Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
500 ATP Ödüllü Soru: Mutluluğun kaynağı ne? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Discord
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.7K UP
İnceleyen 4 gün önce
2023 yılında yazdığım filme dair eleştirimi bu platformda da paylaşmak istedim. İyi okumalar

Gerçek olamayacak kadar güzel olan Barbie esasında gerçek. Biliyorum inanması güç ama Barbie, Barbara Handler adlı bir kız çocuğundan esinlenerek yaratıldı. Ayrıca Barbie’nin kökeni, müstehcen bir Alman çizgi roman karakteri olan Bild Lilli’ye dayanıyordu! Her zaman çalınan fikirler daha çok ilgi görür, popüler olur ve orijinallerini unutturur. Lilli’yi unuttuğumuz gibi. Hikayeyi başa saralım.
1950’lerin başında annesi Ruth Handler kızının yetişkin gibi görünen bebeklere ilgisinin normal bebeklere olan ilgisinden çok daha fazla olduğunu farketmiş. Kızı oyuncak bebeklere hep yetişkin rolleri veriyormuş. Ama yetişkinleri temsil eden hiçbir oyuncak yokmuş. Çünkü o dönemde yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyormuş. Böylelikle eşi Mattel’in kurucu ortaklarından olan anne, piyasada büyük bir açıklık görüyor ve durumu izah ediyor. Herkes fikrin asla tutmayacağını söylüyor ve Ruth İsviçre’ye tatile gidiyor. İşte o zaman Lilli ile karşılaşıyor.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra erkekler arasında popüler olan çizgi romanın, oyuncak bebekleri de yapılmıştır. O yıllarda oyuncakları hem erkekler birbirlerine hediye edermiş hem de çocuklar arasında da gittikçe popüler olmuş. Amerika’ya döndüğünde Mattel’i ikna etmiş ve kızı Barbara’nın isminden ilham alarak Barbie’yi 9 Mart 1959’da piyasaya sürmüş. Bu bebek üç boyutlu, doksan altmış doksan, kusursuz bir bebek. Onunla oynayan çocukları çirkin hissettiren, güzellik algılarını bozan, yıllar sonra estetik yaptırmalarına sebep olan, kaburgalarını aldıran, bellerini bir sıkımlık yaptıran, gözlerini solucan deliği gibi genişletip burun deliklerini nefes alamama pahasına küçülttüren bir bebek.
1961’de “Barbie’nin erkek arkadaşı yok mu?” sorularına yanıt olarak, oğlu Kenneth’dan ismini alan Ken bebek gelmiş. Lilli’nin üreticileri 1960’larda Barbie’ye dava açsa da Mattel, Lilli’nin bütün haklarını satın almış. Nitekim de hayalleri gerçek olmuş. Barbie’nin üretilmesinden bu yana güzelliğin kriteri ulaşılması zor o betimden aşağı taşamamış. Ne kadar kısa boylu, göbekli, çirkin, çarpık bacaklı versiyonları çıkmış olsa da. Ama ben en çok Barbara Handler’a üzülüyorum. Psikolojisi acayip bozuk değilse ben de İrem değilim.
Aslında bir kısım çocuk için doğru. Bizim jenerasyonda renkli lens kullanan da çoktur mesela mavi göz takıntısı yüzünden. Sırf Barbie gibi gözükebilmek için yemek yememe hastalığına yakalandılar. Ben etkilenmedim ama internet üzerinde öyle hikayelerle karşılaştım ki… Ne kadar doğru bilemem ama etkilenmediyseniz çok güzel bir şey. Ama tabi etkilenen çocuklar bundan etkilenmese başka bir şeyden etkilenecekti. Olumlu yönleri de yoktu diyemem, mesela şu an birçok aile ve bir çok öğretmen için sorun olan bir konu: Oyun kurma. Biz çocukken oyuncak ile oyun kurmayı öğrendik. Hayal kurduk, kendi dünyamızı kurduk. Şimdi ki çocuklar tabletler ile hazır oyunları oynuyor ama bu başka yazının konusu… Barbie bende hiç güzellik algısı oluşturmadı sadece hayal kurdurttu ve Barbie, Winx gibi yapımlar bana ilham oldu özgüvenimi geliştirdi her şeyi yapabileceğime onlar inandırdı. Çünkü benim kurduğum dünyada aklıma geleni yapmam mümkündü ve yapamadığım yerde de bir şekilde onu yapılabilecek hale sokardım. Bu sebeple de oyuncaklarım, oyunlarım iyi ki varlardı. Barbie ne kadar güzellik algısı ile ünlü olsa bile aynı zamanda kızlara hem feminen olup hem de her şeyi yapabileceklerini gösteriyor, "Barbie ile her şey mümkün" sloganı buradan geliyor. Bir yerde doktor, bir yerde savaşçı bir yerde peri, prenses oluyor. Bazen seyahate çıkıyor. Bazen anne oluyor… Barbie bir devrimdir. Bu devrimin gelin bir de filmine bakalım:
Barbie filmi tüm dünyada pembe boya kıtlığına sebep oldu, biliyor muydun? Yönetmen sette her şeyin pembeye boyanması konusunda epey ısrarcı olmuş. Bunun nedeni pembenin çocuksuluğu koruyacağı düşüncesiyle ve yönetmene göre çocuksuluğu korumak diğer her şeyden daha da önemliydi. Yapım ekibinin görevi pembe aksesuarlar, giysiler ve film çerçevesine yerleştirilmiş pembe olan her şeyden oluşan bir dünya yaratmaktı. Bu durum da tüm pembe boyaların tükenmesine neden oldu. Bu yeri göğü pembe dünyayı görmek için sabırsızlananlar filmin gişe rekorlarını kırdı. Çok abartıldığı için birçok kişi hüsrana uğradı. Çok beğenenlerin yanında keşke çizgi film olarak kalsaydı diyenler de oldu. Ayrıca film yer yer pembeden nefret ettirip dünyamız ne güzelmiş dedirtti, yer yer de çocukluğumdaki hayallerin hala aşırı güzel ve imkansız olduğunu hatırlattı.

Benim bu filmden beklentim gerçekten yüksekti. Belki de az önce de dediğim gibi sebep sadece aşırı abartılması ve aylarca hakkında konuşularak devasa reklamının yapılmasıydı ama ben de hüsrana uğradım. Ben de pembe, şeker gibi görünen bu yapının aslında cesur ve sert bir hikaye sunacağı izlenimini uyandırmıştı bende. Hedef kitlesini geniş tutmaya çalışıp hem çocukluğunu Barbie bebekleriyle geçiren orta yaş izleyicilere göz kırpması hem de 13 yaşındaki izleyicilere hitap etme çabası arasında denge sağlamakta zorlanmış gibi geldi. Barbie bebek üzerinden toplumun ve kadının belli bedensel ve toplumsal kalıplara hapsedilmesini eleştiren film bu eleştiriyi erkek izleyicilere de empati yaptırabilecek bir bakış açısıyla sunuyordu. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in Barbie ve Ken rolleri için yaratıldığına eminim. Margot plastik bir bebek olan Barbie’nin kusursuzluğunu ve zamanla insana dönüşen karakterini harika bir şekilde ayırt ederek doğallıkla sunuyor. Ryan ise beklenmedik derecede komikti. Ryan için birçok laf yapıldı, yok yaşlıymış, olmamış, bilmem ne… Bu adamın bir işe girip de kötü olması imkansız. Özellikle yaptığı mimikler yeterdi. Yönetmen ise popüler kültüre ve Hollywood filmlerine yerinde göndermeler yaparak izleyicileri gülümsetmeyi başardı. Ancak bu detayları spoiler vermeden anlatmam mümkün değil bu sebeple filmin en iyi yanına geçiyorum: Yaratılan atmosfer. Gerçekten Barbie’nin diyarını ziyaret ettiriyor gibi hissettiriyor.

Özetle bu film genel olarak ortalama bir gişe filmi olabilir ancak ele aldığı temalar ve yapılan cesur tercihlerle dikkat çeken bir film oldu.

Değinmek istediğim bir diğer konu daha var. Aylarca medya pompalanarak hedef kitle arttırılmaya çalışıldı. Oppenheimer’in yönetmenlerinin çok meşhur olmasından dolayı prim yapılmaya çalışıldı. Aynı kategoride bile olmayan iki apayrı film sürekli gereksiz yere kıyaslandı. Bu da iki film için beklentiyi yükseltti ve vermek istedikleri mesajı verememelerine sebep oldu. Bu bağlamda bakıldığında izleyici Barbie’den beklediğini alamadı zaten bence pek de sonuçlanmadı film. İkinci bölüme olması gereken olayları ikinci yarıya sığdırdılar. Bu da kısıtlı sürede alelacele bir şeyler anlatmayı gerektirdiği için yaratıcılığı öldürdü. Ayrıca da finali de çöktürdü. Çok eğlenceli ve yaratıcı olması gereken film ikinci yarıda mesaj bombardımanına döndü. O kadar çok mesaj vardı ki hiçbirini anlamamayla sonuçlandı. O yüzden Greta Gerwig Barbie gibi bir markadan efsane bir sinema yapıtı yaratmayı başaramadı. En azından eğlenceli olabilirdi, o da maalesef olmadı.

Hiç izlemeyenler için verdiği mesajlara dair de bir açıkla yapmak istiyorum. Film başta Barbie dünyasındaki her şeyin kadın elinde olduğu bir görüşü anlatıyor. Dünya’ya geldiklerinde ise bunun tam tersi bir dünya ile karşılaşıyorlar ve Barbie dünyasını Ken, ataerkil hale getiriyor. Sonra kadınlar tekrar gücü ellerine alıyorlar ve mutlu son ama bence mutsuz son. Bizim eksiğimiz kıyas yapmak zaten. Az önce de dedim. Apayrı iki şeyi kıyaslamaya bayılıyoruz. Ya kadının yeterlilikleri belli erkeğin belli. Neden birini diğerinden daha baskın yapmaya çalışıyoruz? Bence filmin varması gereken son, iki cinsiyetin de eşit olduğu bir dünya olmalıydı.

Ben bir kadın olarak yapıma dair eleştirimi bu cümleyle bitirmek istiyorum: Kadınların yaşadığı zorlukları ve erkekler üzerindeki gereksiz baskıyı anlatmanın en pembe haliydi, hüzünlü bir şekilde ayrıldım sinemadan. Gerçekler yüzüme vurdu, dışardan bir göz olarak dünyayı izledim.
Film
6.0/10
(29 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Selen Gündüz Ve Meriç Öztürk
Selen Gündüz Ve Meriç Öztürk Seslendiren 7 Kasım 2024 47:24
Çeşit çeşit ebeveynler, farklı farklı ebeveynlik tipleri... Hangisi daha iyi? Sizin ebeveynlik tipiniz hangisi? Ya da, sizin ebeveyniniz hangi tip bir...
22
Ece Müker
Ece Müker
622.2K UP
4 gün önce
NASA’nın OSIRIS-REx göreviyle gelen Bennu asteroidi örnekleri üzerinde yapılan en derinlemesine analizlerden biri, erken Güneş Sistemi’ne dair ezber bozan detaylar sundu. Stony Brook Üniversitesi’nden Mehmet Yeşiltaş liderliğindeki ekibin PNAS dergisinde yayımlanan çalışması, suyun asteroid içindeki hareketinin sanılandan çok daha karmaşık ve seçici olduğunu kanıtladı.

Keşfin Öne Çıkan Detayları

Üç Farklı Kimyasal Bölge: 20 nanometre (tek bir büyük molekül boyutu) çözünürlüğe kadar inen analizler, asteroidin homojen olmadığını, aksine üç keskin kimyasal "alan" (domain) içerdiğini gösterdi:

Alifatik Zengin Bölgeler: Açık zincirli hidrokarbonların hakim olduğu alanlar.

Karbonat Zengin Bölgeler: Kalsiyum ve magnezyum minerallerinin bulunduğu alanlar.

Azot İçeren Organik Bölgeler: Karmaşık organik moleküllere ev sahipliği yapan alanlar.

Suyun "Kanal" Stratejisi: Bölgeler arasındaki keskin ayrım, suyun asteroidin her yerine eşit dağılmadığını gösteriyor. Su, belirli kanallar boyunca akarak karbonatları oluştururken, alifatik ve azotlu bölgeler "kuru" kalarak orijinal yapılarını korumuş.

Yaşamın İzleri: Özellikle azot içeren bileşiklerin suyla temas etmeden korunmuş olması, bu moleküllerin Güneş Sistemi oluşmadan önceki yıldızlararası maddeden miras kalmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

233 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Hatice Yetişkin
Alıntıyı Ekleyen 4 gün önce
Tartışma çıkmasın, kalbi kırılmasın, kaybetmeyeyim diyerek gereken tepkiyi veremediğiniz her olayda, biraz daha değersizleşir ve öz saygınızı kaybedersiniz. Çatışmadan kaçmayın, kaybetmekten korkmayın.
Bazı kavgalar çıkmalı, bazı kalpler kırılmalı ve bazı insanlar kaybedilmeli. Bu hayatın kendini yenileme yoludur.
Kaynak: Farkındalık Cehennemdir
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Siz şahanesiniz! Hemen tüm makalelerinizi okumaya çalışıyoruz kızım ve ben.. Katkısı olanlara binlerce teşekkür ile iyi ki varsınız, hep olmanız dileğiyle..
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
193.7K UP
Türü Ekleyen 1 gün önce
Ecdysozoa, hayvanlar aleminde yer alan ve ortak özellik olarak büyüme sürecinde dış iskeletlerini (kutikula) belirli aralıklarla dökerek yenileyen (ekdizis) canlıları kapsayan büyük bir evrimsel kladdır. Bu grup; eklembacaklılar (arthropodlar), nematodlar ve tardigradlar gibi oldukça farklı morfolojilere sahip canlıları bir araya getirir.

Bu canlıların en ayırt edici özelliği olan ekdizis, büyümenin yalnızca hücresel genişleme ile değil, aynı zamanda mevcut dış yapının atılıp yenisinin oluşturulmasıyla gerçekleşmesini sağlar. Bu süreç özellikle eklembacaklılarda dramatiktir: sert dış iskelet büyümeyi sınırlar ve canlı, belirli dönemlerde bu iskeleti terk ederek daha büyük bir yapı geliştirir.

Fizyolojik açıdan bakıldığında, Ecdysozoa üyeleri genellikle hormon kontrollü büyüme mekanizmalarına sahiptir. Örneğin böceklerde ekdizon hormonu bu süreci düzenler. Bu durum, gelişimsel biyoloji açısından oldukça kritik bir evrimsel yenilik olarak kabul edilir.

Davranışsal ve ekolojik çeşitlilik bu grupta son derece geniştir. Parazit nematodlardan aktif avcı eklembacaklılara kadar uzanan bu çeşitlilik, Ecdysozoa’nın ekosistemlerde hem mikroskobik hem makroskobik düzeyde baskın bir rol oynamasını sağlar. Özellikle arthropodlar, dünya üzerindeki en yüksek tür çeşitliliğine sahip gruptur.

Diğer protostom gruplarından (örneğin Lophotrochozoa) en önemli farkı, segmentasyon veya larval gelişim tipinden ziyade deri değiştirme mekanizmasının evrimsel olarak merkezi bir özellik olmasıdır. Lophotrochozoa’da trokopor larva ve farklı gelişim modelleri öne çıkarken, Ecdysozoa’da büyüme stratejisi belirleyicidir.

Ecdysozoa, yalnızca bir hayvan grubu değil;
büyümenin, gelişimin ve morfolojik dönüşümün evrimsel olarak yeniden tanımlandığı güçlü bir biyolojik çerçevedir.
1
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 hafta önce Ankara₺2.900,00 - ₺9.900,0011 Nisan
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 1
11 Nisan 2026 08:30 tarihinden 03 Mayıs 2026 21:30 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 
 

1. Serimizde: 
 

  • Alacahöyük’ten Hattuşa’ya - 11-12 Nisan 2026 (1 gece konaklama)
  • Gordion’dan Polatlı’ya - 26 Nisan 2026 (Günübirlik)
  • Çatalhöyük’ten Taşkent’e – 2-3 Mayıs 2026 (1 gece konaklama) turlarımız olacaktır. 


İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Tur otobüsleri belirtilen tarihlerde Pablo Artisan Cafe 100. Yıl, Çankaya/Ankara konumu önünden kalkacaktır.
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Muhammed O
Muhammed O
50.5K UP
Üye 6 gün önce
Nasıl oluyor da Dünya, yaşamın oluşmasına ve evrimle çeşitlenmesine imkân veren sıvı su, uygun sıcaklık, koruyucu atmosfer ve manyetik alan gibi koşulları barındırırken, diğer gezegenlerde bu koşulların aynı şekilde bir araya gelmemesi nedeniyle benzer bir yaşam ve uyum süreci gözlenmemektedir?
1 Cevap - 384 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."
Mustafa Kemal Atatürk
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)
org/2000/svg" viewBox="0 0 32 32">', 'DOWNLOAD_SOLID': '', 'UNLINK_SOLID': '', 'EXTERNAL_LINK_ALT_SOLID': '', 'PLUS_ICON': '', }; (function (w, d) { let b = d.getElementsByTagName('body')[0]; let s = d.createElement('script'); s.async = true; s.src = 'https://evrimagaci.org/public/js/thirdparty/lazyload-17.8.3.min.js'; s.onload = function () { window.ymeHitLazyLoadInstance = new LazyLoad({ elements_selector: '.yme-hit', unobserve_entered: true, thresholds: '-300px -10%', callback_enter: function (elem) { let url = elem.getAttribute('data-yme-hit'); if (url && typeof window.Ya !== 'undefined') { if (typeof window.Ya._metrika !== 'undefined' && typeof window.Ya._metrika.counters?.[window.metricaId2 + ':0'] === 'undefined') { ym(window.metricaId2, "init", {}); } yme(metricaId2, 'hit', url); } } }); } let noktaAdsLoaded = false; let _skipAds = window.isWebview || document.body.classList.contains('agora'); window.loadNoktaAds = function () { if (_skipAds || noktaAdsLoaded) { return; } if (!window.eaUserS) { window.noktaAdsPreroll = 1; } noktaAdsLoaded = true; if (window.eaUserId && window.eaRewardedAdsKey > 0 && !window.isWebview) { if (window.eaUserS) { window.googleCustom = 'premiumuser=true&rewarded=true'; } else { window.googleCustom = 'rewarded=true'; } } window.noktaad = { ads: [], site: 'evrimagaci_org', rewarded: { loaded: function () { window.showRewardedAdsPopup(); }, succeeded: function (reward) { window.rewardedAdsCallback({ type: 'succeeded', reward: reward }); }, cancelled: function () { window.rewardedAdsCallback({ type: 'cancelled' }); } } }; let ns = d.createElement('script'); ns.async = true; ns.id = 'nokta-ad-script'; ns.src = 'https://static.virgul.com/theme/mockups/adcode/outside.js?dts=' + Math.floor( new Date().getTime() / 86400000); b.appendChild(ns); } window.NoktaAdsError = function (id) { let elem = document.getElementById('adsbynokta-' + id); if (!elem || !elem.parentNode) { return; } if (elem.parentNode.classList.contains('ads--feed_inline')) { let feedBox = elem.closest('.cbox'); if (feedBox) { feedBox.remove(); } } } let noktaAdsContainerId = 1; let lazyFunction = function (elem) { if (_skipAds || !elem.classList.contains('adsbynokta')) { return; } noktaAdsContainerId++; loadNoktaAds(); elem.setAttribute('id', 'adsbynokta-' + noktaAdsContainerId); elem.setAttribute('data-nokta-zone', elem.getAttribute('data-nokta-zone-lazy')); elem.setAttribute('data-nokta-error', 'NoktaAdsError(' + noktaAdsContainerId + ')'); if (typeof MutationObserver === 'undefined') { return; } const observer = new MutationObserver(mutationList => { mutationList.forEach((mutation) => { if (mutation.type === 'attributes') { if (mutation.attributeName === 'style') { if (mutation.target.style.height !== '' || mutation.target.style.minHeight !== '') { mutation.target.style.height = ''; mutation.target.style.minHeight = ''; } } } }); }); observer.observe(elem.parentNode, {attributes: true, childList: false, subtree: false}); } if (!_skipAds) { w.lazyLoadOptions = { elements_selector: '.adsbynokta', unobserve_entered: true, callback_enter: lazyFunction }; } b.appendChild(s); w.addEventListener( "LazyLoad::Initialized", function (event) { w.lazyLoadInstance = event.detail.instance; }, false ); }(window, document));