Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
🚀8 Şubat akşamı erken yatın, 9 Şubat sabahı Evrim Ağacı’yla Ay’a gideceksiniz!

🛰️Artemis II görevi ile beraber, Apollo’dan sonra ilk kez insanlık Ay’a doğru yola çıkıyor. Bu tarihi fırlatmayı, görev hedeflerinden mühendislik detaylarına kadar Evrim Ağacı YouTube kanalında canlı yayında birlikte takip edeceğiz

Unutmamak için Evrim Ağacı Youtube kanalına abone olabilir ve canlı yayın bildirimini şimdiden açabilirsiniz.
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat
Sizden Gelenler
Metehan Günen
Metehan Günen
20.0K UP
Üye
doğrusunu söylemek gerekirse evrim ağacı'nı keşfettiğimden beri hayatın gerçeklerini daha iyi kavrıyorum. gerek felsefi gerekse de bilimsel olarak etrafımdaki her şeyin nasıl oluştuğu hakkında fikirlerim daha da genişledi.
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 15 saat önce
Karanlık bir okyanusta, elinde küçücük bir fenerle yürüyen ve o fenerin aydınlattığı alanı 'tüm dünya' sanan yolcularız.
Kaynak: Felsefik süzgeç.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Leman Zeynep Bakkal
Yazar 16 Haziran 2022 3 dk.

D vitamini vücutta birçok fonksiyonu olan, yağda çözünebilen bir vitamindir. Besinlerde sınırlı miktarlarda bulunan D vitamini, büyük oranda insan derisinin güneşin ultraviyole B ışınlarına (UVB) maruz kalmasıyla sentezlenmektedir. Deri hücrelerinde bulunan 7-dehidrokolesterolden (7-DHC) UVB ışınları katkısıyla pre-vitamin D oluşmakta ve kolekalsiferole (pro-vitamin D) dönüşmektedir. Pro-vitamin D, karaciğerde inaktif D3 vitamini olan kalsidiole ve böbrekte aktif D3 vitamini olan kalsitriole çevrilmektedir.

İnsanlar için D vitamini kaynakları deriden sentezlenen kolekalsiferol ve besinlerle alınan ergokalsiferoldür. Besinlerde az miktarlarda bulunan D vitamini, yağlı balıklarda diğer besinlere göre bir miktar daha fazla bulunmaktadır. Normal koşullarda D vitamininin %90-95'i, güneş ışınlarının etkisiyle deride sentezlenmektedir.[1]

40
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 31 Mayıs 2024 1 sa.

Sokak köpekleri (veya bilimsel literatürdeki isimleriyle "serbest dolaşan şehir köpekleri"), şehirlerde yaşayan, sınırlandırılmamış köpeklerdir.[1] Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, şehirlerin var olduğu ve yerel insan nüfusunun izin verdiği hemen her yerde yaşamaktadırlar.

Sokak köpekleri arasında başıboş köpekler, sahiplerinden ayrılan ya da sahipleri tarafından terk edilen evcil hayvanlar ya da hiç sahiplenilmemiş yabani köpekler bulunabilir. Keza sokak köpekleri arasında başıboş safkanlar, gerçek melez köpekler ya da Hint parya köpeği gibi yetiştirilmemiş çeşitler de bulunabilir.

97
6
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Osman Öztürk
Osman Öztürk
138.9K UP
Çeviren 15 Haziran 2011 14 dk.

Çoğu insan için Evrim Teorisi'nin tartışmaya yer bırakmaz şekilde ortaya koyduğu türler arası kuzen-ata ilişkisi, anlaması güç kavramlardan birisidir. Halbuki sadece kendi ailelerimize bile bakarak bu evrimsel olguyu algılamamız mümkündür. Bu makalemizde, türler arası akrabalık ilişkilerinden ziyade, tür içerisindeki akrabalık ilişkilerine odaklanacağız. Bu makaleyi, buradaki makalemiz gibi bazı diğerleriyle birleştirerek analiz edecek olursanız, var olmuş, var olan ve var olacak tüm türlerin birbirleriyle nasıl akraba olduğunu anlamanız mümkün olacaktır. Gelin şimdi sizi soy hattınız içerisinde son derece ilginç bir yolculuğa çıkaralım. Bu süreçte, evrimsel biyoloji ile ilgili birçok kavramı analiz etme ve anlama fırsatı bulacağınızı umuyoruz. Hikayeyi birinci tekil şahıs olarak anlatacağız, çünkü bu hikaye Wait But Why isimli bilim sitesinin kurucusu Tim Urban'ın soy ağacı tarihine yaptığı bir yolculuğa dayanıyor. Ondan öğreneceğimiz çok şey var, dolayısıyla hemen başlayalım:

Büyüklerimden yalnız 89 yaşındaki babaannem hayatta: Nana...

68
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Babür Erdem
Babür Erdem
218.6K UP
Yazar 9 Nisan 2011 8 dk.

Mustafa Kemal Atatürk, ömrü boyunca yüzlerle ifade edilecek sayıda kitap okumuş, çok çeşitli konulara kafa yormuş, tarihsel açıdan olduğu kadar bireysel olarak da oldukça ilginç bir liderdir. Örneğin, Atatürk'ün ilgilendiği konular askeri stratejiler ve modern hukuk gibi konular olduğu gibi, geometri ve modern bilim gibi bambaşka içerikli konulardır da. Okuduğu kitaplar arasında bizler için en ilgi çekici olanı, evrimsel biyoloji ile ilgili olanlardır.

Evrimsel biyoloji 1920 ve 30'larda tam anlamıyla hız kazanmakta, matematiksel altyapısı keşfedilmekte, genetik ile bağlantısı ayrılmaz bir şekilde kurulmaktadır. Bu dönemde evrimsel biyoloji son derece ilgi çekici ve derinlemesine bir araştırma sahası olduğu gibi, aynı zamanda bilimsel camiaya var oluşun yegane bilimsel açıklaması olarak çoktan kabul görmüştür de..

372
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 19 Eylül 2020
Evrenin uzak bölgelerinde, zaman yavaş ilerliyor gibi görünüyor. Zaman içinde genişleyen ışık, tayfın kırmızı ucuna doğru kaymış göründüğünden (kırmızıya kayma), gökbilimciler evrendeki devasa mesafeleri ölçmek için kozmolojik zaman yavaşlatıcıyı kullanabilirler. Paylaşılan görselde uzak galaksilerden gelen ışığın, onu oluşturan renklere (tayf) ayrıştırıldığını görüyoruz. Bu da gökbilimcilere, bilinen tayf çizgilerinin kozmolojik kırmızıya kaymasını ölçmelerine izin veriyor. Paylaşılan görselin orijinalliği, yüzlerce galaksiye olan mesafenin tek bir kareden ölçülmesini sağlamasından geliyor. Bu tayf, Şili‘deki Çok Büyük Teleskop (Very Large Telescope) dizisinde görünür bölgede çalışan Görünür Çoklu Nesne Tayfçekeri (Visible MultiObject Spectrograph – VIMOS) ile alınmıştır. Uzaklardaki nesnelerin uzaydaki dağılımlarını analiz etmek, evrenin ilk zamanlarında yıldızların ve galaksilerin ne zaman ve nasıl oluştukları, kümelendikleri ve evrimleştikleri hakkında bilgi sağlayacaktır. 
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Çeviren 6 gün önce 4 dk.

Yakın zamanda Maunganui Dağı'nda ölümcül heyelanlar meydana geldi. O günden beri kamp alanının üzerindeki yamaçların çökmesine neyin sebep olmuş olabileceği ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar biri de heyelan üzerindeki Mauao'daki son ağaç kesiminin olası rolü.

Böylesi trajedilerin ardından insanların net ve tek bir açıklama araması son derece doğal. Ancak heyelanların nedenleri çok çeşitlidir. Genellikle jeoloji ve uzun vadeli yamaç evrimi, hava durumu, iklime ve arazi kullanımı başta olmak üzere pek çok etken heyelanlar üzerinde etkili.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 5 gün önce
Ascomycota şubesine bağlı liken oluşturan mantarları kapsayan bir cinstir. Parmelia türleri, bir mantar (mikobiont) ile fotosentetik bir ortak (fotobiont genellikle yeşil alg) arasında kurulan zorunlu simbiyotik ilişki sonucu oluşan liken organizmalarıdır. Bu birliktelik, tek bir organizma gibi işlev görür ve her iki taraf için de yaşamsal avantajlar sağlar. genellikle yapraksi (foliose) tallus yapısına sahiptir. Tallus, yassı, loblu ve dallanmış bir görünüme sahiptir. yüzeye tamamen yapışık değildir ve alt yüzeyinde rizina adı verilen ipliksi yapılarla substrata tutunur. Üst yüzey çoğunlukla gri, gri-yeşil veya sarımsı tonlarda olup, çevresel koşullara bağlı olarak renk değişimi gösterebilir.
Cins, ağaç kabukları, kayalar ve odunsu yüzeyler üzerinde yaygın olarak bulunur. Özellikle temiz hava koşullarına duyarlı olmaları nedeniyle, Parmelia türleri biyolojik hava kalitesi göstergesi olarak değerlendirilir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu alanlarda gelişimleri sınırlıdır.
5
Alican Anlayan
Alican Anlayan
111.6K UP
Yazar 24 Ocak 2021 3 dk.

Küriyum, "Cm" sembolü ve atom numarası 96 olan radyoaktif bir elementtir. Adını, radyoaktivite araştırmalarıyla tanınan Marie ve Pierre Curie'den almıştır. Küriyum, ilk kez Temmuz 1944'te Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışmalar yapan Amerikalı kimyager Glenn T. Seaborg tarafından keşfedilmiştir. Seaborg'un yaptığı bu keşif Kasım 1947'de halka duyurulmuştur.

Küriyum, bir aktinit için yüksek erime noktasına (1345°C) sahiptir. Standart koşullarda sert, yoğun, gümüşe yakın renkli bir metaldir. Bulunduğu sıcaklığa göre değişken manyetik özellikler sergiler. Standart koşullarda paramanyetik iken, soğuduğunda antiferromanyetik hale gelir. Bileşiklerde, küriyumun +3 ve +4 değerlik aldığı bilinmektedir. Çok kolay oksitlenebilen küriyum, organik bileşiklerle güçlü flüoresan kompleksler oluşturur, ancak bakteri ve arkelerde bileşik oluşturduğuna dair bir kanıt bulunamamıştır. Küriyum insan vücuduna girdiğinde, kemiklerde, akciğerlerde ve karaciğerde birikerek kansere sebep olmaktadır.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Nisan 2011 11 dk.

Evrimsel biyolojiyle derinlemesine ilgilenmeye başlayan birçok kişi, bir süre sonra bayağı sorulardan kurtularak evrimin özünü anlamaya yarayacak, birçok mekanizmanın işleyişinin kavranmasını sağlayacak, türler ve çevre arasındaki karşılıklı ekolojik ilişkileri algılamaya yarayacak sorular sormaya başlayacaktır. Bu soruların etraflıca irdelenmesi ve cevaplanması, modern bilimin en güçlü teorilerinden biri olan Evrim Teorisi'nin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, bir evrim konferansında anlatılanlar üzerine akla şöyle bir soru takılabilir:

Bu, elbette ki buna benzer olabilecek devasa bir soru grubunun bir örneği olarak seçilmiştir. Özünde sorulan soru şudur:

94
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Dilara Aydın
Dilara Aydın
71.6K UP
Ekleyen 17 Kasım 2021 7 dk.

Patau sendromu (Trizomi 13), merkezi sinir sistemi, kalp, orta hat defektleri (kusurları), ürogenital sistem anomalileri ve motor zihinsel retardasyon (adaptasyonda bozukluk) ile kendini gösteren bir kromozomal hastalıktır. Bu hastalık genellikle anne karnında oluşmaya başladığı için fetüsleri, yeni doğanları etkilemektedir. Patau sendromu yaklaşık 12.000 ile 29.000 civarındaki canlı doğumlarda bir kez görülen nadir bir hastalıktır.[1][2][3]

Hastalığı ortaya çıkaran en önemli faktörün yaşı ilerlemiş annelik olduğu bilinmektedir. Bu sendromda kromozom fazlalığı vardır ve fazla olan 13. kromozomun %90 sıklıkla annenin birinci mayoz bölünmesindeki ayrılma hatasından dolayı meydana geldiği görülmektedir. Translokasyonun sonucunda oluşan trizomi 13, hastalıktaki genel olguların %20’sini oluşturmakta, %10’undan azında ise mozaisizm (kromozomal veya tek gen mutasyonu) görülmektedir. Bu hastalıkta 13. kromozom 21. kromozomdan büyük olduğu için anomaliler çok ağır bir şekilde ve çok sayıda ilerleyebilmektedir. Patau sendromu olan çocuklar genelde doğumdan hemen sonra ölebilmekte veyahut anne karnında düşük görülebilmektedir.[4][5]

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Okan Alver
Okan Alver
203.4K UP
Mec.Eng. 14 saat önce Sen de Cevap Ver
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?
Eğer bir evrende fizik yasaları matematiksel olarak ifade edilebiliyorsa, bu onun simülasyon olduğu ihtimalini artırır mı, azaltır mı?

Merhaba

Bu soruyu uzun süredir düşünüyorum ve kendi vardığım sonuç şu: fizik yasalarının matematiksel olarak ifade edilebilir olması, evrenin simülasyon olduğu ihtimalini tek başına ne artırıyor ne de azaltıyor. Ama bu yargıya, matematik = kod sezgisini ciddiye alarak ulaşıyorum.

Şöyle ki:

Tüm Reklamları Kapat

Matematiğin doğayı bu kadar isabetli betimleyebilmesi gerçekten çarpıcı. Lakin bu durum, simülasyondan çok daha eski bir problemi öne çıkarıyor. Matematik evrene mi ait, yoksa evreni anlamak için kurduğumuz bir dil mi? Benim sezgime göre burada belirleyici olan nokta bu ayrım. Eğer matematik evrenin ontolojik bir parçasıysa, o zaman hem gerçek hem de simüle edilmiş bir evren zaten matematiksel olmak zorundadır. Bu durumda matematiksel düzen, simülasyon lehine özel bir delil üretmez. Eğer matematik bizim bilişsel soyutlama aracımızsa, o zaman gördüğümüz düzen büyük ölçüde zihinsel bir seçiciliğin sonucudur ve düzensiz olanı yasa olarak adlandırmıyoruz. Evren yazılmış gibi hissi bana göre bilimsel bir çıkarımdan çok, çağımıza özgü bir metafor. Zira saat metaforu, makine metaforu gibi bugün de bilgisayar metaforu baskın haldedir. Bu yüzden matematiksel yasalar bize kod çağrışımı yapıyor. Benim düşünceme göre burada kritik ayrım şu: matematik evrenin ontolojik bir özelliği mi, yoksa bizim bilişsel epistemik bir aracımız mı? Eğer matematik evrenin kendisine özgü, Platoncu anlamda orada olan bir yapıysa, o zaman simülasyon varsayımı özel bir avantaj kazanmaz. Çünkü simülasyon da simüle edilen gerçek evren de zaten matematiksel olmak zorundadır. Kodlanmış bir evren matematiksel olur evet, ama matematiksel olan her evren kodlanmış değildir. Öte yandan, eğer matematik temelde bizim soyutlama kapasitemizin bir ürünü ise yani düzenli olanı seçip ayıklama, gürültüyü dışarıda bırakma ve tekrar eden örüntüleri sembolleştirme biçimimizse zira o zaman matematiksel ifade edilebilirlik, evrenin yapısından çok bizim evrenle ilişki kurma tarzımızı yansıtır. Bu durumda kod hissi büyük ölçüde zihinsel bir projeksiyon olur. Düzen görüyoruz çünkü düzensiz olanı zaten fizik yasası olarak adlandırmıyoruz. Sonuç olarak kendi kanaatim şu: matematiksel düzen, simülasyon hipotezinin kanıtı değil aksine insan zihninin düzenle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Bu bağlantı ontolojik olmaktan çok epistemolojiktir ve şimdilik sezgisel bir yankı olarak kalır.[1] Saygılarımla

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, İstanbul
Erken ilkbahar - kış sonu döneminde, özellikle nemli ve serin koşullarda, çürümekte olan yapılar üzerinde gelişir. Türün en ayırt edici özelliği, kupa (kadeh) biçimli askokarp yapısı ve iç yüzeyinin canlı kırmızı renkte olmasıdır. saprofit bir mantardır. Ölü ve çürüyen odun üzerinde gelişerek organik maddenin parçalanmasına katkı sağlar ve ekosistemde madde döngüsünde önemli bir rol üstlenir. Canlı dokular üzerinde parazitlik göstermez.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
150.7K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merahaba
Richard Dawkins evrimi “inanılması gereken bir fikir” gibi sunmaz; aksine zaten gözümüzün önünde duran bir gerçeği sakin sakin gösterir. Dawkins bu kitapta okuru ikna etmeye çalışan bir vaiz gibi değil, elinden tutup “gel, birlikte bakalım” diyen meraklı bir rehber gibi konuşur.

Kitabın en güçlü yanı, evrimi soyut bir teori olarak değil, somut kanıtların toplamı olarak ele almasıdır. Fosiller, genetik benzerlikler, embriyoloji, coğrafi dağılım, deneyler ve doğrudan gözlemler.Dawkins her başlıkta aynı şeyi yapar, “Bu sadece bir açıklama değil; test edilmiş, defalarca doğrulanmış bir gerçek.” Özellikle evrimin “sadece geçmişte olmuş” bir olay olmadığını, bugün hâlâ işlediğini göstermesi kitabın omurgasını oluşturur. Antibiyotik direnci kazanan bakteriler ya da çevreye uyum sağlayan hayvan popülasyonları, evrimin canlı ve devam eden bir süreç olduğunu net biçimde ortaya koyar.

Dawkins’in dili samimi çünkü üstten konuşmaz. Okurun kafasındaki itirazları bilir ve onları ciddiye alır. “Eğer evrim doğruysa neden ara formları görmüyoruz?” gibi soruları küçümsemeden ele alır ve fosil kayıtlarının aslında bu formlarla dolu olduğunu, sadece popüler kültürün beklentilerinin bilimle uyuşmadığını anlatır. Burada Dawkins’in temel tavrı nettir.Bilim, sezgilerimize değil, kanıtlara dayanır.

Kitapta belki de en çarpıcı mesaj şudur. Evrim, rastgele bir karmaşa değildir. Mutasyonlar rastlantısal olabilir ama doğal seçilim asla rastgele değildir. Çevre, işe yarayanı tutar, işe yaramayanı eler. Dawkins bunu çok sade bir biçimde açıklar ve evrimi “kör ama son derece titiz bir süreç” olarak tanımlar. Bu anlatım, evrimi “tesadüfler yığını” sananlar için özellikle aydınlatıcıdır.

Samimi olmasının bir nedeni de Dawkins, evrimin insanı küçültmediğini, tam tersine insanı evrenin içine dürüstçe yerleştirdiğini savunur. İnsan özel olarak yaratılmış olmak zorunda değildir; yine de olağanüstüdür. Milyarlarca yıl süren bir sürecin sonunda, evrenin kendisi üzerine düşünebilen bir canlı ortaya çıkmıştır. Dawkins’in sessiz hayranlığı burada hissedilir. Evren mucizevi değilse bile, fazlasıyla hayret vericidir.

Kitabı bitirdiğinde insanın içinde garip bir his kalır. Ne bir boşluk ne de soğuk bir indirgeme. Daha çok şu düşünce, “Bizim hikâyemiz sandığımdan çok daha uzun, çok daha derin ve çok daha gerçek.” Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, evrimi savunmak için değil, onu görmek isteyenler için yazılmış bir kitap. İkna etmekten çok, gözleri açmayı hedefliyor ve bunu, bağırmadan, korkutmadan, küçümsemeden yapıyor.

Belki de bu yüzden kitap boyunca hissedilen temel duygu, evrim, sadece biyolojinin konusu değil; insanın kendine dair anlattığı hikâyenin en dürüst versiyonu.
Puan Ver
Evrimin Kanıtları
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
Binlerce ormanın yaratılışı, bir meşe palamudunun içindedir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
36
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close