Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 1 Nisan 2014 9 dk.

Fillerin sanatçı oldukları doğru mu? Çiçeklerin, ağaçların ve hatta diğer fillerin resimlerini gerçekten yapabilirler mi? Filler, resim gibi görüntüler yaratabilen Dünya’daki, insan haricinde, tek hayvan mı?

Geçen yaz, arkadaşım bilim insanı Richard Dawkins İnternet üzerinden yayınlanan, Tayland’da çekilmiş bir video klibe bakmamı istedi; klipte Hong adındaki genç dişi bir fil, hortumunda çiçek tutarak yürüyen bir fil resmi çiziyordu. Arkadaşım, bunun sahte olup olmadığı hakkındaki fikrimi soruyordu. İnternet değişik şekillerde sahte videolarla dolu olarak bilinir, ama bu gerçek gibi görünüyordu. Fil, hortumunun ucuna takılmış boya fırçasıyla büyük beyaz bir kartona çizgiler çizmeye başlayınca gözlerime inanamadım.

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Çeviren 6 Ocak 2018 5 dk.

1984 yılı Temmuz ayında, bir adam North Carolina’da yaşayan 22 yaşındaki Jennifer Thompson’ın evine girdi ve onu bıçakla tehdit etti. Jennifer, onu öldürmemesi için saldırganı ikna ederek uzlaşmayı sağladı. Buna karşılık, saldırgan ona tecavüz edip ortadan kayboldu. Sadece birkaç saat sonra bir robot resim uzmanı ve Jennifer, saldırganın robot resmini çizmek için birlikte çalıştılar. Daha sonra polis memuru saldırgana benzeyen adamların sabıka fotoğraflarını Jennifer’a gösterdi.

Thompson, daha öncesinde hırsızlık suçundan sabıkası olan 22 yaşındaki Ronald Cotton’ın fotoğrafını seçti. Ronald polisin onu aradığını duyunca polis merkezine giderek teslim oldu. Zanlı, Thompson’ın ifadesine istinaden müebbet hapis cezasına çarptırıldı. On bir yıl sonra, DNA eşleme teknolojisindeki gelişmelerle, Thompson’dan alınan örnekler, sonunda suçunu itiraf eden farklı bir kişiyle eşleşti. Bunun sonucunda Cotton serbest bırakıldı.

25
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
122.3K UP
İnceleyen9 4 gün önce
Kitap saklamanın yasak olduğunu düşünün. Eğer komşularınız evinizde kitap görürse ihbar ediyor ve itfaiyeciler gelip kitaplarınızı yakıyor. "Durup düşünmenin" dahi yasak olduğunu hayal edin. Yolda bile düşük hızla giden otomobillere ceza yazıldığı, hayatın sürekli değişen renkler, suni gündemler ve oyalanmalarla akıp gittiği; oturma odasının duvarlarını kaplayan "aile"lerin, yani interaktif televizyonların revaçta olduğu parlak bir dünya. Peki onlarca kitap yakmış bir itfaiyeci bu düzeni sorgulamaya başlarsa?

Guy Montag, itfaiyeci, vicdanını sarsan iki büyük olay yaşamıştır. İlkin yaşıtlarının aksine doğayla iç içe vakit geçiren bir genç kızla karşılaşmış, ardından ihbar üzerine evlerine gittikleri yaşlı bir kadının kendisini kitaplarıyla yaktığına şahit olmuştur. O yaşlı kadının evinden bir kitap kaçırır Montag. İlk kez yasalara karşı gelmiş ve içinde anlam arayan bir yan doğmuştur, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Bu kitabın en çok dikkat çeken yanı sansürün baskıcı bir diktatörden değil, doğrudan halkın alışkanlıklarından doğmuş olmasıdır. Eğlence araçları gelişmiştir, gündem hafiflemiştir, kitaplar dahi hafiflemiş ve bir kitap karakterinin deyişiyle "puding hazırlama yönergesi"ne dönüşmüştür. Hiç kimse kalıcı şeyler hakkında durup düşünmek istememektedir. Kimse, "hiç var olmamış insanların başına gelen olmamış olaylar"ı okumak istememektedir. Problemler çözülmek yerine ateşe atılıp yok edilmektedir artık. Kitapların yakılması da bunun bir temsili, sonucu, göstergesi olmuştur. Dolayısıyla kitabın ana eleştirisi, tüketim çılgınlığına yöneliktir. Belki de Ray Bradbury bugünleri görmüştür, kim bilir?
9.7/10
(85 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Temmuz 2015 17 dk.

İnsan, bilimsel açıdan oldukça muğlak bir terimdir. Bunun 2 temel nedeni var: İlki, "insan" sözcüğünün bilimsel bir terim olmaması. Bu, bir canlının halk arasındaki ismidir. Örneğin "çayır köpekleri" ismi, bir canlının halk arasındaki adıdır. Fakat canlı bir köpek türü değildir; Cynomys cinsi sincaplara halkın taktığı isimlerdir. Bunun birçok örneği vardır: dağ keçisi, keçi değildir. Yeleli kurt, kurt değildir. Kral kobra, gerçek bir kobra değildir. En fenası, "tavuskuşu mantis ıstakozu" ne bir tavuskuşudur, ne bir mantistir, ne de ıstakozdur. Bu sorun nedeniyle bilim camiasında türler, tür isimleriyle anılırlar. İnsan da farksızdır. İnsan sözcüğü halk arasında kullandığımız bir isimdir ve hepimiz "insan" derken ne kastettiğimizi biliriz. Ancak bilimsel terminolojide dikkatli olmak gerekir; zira terimler çok iyi tanımlanmazlarsa, iletişimde ve araştırmalarda büyük sorunlar çıkacaktır. Buna az sonra döneceğiz.

İnsan sözcüğünün bilimsel olarak pek anlamlı olmamasının ikinci nedeni ise evrimdir. Evrimsel süreçte canlılar çok yumuşak bir şekilde değişirler. Bir tür, yeni bir türe son derece ufak basamakların birikimiyle geçer. Dolayısıyla canlıları sınıflandırmak çok güçtür. Bu nedenle taksonomistler (ya da "taksonomlar"), paleontologlar, arkeologlar ve antropologlar sürekli birbirleriyle kavga ederler. Türler arası geçiş öylesine yumuşak, evrim öylesine narin bir süreçtir ki; türleri net çizgilerle birbirinden ayırmakta zorlanırız. Ne zaman ki araya yeterince zaman koyarız, o zaman iki tür arasındaki fark daha belirgin hale gelir. Fakat bu defa da eklediğimiz zamandan ötürü kimi zaman aradaki geçişte bulunan türleri atlayabiliriz. Bu nedenle bilim insanları son derece titiz bir şekilde çalışarak türleri isimlendirmeye ve birbirinden ayırmaya çalışırlar. Böylelikle evrimsel süreçte hangi türün hangisinin atası olduğu, kimin kimden evrimleştiği, hangi türlerin daha yakın, hangi türlerin daha uzak akraba oldukları anlaşılabilir. 

183
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Adem Eker
4 gün önce
Çok değerli Evrim Ağacı ekibi, bugüne kadar yayınladıdğınız muhteşem içerikler ile ilgili size çok teşekkür ediyorum. Sizden ricam saatin icadı, yıllar içerisindeki gelişimi ve kullanımı ile ilgili bir video hazırlamanız olacak. Böyle bir ayrıntılı video yok gördüğüm kadarı ile. Ayrıca bunu da hakkıyla yapabilecek birkaç kanaldan birisiniz. Teşekkür ediyorum 🙏 
33 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 2 Haziran 2011 40 dk.

İnsanların evriminin devam edip etmediği, evrimin mekanizmalarının insanlar üzerinde halen işleyip işlemediği, işliyorsa insanın ne çeşit bir evrimsel süreçten geçtiği, bu sürecin diğer hayvanlarla benzer mi yoksa farklı mı olduğu gibi sorular, evrimsel biyolojiye ilgi duyan insanların en sık sordukları sorular arasındadır. Bu makalemizde, konuya etraflıca bir bakış atacak ve insan evriminin günümüzdeki süreçlerine dair bilimin elindeki verileri sizlere aktarmaya çalışacağız.

İlk olarak, böyle bir sorunun neden akıllarımıza geldiğine dair temel bir gerçeği irdeleyerek başlayalım: Evrim tarihinde şimdiye kadar, bildiğimiz kadarıyla, evrimin kurallarını ve vahşi doğadaki normal işleyişini bozan veya en azından aksatan, ona çeşitli şekillerde bilinçli veya bilinçsiz olarak müdahale etmeyi başaran ve bunu yaparken kendi evrim hızına etki edebilen tek bir canlı evrimleşmiştir: İnsan (Homo sapiens). İnsanın bu sıradışı becerisinin temel kaynağında ise, yine evrimsel sürecin son derece kıymetli ve ilgi çekici ürünlerinden birisi olan beyin ve bir organ olarak beynin evrimleşmesi süreci sırasında birer yan ürün olarak ortaya çıkan algı, zeka, düşünce, bilinç, farkındalık gibi olgular yatmaktadır. Beynin evriminin detaylarını diğer makalelerimizde detaylıca işlemiştik; dolayısıyla burada tekrar değinmeyeceğiz. Lakin bilinmelidir ki, beynin yapısal özellikleri karmaşıklaşıp özelleştikçe, bizim genel olarak "zeka" diye tabir ettiğimiz üst düzey bilişsel fonksiyonların doğası da karmaşıklaşmakta ve özelleşmektedir. Bu bakımdan insanın (ve insan beyninin) evrimi son derece ilgi çekici olsa da, pek de "inanılmaz", "olağanüstü" ya da "akıl almaz" değildir.

138
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 27 Haziran 2024 4 dk.

Science dergisinde yayınlanan bir çalışma, küresel olarak bitkiler tarafından depolanan karbonun daha geçici ve iklim değişikliği etkilerine karşı daha savunmasız olduğunu ortaya koyuyor. Londra Emperyal Kolejinden Dr. Heather Graven liderliğindeki araştırma, mevcut iklim modellerinin bitkilerin yıllık olarak emdiği karbondioksit miktarını önemli ölçüde düşük tahmin ettiğini, tutulma süresini ise olduğundan fazla tahmin ettiğini gösteriyor.[1]

Bu, karbonun beklenenden daha erken atmosfere geri salındığını gösteriyor. Bu durum, fosil yakıt emisyonlarının hızla azaltılması gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca büyük ölçekli ağaç dikimi gibi doğa temelli karbon uzaklaştırma stratejilerinin etkinliğinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Prof. Dr. Hakan Yaman
Yazar 14 Ocak 2022 11 dk.

Fotoğraf çekmek, erken dönemlerde sanatsal ya da belirli ölçüde zenaatsal bir eylem iken, günümüzde akıllı telefon kullanımı ile amatör bir hal aldı. Günümüzde bireyler, fotoğraf çekimini, sanatsal bir eylemden ziyade, gündelik yaşantının elzem bir parçası olarak sosyalleşmede kullanmaktadır. Fotoğraf, aile ya da yakınlar ile buluşulunca bu birlikteliği belgelemek ve buluşma ritüelini tamamlamak için kullanıyorken, gezi amacıyla gidilen yerlerde geçmişi anımsamak ve anıları korumak için bir araç hâline gelir. Eğlenceli geçen veya sahiplenilmek istenen bir "an", görsel ortamda muhafaza edilir. Geçmişte kalan bir zaman dilimi ya da ortama fotoğraf ile yeniden ulaşılabilir. Zamanla ya da insan eliyle yok edilen ortam, mekan ya da ilişkilerin "yalancı mevcudiyetlerine", fotoğraflarda şahit oluruz.

Fotoğrafın bir diğer kullanım alanı ise belgelemedir. Bürokrasinin kontrol ve kaydetme aracı olarak, indirgemeci ve soğuk biçimde fotoğraf kullanılır. Burada arzuyu temsil etme gibi bir dert yoktur. Dolayısıyla genellemelere ve arketiplere dayalı soyut bir ifade arayışı bulunmaz. Görsel araçlarla elde edilecek bilgi, teknoloji ve enformasyon düzeyine indirgenir.

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Mart 2021 18 dk.

Proteinler, canlı organizmaların kas, saç, kolajen gibi vücut dokularında yapısal olarak yer alan; buna ek olarak enzim ve antikor örneklerinde olduğu gibi fonksiyonel olarak da görev alan; aminoasit adı verilen yapıtaşlarının bir veya birden fazla zincir oluşturacak şekilde bir araya gelmesiyle oluşan; karbon, hidrojen ve oksijene ek olarak her zaman azot ve kimi zaman sülfür içeren, canlıların var oluşu ve sağlığı için vazgeçilmez öneme sahip, büyük biyomoleküllerdir (makromoleküllerdir). Biz insanlar, proteinlerimizi vücudumuzda üretir veya dışarıdan beslenme yoluyla alırız; benzer şekilde, vücudumuzdaki aminoasitlerin bir kısmını kendimiz üretebilirken, diğerlerini dışarıdan, o aminoasitleri üretebilen canlıları yiyerek almamız gerekir.

Bu teknik tanımı birazcık daha sadeleştirecek olursak: Proteinler, genellikle kas dokusu ile ilişkilendirilir; ancak canlılığı oluşturan bütün doku ve organların yapısında proteinler görev alır. Proteinler, aminoasit denen daha ufak moleküllerin uca, üst üste, yan yana peptit bağı adı verilen bir bağ türüyle bağlanması sonucu oluşan bir molekül kompleksidir. Peptit bağı, aminoasitlerin su kaybetmesi (dehidrasyonu) ile oluşan, kovalent yapılı bir bağdır. Aminoasitleri, farklı renklerde boncuklar olarak düşünecek olursanız, proteinler de bu boncukların bir araya gelmesinden oluşan kolyeler gibidir. Her boncuk; karbon, oksijen, hidrojen, azot ve bazen kükürt atomları içeren aminoasidi temsil eder. Yani bir protein, esasen bu küçük tekil aminoasitlerden oluşan bir dizedir.

138
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 1 gün önce 2 dk.

Nanometre, SI yani Uluslararası Birimler Sisteminde bir metrenin milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Matematiksel olarak 1x10−9m1x10^{-9}m olarak ifade edilir. Bir metreyi bir milyar eşit parçaya böldüğümüzde her parça 1 nanometredir. Nano kelimesi etimolojik olarak Yunanca "cüce" anlamına gelen "nanos" kelimesinden gelmektedir.[1] Ölçek; atomların, biyomoküllerin ve pek çok modern nanoteknolojik yapının boyut aralığını temsil etmektedir.[3]

Nanometreyi çok daha iyi anlayabilmek adına milimetre (mm) ve mikrometre (μm) ile kıyaslayabiliriz. Neredeyse hepimiz milimetreye aşinayız, gündelik hayatta çok ufak olarak kabul ettiğimiz ölçüler artık bunlar oluyor. Yaptığımız mekanik tasarımların önemli bir kısmı, milimetrik hataları tolere edebiliyor. Bu noktada 1 milimetrenin, 1 metrenin 1000'de 1'i ya da 1 santimetrenin 10'da 1'i olduğunu hatırlayalım.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Burak Can Şahin
Burak Can Şahin
20.2K UP
Üye 4 gün önce
Genel olarak bilim üzerine ve birçok bilgi, teknik terim, sayısal veri içeren videoları izlemek daha konforsuz geliyor. Yazı okurken oradaki bir şeyi duraklayıp daha detaylı araştırmak daha kolay oluyor, yazılarda bir şeyleri işaretleyebiliyorum ve genel olarak daha kolay ve zevkli geliyor okumak.
1 Cevap - 379 görüntülenme
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Sinan Arslan
Sinan Arslan
108.2K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, Çorum
Prunus insititia
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Başarılar.Ilgiyle takip ediyorum..
Kerim Dilek
Üye 15 Ekim 2024
Lütfen yardı.m
174 görüntülenme
Bu sorunu nasıl çözerim?
Bu sorunu nasıl çözerim?
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)