Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
2,500 ATP Ödüllü Soru: Dinozorların etini, kırmızı et ya da beyaz et olarak sınıflandırabilir miyiz? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Eğer Karadeliğin yuttuğu maddeler bir yerden çıkıyorsa bu gök cisimlerinin büyümemesi gerekmez mi? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
200.5K UP
İnceleyen 2 gün önce
Merhaba
Freud' eserlerini hepsini okumuş bu alana meraklı biri olarak bir inceleme yazmak istedim.
Sigmund Freud’un Günlük Hayatın Psikopatolojisi adlı eseri, psikanalitik düşüncenin en erişilebilir ve aynı zamanda en çarpıcı metinlerinden biridir. Freud bu çalışmasında, gündelik yaşamda sıradan ve önemsiz görülen unutmaların, dil sürçmelerinin ve “yanlışlıkların” aslında bilinçdışı süreçlerin dışavurumu olduğunu ileri sürer. Ona göre insan zihni, yüzeyde rasyonel ve kontrollü görünse de, derinlerde bastırılmış arzular, korkular ve çatışmalar tarafından yönlendirilir. Freud’un temel iddiası, hiçbir psikolojik eylemin “tesadüfi” olmadığıdır. Örneğin bir ismi unutmak, bir kelimeyi yanlış söylemek ya da bir randevuyu kaçırmak, yalnızca dikkat eksikliğiyle açıklanamaz; bunlar çoğu zaman bastırılmış bir isteğin dolaylı ifadesidir. Bu yaklaşım, insan davranışına anlam yükleme konusunda oldukça güçlü bir yorumlama çerçevesi sunar. Gündelik hayatın sıradan hataları, bu perspektifte bilinçdışının izlerini taşıyan anlamlı semptomlara dönüşür.

Akademik açıdan değerlendirildiğinde eser, iki önemli katkı sunar. Birincisi, psikopatolojiyi yalnızca klinik vakalarla sınırlamayıp gündelik yaşama yaymasıdır. Böylece “normal” ile “patolojik” arasındaki keskin ayrımı bulanıklaştırır. İkincisi ise, insan davranışının ardındaki niyetin her zaman bilinçli olmadığı fikrini sistematik biçimde savunmasıdır. Bu, modern psikoloji ve felsefede özne anlayışını kökten sarsan bir yaklaşımdır.

Bununla birlikte Freud’un yorumları eleştiriye de açıktır. Özellikle her hatayı bilinçdışı arzularla açıklama eğilimi, aşırı yorumlama (overinterpretation) olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu tür açıklamaların bilimsel olarak test edilebilir olup olmadığı da tartışmalıdır. Yani Freud’un yaklaşımı güçlü bir hermeneutik (yorumlayıcı) model sunsa da, ampirik doğrulanabilirlik açısından sınırlılıklar içerir.

Bu eser üzerine doğrudan ya da dolaylı yorum yapan birçok filozof bulunmaktadır. Örneğin Karl Popper, Freud’un psikanalizini bilimsel olmamakla eleştirir. Popper’a göre bir teorinin bilimsel sayılabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir. Freud’un teorileri ise neredeyse her durumu açıklayabildiği için yanlışlanamaz ve bu nedenle bilimden çok yorumlayıcı bir sistem olarak kalır.

Paul Ricoeur ise Freud’a daha olumlu yaklaşır. Ricoeur, Freud’u “şüphe ustaları”ndan biri olarak görür ve onun çalışmalarını bir “yorum bilimi” (hermeneutik) olarak değerlendirir. Ona göre Freud, insanın kendini anlama sürecine derinlik kazandırmıştır; özellikle semboller ve gizli anlamlar üzerine yaptığı analizler, modern düşünce için büyük önem taşır.

Ludwig Wittgenstein ise Freud’un açıklamalarına daha temkinli yaklaşır. Wittgenstein’a göre Freud’un bazı yorumları ikna edici olsa da, bunlar bilimsel açıklamalar olmaktan ziyade dil oyunlarına dayanan anlamlandırmalardır. Yani Freud’un sunduğu açıklamalar, zorunlu doğrular değil, belirli bir bakış açısının ürünüdür.

Michel Foucault da Freud’un açtığı yolu farklı bir yönde geliştirir. Foucault’ya göre modern toplumda bireyin iç dünyasını analiz etme ve “itiraf” etme pratikleri, bir tür iktidar mekanizmasıyla bağlantılıdır. Bu açıdan Freud’un çalışmaları, yalnızca bireyi anlamaya değil, aynı zamanda onu belirli biçimlerde tanımlamaya ve denetlemeye de katkıda bulunur.

Günlük Hayatın Psikopatolojisi, insan davranışının yüzeyde görünen nedenlerle sınırlı olmadığını gösteren, güçlü ama tartışmalı bir eserdir. Freud, gündelik hataları anlamlı kılarak insan zihninin derinliklerine dair yeni bir perspektif sunar. Ancak bu perspektif, hem bilimsel geçerlilik hem de yorum sınırları açısından felsefi tartışmalara açık olmaya devam etmektedir.

Teşekkür ederim.
Puan Ver
Unutmaların, Dil Sürçmelerinin ve Hatalı Eylemlerin Gizli Anlamı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Rasyonalist Bilim
Yazar 2 gün önce 7 dk.

Elektrikli itki sistemleri; uzay araçlarının yörünge hareketlerini ayarlamak, araçları belli yörüngede tutmak ve uzayın derinliklerine yolculuk yapmak gibi beliren ihtiyaçlardan ortaya çıkmıştır. Kimyasal roketlere göre daha az maliyetlidir ve daha uzun süre yolculuk yapmaya izin verir. Genellikle kimyasal itki sistemleri, araçların Dünya'dan gönderilmesi için kullanılır. Ancak ana iticinin yapamayacağı, daha düşük güçlü işlemleri gerçekleştirecek başka sistemlerinin de uzay aracına eklenmesi gerekir.[1] Güneş panelleri ile depolanan veya nükleer döngülerle elde edilen enerji, bu düşük güçlü sistemleri harekete geçirmeye yetmelidir. Elektrikli sistemler işte bu ek işlemleri gerçekleştirmek için iyi bir alternatiftir ve özgül itkileri (İng: "specific impulse") diğer itki sistemleri ile karşılaştırıldığında çok daha yüksektir.

Elektrikli sistemler, kendi içinde farklı kaynaklarla desteklenir. Temelde hepsinin mantığı benzerdir. Bir şekilde iyonlaştırılan nötr gaz, genellikle iyonlaşma enerjisi yüksek bir soy gaz, elektrik alan ile hızlandırılarak atılır. Kullanılan tipe göre, sadece pozitif iyonlar atılır veya ısıtılan gaz, pozitif ve negatiflerle birlikte atılır. Yeni elektrikli sistemlerde "iyodin" de kullanılmaya başlanmıştır. İyodin katı halde depolanır, oda sıcaklığında gaz haline gelir ve iyonlaşma süreci benzer şekilde devam eder.

5
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Arda Çağlar
Arda Çağlar
38.9K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Youtube Kanalı
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Sibel Özkan
Sibel Özkan
193.6K UP
İnceleyen 25 Ekim
Her şey "uyanmak"la başladı.
Film
9.7/10
(161 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
200.5K UP
İnceleyen 1 saat önce
Merhaba
Kitabı elime aldığımda bir deniz hikâyesi okuyacağımı düşünüyordum. Fırtınalar, yolculuklar, belki biraz macera . Sayfalar ilerledikçe aslında bunun bir yolculuktan çok bir sıkışmışlık hikayesi olduğunu fark ettim. Sanki gemi sadece denizde ilerlemiyor, aynı zamanda insanın iç dünyasının en karanlık yerlerine doğru da gidiyordu. Okurken kendimi çoğu zaman rahatsız hissettim ama bu kötü bir rahatsızlık değildi. Daha çok insanı düşündüren, huzursuz eden bir his.

Belki de bu yüzden kitapla aramda garip bir bağ oluştu. Çünkü Amat, sadece anlatılanları değil, insanın kendi içinde sakladığı şeyleri de yüzeye çıkarıyor gibi bu da onu benim için sıradan bir roman olmaktan çıkarıp, daha kişisel bir okuma deneyimine dönüştürdü. Amat, İhsan Oktay Anar’ın en çarpıcı ve atmosferi en yoğun eserlerinden biri. Açıkçası bu kitabı okurken insan kendini sadece bir hikâyenin içinde değil, kapalı ve karanlık bir dünyanın içinde hissediyor. Gemi (Amat) sanki sadece bir ulaşım aracı değil; karakterlerin günahlarının, korkularının ve geçmişlerinin sıkıştığı bir alan gibi.

Roman yüzeyde bir deniz yolculuğu anlatıyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleyle uğraşıyor kötülük nereden gelir? İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa şartlar mı onu o noktaya getirir? Bu sorunun net bir cevabı yok ama kitap boyunca hissedilen şey herkesin içinde karanlık bir taraf var ve bazı koşullar altında bu taraf ortaya çıkabiliyor. Karakterler bu anlamda çok “insani” ne tamamen iyi ne de tamamen kötü. Özellikle kaptan ve gemideki diğer figürler, kendi iç çatışmalarıyla var oluyor. Bu da hikayeyi daha rahatsız edici ama aynı zamanda daha gerçek kılıyor. Çünkü okurken “ben olsam ne yapardım?” sorusu kaçınılmaz hale geliyor. Kitabın en güçlü taraflarından biri dil ve atmosfer. İhsan Oktay Anar’ın dili biraz eski, yer yer ağır ama çok bilinçli kurulmuş. O dil sayesinde o karanlık, gotik hava daha da yoğun hissediliyor. Deniz, fırtına, gemi hepsi neredeyse canlı bir karakter gibi.

Doğaüstü unsurlar da var ama bunlar korku filmi gibi ani bir etki yaratmıyor. Daha çok içten içe rahatsız eden, huzursuzluk veren bir şey. Okurken sürekli bir tedirginlik hissi var, ama bunun tam olarak nereden geldiğini her zaman açıklayamıyorsun. Bence kitabın gücü de burada. Kişisel olarak Amat bana şunu hissettirdi. İnsan bazen en çok kendi içindeki şeylerden korkmalı. Dış dünyadaki tehlikelerden kaçabilirsin ama kendi zihninden kaçamazsın. Kitap da tam olarak bu yüzleşmeyi anlatıyor. Şunu da söylemek gerekir herkes için kolay bir kitap değil. Dili ve atmosferi sabır istiyor. Hızlı okunacak bir hikaye değil; sindirerek ilerlemek gerekiyor. Eğer buna hazır değilsen ağır gelebilir.
Amat, klasik bir hikaye anlatmıyor. Daha çok bir his, bir karanlık deneyim sunuyor. Bitirdikten sonra olaylardan çok, bıraktığı o yoğun atmosfer akılda kalıyor.
Kitap
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Meryema Şermet
Meryema Şermet
128.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
İnsanı dünyaya getirip yetiştirmek zordur ama öldürmek de o derece kolaydır!
Kaynak: Netflix'in dönüm noktası:soğuk savaş ve atom bombası belgeselinden
12
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Murat Kiri
Murat Kiri
129.1K UP
Gözlemi Yapan 6 gün önce Türkiye, Yozgat
Ökse Ardıç kuşu (Turdus viscivorus)

Ornitolog değilim, boyut olarak Öter Ardıçtan daha büyük olduğu için ökse olduğuna kanaat getirdim.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
630.3K UP
1 gün önce
Earth's Future dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, 2016'dan bu yana küresel ortalama deniz seviyesi yükselişinin tam olarak açıklanamamasına yol açan "bütçe açığını" kapattı: Suçlu, 2.000 metrenin altındaki derin okyanusun ısınmasıydı.
 
İklim bilimciler, deniz seviyesi yükselişini oluşturan enerji akışlarını bir "bütçe" gibi dengede tutmaya çalışıyor. 2016'ya kadar bu bütçe kapalıydı; yani gözlemlenen yükseliş bilinen kaynaklarla açıklanabiliyordu. Ancak o tarihten itibaren bir açık oluştu. Bunun nedeni, Argo şamandıralarının yalnızca 2.000 metreye kadar inerek veri toplayabilmesi; oysa okyanusun ortalama derinliği 3.682 metre.
 
Fransız araştırmacı Anny Cazenave liderliğindeki uluslararası ekip, bu boşluğu doldurmak için iklim reanalizi yöntemini kullandı. Uydu altimetri verileri, Argo sıcaklık ölçümleri, GRACE uydu programından elde edilen kütle verileri ve buzul/buz tabakası kayıp tahminlerini bir araya getiren ekip, 2.000 metre altındaki derin okyanusun ısınmasının yılda yaklaşık 0,4 milimetre deniz seviyesi yükselişine katkıda bulunduğunu hesapladı. Bu oran, 2016 sonrasındaki toplam yükselişin yaklaşık yüzde 10'una karşılık geliyor.
 
Bulgular iki açıdan kritik: Hem deniz seviyesi yükselişi projeksiyonlarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor, hem de bu derin ısınmanın doğal iklim değişkenliğinden mi yoksa insan kaynaklı iklim değişikliğinden mi kaynaklandığını anlamak için yeni araştırma sorularının kapısını açıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
630.3K UP
6 gün önce
Science dergisinde yayımlanan çarpıcı bir Hokkaido Üniversitesi çalışması, ahtapotların evrim tarihini yeniden yazıyor: Geç Kretase döneminde, yaklaşık 100-72 milyon yıl önce, dev ahtapotlar okyanusların en üst avcıları arasında yer alıyordu.
 
Ahtapotlar yumuşak vücutlu olduğundan fosil kaydında nadiren iz bırakır. Araştırmacılar bu güçlüğü aşmak için yüksek çözünürlüklü öğütme tomografisi ve yapay zeka modeli kullanarak Japonya ve Vancouver Adası'ndan elde edilen kaya örneklerinin içinde gizli kalmış fosil çeneler tespit etti. Bu çeneler, günümüzde soyu tükenmiş yüzgeçli ahtapot grubu Cirrata'ya ait.
 
Çenelerin boyutu, şekli ve aşınma izleri analiz edildiğinde bu hayvanların toplam boyunun 20 metreye yaklaştığı hesaplandı; bu da aynı dönemin büyük deniz sürüngenlerini geride bırakabilecek bir ölçek. Çene yüzeyindeki yoğun kıymık, çizik ve parlatma izleri güçlü ısırma kuvvetine işaret ediyor; modern sert kabuklu avlanan kafadanbacaklılarda görülenden daha fazla çene aşınması gözlemlendi.
 
Bulgular iki açıdan son derece önemli. Birincisi, finli ahtapotların bilinen en erken kaydını 15 milyon yıl, genel ahtapot kaydını ise 5 milyon yıl geriye taşıyor. İkincisi, omurgasızların 400 milyon yıldır omurgalıların egemenliğinde olan deniz ekosistemlerinin zirvesine çıkabileceğinin ilk doğrudan kanıtını sunuyor. Çenelerde gözlemlenen asimetrik aşınma örüntüleri ise bu ilk ahtapotların bile gelişmiş sinir işleme kapasitesiyle bağlantılı davranışsal bir lateralizasyon sergileyebileceğine işaret ediyor.

144 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansın Hazan Bayrak
Seslendiren 19 Eylül 2021 14:25
Siberkondri bireylerin sağlık ile ilgili çevrimiçi ortamlarda tekrar eden şekilde bilgi arama davranışı anlamına gelmektedir. Tekrar eden şekilde sağlık...
37
Tüm Reklamları Kapat
Uğur Başyiğit
Uğur Başyiğit
50.6K UP
Sağlıkçıyım 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Aslında soruyu "kesilen kurban eti" diye sınırlamak doğru olmaz zira kesilen hayvan kurban olmasa da bu hareketi gözlemleyebiliriz.

O halde bunun sebeplerine bakalım.

Bazı insanlar bu olaya farklı anlamlar yüklese de aslında biyokimyasal ve elektriksel bir olaydır.

Tüm Reklamları Kapat

Hayvan kesilmiş ve teknik olarak ölmüş olsa bile, kas hücrelerindeki iyon dengesi ve ATP depoları henüz tamamen tükenmediğinden, sinirler uyarılmaya devam eder. Bu durum kasların istemsizce kasılmasına sebep olur.

Hücrelerdeki enerji tamamen tükendiğinde ve proteinler bozulmaya başladığında yani Rigor Mortis dediğimiz ölüm sertliği başladığında bu hareketler tamamen durur. Et ne kadar taze ise bu tepkiyi verme ihtimali o kadar yüksektir.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
Dil, binasına her insanın bir taş getirdiği bir şehirdir.
Kaynak: Letters and Social Aims (TED-Ed)
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
23
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Narsisistik İstismar - Toksik ve Manipülatif Kişileri Tespit Etmeniz, Onlardan Kaçınmanız ve İyileşmeniz için Bir Rehber
Aşk gibi başlayan ama zamanla kendinizden şüphe duymanıza neden olan bir ilişki yaşadınız mı hiç? Başlangıçta yoğun ilgi, hayranlık ve “ruh eşi” olma duygusu… Ardından gelen değersizleştirme, kafa karışıklığı, suçluluk ve görünmez bir kontrol ağı… Terapist Vanessa M. Reiser Narsisistik İstismar’da narsisistik özellikler taşıyan partnerlerle kurulan ilişkilerin dinamiklerini yalın bir dille ele alıyor. İlişkilerin idealizasyon, değersizleştirme ve kontrol aşamalarını adım adım inceliyor; ayrılık sonrası yaşanan kafa karışıklığı, özlem, suçluluk ve kimlik sarsıntısını anlamlandırmaya yardımcı oluyor. Okuruna yalnızca başkalarını anlamak için değil kendi sınırlarını, sorumluluklarını ve ilişki içindeki rolünü dürüstçe değerlendirebilmesi için ipuçları sunuyor. En önemlisi de iyileşmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Ancak her zor ilişki narsisistik değildir; her istismar bir kişilik bozukluğu anlamına gelmez. Amaç birilerini damgalamak değil yaşananları adlandırabilmek, sınır koyabilmek ve güvenli bir çıkış planı oluşturabilmek. Dolayısıyla Reiser, narsisizmi zararsız görünümlerden yıkıcı örüntülere uzanan bir süreklilik içinde ele alırken okuru farkındalığa davet ediyor.
Devamını Göster
₺420,00 ₺0,00
Narsisistik İstismar - Toksik ve Manipülatif Kişileri Tespit Etmeniz, Onlardan Kaçınmanız ve İyileşmeniz için Bir Rehber
Söz
Orhan Alp Cingöz
Alıntıyı Ekleyen 5 Ocak
Şu kısacık ömrümüz yoksulluk içinde, sabahtan akşama kadar uğraşıp didinmekle geçip gidiyor.
Kaynak: Hayvan Çiftliği Kitabı
9.6/10
(406 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Animal Farm
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Ne zaman bir kitap okusanız, bir yerlerde bir kapı açılır ve içeri daha fazla ışık dolar."
Vera Nazarian
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)