Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce Ankara₺370,00 - ₺1.950,0028 Şubat
EA Ankara Topluluğu - Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III
28 Şubat 2026 16:15 tarihinden 28 Mart 2026 19:00 tarihine kadar.
Evrim Ağacı Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III. kısım, 28 Şubat 2026 Cumartesi saat 16.00’da ilk etkinliği ile başlayacaktır. Toplamda 4 hafta sürecektir. Etkinlik serisi 28 Mart 2026 Cumartesi günü Antik Hindistan etkinliği ile sona erecektir. Her etkinlik 40 dakikalık 3 oturum halinde yapılacaktır. Konuşmacı: Timuçin Alp Aslan, MA. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünden lisans derecesini aldı. Bologna Üniversitesi’nde Latince, Koç Üniversitesi’nin Kapadokya Okulu, Nümizmatik okulu ve Çevresel Arkeoloji programları gibi uluslararası etkinliklerde yer aldı. Ankara Çayyolu Höyük, Muğla – Milas Labraunda antik kutsal alanı ve Yunanistan’da Büyük İskender’in ilk başkenti Pella’da arkeoloji kazı ve alan çalışmalarında bulundu. Aynı zamanda Ankara Turist Rehberleri Odası’na kayıtlı profesyonel turist rehberidir. Etkinlikler, 50 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. Etkinlik Konuları ve Planı 1. Neolitik Çağ: Göbeklitepe, Karahantepe ve Çatalhöyük
2. Antik Mezopotamya: Medeniyetin Şafağı 3. Antik Mısır: Nil’in Bereketi
4. Antik Hindistan: Uygarlığın Enigması Not: Etkinlik bitiş tarihinden sonra Ankara içi ve çevresindeki tarihi alanlar ve müzelere gezi yapılacaktır. Gezinin tarihine katılımcılar ile karar verilecektir. Fiyatlandırma Bilgisi: Öğrenci ve tam olmak üzere iki biletimiz bulunmaktadır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda lisans seviyesinde öğrenim gören katılımcılarımız “öğrenci” bileti, diğer katılımcılar ise “tam” bilet ödemesi yapacaktır. Not: Öğrenci bileti sadece lisans öğrencisi olan katılımcılarımız için geçerlidir.
Öğrenci bileti alanların bilet kontrolünde öğrenci belgesi göstermesi zorunludur. Ayrıca bankanıza bağlı olarak İYZİCO üzerinden etkinliklerimize taksit imkânı bulunmaktadır. Tek Bilet – Öğrenci: 370 ₺
Toplu Bilet – Öğrenci: 990 ₺ Tek Bilet – Tam: 540 ₺
Toplu Bilet – Tam: 1950 ₺ Etkinliklerin sonunda katılımcılara Evrim Ağacı tarafından bir katılımcı belgesi verilecektir. Katılımcı belgesi etkinlik fiyatına dahildir.
Devamını Göster
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Kaan Ekinci
15 saat önce
   
39 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
124.4K UP
İnceleyen10 2 gün önce
19. yüzyılda yaşayan bir insandır Graham. Günlerce uykusuzluk sorunu yaşadıktan sonra nihayet uyumayı başarır ancak öyle bir uyur ki... Tam iki asır boyunca uyanamaz. Uyandığında ise dünya artık bambaşkadır. 200 yıl boyunca banka hesabına işleyen faizler sayesinde zenginleşen Graham artık Dünyanın Efendisidir.

1899 yılında yazılan ve edebiyatın ilk distopyası olarak kabul edilen bu eserde, distopyayı var eden totaliter bir devlet değildir. Aksine vahşi kapitalizm, işçileri karşı konulamaz güçleriyle ezen şirketler vardır. Daha doğrusu tekel olmuş bir şirket: Emek Şirketi. İşçilerin tek umudu ise Efendileridir, uykuda olan, serveti başkaları tarafından yönetilen ve bir gün uyanacağını umdukları.

Peki Graham omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu hissedip harekete mi geçecek? Yoksa konfora kendisini teslim edip, uyanmasına umut bağlayan kalpleri hiçe sayarak güç sahipleri tarafından ona hazırlanan tahtta esaretine mi devam edecek?

Distopya türünün kült eserleri arasında adının geçmemesine oldukça şaşırıyor ve kitabın hakkının yendiğini düşünüyorum. 1984, Cesur Yeni Dünya, Biz gibi kitapların yanına yazılmalı Uykudaki Uyanıyor. (Bir diğer ismiyle Efendi Uyanıyor). Günümüzde dahi geçerliliğini koruyan birçok politik ve toplumsal tespiti olduğu gibi teknolojik öngörüleriyle de zamanının ötesinde bir eser.
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Çeviren 5 Temmuz 2023
4 Temmuz'da, Dünya'nın akşam semalarında adeta bir Dolunay yükseldi. Buck Ay’ı olarak da bilinen tam ay fazı (3 Temmuz 11:39 UTC'de tam halde), Ay'ın Dünya etrafındaki neredeyse aylık yörüngesindeki en yakın nokta olan yerberi yakınındaydı. Bu, Temmuz ayındaki Dolunay'ı 2023'teki dört Süper Ay'dan ilki olan Süper Ay olarak nitelendirdi. 4 Temmuz'da Florida'nın Uzay Kıyısı boyunca Cocoa Beach'ten görülen her bir büyük, parlak, güzel Dolunay yine de dikkat çekmek için rekabet etmek zorunda kalacak. Temmuz ayındaki Süper Ay'ın doğuşu burada süper renkli bir havai fişek gösterisine karşı yakalandı.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
124.4K UP
İnceleyen9 2 gün önce
Dokuz ana bölümden ve bir ek bölümden oluşan bu kitapta, yazar, savaş fotoğraflarının psikolojik ve toplumsal etkilerini çeşitli yönleriyle inceliyor.

Virginia Woolf'un, Londralı bir avukatın "Sizce savaşı nasıl önleriz?" sorusuna cevap olarak yazdığı Üç Gine adlı kitaptan bahsederek başlayan yazar, Woolf'un savaşa ait bir vahşet fotoğrafına bakan kişilerin aynı duyguları hissettiğinden söz açar. Dehşet ve tiksinti... "Savaş uğursuzluktur," hissi.

Ardından "Sizce savaşı nasıl önleriz?" sorusunun gizli öznesi "biz"i sorgular. "Biz" derken kimdir? Diğer ülkelerde yaşayan, kendilerine bizzat zararı dokunmasa da savaştan insani olarak kaygı duyacak kişilerdir. Dünya kamuoyudur. Ancak güvende olan insanlar, gündelik hayatın akışı içerisinde uzak bir yerde olan savaşı görmezden gelebilirler, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" misali. İşte burada savaş fotoğrafları devreye girer ve bu konuları "gerçek" kılar.

Savaş fotoğraflarının tek etkisi, insanları genel bir savaş karşıtlığına yöneltmek değildir. Bu fotoğraflar politik olarak da kullanılabilirler. Burada, yazar, Yugoslavya'nın dağılışı esnasında, bir köyün topa tutulmasıyla öldürülen aynı çocukların fotoğraflarının hem Sırpların hem de Hırvatların propaganda dosyaları içinde yer aldığını örnekler ve ekler: "Yazısını değiştirirseniz, çocukların ölümü kolaylıkla yeniden ve yeniden kullanılabilme özelliğine sahiptir."

Günümüzden bir örnek ekleyeyim buraya. Rusya - Ukrayna savaşında da internette dezenformasyonlar başını alıp gitmedi mi?

Bir savaşın tarafı olan insanların, kendi taraftarlarının yaptığı vahşet fotoğraflarına karşı inkar tavrına girdiğinden de bahsedilmektedir.

Vahşet fotoğrafları, kitabın yazarına göre, birbirine zıt tepkiler uyandırabilir. "Bu bir barış çağrısı olabilir. Veya bir öç çığlığı olabilir. Ya da sadece, fotoğrafik bilgilerin sürekli belleğe atılıp üst üste yığılması sonucunda, yaşanan korkunç şeylere dair bir kafa karışıklığı yaratabilir."

Yazar, okura, fotoğraflara karşı hissedecekleri güçlü duygusal tepkilerin akılcı bir sorgulamaya engel olmaması gerektiğini de hatırlatır. Gösterilenler kadar gösterilmeyenler de vardır çünkü.

İkinci bölüm, fotoğrafçılığın diğer iletişim yollarına üstünlüğüne odaklanır. Kitabın yazıldığı 2003 yılında internet yaygın olmadığı için, yazar, her gün dünyanın dört bir köşesinde olup bitenlerin bilinebileceğinden bahsetmenin abartı olduğunu belirtir ama bence 2023 yılı için artık abartı olmadığını söyleyebilirim. Görüşünü de TV ve radyodaki haberlerin süzüldüğünü ve kısa bir süre sonra gündemden kalktığına dayandırır ve kurgusal bir farkındalık yarattıklarını söyler.

Yazara göre haber metni ya da videolarının aksine fotoğraf kalıcıdır ve "hâlâ daha derinden bir can acıtma, insan zihninde daha derin bir iz bırakma gücüne sahiptir. Bu haliyle fotoğraf bir alıntıya, veya bir veciz söze, veya bir özdeyişe benzer. Hepimiz kendi zihnimizde, anında hatırlanmaya hazır yüzlerce fotoğraf biriktiririz."

Fotoğrafçılığın itici gücü, sarsıcı ve dramatik görüntülerdir. Bu, savaş fotoğrafları için de böyledir. "1839 yılında kameranın icat edilişinden beri, fotoğraf sanatı ölümle hep haşır neşir olmuştur." Düşüncelerin ağırlığını, onlarca sözcük yerine tek bir fotoğraf karesi taşıyabilir.

Üçüncü bölümün konusu, acıların ikonografisidir. Yunan mitolojisindeki trajedileri temsil eden heykellerden ve acı dolu sahneler içeren Hristiyan ikonlarından söz açan yazar "Anlaşılan o ki, acı çeken bedenleri gösteren resimlere karşı duyulan iştahlı merak, neredeyse çıplak bedenlere gösterilen arzulu merak kadar şiddetlidir." tespitine ulaşır.

Acının görsel hale getirilmesinde amaçlanan şey insanları harekete geçirmek, empati kurdurmak veya eğitmek olsa da, bir tür meydan okuma da içerir: Buna bakabilir misiniz? "Bir görüntüye irkilmeden bakabilmenin yatıştırıcı bir tarafı vardır. Ama irkilmenin de ayrı bir hazzı vardır."

Dolayısıyla insanın ıstırap verici sahnelere bakmaktan zevk alan bir tarafı vardır. O acıyı hafifletecek bir şeyler yapabilecek konumda değilsek, hepimiz kendimize yüklediğimiz anlam ne olursa olsun dikizci sayılırız, yazara göre.

17. yüzyılda çeşitli Avrupalı sanatçıların o dönemki Fransız işgalleri karşısında savaşın dehşetini tasvir eden oyma baskı resimlerini anlattıktan sonra bu eserlerin yapılış hedefinin de o görüntülere bakanları uyandırmak, sarsarak şok etmek ve derinden yaralamak olduğunu söyler.

Resim ve fotoğraf arasındaki farkı anlatır. Resim bir sentezdir, ressamın hafızasında kalanı aktarmasıdır. Burada anlatılan sanatçılardan Fransisco de Goya, her resmin altına notlar yazmıştır mesela. "Ben bunu gördüm", "Bu gerçekti", "Barbarlar!" gibi... Fotoğrafta buna gerek yoktur. Fotoğraf, olanı direkt, çıplak bir şekilde gösterir.

Ardından, savaş fotoğrafçılığının tarihine geçer. Savaş fotoğrafçılığı, savaş şiirleri gibi insanları asker olmaya ve savaşa teşvik için kullanılmıştır ilk başta. Çekilmeden önce mizansen ayarlanmış ya da sonradan üzerinde oynanmıştır. Bu ise hayal kırıklığı yaratır çünkü fotoğrafın gerçeği gösterme gücünü elinden alır.

"Poz olarak hazırlanarak çekildiklerini öğrenince özellikle hayal kırıklığına uğradığımız fotoğraflar, diğer öğeler bir yana, aşkı ve ölümü doruğa çıkaran mahrem ânları kaydettiği düşünülen fotoğraflardır. ... Biz her zaman, fotoğrafçının aşk ve ölüm evinde bir casus olmasını, fotoğrafı çekilenlerin de kameranın farkında olmamalarını, 'kendilerini bırakmış, en doğal halleriyle' kalmalarını arzu ederiz."

Dördüncü bölümde, fotoğrafın, ölüm ânını adeta mumyalayarak sonsuzlaştırdığından bahseder. Bu anlarda yalnızca ölümün kendisi vardır. Ölen kişi ya da kişiler, çoğunlukla meçhuldürler. "... fotoğrafını çektiği kişiler, sonsuza değin bir yığın, bir yekûn olarak kalmışlardır: meçhul kurbanlar."

Çünkü savaş insanın bireyliğini yok eder. "Virginia Woolf, ... savaşın caniliğinin kapsamının bireyler olarak hatta bir tür olarak insanın tam da kendi ayırt edici özelliklerini yok ettiği görüşünü dile getirmiştir.

Devletlerin savaş fotoğrafları üzerinde uyguladığı sansürü anlatır. Bu fotoğrafların halk ya da diğer askerler üzerinde yapacağı etkiye göre devletler, kimi zaman, bu içerikleri yasaklamayı seçmişlerdir.

Ayrıca savaşın geçtiği coğrafya da acıların açık olarak belgelenme ve gösterilme derecesini de etkilemektedir. "Savaşın geçtiği yer ne kadar uzak ya da egzotik olursa, ölüleri ve ölmekte olan kişileri tam cepheden gösteren resimlere sahip olma ihtimalimiz de o ölçüde artmaktadır." Afrika gibi... Asya gibi... Beyaz olmayan insanlar gibi... Yani beyaz insanın acısı bile farklı, daha saygıdeğer sayılıyor.

"Genel olarak bakıldığında, yayın organlarında çıkan fotoğraflarda gösterilen feci biçimde sakatlanıp yaralanmış bedenler Asyalılara ya da Afrikalılara aittir. Bu gazetecilik âdeti, egzotik (yani, sömürgeleştirilmiş) insanları çekinmeden teşhir etmeyi matah belleyen ve kökü yüzyıllara dayalı bir pratiğin mirasıdır: nitekim, Afrikalılar ve uzak Asya ülkelerinin sakinleri, on altıncı yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına değin Londra, Paris ve diğer Avrupa başkentlerinde açılan etnolojik sergilerde hayvanat bahçesi hayvanları gibi teşhir edilmişlerdir."

Beşinci bölüm, savaş ve barışın insan algısındaki yerini konu edinir. Modern etik duyguların temelinde dünya barışı ütopik bile olsa olması gerekendir, esastır. Savaş ise sapkınlıktır, istisnadır, durdurulamaz olsa bile. Tarihte ise tam tersidir. Barış istisna, savaş kuraldır.

Ardından yine aynı bölümde bu tür fotoğraflardaki güzellik kavramını sorgular. Istırap manzaralarına güzellik katılabilir mi? Bir yıkım fotoğrafı, güzel olabilir mi? Estetik, sanat ve savaş fotoğrafları arasındaki ilişki nedir? Fotoğrafçılığın dönüştürücü gücü nedir?

Sanırım biraz hızlanmalıyım, çünkü böyle giderse kitabın yarısı uzunluğunda özet olacak. O kadar isabetli tespitler var ki hiçbirini atlamak istemiyorum. Kapsamlı ve özlü bir kitap, referansları o kadar geniş ki, Platon'dan Da Vinci'ye, Fransisco de Goya'dan Baudelaire'e, yani adını hiç duymadığım bir sürü ressam, yazar, yönetmen, fotoğrafçı... Ek bölümünde ise yazarın ödül alırken yaptığı konuşma var. "... edebiyat özgürlüğün ta kendisidir!" diye bitiyor. Enfes.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Eren Sunay
Seslendiren 21 Ağustos 2022 1:54
Evet. Ve hayır. Nasıl sorduğunuza göre değişir.Günlük dilde teori, bir “önsezi” veya “tahmin” anlamına gelebilir. Bilim insanları için teori, iyi desteklenmiş...
95
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Rüzgâr Özkarakaş
İnceleyen6 31 Ekim
2. Dünya Savaşı'nın başındaki çaresizliği ve o döneme göre sergilenen zekayı başarılı bir şekilde yansıtıyor. İngiltere'nin Avrupa'dan kestiği umut özellikle anlatılmış. Nazilerin ve Alman ordusunun yeni teknoloji tanklar ile hızlı ilerleyişinin karşısında çoğu lider barış antlaşması düşünür ve geri çekilir. Churchill, Almanya'nın sınırsız bir güce sahip olmadığı ve kaynaklarının tükeneceği fikrini savunur. Bu, onun temel savaş stratejisinin bir parçasıdır. Filmde, bu kaynak yetersizliği biraz basitleştirilmiş ve yalnızca tanklar üzerinden anlatılmış ama yine de hoşuma gitti. Churchill bu konuda haklı çıkmış ve filmde de bu gösterilmiş olsa da; bence abartılan yerler de vardı. Churchill kesinlikte filmde gösterildiği gibi nazik, kararlı, ileri görüşlü, neredeyse hatasız bir kahraman olarak tanımlanabilecek biri değildi. Evet filmde zaman zaman kaba, huysuz ve eleştirilere kapalı olarak gösterilmiş ki bunlar doğrudur. Halka inme ve sekreterine gösterdiği nezaket anları filmin güzelleştirme amaçlarının sonucu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sıkça tartışılan ırkçı görüşleri ve sözleri işlenmemiş. Bunlardan ziyade siyasi ihtiyaca uygun, motive edici bir lider figürü yaratılmış. Bunlar göz önüne alındığında sakin güzel bir tarih filmi olduğunu düşünüyorum.
6.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Darkest Hour
Yönetmen: Joe Wright
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Okan Alver
Okan Alver
219.9K UP
Mec.Eng. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu konuda şöyle düşünüyorum: Karmaşık sayılar fonksiyonların içine girdiğinde aslında bildiğimiz grafik kavramı biraz değişmek zorunda kalıyor. Çünkü gerçek sayılarla çalışırken bir fonksiyonun grafiğini iki boyutta çizeriz örneğin x ekseni girdiyi, y ekseni ise çıktıyı temsil eder. Fakat işin içine karmaşık sayılar girdiğinde durum farklılaşır. Zira hem giriş hem de çıkış artık iki bileşenden oluşur yani bir gerçek kısım ve bir sanal kısım. Bu nedenle bu tür fonksiyonların gerçek anlamda grafiği aslında dört boyutlu bir uzayda bulunur. Doğrudan çizilememesinin sebebi de budur. Örneğin f(x)=xi gibi bir ifade düşündüğümüzde, bu aslında her sayıyı i ile çarpmak anlamına gelir. Buradaki "i", yani sanal birim, düzlemde sayıları 90 derece döndüren bir çarpan gibi davranır. Başka bir deyişle, karmaşık düzlemde bir sayıyı i ile çarpmak onu orijin etrafında çeyrek tur döndürmek demektir. Bu yüzden f(x)=xi fonksiyonu aslında karmaşık düzlemdeki noktaların 90 derece döndürülmüş halini üretir. Yani klasik anlamda eğri bir grafik yerine, daha çok bir dönüşüm olarak düşünmek daha doğru olur. Grafik konusuna geri dönersek, GeoGebra gibi programlarda gördüğümüz karmaşık desenlerin sebebi şu: bu tür fonksiyonları görselleştirmek için genellikle renk haritaları, büyüklük modül veya faz açısı gibi yöntemler kullanılır. Yani program aslında dört boyutlu bilgiyi iki boyuta indirerek renk veya desen şeklinde gösterir. Bu yüzden ortaya bazen fraktala benzeyen, oldukça karmaşık ve estetik şekiller çıkabilir. Lakin bu şekiller doğrudan fonksiyonun grafiği değil, fonksiyonun karmaşık düzlemdeki davranışının görsel bir temsilidir. Ve bence karmaşık sayılarla tanımlanan fonksiyonların en ilginç tarafı da burada ortaya çıkıyor zira gerçek sayılarla çalışırken grafikler genellikle parabol, doğru veya sinüs eğrisi gibi tanıdık şekiller üretir. Lakin karmaşık sayılar devreye girdiğinde fonksiyonlar artık sadece bir eğri değil, tüm düzlem üzerinde çalışan geometrik dönüşümler gibi davranmaya başlar. Bu nedenle ortaya çıkan görseller bazen spiral, bazen dalga, bazen de fraktal benzeri yapılara dönüşebilir. Matematiğin bu kısmı bana göre hem analitik hem de geometrik düşüncenin birleştiği en ilginç alanlardan biridir. Umarım yardımcı olmuşumdur, Saygılarımla.

Tüm Reklamları Kapat

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)