Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Hilmi Uysal
Hilmi Uysal
4,372 UP
Yazar 8 Mayıs 2019 46 dk.

İnsanın iş faaliyeti “insan emeği” olur. İnsan emeği aslında zihinsel ve bedensel ikili bir faaliyettir, bir praksistir. Zihinsel bileşenini belirleyen ensefalizasyon katsayısıdır (EQ). Bedensel kısmını belirleyen ise BMR ile ölçebileceğimiz ve yaklaşık 3.5 milyon yıllık bir süreçte oluşan iki ayaklılığı, ellerini kullanışı ile tipik olan insan vücududur. Topluluk olarak yaşayan Homo Sapiens’in yaşamını sürdürebilmesi için gerekli besin bulma aktivitesi, beyinleşme oranının yükselmesi ile enerji üretim kapasitesi güvenlik aralığını genişleterek, topluluğun yaşamını dolayısıyla da bireyin yaşamını güvence altına almaktadır. İnsan emeği bir praksis olarak, zekâsıyla enerji tüketerek kullanım değerleri/metalar üretir. Üretim sürecinde objeye eklenen bir “değer”dir. Zihinsel bileşeni ile insanın iş faaliyeti, “insan emeği” değer yaratan bir öze sahiptir. Üretim sürecindeki birey hem kendisini yenilemek için gerekli değeri hem de iş faaliyetinin sonucunda bu değerden fazlasını ürettiği objeye ekler. Dunbar sayısı ve enerji üretim kapasitesi güvenlik aralığı arasında kurulabilecek bağıntı bize insan emeğinin çok önemli bir yönünü kavramımızı sağlamaktadır. Bu insan emeğinin en önemli özelliği olan “artı-değer” kavramıdır. Çağdaş insanda ortalama bir bireyin iş faaliyetinde üretebileceği enerji topluluktaki 2-3 kişinin enerji gereksinimini karşılayabilecek hale gelebilmektedir. İnsan emeği sadece toplumsal olarak kendisinin yaşamını sürdürmek için gerekli olanı üretmemektedir. Enerji üretim kapasitesi güvenlik aralığı nedeniyle belirli bir oranda fazlasını üretmektedir. Dolayısıyla bir bireyin iş faaliyeti değer olarak kendisine gerekli olandan fazlasını üretme yeteneğini içermektedir.

İnsan emeğinin verimliliğindeki artıştan, enerji üretim kapasitesi güvenlik aralığının genişlemesinden sorumlu olan bedensel değişimi ve daha belirleyici olarak ta zihinsel öğenin geçirdiği değişimdir. Homo Sapiens ile en yüksek EQ oranına ulaşan insan, insan emeğinin verimliliğini halen arttırmaya devam etmektedir. Bu insanın inovasyon, (yaratıcılık) yeteneği ile bağıntılıdır. İnsan emeğinin enerji üretim kapasitesi güvenlik aralığının, insanın inovasyon yeteneği ile genişlemiş olması beklenir. İnsan emeğinin enerji üretim kapasitesi üzerinde sadece enselalizasyon katsayısı değil, inovasyon yeteneğinin de bir katkıda bulunması gerekir. Bu inovasyon katsayısı niteliksel olarak iş faaliyetinin değeri üzerinde de etkilidir.

76
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
155.9K UP
Yazar 20 saat önce 8 dk.

Basit şeyler bazen şaşırtıcıdır. Matematik, öyle büyüleyicidir ki son derece basit gibi görünen bazı problemler, onlarca yıl boyunca en azılı matematikçiler tarafından bile çözülemeyebilir. "Collatz Problemi" de basit görünen ancak insanların içinde kaybolup gittiği problemlerden biridir. O kadar kaotik ve öngörülemez nitelikte sayı dizileri üretir ki çözülemez veya karar verilemez bir bilmece olduğu söylenir. Bazı uzmanlar bunu bir siren şarkısı veya bir bataklık olarak görürler ve sadeliğiyle baştan çıkaran bu problem için amatör ve genç matematikçileri, bu problemden uzak durmaları konusunda uyarırlar.

Matematikçi Jeffrey Lagarias'a göre, sayı teorisyeni Shizuo Kakutani, Soğuk Savaş sırasında Yale Üniversitesindeki herkesin yaklaşık bir ay boyunca bu problem üzerinde çalıştığını ancak hiçbir sonuç alınamadığını söylemiştir. Kakutani, benzer durumu Chicago Üniversitesinde de yaşayınca bu sorunun matematik araştırmalarını yavaşlatmak için komplo amaçlı ortaya atıldığı esprisini yapmıştır.[1]

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alperen Karaçor
Alperen Karaçor
60.2K UP
İnceleyen 5 gün önce
Dönüşüm, modern hayatın insanı nasıl değersizleştirdiğini ,bir kişinin kendi kimliğini kaybederken toplumun onu nasıl dışladığını anlatan bir alegoridir
Okumanızı öneriririm.
Kitap
9.4/10
(110 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Die Verwandlung
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Utku Derin
Utku Derin
414.1K UP
Aktaran 30 Haziran 2024 1 dk.

Kuzey Kutbu'na odaklanan araştırmacılar, Grönland'daki buz tabakasında yaşayan ve iklim değişikliğinin bazı etkilerini azaltmaya yardımcı olabilecek dev virüslerin izlerini tespit etti. Normal virüslerden yaklaşık 1.500 kat daha büyük olabilen bu dev virüsler, Grönland'ın buzlarını daha koyu bir renge dönüştüren ve daha hızlı erimesine neden olan mikroalglere saldırıyor olabilir.

Microbiome dergisinde yayınlanan bir çalışmada, bilim insanları dev virüslerin çok sayıda renkli alg içeren buz ve karlarda yaşadıklarına dair izler tespit etti.[1] Ekip, bu virüsleri bulmanın ve anlamanın doğal yollarla alg büyümesini kontrol etmenin ve dolayısıyla da erimeyi azaltmanın yollarını açabileceğini umuyor. Danimarka'daki Aarhus Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmacı olan çalışmanın baş yazarı Laura Perini, yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

23
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kaan Akgören
Kaan Akgören
50.0K UP
Yazar 10 Mayıs 2022 54 dk.

Bitki ve hayvan hücrelerinde, endokrin bezler tarafından salgılanan hormonlar, hedef hücrelere ve dokulara giderek temel vücut fonksiyonlarını kontrol eden vücudun haberci kimyasallarıdır. Hormonlar, vücut fonksiyonlarının ve süreçlerinin farklı yönlerine etki ederler. Bunlardan bazıları şunlardır:

Her hormonun vücutta kendine özel reseptörleri bulunur. Belli bir hormon vücudun tüm hücrelerine ulaşmak ile birlikte, sadece bazı hücrelerin o hormon için reseptörleri bulunmaktadır. Böylelikle bir hormona karşı tepki sadece o hormona özel reseptörler içeren hedef hücreler tarafından verilirken, diğer hücreler etkilenmezler.

111
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 6 Aralık 2018 3 dk.

Aslında Güneş gibi bir kaynaktan sürekli olarak enerji alan bir gezegende (Dünya), enerji üretimi için Güneş'ten yararlanan organizmaların evrimleşmesi pek de şaşırtıcı değil. Dolayısıyla fotosentezin varlığı çok da sıradışı olmamalı. Ancak süreç öylesine ilgi çekici ki, bilim insanları çok uzun yıllardır fotosentezin ayrıntılarını gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor. Günümüzde fotosentezden daha az verimli olan, onun "atası" olabilecek, fotosentez sürecine oldukça benzeyen ancak bazı noktalarını barındırmayan kemosentez gibi başka biyokimyasal süreçler biliniyor.

Yaklaşık olarak 3 milyar yıl önce fotosentezin evriminde ilkin prokaryotlardan ayrılan bir grup siyanobakterinin sahip olduğu kimyasallardan ışığa duyarlı olan bazılarının özelleşmesi sonucu, canlılık açısından çok "özel" olarak görebileceğimiz; ancak aslında doğa açısından son derece sıradan olan bir kimyasal tepkimenin olabilirliğini sağlamıştır: Fotosentez. Ardından mitokondrinin evrimine benzer şekilde endosimbiyoz teorisinde açıklandığı gibi fagolizozomdan kurtulan ve hücre içinde hayatta kalan siyanobakterilerin seçilimi ile kloroplast evrimleşmiştir. Fotosentezin evrimini ayrıntılı olarak incelediğimiz makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nihal Günay
Nihal Günay
24.4K UP
Çeviren 3 gün önce 11 dk.

Soru dilenmesi (petitio prensibi ya da hatalı döngüsel nedensellik), bir argümanın önermesi, sonuca bağlı ya da sonucun dengi olduğunda ortaya çıkan safsatadır. Başka bir deyişle, eğer önermelerin bir tanesi bile tartışmanın sonucunu zorunlu olarak doğru varsayıyorsa bu önerme sonucuna muhtaçtır.

Örnek vermek gerekirse “Küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır, demek ki çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir!” argümanı, Soru dilenmesi safsatasına düşmektedir çünkü yapılan önerme (küçük çocukların argo içeren kitaplar okuması yanlıştır) aslında sonucun (çocukların argo içeren kitaplar okumasına izin vermek etik değildir) başka şekilde ifade edilmiş halidir.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hacer Aslan
Hacer Aslan
131.6K UP
Yazar 20 Mayıs 2020 4 dk.

Tifo, Salmonella enterica serotip typhi (S. typhi)’nin neden olduğu akut sistemik bir enfeksiyon hastalığıdır ve sadece insanlarda enfeksiyona neden olmaktadır. Salmonella cinsi bakteriler, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan gram negatif, fakültatif anaerobik, sporsuz, kamçılı basillerdir.

Salmonella cinsi bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar, dünya genelinde özellikle altyapı ve hijyen eksikliği olan bölgelerde sıklıkla görülmeye devam etmektedir. En önemli bulaş kaynağı, akut tifolu hastalar ve kronik taşıyıcılardır. Bu kişilerin idrar ve dışkıları ile kontamine olmuş yiyecek ve suyun vücuda alınması sonucunda diğer kişilere bulaşma olabilmektedir. Hastalık oluşturan enfeksiyoz doz yaklaşık olarak 105 mikroorganizma olarak belirlenmekle beraber, bu sayının bireyler (bağışıklık sistemi) ve farklı koşullarda değişebileceği gösterilmiştir. Güncel çalışmalar ise bu sayının daha düşük olabileceği üzerinde durmaktadır.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Rana Marie
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
Bilim, özü gereği, sadece görür, asla yargılamaz: Ahlaka aykırı değil, sade ahlâk-dışıdır.
Kaynak: Bilim Ahlakı
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 21 Ocak 2019
Tek başımıza ne az, hep birlikte ne çok şey başarabiliriz!
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
15
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bera Yavuz
Üye 4 Haziran 2022 5 Cevap
İnsanlık tarihinde doğruyu ve yanlışı belirleyen kurallar nasıl oluşmuştur? Bu kurallar ilk ne zaman koyulmaya başlamıştır?
3,037 görüntülenme
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özge Uysal
Özge Uysal
70.5K UP
Piskoloji makaleleri okuyan sıradan bir öğrenci 6 gün önce Sen de Cevap Ver
Bir insan, duygularını hiç açıklamadan bir başkasına uzun yıllar hatta ömür boyu aşk veya bağlılık hissedebilir mi?
Bir insan, duygularını hiç açıklamadan bir başkasına uzun yıllar hatta ömür boyu aşk veya bağlılık hissedebilir mi?

Bir insana uzun yıllar boyunca platonik olarak âşık olmak, ilk bakışta romantik ya da masum görünse de aslında kişinin iç dünyasında yavaş yavaş derin izler bırakabilen bir deneyimdir. Bu tür bir aşk, çoğu zaman bağlanma kuramının (John Bowlby, Mary Ainsworth) işaret ettiği biçimde karşılık bulmayan bir duygusal yatırım haline dönüşür. İnsan beyni doğal olarak karşılıklılığı aradığından, karşılık alamadığı her sinyalde hem ödül sistemi (dopamin) tetiklenir hem de hayal kırıklığıyla ilişkili stres devreleri aktifleşir. Böylece kişi sürekli bir “bir gün olur mu?” beklentisi ile “asla olmayacak” gerçeği arasında gidip gelen bir duygu dalgalanması yaşar.

Zaman içinde bu durum kişinin özsaygısını hafifçe aşındırmaya başlayabilir. Sosyal psikolog Aronson’ın benlik algısıyla ilgili çalışmalarının da gösterdiği gibi, kişi elde edemediği birine aşırı değer atfettikçe kendi değerini istemeden düşürür; çünkü zihin, “Beni seçmediğine göre ben yeterli değil miyim?” gibi içsel sorular üretir. Bu, uzun vadede sessiz bir özgüven erozyonuna dönüşebilir. Hatta bazı kişilerde idealizasyon dediğimiz mekanizma ortaya çıkar: Kişi âşık olduğu kişiyi gerçekte olduğundan daha kusursuz, kendisini ise daha eksik görmeye başlar. Bu da duygusal gerçeklik ile zihinsel gerçeklik arasında bir boşluk yaratır.

Bu tür bir platonik aşk, uzun yıllar sürdüğünde kişinin sosyal ilişkilerini de gölgeleyebilir. Çünkü zihinsel enerji sürekli aynı kişiye yönelir; başka biriyle yakınlaşma şansı olduğunda bile kişi farkında olmadan kendisini geri çeker. Böylece yalnızlık hissi artar, yalnızlık arttıkça da platonik aşka tutunma güçlenir — psikolojide “kendini sürdüren döngü” olarak bilinen bir mekanizma.

Tüm Reklamları Kapat

Terapötik açıdan bakıldığında, bu durum genellikle bilişsel-davranışçı terapi (Aaron Beck), şema terapi (Jeffrey Young) ve zaman zaman duygusal odaklı terapi yöntemleriyle ele alınır. Terapide kişinin idealizasyonu fark etmesi, duygusal ihtiyaçlarını tanıması ve karşılıklı ilişki kurma becerilerini geliştirmesi hedeflenir. Özellikle şema terapi, “ulaşılamaz insanları sevme” eğiliminin bazen çocukluk dönemindeki koşullu sevgi deneyimlerinden beslendiğini ortaya koyar. Terapide kişi, duygularını yeniden örgütlemeye ve ilişki ihtiyaçlarını karşılıklı bir temele oturtmaya başladıkça platonik aşkın etkisi yavaşça çözülür.

Platonik aşkın “dışına çıkma ihtimali” ise kişinin bu duyguyu ne kadar süredir yaşadığı, karşı tarafın tutumu ve gerçek koşullar gibi birçok faktöre bağlıdır. Uzmanlar şunu söylüyor: Platonik aşk, karşılıklı ilişkiye dönüşürse çoğu zaman idealize edilmiş hayal yıkılır ve daha gerçekçi, bazen daha sıradan ama daha sağlıklı bir ilişki yapısı ortaya çıkar (Helen Fisher’ın romantik aşk nörobiyolojisi üzerine çalışmalarında bu süreç açıkça görülür). Yani platonik bir aşk gerçeğe dönüştüğünde, o büyülü “ulaşılamazlık” hissi kaybolur fakat onun yerine iki insanın gerçek benlikleriyle kurduğu daha sakin bir bağ gelebilir.

Eğer platonik aşk karşılığa dönüşmezse — ki çoğu zaman dönüşmez — kişi zamanla bu duygunun yerini özgürleşmeye bırakır. Terapistler bunun “duygusal çözülme” olarak adlandırıldığını söyler. Bu aşamada kişi, karşılık alamadığı bir duyguya yatırım yapmamanın hafifliğini yaşamaya başlar; artık hayatındaki ilişkileri daha seçilebilen, karşılıklı ve doyurucu bir zemine kayar.

Sonuçta, ömür boyu platonik bir aşka saplanıp kalmak kimse için bir kader değildir. Bu duygu çok insani, çok anlaşılır ve hatta başlangıçta besleyici bile olabilir; ancak uzun vadede kişinin duygusal dengesi için bir yük haline gelir. Fark edildiğinde, üzerine düşünüldüğünde ve gerekirse uzman desteği alındığında yavaşça çözülür. Ve belki de en güzeli: İnsan, bu çözülme sayesinde gerçek bir bağ kurma kapasitesini yeniden kazanır hem kendisiyle hem de hayatına girmeye cesaret edecek yeni biriyle.

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Altay Kenger
Seslendiren 7 Nisan 2020 7:39
Farklı kültürel birikimlerden gelen insanlar farklı mı düşünür? Farklı düşündükleri kanısı (kültürel görelilik) on yıllardır tabuydu. Bazı bilim insanlarına...
28
Yasin Kayalar
Yasin Kayalar
213.4K UP
4 gün önce
Bilgin değişirse gerçekliğin değişir; 
Bilginiz gördüklerinizi değiştiriyor.
Bir binaya bakan mimarla sizin aynı binaya bakarken gördüklerinizin aynı olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü beyniniz gördüklerinize bilgilerinizi ekleyerek görüyor. Geçmiş anılarınız, bilgileriniz ve deneyimleriniz eklenerek çok öznel bir görüşe sahip oluyorsunuz. 

2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Nevzat Keskin
Seslendiren 3 gün önce 16:12
Çift Yarık Deneyi olarak da bilinen Young Deneyi, fotonlar gibi parçacıkların hem dalga, hem parçacık olarak davrandığını ortaya çıkarması bakımından...
5
EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İstanbul₺600,0030 Kasım
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Gezisi
30 Kasım 2025 10:00 tarihinden 30 Kasım 2025 16:00 tarihine kadar.

30 Kasım 2025 Gezisi Hakkında

30 Kasım 2025 Cumartesi saat 10.00’da Sultanahmet Meydanı Yılanlı Sütun önünde buluşulacaktır.
Gezi bu konumdan başlayacak ve sırası ile:

– Roma İstanbul’u
– Sultanahmet Meydanı (At Meydanı – Hipodrom)
– İstanbul Arkeoloji Müzeleri

rotasını takip edecektir.
Gezi saat 16.00’da Arkeoloji Müzeleri gezisinin tamamlanması ile sona erecektir.

Kontenjan 30 kişi ile sınırlıdır.

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir.

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir.
Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir.

Öğle yemeği ücrete dahil değildir.

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
8
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close