunun üzerine eğiliyor. Fakat ne yazık ki sinir bozucu bir şekilde, nutrigenomiğin iki yüzü var: Bir yönden yediğimiz yiyecekler ile vücudumuzdaki moleküller arasındaki etkileşimleri aydınlatmaya çalışan bir araştırma alanıyken; diğer yandan bu alan DNA ve kişiselleştirilmiş bakım konusundaki kamuoyu ilgisinden faydalanan ticari bir girişime dönüşmüş durumda. Peki bu kadar ilgiye gerçekten değer mi?

Genler, yiyeceklerden aldığımız besinleri nasıl işlediğimizi etkileyebilir. Ürün etiketlerinde "Fenilalanin içerir." ifadesini görmüş olabilirsiniz. Fenilalanin, proteinlerin birçok yapı taşından biridir; ancak PKU (fenilketonüri) adı verilen bir hastalığı olan kişilerde, ilgili genin mutasyonu nedeniyle etkisiz bir enzim bulunur ve bu kişiler yiyeceklerden fenilalanin aldıklarında bu maddeyi işleyemezler. Fenilalanin vücutta birikir ve geri dönüşü olmayan zihinsel engellere yol açabilir. Bunu önlemek için, hastaların fenilalanin alımını sınırlayan özel bir diyete uymaları gerekir, işte bu nedenle yiyeceklerin üzerinde etiket uyarıları vardır.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.7K UP
Eseri Ekleyen 5 gün önce Film
Puan Ver
Yönetmen: Buğra Kekik
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Plüton neden gezegen değil?
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Nevzat Keskin
Seslendiren 6 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
13
Ekrem Kesen
Seslendiren 16 Mart 2021 13:44
Cımbızlama safsatası (İng: "cherry-picking"), "kanıtları bastırma" veya "eksik kanıt yanılgısı" olarak da bilinir ve belirli...
30
Ruhiye Erulaş
Ruhiye Erulaş
41.1K UP
Çeviren 13 Kasım 2019 20 dk.

Michael Lässig, 19 Ocak 2030 gecesi (hala yaşadığını ve gökyüzünün pırıl pırıl olacağını varsayarsak), Almanya'nın Cologne şehrindeki evinden dışarı adımını attığında dolunayı göreceğinden emin olabiliyor.

Lässig'in bunun gerçekleşeceğine dair bu güveni, gelecekten psişik mesajlar almasından kaynaklanmaz. Ay'ın dolunay halinde olacağını bilir; çünkü bunu ona söyleyen fizik bilimidir. Cologne Üniversitesi'nde fizikçi olan Lässig şöyle diyor:

83
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
414.3K UP
Çeviren 30 Ekim 2024
Yıldız ışığında bu tüyler ürpertici görüntü, popüler adı olan Cadı Başı Bulutsusu'nu çağrıştıran bükülmüş şekliyle karanlıkta parlıyor. Görüntüye dikkatli bakarsanız bir cadının gözlerini Orion'un parlak süperdev yıldızı Rigel’e diktiğini görebilirsiniz. IC 2118 olarak da bilinen Cadı Başı Bulutsusu yaklaşık 50 ışık yılı bir alanı kaplıyor. Ayrıca, Rigel’in yıldız ışığını yansıtan yıldızlararası toz tanelerinden oluşuyor. Cadı Başı Bulutsusu’nun mavi rengi, yalnızca Rigel'in yoğun mavi ışığından değil, aynı zamanda toz taneciklerinin mavi ışığı kırmızıdan daha verimli bir şekilde saçmasından kaynaklanıyor. Aynı fiziksel süreç, Dünya gezegeninin atmosferindeki dağıtıcıların nitrojen ve oksijen molekülleri olmasına rağmen, Dünya'da gündüzleri gökyüzünün mavi görünmesine neden olur. Rigel ve tozlu kozmik cadı yaklaşık 800 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Bu gece mahallenizde birkaç cadı görebilirsiniz, güvenli ve keyifli bir Cadılar Bayramı geçirmenizi dileriz!
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 27 Şubat 2018 14 dk.

Otçulun her lokması bir bitkiye mal olur. Bitkiler pasif kurbanlar mıdır yoksa bu saldırılara aktif olarak direnç gösterirler mi?

Bitkiler enerji ve besin harcayarak gövde, yaprak, kök ve üreme dokularını büyütür. Otçullar bu dokuları yediklerinde bitki besin ve enerjiyi yavruya dönüştürme kabiliyetlerindeki azalmayla başa çıkabilmelidir. Bu nedenle doğal seçilim, otçulların olumsuz etkilerini sınırlayan bitki özelliklerini destekler.

54
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Kafka’nın Şato’sunu okurken insanın içine ince, soğuk bir sis çöküyor. Sanki bir yere çağrılmışsın ama kapıyı kimse açmıyor. Üstelik içeride birilerinin olduğundan da eminsin. İşte roman tam olarak bu his.
K., köye gelir ve şatoda görevlendirildiğini söyler. Ama ne şato onu tanır, ne köy halkı onu ciddiye alır. Herkes bir şeyler biliyor gibidir ama kimse net bir cevap vermez. Kafka daha ilk sayfalarda o yabancılık duygusunu öyle bir kurar ki, sen de K. ile birlikte üşümeye başlarsın. “Şato, tepeye gömülmüş bir hayal gibiydi” derken aslında yalnız bir binayı değil, ulaşılamayan anlamı anlatır.
Kafka’nın dünyasında bürokrasi sadece evrak işi değildir; insanın varoluşunu kemiren görünmez bir makinedir. K. sürekli birilerine ulaşmaya çalışır, memurlara, görevlilere, aracı kişilere ama hep bir eksik belge, yanlış saat, yanlış yorum çıkar. Tuhaf olan şu, sistem çalışıyor gibi görünür ama aslında kimse sorumluluk almıyor. Bu bana hep modern hayatı hatırlatır. Bir telefon hattında beklerken duyduğun o otomatik ses gibi. “Talebiniz işleme alınmıştır.” Ama kim işliyor, nasıl işliyor, bilmiyorsun.
Kafka’nın şu cümlesi çok çarpar:
“Bir yerde yanlışlık olmalı, diye düşündü K. ama nerede olduğunu bilmiyordu.”
Bu sadece K.’nin değil, hepimizin cümlesi sanki. Hayatta bir şeyler ters gidiyor gibi gelir ama sorunu tutup gösterecek bir yer yoktur.
Şato’nun en sarsıcı yanı şudur. Tanrı gibi görünen ama asla görünmeyen bir otorite fikri. Şato’yu hiç gerçek anlamda görmeyiz. İçine giremeyiz. Hep dolaylı bilgiler vardır. Bu yüzden romanı okurken ister istemez teolojik bir boyut da hissedilir. Sanki insan, Tanrı’ya ya da mutlak hakikate ulaşmaya çalışıyordur ama arada sonsuz bir mesafe vardır.
Kafka’nın dili sade ama etkisi derin. Süslü cümleler kurmaz; zaten korkutucu olan da bu yalınlıktır. Her şey sakin sakin anlatılırken insanın içi daralır. Çünkü absürt olan şey bağırmaz; normalmiş gibi davranır.
Ben Şato’yu her okuduğumda şunu düşünüyorum.Kafka bize başarısızlığı değil, sürekli ertelenen bir umudu anlatıyor. K. hiçbir zaman “Tamam, vazgeçtim” demez. Hep bir yol daha dener. Bu trajik ama bir o kadar da insani. Belki de Kafka’nın en acımasız tarafı bu. Umudu tamamen elinden almıyor, sadece sürekli erteliyor.
Roman yarım kalmıştır, biliyorsun. Ama tuhaf biçimde eksik bitmesi tam da romanın ruhuna uygundur. Çünkü bu hikâye zaten çözüme kavuşamazdı. Şato’ya varılsa bile başka bir şato çıkardı belki de.
Kafka bir yerde şöyle der, “Yollar yürümek içindir.”Şato’ya varmak için değil. Belki de mesele bu. Biz hep varmak istiyoruz. Kafka ise yürüyüşün kendisini, o bitmeyen arayışı gösteriyor.
Şato’yu okurken insan hem yalnız hisseder hem de garip bir şekilde anlaşılmış. Çünkü Kafka, insanın modern dünyadaki o görünmez sıkışmışlığını kelimelere dökmeyi başaran nadir yazarlardan biri. Ve dürüst olayım, bu roman insanı biraz yorar. Ama iyi bir yorgunluk bu. Düşündüren, içini eşeleyen bir yorgunluk.
Kitap
5.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Das Schloss
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Berat Gündoğdu
Üye 2 gün önce
16 yaşındayım ve ne okuldaki öğretmenlerim nede internetteki kanallar bana bunu sağlıyamadı kitap okumak istiyorum ama ne okuyacağımı bilmiyorum
1 Cevap - 187 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ömer Can Mutlu
Ömer Can Mutlu
65.5K UP
12 saat önce
Tarık Danışman, Mesut Ayhan ve İlhan Coşar tarafından yazılıp 8 Şubat 2026 tarihinde KSÜ Tarım ve Doğa Dergisinde yayımlanan makale ile Türkiye araknofaunasına yeni bir tür eklendi: Ozyptila baraki. Türün epitet adı "baraki" botanikçi Dr. Mehmet Ünsal Barak'a itafen verilmiş. Tür Sivas'dan toplanan 4 erkek birey kullanılarak tanımlandı.
16 görüntülenme
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Aktaran 16 Eylül 2022 4 dk.

Gökbilimciler, geceleri göğü incelemek için radyo teleskobu kullandıklarında, genelde eliptik galaksilerle karşılaşıyorlar. Bu galaksilerin merkezlerindeki süper kütleli kara deliklerin iki tarafından da jetler çıkıyor. Ancak arada bir, %10'dan daha az bir olasılıkla, gökbilimciler özel ve nadir bir şeyle karşılaşıyorlar: Uzaya doğru uzanan dört jeti ile, X şeklindeki bir "radyo galaksi".

Bu gizemli X şeklindeki radyo galaksileri son 20 yıldır astrofizikçilerin kafasını karıştırıyordu. Northwestern Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma, bu galaksilerin nasıl oluştuğuna dair yeni bulgular sundu. Bulgulara göre bu galaksilerin oluşumu, beklenmedik bir şekilde oldukça basitti. Ayrıca bu araştırma, düşünülenin aksine X şeklindeki galaksilerin oldukça yaygın olabileceğini buldu.

39
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Kağan Köseoğlu
Alıntıyı Ekleyen 20 Haziran 2022
Bilim, ancak bilimcinin kişisel merakını tatmin etmek için yapılırsa sürekli büyük sonuçlar doğurabilir.
Kaynak: Bir Toplum Nasıl İntihar Eder? sf. 52
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
32
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
110.5K UP
Bu konuya ilgiliyim. 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba,

Öncelikle şunu söylemek isterim: Bu korkuyu hissetmen çok insani. Ölümü düşünmek, özellikle bilinç ve hiçlik fikriyle yüzleşmek, birçok insanı hayatının bir döneminde derinden sarsıyor. Yalnız değilsin.

Bilimsel açıdan baktığımızda, evet; ölümden sonra bilincin devam ettiğine dair elimizde doğrulanmış bir kanıt yok. Doğmadan önceki hâlimizi hatırlamıyor oluşumuz gibi, ölümden sonra da bir farkındalık deneyimi olmayacağı düşünülüyor. Bu yüzden bazı düşünürler ölümü “büyük uyku”ya benzetir: Bilinç kapanır ve artık bir deneyim yaşanmaz.

Tüm Reklamları Kapat

İlginç olan şu ki, bu bakış açısı aslında korkuyu azaltabilecek bir potansiyele de sahip. Çünkü acı, pişmanlık, yalnızlık gibi duygular da bilince bağlıdır. Bilincin olmadığı bir durumda “korku”yu deneyimleyen bir özne de olmaz.

Korkunun kaynağı çoğu zaman ölümden çok, ölümü düşünürken hâlâ hayattayken hissettiğimiz kaygıdır. Yani problem ölümün kendisi değil, onunla yüzleşen bilinçtir.

Dini ya da felsefi inançlar bu noktada kişiden kişiye değişebilir. Ancak bilimsel perspektiften bakıldığında, elimizde kesin olan tek şey şu: Şu an buradayız ve bu hayat bizim tek kesin deneyimimiz. Bu da yaşamı daha değersiz değil, aksine daha anlamlı kılıyor.

Eğer bu hayat tek şansımızsa, anlamı dışarıdan beklemek yerine onu kendimiz inşa edebiliriz: Sevdiğimiz insanlarla bağ kurarak, merak ederek, üreterek, iz bırakarak…

Tüm Reklamları Kapat

Bu konularda farklı bakış açıları duymak istersen, Efe Aydal’ın Soramazsın programındaki ilgili bölümü de faydalı olabilir.

Umarım bu düşünceler korkunu biraz olsun hafifletir. Zamanla bu hislerin dalga gibi gelip geçtiğini görebilirsin.

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 6 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
13
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Düzceli
Ali Düzceli
53.1K UP
Gözlemi Yapan 11 Şubat 2023 Türkiye, İstanbul
Üsküdar
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close