Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ferit Görür
Ferit Görür
252.5K UP
Çeviren 16 saat önce 6 dk.

Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, Kuzey Yarımküre genelinde iklimi düzenlemeye yardımcı olan büyük bir okyanus akıntı sisteminin, bu yüzyılın sonuna kadar bilim insanlarının daha önce tahmin ettiğinden çok daha ciddi bir şekilde zayıflaması muhtemel görünüyor.

Atlantik Meridyenel Devinim Dolaşımı (İng: "Atlantic Meridional Overturning Circulation" veya kısaca AMOC), sıcak suyu tropik bölgelerden kuzeye taşıyan, batıp güneye dönmeden önce atmosfere ısı salan geniş bir akıntı sistemidir.

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Öne Çıkan İnceleme
Tuygur Can Seçkin
İnceleyen10 14 Mayıs 2024
Spoiler Uyarısı;
Kurgusal bir hikaye yarattığınızda, ona belirli kurallar koyarsınız.
İzleyici için kurguladığınız evrende neyin olup neyin olamayacağını belirlersiniz. Örneğin, Yıldız Savaşları için yazarlar uzay yolculuğu, galaksiler arası savaş, yapay zeka, uzaylılar, güç ve daha fazlasını oluşturmak zorundaydı. Karayip Korsanları için yazarlar, korsanların kurgusal olmayan dünyası ile mistisizm ve efsanenin kurgusal dünyasını kurmak zorundaydılar. Kurgusal bir evrenin kuralları hikayenin başlarında belirlenmelidir. Aksi takdirde, izleyici daha sonra hikayeye inanmayacaktır. Evreninizin kurallarını bir kez koyduğunuzda, bu kurallar çiğnenemez, değil mi?
Bugün Looper'a bakmak ve şu soruyu yanıtlamak istiyorum: "Hikaye kendi kurallarına uymak zorunda mı?"
Looper zaman yolculuğu hakkında bir bilimkurgu aksiyon filmi. Konusu Joe adında bir Looper hakkında. Joe gelecek zamanda bir mafya için çalışmaktadır. İzleme teknolojisi nedeniyle gelecekte insanları öldürmek ve bundan paçayı kurtarmak zordur, bu nedenle mafya insanları geçmişe gönderir ve Looper'lar da onları öldürür ve cesetlerini imha eder. Bu katillere Looper(Döngücü) denmesinin nedeni, mafya için yararlılıkları sona erdiğinde, 30 yıl daha hayatta kalmışlarsa, 30 yıl sonraki benliklerinin vurulup öldürülmek üzere onlara geri gönderilmesidir. Buna döngüyü kapatmak denir. Bundan sonra, hayatınızın sonraki 30 yılının tadını çıkarırsınız. Bu Joe'nun da başına geliyor, tıpkı diğer Looper gibi. Sorun şu ki, eski hali ölmeye hazır olarak geri dönmüyor; gelecekten Yağmur Yağdıran (Rain Maker) adında güçlü bir kötü lideri bulmak ve onu çocukken öldürmek niyetiyle geri dönüyor.
Ayrıca telekinezi de var. Bu filme sonradan eklenmiş gibi hissettirse de bize verilen evren bu: Zaman Yolculuğu ve Telekinezi. Her ne kadar telekinezi başlangıçta biraz eğreti dursa da, izleyiciyi sonunda bununla ilgili olanlara inandırıyor. Ancak filmdeki zaman yolculuğu, bu sahnede artık genç Joe olan yaşlı Joe'nun döngüsünü kapatmasını izlediğimizde karışıyor. Onu Çin'e giderken ve hayatının aşkıyla yuva kurarken izliyoruz. Sonra Yağmur Yağdıran onu geri gönderdiğinde, o da döngüsünü kapatmaya gelir. Yaşlı Joe'nun karısı kazara ölür ve yaşlı Joe, Yağmur Yağdıran'ı çocukken bulup öldürme görevine başlar. Ama bir sorun vardır. Filmin sonunda, yaşlı Joe'nun Yağmur Yağdıran'ı öldürme görevinin aslında Yağmur Yağdıran'ı yarattığını öğreniyoruz. Ancak bu durum mantıken mümkün değildir. Eğer yaşlı Joe, genç Joe iken döngüsünü kapatıp eski halini öldürdüyse, ki biz bunun gerçekleştiğini izliyoruz, o zaman Yağmur Yağdıran gerçekten var olur ve Joe büyüyüp hayatının aşkıyla tanışır ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Ancak yaşlı Joe aynı anda hem Yağmur Yağdıran'ın sebebi hem de kurbanı olabiliyorsa, o zaman bu sadece bir değil birden fazla zaman akışı olduğu anlamına gelir.
Yaşlı Joe aslında lokantada bu fikri ima eder: "Çünkü anılarım gerçek anılar değil, şu anda sadece tek bir olası durum var ve olasılıkları arttıkça ya da azaldıkça daha da netleşiyor ya da bulanıklaşıyor." Ama eğer durum buysa, genç Joe kendini öldürdüğünde yaşlı Joe neden ortadan kayboluyor? Yaşlı Joe'nun kendi mantığına göre, o pek çok sonuçtan sadece bir tanesidir. Dolayısıyla, yaşlı Joe ve genç Joe aynı zaman akışından olmadıkları için var olmayı bırakmaz. Ama aynı zamanda lokantada yaşlı Joe, genç Joe'nun yaptıklarını yaptıktan sonra hatırladığını söyleyerek tek bir zaman akışını savunur: "Sen yaptıktan sonra ne yaptığını hatırlayabiliyorum." Ancak bu hiç mantıklı değil çünkü zamanda yolculuk yaptıktan sonra neden anılarını kaybetsin ki? Ayrıca Joe gençken eski haliyle hiç karşılaşmamıştı, dolayısıyla tamamen farklı bir anılar dizisine sahip olacaktı.
Yani gerçekten düşünürseniz, Looper'ın tüm konusu mantıklı gelmiyor. Ama seyrederken gayet mantıklı, çünkü filmi izlediğinizde bunu hiç düşünmüyorsunuz. Ya da düşünürseniz, yine de hikayeye kendinizi kaptırıyorsunuz. Hikayenin tüm konusu kendi kurallarını çiğnemek üzerine kurulu olsa da izlemeye devam ediyorsunuz. Bu mantık örtüşmezliğine rağmen Looper asla kötü bir film değil, hatta harika bir film
Bu film aslında bu çelişkiyi bir arada tutabildiği için övülmeli. Peki bunu nasıl başardı?
Çünkü filmden çıkarmanız gereken mesajın zaman yolculuğuyla hiçbir ilgisi yok. Bunun ilk sinyallerini genç ve yaşlı Joe'nun lokanta sahnesinde, yaşlı Joe, genç Joe'nun zaman yolculuğu ile ilgili detayları kendisine sormasında hiddetlenip, "Önemli değil, bunlar hiç önemli değil." diyerek bağırmasında görüyoruz.
Gerçekten bir zaman yolculuğu filmi izlemiyoruz...
Bencilliğinin üstesinden gelen bir ana karakter hakkında bir film izliyoruz...
Dönüştüğü kişinin gözlerinin içine bakma gibi inanılmaz bir ayrıcalığa sahip olan ve bundan 30 yıl sonra hala aynı bencil adam olduğunu fark eden bir karakterin ızdırap dolu hikayesini izliyoruz...
Bir çocuğun annesine ne kadar ihtiyacı olduğunu gösteren bir film izliyoruz...
Sevilmenin sizi nasıl değiştirdiğini ve bu sevgiyi alamamanın sizi bir canavara dönüştürebileceğini izliyoruz...
Bir çocuğa bakıp onun da kendisi gibi kötü bir yola düşebileceğini görebilen bir adamın uyanışını izliyoruz...
Ve bu uyanış sonrasında tüm hayatını bencilce yaşamış bir insanın başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatını hiçe sayan bir karar vermesini izliyoruz...
Bence bilim kurgu öğeleri bir yana, sadece bu yönleri ile dahi tek kelime ile harika bir film.
Oyunculuklar da cabası.
İyi seyirler dilerim.
10.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Bu inceleme Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
İrem Kaplan
İrem Kaplan
206.2K UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Antalya
Gözlem Tarihi: 9 Mayıs 2026 (Larva için)

Habitat: İğne yapraklı kızılçam (Pinus brutia) orman tabanı.

Uçuş Dönemi Notu: Ergin uçuş dönemi Haziran - Ağustos ayları arasıdır. Mayıs ayındaki saha kaydı sadece larva evresini kapsamaktadır; ekteki ergin görseli karşılaştırma amaçlı geçmiş bir gözleme aittir.

Saha Gözlem Notu ve Açıklama
"Bu kayıt, aynı türe (Dendrolimus pini) ait iki farklı zaman dilimindeki morfolojik evreleri bir araya getiren bir 'yaşam döngüsü' verisidir.

Ana gözlemimiz 9 Mayıs tarihinde Antalya lokasyonunda yapılmıştır ve bu tarihte türün larva (tırtıl) evresi canlı olarak kaydedilmiştir. Yan tarafta paylaşılan ergin (güve) birey görseli ise, bu gözleme ait olmayıp, türün ergin morfolojisini ve uçuş dönemini doğrulamak amacıyla arşivimden eklediğim daha önceki bir gözlem kaydına aittir. Dendrolimus pini erginlerinin Akdeniz popülasyonlarında uçuş zamanı Haziran’dan Ağustos’a kadar sürer; dolayısıyla Mayıs ayında sahada ergin bireyle değil, pupa (koza) evresine geçmeye hazırlanan olgun larvayla karşılaşılması türün fenolojisiyle tamamen uyumludur."

Türlerin Kısa Morfolojik ve Gözlem Detayları
Larva (Tırtıl) Gözlemi
Morfoloji: Mayıs ayında fotoğraflanan larva, gelişiminin son evrelerine gelmiş olgun bir bireydir. Gövde üzerinde dikey hat boyunca uzanan kesikli beyaz lekeler ve lateral (yan) kısımlardaki yoğun, gri-kahverengi tüylü (setae) yapı en belirgin karakteridir. Bu tüyler predatörlere karşı mekanik koruma sağlar.

Gözlem Notu: Larva, beslendiği kızılçam ağacının tacından inerek orman tabanındaki taşlık ve odunsu döküntüler arasında, koza örmek için korunaklı bir mikro-habitat ararken (aktif halde) tespit edilmiştir.

Ergin (Güve) Gözlemi (Geçmiş Tarihli Kayıt)
Morfoloji: Lasiocampidae familyasına özgü heybetli ve tüylü bir vücut yapısına sahiptir. Ön kanatların tam ortasında yer alan kontrast, net beyaz renkli minik discal leke (nokta) türün en tipik morfolojik imzasıdır. Kanat genelindeki kahverengi, gri ve kızıl dalgalı bantlar çam kabuğuyla kusursuz bir mimesis (kamuflaj) sağlar.

Gözlem Notu: Gececil (nocturnal) bir tür olan ergin birey, uçuş dönemi içerisinde (Haziran-Ağustos) gündüz saatlerinde predatör baskısını azaltmak amacıyla bir çam gövdesinde tamamen hareketsiz ve pasif halde dinlenirken fotoğraflanmıştır.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
NOAA Okyanus ve Atmosfer
1 gün önce
Ağustos 2025'te Alaska, St. George Adası'nda 21 Kuzey Kürk Foku ölü bulundu. Görünürde hiçbir ipucu yoktu; NOAA Fisheries, sağlıklı hayvanlarda yara veya hastalık bulamayınca gizem derinleşti. 🕵️‍🔬

Mikroskobik incelemeler, otopsi ve testlerle zararlı alg patlaması kaynaklı saxitoxin tespit edildi. Bir fokta kaydedilen en yüksek seviye saptandı.

Arktik suları ısındıkça bu alg patlamaları artıyor. Deniz memelisi sağlığını izleyip değişimleri anlamak üzere St. George ve St. Paul Adası topluluklarıyla iş birliği içindeyiz.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
252.5K UP
Çeviren 3 gün önce 11 dk.

Steve Ramirez, acı verici anıların ne kadar yıkıcı olabileceğini çok iyi biliyor. 2015 yılında farelerde anıları yönlendirme üzerine çalışan bir doktora adayıyken, yakın arkadaşı ve laboratuvar ortağı Xu Liu 37 yaşında beklenmedik bir şekilde hayatını kaybetti.

Arkadaşının anılarıyla boğuşurken, işiyle ve günlük yaşamıyla başa çıkmakta zorlanmaya başladı.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Orçun Deniz Can
Bu konulara meraklı birisiyim. 3 gün önce Sen de Cevap Ver
Biri size "Bu hayatta herkes ne yapıyorsa kendisi için yapıyordur" gibi bir cümle kursa idi, ona nasıl bir cevap verirdiniz?
Biri size "Bu hayatta herkes ne yapıyorsa kendisi için yapıyordur" gibi bir cümle kursa idi, ona nasıl bir cevap verirdiniz?

Benim bu konudaki fikrim arkadaşın sana dediğiyle tamamen paralel. En uç örneklerde bile mesela bir annenin çocuğu için kendi canını feda etmesi dahi tamamen insanın kendisi için yaptığı bir şeydir, çünkü anne o an bunu yapmasaydı bütün hayatı boyunca bunun acısını çekecekti. Neredeyde her durumda bu böyle ve bence bunu en iyi ve en detaylı anlatan kitapta Mark Twain'in İnsan Nedir? Adlı kitabıdır. Şiddetle tavsiye ederim ama elbette karşıt görüşleride araştırmak okumak lazım.

[1]

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. M. TwainBu. (2015). İnsan Nedir?. ISBN: 9786059203043. Yayınevi: Dedalus Kitap. sf: 80.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
206.2K UP
Türü Ekleyen 5 gün önce
Lycaenidae, Lepidoptera takımı içerisindeki en büyük kelebek familyalarından biri olup, küçük boyutlu fakat son derece çeşitli renk ve desen özelliklerine sahip türleri kapsar. Bu familya içerisinde “maviler”, “bakırlar” ve “saçaklı kanatlılar” olarak bilinen birçok grup bulunur. Özellikle metalik mavi, turuncu ve mor tonlardaki kanat renkleriyle dikkat çekerler.

Bu familyanın üyeleri genellikle küçük ve narin yapılıdır. Kanat yüzeylerinde ince desenler, göz benekleri ve ışığa bağlı renk değişimleri görülebilir. Birçok türde erkek bireyler daha parlak ve dikkat çekici renklere sahipken, dişiler daha mat tonlarda olabilir.

Lycaenidae familyasının en dikkat çekici biyolojik özelliklerinden biri, bazı türlerin karıncalarla geliştirdiği simbiyotik ilişkidir. Larvalar özel salgılar üreterek karıncaları kendilerine çeker ve karşılığında korunma avantajı elde eder. Bu ilişki, böcekler arası ortak evrimin önemli örneklerinden biri kabul edilir.

Ekolojik olarak bu familya üyeleri çayırlık alanlar, orman açıklıkları, bozkırlar ve dağ habitatları dahil olmak üzere çok geniş bir çevresel dağılım gösterir. Larvalar çoğunlukla belirli bitki türlerine bağımlı şekilde gelişir. Ergin bireyler ise nektarla beslenerek polinasyon süreçlerine katkıda bulunur.

Familya içerisindeki önemli cinslerden bazıları:

Glaucopsyche
Polyommatus
Lycaena
Callophrys

olarak sıralanabilir.

Lycaenidae, yalnızca küçük ve renkli kelebeklerden oluşan bir grup değil;
renk evrimi, simbiyotik ilişkiler ve ince ekolojik uzmanlaşmalar açısından Lepidoptera içerisindeki en dikkat çekici familyalardan biridir.
0
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Gözlediğimiz Evren değil, Evren'in bizim sorgulama yöntemimiz sonucunda ortaya döktükleridir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
26
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
221.7K UP
İnceleyen 5 gün önce
Merhaba
Kitabı paylaşıp okumama neden olan arkadaşımıza teşekkür ederim. Giordano Bruno (1548–1600), İtalyan filozof, düşünür, eski bir Dominiken rahibidir.

Dominican Order (Dominiken Tarikatı), 13. yüzyılda İspanyol rahip Saint Dominic tarafından kurulan Katolik bir dini tarikattır. Resmi adı “Vaizler Tarikatı”dır (Order of Preachers). Temel amaçları Hristiyanlığı öğretmek, vaaz vermek, eğitim faaliyetleri yürütmek ve dönemin “yanlış inanç” olarak görülen fikirlerine karşı dini savunmaktı. Dominikenler özellikle eğitimli rahipleriyle tanınırdı; üniversitelerde ders verir, felsefe ve teolojiyle ilgilenirlerdi. Bu yüzden birçok düşünür ve akademisyen bu tarikattan çıkmıştır. En bilinen isimlerden biri de Thomas Aquinas’tır. Ancak Dominiken Tarikatı’nın tarihindeki tartışmalı yönlerden biri, bazı üyelerinin Orta Çağ’daki Engizisyon mahkemelerinde görev almasıdır. Bu yüzden tarikat bazen dini otorite ve sorgulamalarla da anılır.

Yazar astronomiyle ilgilenen bir entelektüel ve Rönesans döneminin en sıra dışı isimlerinden biridir. En çok, dönemin kabul gören düşüncelerine karşı çıkması ve düşünce özgürlüğünü savunmasıyla tanınır. Ancak onu yalnızca “yakılarak öldürülen filozof” olarak görmek eksik olur; Bruno aynı zamanda evren, insan zihni, din, hafıza ve sonsuzluk üzerine oldukça cesur fikirler geliştiren bir düşünürdü.

Küllerin Şöleni, ilk bakışta sadece felsefi bir tartışma kitabı gibi görünse de aslında bir düşünce cesareti metni. Giordano Bruno burada yalnızca evreni değil, insanın düşünme biçimini de sorguluyor. Kitap, Kopernik’in Güneş merkezli evren anlayışını savunurken dönemin dar kalıplarına, dogmalarına ve düşünce korkusuna da sert bir eleştiri getiriyor. Ama bunu kuru bir bilim diliyle değil; zaman zaman alaycı, zaman zaman öfkeli, bazen de şaşırtıcı derecede insani bir anlatımla yapıyor.

Kitabı okurken insan şunu hissediyor. Bruno’nun derdi sadece “Dünya dönüyor mu?” sorusu değil. Onun asıl meselesi, insanların neden düşünmekten korktuğu. Çünkü Bruno’ya göre evren sandığımızdan çok daha büyük, insan bilgisi ise çoğu zaman kendi korkularının içine sıkışmış durumda. Özellikle kitabın diyaloglar üzerinden ilerlemesi, metni klasik bir felsefe kitabından daha canlı kılıyor; sanki bir masada oturmuş, dönemin insanlarının tartışmalarını dinliyormuşsunuz gibi.

Kendi adıma bu kitabı okurken en çok etkileyen şey, Bruno’nun yalnızlığı oldu. Çünkü bazen haklı olduğunu düşündüğünüz bir şeyi savunmak, çoğunluğun içinde tek başına kalmayı göze almak demektir. Bruno’nun satırlarında bir bilginin heyecanı kadar, anlaşılmamanın yorgunluğu da var gibi hissettim. Özellikle bugün bile farklı düşüncelerin kolayca dışlanabildiği bir dünyada, onun sözleri insanı ister istemez düşündürüyor.

Elbette kitabın zorlayıcı tarafları da var. Dil zaman zaman ağırlaşabiliyor; çünkü eser hem Rönesans dönemi tartışmalarını hem de dönemin bilimsel ve dinsel polemiklerini taşıyor. Eğer “akıp giden roman” beklentisiyle okunursa yorabilir. Ama biraz sabırla ilerleyince, metnin altında çok daha büyük bir soru beliriyor: İnsan gerçekten bildiğini mi savunur, yoksa alıştığını mı?

Sonunda bana kalan his şu oldu. Küllerin Şöleni, sadece astronomi veya felsefe kitabı değil; düşünce özgürlüğünün bedeli üzerine yazılmış bir metin gibi. Bruno sanki bize şunu anlatır “Evrenin büyüklüğünden korkmayın; asıl korkmanız gereken, zihninizi küçültmektir.” belki de bu yüzden kitap, yüzyıllar geçse bile hala güncel hissettiriyor. Bazen insan, geçmişte yaşamış bazı insanların bugünden daha cesur olduğunu düşünmeden edemiyor.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : La Cena De Le Ceneri
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eyüp Gassaloğlu
İnceleyen9 1 gün önce
Martin Eden, aslında o klasik "çok çalıştı, inandı ve sonunda başardı" anlatan kişisel gelişim zırvalarından biri değildir. Aksine, "Cehalet mutluluktur, fazla okursan kafayı yersin" diyen, zirveye tırmanıp manzaranın aslında koca bir çöplük olduğunu fark eden bir adamın trajikomik uyanış hikayesidir.

Aşk Uğruna Başlayan "İnekleme" Evresi ve Burjuva Balonu
Olaylar tamamen Martin'in Ruth adında, porselen gibi kırılgan, zengin ve kültürlü "sandığı" bir kıza tutulmasıyla başlar. Martin tam bir denizci, kaba saba bir adam. Sırf kıza yaranmak, onun o "yüce ve elit" dünyasına girebilmek için yemiyor, içmiyor, uyumuyor; sabahlara kadar felsefe, sosyoloji, edebiyat ne varsa yutuyor.
Ruth'u ve onun sınıfını Olimpos Dağındaki tanrılar sanıyor. Fakat Martin'in beyni açıldıkça, okuduklarını sindirdikçe bir gün o acı gerçekle yüzleşiyor: "Lan ben bu insanları gözümde ne büyütmüşüm!" Taptığı o burjuva takımı aslında kendi fikirleri olmayan, papağan gibi ezberledikleri ahlak kurallarını tekrarlayan, sıkıcı ve sığ tipler çıkıyor.

Nietzsche'le Kafayı Sıyırmak
Martin okudukça evrim teorisine ve Nietzsche'ye fena takar. İçindeki "Üstinsan" uyanır. "Ben güçlüyüm, en dipten geldim ve kendi irademle hepinizi ezip geçeceğim!" triplerine girer. Kendi zekasına ve potansiyeline o kadar inanır ki, herkesi (cahil bulduğu işçi sınıfını da, ikiyüzlü bulduğu zenginleri de) hakir görmeye başlar. Kimseye ihtiyacı olmadığını sanır. Ama Jack London burada arka planda bıyık altından güler ve bize şunu fısıldar: "Aşırı bireycilik ve kibir adamı işte böyle zehirler." Martin o kadar tek başına bir kavgaya girer ki, sonunda onu hayata bağlayacak tek bir dostu, inancı ya da dayanağı kalmaz.

Şöhret Gelince Ortaya Çıkan Sahte Akrabalar
Kitabın en büyük şakası ve Martin'in nihilizme çakıldığı yer son bölümdür. Martin açlıktan nefesi kokarken, en şaheser yazılarını yazarken kimse yüzüne bakmaz. Ruth bile "Sen adam olmazsın, sigortalı bir işe gir" diyerek onu terk eder. Ne zaman ki Martin'in yazıları tesadüfen patlar, parayı ve şöhreti bulur... Ooo! Dün selam vermeyen elitler "Martinciğim akşam yemeğe bize gelsene" demeye başlar. Ruth bile "Ben ettim sen etme" diyerek kapısına dayanır. Martin haklı olarak tiksinir hepsinden. "Lan ben aynı adamım! Yazılar da çekmecede duran aynı yazılar. Siz benim aklıma ya da ruhuma değil, kazandığım paraya ve ismime geliyorsunuz!" diyerek o buz gibi gerçekle yüzleşir.
Bütün bu sahtelikten ve ikiyüzlülükten midesi bulanan Martin, kendini okyanusun karanlık sularına bırakır. Ama Jack London'ın içindeki o edebi "ruh hastası" bu intiharı öyle bir yazar ki, oturduğunuz yerde nefessiz kalırsınız.Bedenin yaşama içgüdüsüyle beynin o mutlak ölüm arzusu arasındaki korkunç kavgayı okurken sayfalardan genzinize tuzlu su kaçar. "Ulan Martin mi boğuluyor, ben mi?" diye panik atak geçirir, boğulma hissini iliklerinize kadar yaşarsınız. Aydınlanmanın ve kibrin bedelini, okuru da o suyun dibine çekip ciğerlerini yakarak ödeten, tokat gibi sarsıcı bir kapanıştır.
Kitap
9.7/10
(109 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağan Yetkin Seyit
Üye 2 gün önce
1 Cevap
Hantavirüs medyada abartıldığı gibi Koronavirüs kadar hızlı yayılıp bir pandemi oluşturabilir mi?
Hantavirüs medyada abartıldığı gibi Koronavirüs kadar hızlı yayılıp bir pandemi oluşturabilir mi?
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Söz
Ekrem Özdemir
Ekrem Özdemir
54.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 2 gün önce
Mutluluk...
Kaçar,kovalarsın
Kaybolur,ararsın
Yaklaşırsın,yakalayamazsın
Gölgesini bulursun,anca...
Kaynak: Mutluluğu bulamayışımın bana verdiği ceza...
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Sinema, sadece 100 yıldan birazcık uzun bir süredir var. Resim veya tiyatronun 100. yılında yaşadığınızı düşünün. Bu inanılmaz yolculuğun nereye gittiğini bilmiyoruz."
Christopher Nolan
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)