Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Ezgi Ersoy
Ezgi Ersoy
61.3K UP
Yazar 21 Haziran 2022 21 dk.

Kenevir (veya "kendir"), Cannabis sativa bitkisinin Türkçe ismidir. Bu bitkinin çeşitli kısımlarının toz edilip sarılarak tüketildiği hali ise "esrar" (veya "marihuana") olarak bilinmektedir. Aslen Orta ve Güney Asya'da yetiştirilen kenevir, asırlar boyunca hem keyfî hem de tedavi edici amaçlarla kullanılmıştır. Cannabis içerisindeki ana psikoaktif madde, tetrahidrokannabinol (kısaca "THC") olarak bilinen bir moleküldür. Kenevir; dumanı içe çekilerek, buharlaştırılarak, besin maddeleri içine katılarak veya ekstrakt olarak kullanılarak tüketilebilir.

Kenevir kullanımından bahsederken temel olarak iki amaçla kullanımı esas alınmaktadır: Keyif verici amaçla kullanım ve tıbbi amaçla kullanım. Bu yazımızda da özellikle bu iki tip kullanım üzerinde duracağız. Fakat kenevir bitkisi, bunların dışında birçok farklı sanayi kolunda da yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Örneğin bitkiden üretilen lif, yüzyıllardır hem tekstil sektöründe hem de kağıt yapımında yaygın olarak kullanılmıştır. Sentetik liflerin geliştirilmesinden önceki süreçte halat yapımında en çok tercih edilen kenevir lifleri olmuştur. Ayrıca kenevir tohumları (akenleri), kuş yemi olarak kullanılmıştır. Kenevir tohumları insanlar tarafından da besin olarak tüketilmektedir. Ayrıca tohumlarından elde edilen yağ; cila, boya, sabun yapımında kullanılır. Ülkemizde de şile bezi ve Rize bezi gibi özgün dokuma teknikleri ile beraber, geleneksel kültürümüzde yer edinmiştir.

146
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 7 Nisan 2020 7:27
Limbik sistem genel olarak duygusal beyin olarak bilinir. Beynin en ilkel kısmı ve hayatta kalmamızda kritik rol sahibi olan amigdala da burada bulunur....
36
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayça Gür
Ayça Gür
178.4K UP
Gözlemi Yapan 22 Haziran Türkiye, Konya
Kelebekler Vadisi
52
2 Yorum
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
68.0K UP
8 saat önce
Antik dünyada insanların "aydınlanmak" için katıldığı o meşhur gizli ayinleri, Eleusis Gizemleri’ni düşünüyordum sabah sabah. Binlerce yıl boyunca, bu törenlerde bugün bizim ergot dediğimiz, tahıllarda üreyen zehirli bir mantarı kullandıkları konuşuldu. Ama bu teoride hep bir mantık hatası vardı: Bu mantar sadece halüsinasyon gördürmez; işlenmezse adamı kıvrandırarak öldürür, kasılmalara ve kangrene yol açar. Yani "tanrılarla konuşacağım" derken ızdırap içinde canınızdan olursunuz.

İşte burada insan zekasına, daha doğrusu antik "mutfak kimyasına" şapka çıkartmak gerekiyor. Mekanizma sandığımızdan çok daha sofistike olabilir. Meğer çözüm, en ilkel temizlik malzemesinde, yani odun külünde saklıymış. Külü suyla karıştırıp bazik bir çözelti (bildiğimiz küllü su) elde ettiğinizde ve mantarı bununla işlediğinizde muazzam bir kimyasal reaksiyon oluyor: O öldürücü, toksik proteinler parçalanıyor ama geriye sadece zihni değiştiren, LSD benzeri (LSA) bileşenler kalıyor. Zehri ilaca, ölümü vizyona çeviren basit bir pH değişimi.

Bunu laboratuvar olmadan, molekül yapısını bilmeden, sırf deneme yanılma ve muhtemelen epey trajik kayıplar pahasına keşfetmiş olmaları ihtimali beynimi yakıyor. Bugün fırının derecesini ayarlayamayınca keki söndüren bizler için, ölümcül bir biyolojik silahı "kutsal bir içeceğe" dönüştüren bu hassasiyet büyücülükten farksız.

Tabii hemen gaza gelmemek lazım; bir şeyi kimyasal olarak yapmanın "mümkün" olması, tarihsel olarak kesinlikle yapıldığını kanıtlamıyor. Arkeolojik olarak o kupada ne olduğunu %100 bilmemiz zor. Ama insanın o "görünmeyeni görme" ve sınırları aşma arzusu uğruna, ucunda ölüm olan bir mantarı bile evcilleştirmeye çalışmış olması fikri... Hem çok korkutucu hem de garip bir şekilde hayranlık uyandırıcı.
13 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
78.1K UP
Uyarlayan 6 gün önce 2 dk.

İskoçya'nın kayalıklarla çevrili bir plajında, şiddetli bir fırtınanın ardından köpeklerini gezdiren bir çift, nemli zeminde alışılmadık işaretlere rastladı. Bu desenler, eski insan ve hayvan ayak izlerini andırıyordu.

Bu keşif, izlerin dalgalar arasında kaybolmadan önce belgelenmesi ve incelenmesi için zamana karşı bir arkeolojik yarış başlattı. Aberdeen Üniversitesinden arkeolog Kate Britton, bulguyla ilgili yayınlanan bir videoda durumu şöyle ifade ediyor:

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Fatih Birinci
Fatih Birinci
400.8K UP
Yazar 11 Mart 2019 11 dk.

“Öf, canım sıkıldı”.

Günlük hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız bir ifade bu. Bu cümleyi sarf etmişsek demek istediğimiz şey, o anda çevremizdeki şeylerin bizi yeterince eğlendirmediği, zihnimizin veya bedenimizin daha fazla meşguliyete ihtiyaç duyduğudur. Öyle ya, kimse bir kuyrukta yarım saat beklemek istemez. Ya da randevulaştığınız birinin geciktiğini düşünün. Bunlar sıkıcı durumlar. Ancak bazı insanlar, bizim sıkıcı olarak gördüğümüz şartların çok daha şiddetlisini yaşadılar. 

498
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
122.6K UP
İnceleyen10 6 gün önce
Mutluluk ve istikrar kavramı üzerine kurulmuş bir dünya düşünün. Aile yok. Aitlik yok. Annelik ve babalık ayıp sayılıyor. Kadınlar ve erkekler arasında eğlencelik ilişkiler desteklenirken, ciddi ilişkiler ahlak dışı sayılıyor. "Herkes herkes içindir." Gelişim yok. Sınıflara ayrılmış bu toplumda hangi sınıfa aitseniz, o sınıfın gereksinimlerine göre embriyo döneminden itibaren şartlandırılıyorsunuz.

... ve yaşadığınız hayatı ne olursa olsun seviyorsunuz. Örneğin Epsilonlardansanız kasten kısa boylu, çirkin, bedensel işinizi yapmaya yetecek kadar düşük zekalı bırakılmanıza rağmen isyan etmiyor, mutluluk duyarak çalışıyorsunuz. Ya da güzel, yakışıklı, sağlıklı, uzun boylu bir Alfa'ysanız bile sizin şartlarınıza sahip olmayan Epsilon ve Betaları sorgulamak aklınıza gelmiyor.

Bu kitabı okumadan önce konforun bu kadar ürkütücü bir kavram olabileceği aklıma gelmezdi. Okurken insan olarak zıtlıklara ihtiyacımız olduğunu düşündüm. Mutluluk kadar üzüntüye de, zevk kadar mahrumiyete de, istikrar kadar istikrarsızlığa da... Uygarlık kadar vahşiliğe de.

Vahşi ya da asıl adıyla John, ormanda Kızılderililerle büyümüş bir karakter. Böylece insanlığını koruyabilmiş. Onun sesi sizin de iç sesiniz oluyor. Sanki siz John'sunuz, sizsiniz yoz uygarlıktan zehirlenen, "soma" paketlerini avuç avuç dışarı atıp insanlara uyanmaları için haykıran...

İnanılmaz bir kitap. İnanılmaz derken lafın gelişi, inanılır, hatta ucundan kıyısından yaşadığımız bir kitap. Defalarca okuyabilirim. Elimden gelse herkese okuturdum. İnsanın özünden kopuk ütopya düşlerinin en büyük distopyaları doğurduğunu söylerdim.

Aldous Huxley'in Kadim Felsefe adında bir kitabı varmış. Doğu ve Batı felsefelerinden bahsediyormuş, Mevlana ve Gazali de varmış kitapta. Yazara saygı duydum. Zaten Cesur Yeni Dünya'nın derin bir sorgulamanın ve öze varışın meyvesi olduğu o kadar belli ki...
9.7/10
(62 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Brave New World
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
3 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Furkan Arduç
Eseri Ekleyen 2 Haziran 2023 Youtube Kanalı
10.0/10
(7 Kişi)
Puan Ver
@LofiGirl
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Tuğçe Barut
Tuğçe Barut
128.4K UP
Yazar 29 Mayıs 2022 31 dk.

Çevre, organizmaların ya da ekolojik toplulukların doğrudan etkileşim içinde oldukları fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ortamların ve şartların bütünüdür. İnsanlar için bütün bu faktörlerin yanında kültürel ve ekonomik etkiler de çevre tanımına katkı sağlamaktadır.

Kelime anlamı olarak çevre kirliliği; canlı ve cansız varlıklara zararlı maddelerin engellenemez boyutta çevreye yayılmalarına denir. Kirleticiler, orman yangınları ya da volkanik küller gibi doğal olaylar olabilir ancak kirlilik olarak bahsettiğimiz terim daha çok antropojenik kaynakların, yani insan yapımı kirletici kaynaklarının yol açtığı sorunları temsil etmektedir.

68
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Spino Saurus
Üye 4 gün önce
Kahverengi göz rengi nasıl oldu da baskın olduysa aynı şekilde yeşil de baskın olabilir mi? Çekinikliğin neden çekinik baskınlığın neden baskın olduğuna ilişkin bir açıklama da bu soruya yanıt verebilir.
148 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🧠 Bilimsel merak, ironi ve mesafeli mizah!
“I Don’t Believe in Humans” Uzun Kollu Sweatshirt, tek bir cümleyle güçlü bir duruş sergileyen tasarımlardan biri.

👕 Günlük kullanım için uygun bu uzun kollu ürün, sade tasarımı sayesinde kombinlerde kolayca yer bulur. Unisex yapısı, farklı stillere ve bedenlere uyum sağlar.

✨ Bu tasarım; sloganlı ürünlerden hoşlanan, düşünceyi mizahla ifade etmeyi seven ve sıradan mesajlardan uzak durmak isteyenler için öne çıkar. Gösterişsiz ama net bir ifade arayanlara hitap eder.

🛒 Bilimle, mizahla ve stil ile bağ kuran bu ürünü Agora Bilim Pazarı’nda inceleyebilir, koleksiyonuna ekleyebilirsin.
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Konuralp Orhan Doğru
Gözlemi Yapan 1 gün önce Greece, Samos
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 28 Şubat 2024 2 dk.

Viyana Üniversitesi Mikrobiyoloji ve Çevre Sistemleri Bilimi Merkezi (CeMESS) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, daha sıcak topraklar daha fazla aktif mikrop çeşitliliği barındırıyor.

Science Advances dergisinde yayınlanan çalışma, topraktaki mikrobiyal aktivitenin küresel karbon döngüsünü ve iklim üzerindeki olası geri besleme mekanizmalarını nasıl etkilediğine dair anlayışı önemli ölçüde değiştirebilir.[1] Şimdiye kadar bilim insanları, daha yüksek toprak sıcaklıklarının mikropların büyümesini hızlandırarak atmosfere karbon salınımını arttırdığını varsayıyordu. Ancak çalışmaya göre bu artış aslında daha önce uykuda olan bakterilerin aktif hale gelmesinden kaynaklanıyordu. Araştırmanın başyazarı ve Mikrobiyoloji ve Çevre Sistemleri Bilimi Merkezi'nde profesör olan Andreas Richter şöyle anlatıyor:

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gökhan Eren
Gökhan Eren
144.0K UP
Yazar 17 Ağustos 2019 2 dk.

Kelebekler ve güvelerin her ikisi de Lepidoptera takımına ait böceklerdir. Dünya genelinde Lepidoptera takımı içerisinde 5 kelebek, 1 zıpzıp ve 125 güve ailesi bulunmaktadır.

Her ne kadar kelebek ve güveler, morfolojik ve davranışsal olarak benzer olsalar da aralarında belirgin farklar bulunmaktadır. Bu yazımızda bu farkları iki büyük kategori altında, morfolojik ve davranışsal farklılıklar açısından inceleyeceğiz

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 2 dk.

Nanometre, SI yani Uluslararası Birimler Sisteminde bir metrenin milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Matematiksel olarak 1x10−9m1x10^{-9}m olarak ifade edilir. Bir metreyi bir milyar eşit parçaya böldüğümüzde her parça 1 nanometredir. Nano kelimesi etimolojik olarak Yunanca "cüce" anlamına gelen "nanos" kelimesinden gelmektedir.[1] Ölçek; atomların, biyomoküllerin ve pek çok modern nanoteknolojik yapının boyut aralığını temsil etmektedir.[3]

Nanometreyi çok daha iyi anlayabilmek adına milimetre (mm) ve mikrometre (μm) ile kıyaslayabiliriz. Neredeyse hepimiz milimetreye aşinayız, gündelik hayatta çok ufak olarak kabul ettiğimiz ölçüler artık bunlar oluyor. Yaptığımız mekanik tasarımların önemli bir kısmı, milimetrik hataları tolere edebiliyor. Bu noktada 1 milimetrenin, 1 metrenin 1000'de 1'i ya da 1 santimetrenin 10'da 1'i olduğunu hatırlayalım.

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Fatıma Hilal Türköz
Çeviren 1 Eylül 2020 5 dk.

Thomas Jefferson Üniversitesi’nde kanserin tekrarlanmasını önleyen bir aşı geliştiren bilim insanları; geliştirdikleri bu aşıyı daha da etkili hale getirecek bir bileşen eklediklerini belirttiler. Bu değişim; aşının, tümör bileşenlerine karşı bağışıklık oluşturmadan önce; bağışıklık sistemi tarafından yok edilmesini daha az eğilimli hale getiriyor. Çalışma, Journal of ImmunoTherapy of Cancer dergisinde yayınlandı.[1]

NCl tarafından belirlenmiş Sidney Kimmel Kanser Merkezi’nde farmakoloji ve deneysel tedavi bölümünde doktoralı yardımcı Doçent Adam Snook’a göre, bu klinik öncesi çalışmalar Faz 2 denemesinin önümüzdeki sonbahar hastalar üzerinde tam olarak denenmeye başlamasına olanak tanıyacak. Adam Snook şöyle anlatıyor:

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)