Canlılık sürdürülebilirlik demek ise ölüm bunun zıttıdır!
Hayatta homo-sapiens (Düşünen insan) olarak illaki ölümü sorgulamışızdır. Ölüm kavramı özneldir! Herkes ölümü tanımlamada özgürdür. Ancak bu soruyu cevaplarken net olmak amacıyla materyalist yaklaşacağım: Canlılık sürdürülebilirlik demek ise ölüm bunun zıttıdır!
Bütün canlıları yaşamayan maddeden ayıran ortak özellik sürdürülebilir olmaktan geçer. Eylemleri birbirini tekrarlar ve varlıklarını aktarmaya, çoğaltmaya, büyütmeye ve korumaya devam ederler. Bu başlı başına canlıların sürdürülebilir olmaya çalışan makineler olduklarını gösterir.
Ölüm canlı için nedir?
Canlı artık yaşamsal fonksiyonlarını sürdüremez ise ölür. Bu onun canlılık gösteremeyeceği anlamına gelmez. Çünkü yeni ölmüş bir canlı hala hücre yapısını korumaya devam edebilir. Hasar almamış sistemleri kalan atp sayesinde çalışmaya devam edebilir. Kasları kasılmaya devam edebilir. Ancak ölüm bunun sürdürülebilir olmamasından gelir. Ölüm canlı için sondur. Geriye sadece biyolojik kalıntılar aktarılmış bilgiler ve evrende bıraktığı izler kalır.
İnsan için gelicek olursak, ölüm nispeten büyük ve trajedik bir sonmuş gibi gelebilir. Ancak bu sadece dönüşümün bir noktasıdır. Bizler ölüm sonrası bedenlerimiz genellikle farklı yırtıcıları beslemek için işe yaramıyor. Ya yakılıyor ya da gömülüyor. Toprak tarafından bir sürü farklı canlının arasında vücudumuz o canlılara besin ya da yakıt işlevi görüyor. Mantarlar yani ayrıştırıcı onca canlı toprağı zenginleştirmemiz için bizi kullanıyor. Yeni yaşamlara daha iyi bir ortam sunuyoruz. Mezarımıza ekilen bir ağaç ya da çiçek aslında bizim vücudumuzdan arta kalmış maddeleri kendi bedenlerinde kullanılıyor. Bu sürdürülebilirdir! Yani bizde dahil onca canlı ölseler bile varlıkları başka canlıların sürdürülebilir işlemlerinde kullanılmaya devam ediyor.
Ölüm sonrası vücutta neler yaşanır?
not: Burayı açıkcası sorunuza daha iyi cevap verebilmek için yazıyorum.
İnsanlar ölüme yaklaştıkça beyinleri onları hayatta tutmak için "life flashes before your eyes" dediğimiz en sinirsel tetikleyici anılarımızı canlandırır. Bunlar belki de beyin hücrelerimizi tetiklemek içindir. Belki de hayatta kalmak için bizleri motive eden bir hareketttir. Ancak en nihayetinde birey öldüğünde kalbi kan pompalamayı, akciğerleri nefes alışverişini bırakır. Bunun sebebi artık çalışmayan beyin sapıdır. Vücut hayati işlemleri kontrol eden bölgenin aktivitesini kaybetmiştir. Geri dönüş yoktur. Eğer spesifik durumlar değilse birey artık atp ihtiyacını karşılamayaz ve canlı sürdürülebilir sistemini kaybetmiştir. Vücutta kalan enerji bir kaç kasılmayı sağlamak dışında artık sadece bir kalıntıdır. Yavaş yavaş vücut ısısı düşer. Bu homeostazinin artık sağlanmadığının bir işaratidir. Enzimler yavaş yavaş durma noktasına gelir. Enzimler durdukça vücut kimyasal tepkime gerçektiremez olur. Basitçe uygun koşullarda başlayan sistemimiz düzeltilemez bir noktaya gider.
Kısacası, ölüm canlı için sürdürülebilirlik neyse tam olarak onun zıttıdır.