Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Burak Özcan
Burak Özcan
23.6K UP
Yazar 28 Nisan 2020 4 dk.

Günümüzde, çevremizde gördüğümüz modern yapı ve inşaat teknikleri yavaş, masraflı ve yüksek iş gücü gerektiren süreçlerdir. Modernleşen dünyada insan gücünün daha etkili ve katma değeri yüksek işlere kaydırılmasının planlanması ve bu konularda bir ilerleme kaydedilmesiyle birlikte, yapı sektörü ve malzeme sağlayıcıları olan ağır sanayilerde de bu konularak ağırlık verilmektedir.

Bu kapsamda başvurulan en güncel teknoloji ise katmanlı imalat (İng: "additive manufacturing"), bir diğer adıyla, 3 boyutlu üretim teknikleridir. 3 boyutlu üretim, konvansiyonel (geleneksel) yollarla üretimden farklı olarak, malzemenin robotik bir kol ve sabit bir enjeksiyon cihazı ile ergitilerek belirli bir forma getirilmesini sağlayan, yine geleneksel üretim yöntemlerine göre daha hızlı, daha az iş gücü gerektiren ve daha kompleks parça ve yapıların üretilmesinde kullanılan bir tekniktir. Günümüzde metal, plastik, cam, polimer, kompozit ve türevleri olan malzemelerin katmanlı imalatı akademide sıklıkla çalışılmakta ve akabinde endüstriyel uygulamalar hayata geçirilmektedir. 

16
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye düşünür 5 Ağustos 2020 Sen de Cevap Ver

sn. Hypatia, maalesef yazdıklarımın arkasında durmak zorundayım. Çünkü yazdıklarım iddia değil. Fizik kanunları ve sizin yazdıklarınız da maalesef dolaylı olarak paylaştığım formülü doğrulamakta.

WASP-121B yumurta şekilli çünkü etrafında döndüğü yıldızına yaklaşık 3 milyon kilometre yakınlıkta seyrediyor. Karşılaştırmak için Merkür 5500 derecelik sıcaklığıyla WASP-121’den nispeten soğuk olan yıldızımıza 58 milyon km uzakta dönüyor. Ayrıca yine paylaştığınız makalede yer alan bilgiye göre, etrafında döndüğü yıldız güneşimize oranla 1.4 kat daha büyük ve 1.35 kat kütleli. Sıcaklığı ise güneşimizden yaklaşık 680 derece sıcak.

Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuz zaman, WASP 121B isimli gezegenin içinde bulunduğu zorlu şartlar dolayısıyla yumurta şeklini aldığını ben değil sizin paylaştığınız yazı söylüyor.

Tüm Reklamları Kapat

"Güneş rüzgarında bulunan yüksek hızlı parçacıklar da WASP-121b atmosferini bombalıyor ve zaten sıcaktan genleşerek yerçekiminden kurtulma eğilimi gösteren kalın atmosferin üst katmanlarını soğan gibi soyup uzaya üflüyor. Bu da sıcaktan şişen ve rüzgarın baskısıyla ters yönde yumurta şeklini alan WASP-121b’nin yavaş yavaş buharlaşmasına yol açıyor"

Devasa evrenimizin bir yerlerinde "normal" olan küre şeklini içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla kaybetmiş ya da yine "normal" kabul ettiğimiz bazı şartların dışına çıkmış gök cisimleri olduğuna şüphe yoktur zaten. Bunlardan bir tanesi de, Kasım 2004 tarihinde McGill Üniversitesi'nden Jason W. T. Hessels tarafından keşfedilen "PSR J1748-2446ad" isimli pulsardır. Bu pulsar kendi etrafında saniyede 716 kez dönmektedir. Birkaç kaynak ekliyorum.

sağlıcakla kalın.

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Wikipedia. (5 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 5 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  2. Yazar Yok. National Radio Astronomy Observatory. (5 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 5 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  3. Yazar Yok. Evrim Ağacı. (5 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 5 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  4. Yazar Yok. New Scientist. (5 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 5 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
77.0K UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Hatay
Hatay/Antakya'da yaklaşık 15 yıllık bir üzüm ağacının nemli gövdesinde tarafımca gözlenmiştir. Ortam yaklaşık 4 gündür aralıksız yağış almaktadır.Mantarın görüntüsünden hangi mantar olduğunu bilemediğimden türü net söyleyemiyorum ancak sanırım ağaç kulağı mantarı olabilir.Ortam sıcaklığı yaklaşık 5 derecedir. Kakaolu pudink gibi bir yapısı vardır. Kulak memesi gibi esnektir.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Nisan 2019 28 dk.

Kara delikler, uzayda yol alan hiçbir maddenin ve ışık da dahil hiçbir radyasyonun kaçamayacağı kadar büyük kütleçekim alanlarıdır. Astronomik tanımıyla bir kara delik, büyük kütleli yıldızların süpernova patlamasıyla ölmesi sonucunda oluşan, bilinen en sıkışık (kompakt) gök cismidir. Yani kara delikler, aslında ölü yıldızlardır; çünkü yeterince büyük kütleli yıldızların yakıtı bittiğinde, kendi üzerine çökerler ve bir kara delik oluştururlar. Kara deliklerin olay ufku denilen bölgelerinde kütleçekim kuvveti öylesine güçlüdür ki bu noktadan itibaren ışık dahi kara deliğin çekiminden kaçamaz. Işığın kaçamaması sebebiyle, bir renkleri veya gözle görünür ışımaları yoktur ve bu nedenle "kara" olarak adlandırılırlar.

Birçok bilimkurgu filmine de konu olan, oldukça popüler bir konu olmasının yanı sıra, bilim dünyasında da hala sıcak bir araştırma konusudur. Şartların ekstremliği ve bildiğimiz fiziğin sınırlarını zorlaması onu oldukça ilgi çekici bir gök cismi haline getirir. Bu nedenle herkes tarafından çokça dile getirilmiş olması, onun hakkında birçok yanlış bilginin de yayılmasına neden olmuştur.

495
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
145.2K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Ateş, insanlık tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir ve kontrollü biçimde elde edilmesi, doğayla kurulan ilişkinin yönünü köklü şekilde değiştirmiştir. Tarih öncesi topluluklar için ateş yalnızca ısınma ve korunma aracı değil; besinlerin işlenmesi, alet teknolojisinin gelişmesi ve sosyal yaşamın örgütlenmesi açısından da temel bir unsurdu. Bu bağlamda, çakmak taşı kullanılarak kıvılcım elde edilmesi, ateş üretiminin en eski ve en yaygın yöntemlerinden biri olarak dikkat çeker. İlk bakışta basit görünen bu olgunun arkasında, fiziksel ve kimyasal süreçlerin birlikte işlediği karmaşık bir mekanizma bulunmaktadır. Aşağıda, çakmak taşlarının çarpıştırılmasıyla ortaya çıkan kıvılcımın nasıl oluştuğu, elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım .

Çakmak taşlarının birbirine ya da demir içeren bir malzemeye çarpılmasıyla kıvılcım oluşması, temel olarak mekanik enerjinin ısı ve ışık enerjisine dönüşmesi ile açıklanır. Burada kritik nokta, çakmak taşının kimyasal olarak yanıcı olmaması; kıvılcımın kaynağının taş değil, çarpma sırasında kopan metal parçacıkları olmasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Çakmak taşı (flint), büyük oranda silisyum dioksitten (SiO₂) oluşan, son derece sert ve keskin kenarlar oluşturabilen bir kayaçtır. Bu sertlik sayesinde çakmak taşı, demir veya demir içeren minerallerle (örneğin pirit ya da çelik) çarpıştırıldığında karşı yüzeyden mikroskobik metal parçacıkları koparabilir. Çarpma anında bu metal parçacıkları yüksek hızla ayrılırken ani bir sıcaklık artışına maruz kalır. Aynı anda havadaki oksijenle temas eden bu çok küçük demir parçacıkları hızla oksitlenir; yani yanar.

Bu oksidasyon süreci son derece kısa sürer ancak sıcaklık yaklaşık 1000 °C’nin üzerine çıkabilir. Bu nedenle metal parçacıkları parlak bir ışık yayarak yanar ve gözle görülebilen kıvılcım ortaya çıkar. Kıvılcımın kısa süreli ve geçici olmasının nedeni, parçacıkların çok küçük olması ve yanma için gerekli maddenin hızla tükenmesidir.

Dolayısıyla çakmak taşları ateşi doğrudan üretmez; ateşin oluşabilmesi için gerekli olan yüksek sıcaklığı ve oksidasyon koşullarını sağlar. Uygun bir tutuşucu materyal (kuru ot, kav mantarı gibi) bu kıvılcımlarla temas ettiğinde, yanma reaksiyonu sürdürülebilir hâle gelir ve gerçek anlamda ateş oluşur.

Bu mekanizma, tarih öncesi dönemlerden itibaren insanların ateşi kontrollü biçimde elde etmesini mümkün kılmış ve insanlık tarihinde beslenme, barınma, teknoloji ve sosyal örgütlenme üzerinde belirleyici bir rol oynamıştır.

Soruyu soran arkadaşımıza ve cevabımı vakit ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Düşüncen Ve Denesel Arkeoloji Çalışmaları Sonucundaki Denyimlerim Ve Gözlemlerim.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 27:21
İnsanlık bugüne kadar pek çok bilimsel atılım yapmış, tüm dünyayı küresel olarak etkileyen pek çok buluş gerçekleştirmiştir. Bilimsel atılımların ve insanlığın...
7
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 3 gün önce 3 dk.

Gökbilimciler, iki kez patlamış gibi görünen çok uzak bir yıldız gözlemledi. Araştırmacılara göre bu olay, şimdiye kadar bilinen ilk "süper kilonova" olabilir. Astrophysical Journal Letters’ta 20 Aralık'ta yayımlanan çalışmada süperkilonova, bir süpernova ile bir nötron yıldızı birleşiminin ortaya çıkardığı melez bir patlama olarak tanımlanıyor.

Çalışmada yer almayan ve Maryland Üniversitesi College Park’ta gökbilimci olan Cole Miller, şöyle diyor:

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Erdem Kart
İnceleyen10 2 gün önce
Bence gerçekten süper bir dizi. Öncelikle çocukluk travmaları aşk dram hepsi çok güzel işlenmiş ve gerçekten benim gibi duygusal biri iseniz hüngür hüngür ağlatıyor diziyi izlemek isteyen olursa diye içeriğinden bahsetmeyeceğim ancak bir müzik dizisi ancak bu kadar güzel işlenebilir. İzleyin izlettirin.
10.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 四月は君の嘘 (Shigatsu wa Kimi no Uso)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 6 gün önce 4 dk.

Hidrostatik denge, bir gazın ya da sıvının yerçekimiyle içe doğru çekilmesine rağmen neden çökmediğini açıklayan dengedir. Aslında bir yıldızın (veya başka bir nesnenin) nasıl olup da stabil durduğunu açıklamamıza yardımcı olur.[1] Bu yazımızda hidrastatik dengenin ne olduğunu, hidrostatik dengeyi hangi faktörlerin etkilediğini açıklayacağız.

Yıldızlar, kendi kütle çekimleri altında çöken gaz ve toz bulutlarından oluşur. Bulut çökmesine devam ettiği sürece daha küçük bir hacimde sıkışmaya başlayan gazın basıncı artar. Öyle bir noktaya gelinir ki en sonunda basınç kuvveti, kütle çekim kuvvetine eşit olarak gazın daha fazla kendi üzerine çökmesini engeller. Kütle çekim kuvveti ile basınç kuvvetinin dengelendiği bu duruma hidrostatik denge denir. Boşlukta bu kuvvetler dengesini sağlayan simetri bir küre olduğundan yıldızlar küresel bir yapıya sahiptir.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Mert Polat
Emir Mert Polat
101.4K UP
İnceleyen8 1 gün önce
Filmi izledim ama net söyleyebilirim ki kitap 30 kat daha iyi. Filmde özellikle son sahnelerdeki 'otel odası' ve 'uzay gemisindeki olaylar' kısımları çok havada kalırken, kitapta bu sürecin mantığı ve zamanın akışı harika açıklanmış. Ayrıca HAL 9000 filmde sinsi bir insan gibi davranıyor; oysa kitapta yazılımsal çelişkiye düşen bir makine olduğu için yaptıkları çok daha gerçekçi. Film görsellik peşinde koşarken kitabın o teknik derinliğini ve mantığını verememiş.
9.5/10
(50 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 2001: A Space Odyssey
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 30 Ağustos 2012

Fotoğrafta gördüğünüz bu balığın bilimsel adı "Phallostethus cuulong", gayrıresmî olarak "peniskafa" olarak biliniyor; çünkü birçok canlının aksine bu balığın penisi kafasında bulunuyor!

Vietnam'ın Mekong deltasında 2012'de tanımlanan birkaç türden biri olan bu balığın sadece Güney Doğu Asya nehirlerinde bulunduğu düşünülüyor.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Turan Zeybek
Turan Zeybek
116.1K UP
Üye 4 gün önce Henüz cevap yok.
Fruktoz en tatlı disakkarittir malumunuz. Meyvelerin bir sütten veya bir ekmekten daha tatlı olması neye bağlı olabilir ki
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 29 Mart 2014 13 dk.

Bir önceki yazımızda, Hardy-Weinberg Dengesi'nin basit ama etkili matematiksel ifadesini görmüştük. Basitçe, herhangi bir gen frekansını, fenotip (fiziksel özellik) frekansını veya genotip (genetik özellik) frekansını bildiğimiz sürece, ideal ve evrimin süregelmediği bir popülasyonda diğer tüm genlerin (alellerin) frekansını bu dengenin matematiği sayesinde hesaplayabiliriz. 

Peki, bu analizi sadece evrimin süregelmediği popülasyonlarda mı yapabiliriz? Çünkü eğer öyleyse, bu Hardy-Weinberg Dengesi neredeyse tamamen işe yaramaz bir denge demektir. Biliyoruz ki var olan tüm popülasyonlar yavaş ya da hızlı bir şekilde evrimleşmektedir. Evrim mekanizmaları, ister istemez popülasyonların hepsine etki etmektedir. Dolayısıyla eğer ki sadece evrimin olmadığı popülasyonlarda işe yarıyorsa, Hardy-Weinberg'in işleyebileceği bir popülasyon bulmamız imkansız demektir. Çünkü doğada evrimleşmeyen veya evrim mekanizmalarından muaf hiçbir tür yoktur (insan bunu bir miktar kırabildiyse de, tamamen kırmaktan acizdir). 

81
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Beril Dursunkaya
Çeviren 11 Şubat 2014 1 dk.

Bir yüzyıla yakın bir süredir bilim insanları tatlı suda yaşayan sadece 2 yunus türü biliyorlardı: Güney Amerika’da Amazon nehri ile Araguaia ve Tocantins nehirlerinin havuzlanma alanlarında yaşayan Inia geoffrensis ve I. boliviensis.

Şimdi ise Brezilya’daki Amazona Federal Üniversitesi araştırmacıları Araguaia Nehri’nin hızlı aktığı yerinde diğer iki türden ayrılan bir üçüncü türün, I. araguaiaensis türünün varlığını gösteren DNA kanıtı buldular. Bulgular PLOS One dergisinde yayınlandı. Ortak yazar Tomas Hrbek BBC’ye şöyle dedi: 

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanYazı Yarışması
Sultan Doe
İlanı Ekleyen 2 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz1 Şubat
Kitap Okuma Challenge
01 Şubat 2026 22:36 tarihinden 04 Ocak 2027 22:29 tarihine kadar.

Habitify’da kitap okuma challenge’ı başlattım.

Challenge detayı:

  • Her gün minimum 30 dakika kitap okuma
  • Tür serbest
  • Günlük check-in Habitify üzerinden
  • Amaç: zinciri bozmadan okuma alışkanlığı kazanmak
     

Katılmak isteyenler aşağıdaki link üzerinden dilediği zaman challenge’a dahil olabilir. Challenge başlamış olup istediğiniz zaman katılabilirsiniz

Birlikte motive olalım.

#kitapokuma #habitify #readingchallenge

Devamını Göster
12
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

🚀NASA’nın insanlığı yeniden Ay’a taşıyacak Artemis Programı’nın ikinci görevi olan Artemis II, yaklaşık iki hafta sonra Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatılacak.

🗺Artemis Programı, insanlığı Ay’a yeniden (bu kez kalıcı olacak şekilde) taşımayı hedefleyen, NASA liderliğinde yürütülen çok uluslu bir Ay programıdır.

🛰Artemis Programı kapsamında gerçekleştirilen ilk görev olan Artemis I, 2022 yılında insansız olarak gerçekleştirilmişti. Bu görev kapsamında, NASA’nın günümüzdeki en büyük fırlatma sistemi olan Space Launch System (SLS) roketi, ilerleyen görevlerde insanları Ay yörüngesine taşıyacak Orion kapsülü ile birlikte insansız olarak fırlatılmış, Orion kapsülü Ay çevresinde başarıyla yörüngeye girdikten sonra Dünya’ya güvenli bir şekilde geri dönmüştü.

📡Yaklaşık iki hafta sonra ise SLS, 4 astronotu Ay’ın yörüngesine ulaştırmak adına Artemis II görevi kapsamında tekrardan fırlatılacak. görev esnasında, Ay ve Dünya arasındaki uzay radyasyonunun yolculuk yapan astronotlar üzerindeki etkileri ve astronotların yolculuk boyunca geçireceği psikolojik ve fizyolojik değişimler incelenecek. Aynı zamanda görev, Ay’a insanlı iniş gerçekleştirecek olan Artemis III görevinin bir provası niteliğinde olacak.

🌔Görev profili açısından Artemis II, Apollo 8 görevine oldukça benziyor. Bu görevde de tıpkı Apollo 8’de olduğu gibi astronotlar Ay yüzeyine iniş yapmadan Ay’ın yörüngesine girecek ve ardından Dünya’ya geri dönecek. Bu yönüyle Artemis II, insanlığın Apollo 17’den tam 54 yıl sonra Ay’a göndereceği ilk insanlı görev olacak ve Ay’a dönüş sürecinde çok kritik bir adımı temsil edecek.

Yazar: Bora Cüneyt Akçakın

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Discord
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Gülece Su Demir
Gülece Su Demir
24.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 4 saat önce
Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin
O zümrüt tahta kondun, bir semavi saltanat kurdun
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun!
Kaynak: Kınalı Serçe
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close