Paul Bahn ,Arkeoloji, arkeolojiyi gizemli hazineler ya da romantik keşifler alanı olmaktan çıkarıp, eleştirel, disiplinli ve etik sorumluluk taşıyan bir bilim olarak yeniden tanımlayan önemli bir eserdir. Bahn’ın yaklaşımı, arkeolojiyi yalnızca “geçmişi bulma” faaliyeti değil, geçmişle kurulan güncel bir ilişki biçimi olarak ele alır.
Bahn kitabın daha başında arkeolojinin popüler algısına mesafe koyar. Arkeolojinin Indiana Jones tipi maceracı bir uğraş olarak sunulmasının, bilimin özünü gölgelediğini vurgular. Onun ifadesiyle, arkeoloji “toprağın altındaki nesnelerle değil, insan davranışlarının ardında bıraktığı izlerle ilgilenir.” Bu vurgu, arkeolojiyi nesne merkezli değil, insan merkezli bir disiplin olarak konumlandırır.
Kitap boyunca Bahn, arkeolojik bilginin kesinlik iddiasına karşı temkinli bir tutum sergiler. Arkeolojinin doğası gereği yorumlayıcı bir alan olduğunu açıkça kabul eder ve bunu bir zayıflık değil, bilimsel dürüstlük olarak görür. Şu cümlesi bu yaklaşımı iyi özetler:
“Arkeoloji, geçmişi olduğu gibi değil, elimizde kalan kırıntılarla anlamaya çalıştığımız hâliyle anlatır.”
Bu yaklaşım, arkeolojik bilginin mutlak doğrular değil, kanıta dayalı en makul yorumlar sunduğunu hatırlatır.
Bahn’ın en güçlü yönlerinden biri, arkeolojinin etik boyutuna verdiği önemdir. Kaçak kazılar, eser kaçakçılığı ve müzelerin sömürgeci mirası, kitapta açık bir dille eleştirilir. Bahn, arkeolojik nesnelerin estetik ya da ekonomik değerinden önce, bağlamlarının önemli olduğunu vurgular. Ünlü ifadesiyle:
“Bağlamını kaybeden bir eser, bilgisini de kaybetmiştir.”
Bu cümle, modern arkeolojinin temel ilkelerinden birini son derece sade biçimde ifade eder.
Kitapta ayrıca arkeolojinin teknolojik dönüşümüne de değinilir. Karbon-14 tarihleme, uzaktan algılama ve dijital modelleme gibi yöntemlerin arkeolojiye sağladığı olanaklar anlatılırken, Bahn bu araçların hiçbirinin yorumun yerini tutamayacağını özellikle vurgular. Teknoloji, arkeolojiyi hızlandırır; ancak onu otomatikleştirmez.
Eleştirel bir noktadan bakıldığında, Bahn’ın anlatımı yer yer didaktik bulunabilir. Ancak bu didaktik ton, bilimi romantikleştirmekten bilinçli olarak kaçınan bir tercihtir. Bahn, arkeolojiyi büyüleyici kılmak için gizem üretmez; tam tersine, belirsizliği açıkça kabul ederek disipline saygınlık kazandırır.
Arkeoloji, Paul Bahn’ın arkeolojiyi hem bilimsel hem etik hem de kamusal bir pratik olarak düşündüğünü gösteren güçlü bir metindir. Geçmişi “sahip olunacak” bir miras değil, sorumlulukla korunması gereken ortak bir hafıza olarak ele alır. Bahn’ın en önemli katkısı, arkeolojiyi susturulmuş nesnelerin değil, sürekli yeniden yorumlanan insan hikâyelerinin bilimi olarak tanımlamasıdır.