8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de yaşıyor olmamızdan ötürü okyanuslarla pek aramız yok; ancak bildiğiniz üzere okyanuslar, Dünya üzerinde bulunan en geniş su birikintileridir. Malesef okyanuslara kıyıları olan ülkeler de, bizlerin denizlerimizi umursamamamız gibi, okyanusları umursamadıkları için insanın her doğal unsur gibi okyanuslar üzerindeki etkisi de gün geçtikçe artmaktadır.

Ne yazık ki okyanuslar, bir köpekbalığı saldırısı veya bir tsunami olmadığı sürece haber kanallarına taşınmazlar. Ancak okyanuslar, içlerinde bunlardan çok daha fazlasını barındırırlar. Ve barındırdıkları içerisinde insanın ölümcül ve yok edici etkisi de giderek artmaktadır.

Bir deniz biyoloğu olan Callum Roberts, Newsweek'te şöyle bir açıklama yapıyor: "İnsanın okyanuslar üzerindeki etkisi her geçen gün daha da artıyor. Öyle ki okyanuslar üzerinde sadece son 30 yılda yaptığımız olumsuz etkiler, 6 milyon yıllık insanlık tarihinde okyanusların başına gelenlerden çok daha fazla. Birçok yerde okyanuslarımız, içerisinde barındırdığı hayatın %75'inden fazlasını çoktan kaybetti. Avlanma ve balıkçılık kontrol altında tutulmadığından balinalar, yunuslar, köpekbalıkları, vatozlar ve kaplumbağalar yok olma tehlikesi altındalar."

Bugün "Dünya Okyanuslar Günü" olması sebebiyle, Evrim Ağacı olarak sizlerle, 1 sene öncesine kadar okyanuslar hakkında bilmediğimiz; ancak son 1 sene içerisinde yapılan araştırmalarla öğrenilen 10 ilginç gerçeği paylaşmak istiyoruz:

 

1) Okyanuslar, her geçen gün daha fazla asitlenmektedir. Columbia University'den araştırmacıların yaptıkları bir çalışmaya göre, okyanuslardaki asitlenmenin artışı, son 300 milyon yılda tespit edilen en yüksek değerlere ulaşmıştır. Bu 300 milyon yıl içerisinde toplamda 4 kitlesel yok oluş yaşandığını belirtmekte fayda var. Atmosferdeki karbondioksiti arttırmamızın tek etkisinin küresel ısınma olduğunu sanmakta insanlar... Halbuki bu artan karbondioksit sürekli olarak okyanuslar tarafından emiliyor. Okyanuslar içerisinde karbon asidine dönüşen bu zehirli gaz, okyanus yaşamını yok edici bir etkiye sahip!

 

2) "Büyük Pasifik Çöp Kutusu" çok daha büyüdü. Kuzey Pasifik'te bütün ülkelerin çöplerinin biriktiğini biliyor muydunuz? Bu çöplerin miktarı, sanılandan çok, çok daha fazla! Eskiden, okyanus içerisinde biriktirdiğimiz çöplerin oluşturduğu yüzey alanının Texas Eyaleti kadar bir büyüklükte (yaklaşık 700.000 kilometre kare; hemen hemen Türkiye büyüklüğünde) olduğunu sanıyorduk. Ancak çöplerin suyun ne kadar altına inebildiğini bilmiyorduk. Yapılan bir araştırma, okyanus üzerindeki çöp kalınlığının, suyun 30 metre altına kadar ulaştığını gösterdi. Bu da, biriken çöp miktarının sandığımızdan 2.5 ila 27 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir!

 

3) Çok yakında: Derin deniz madenciliği! Robotik bilimi, bilgisayar haritalandırma teknikleri ve denizaltı sondajcılığındaki bilimsel gelişmeler sayesinde yakında okyanus tabanlarında da madenler için mücadele verilecek. Hatta Haziran 2012 sonlarında 3 farklı Çin madencilik firması, Dünya'nın en derin noktası olan Mariana Çukuru'na dalış yaparak madencilik için uygunluk analizleri yapacak! Bu da okyanusları tehdit edecek.

 

4) Kutupların erimesi kışların giderek sertleşmesine neden oluyor. İlk duyuşta kulağa garip gelebilir ve "Küresel ısınma nasıl daha sert kışlar yaratabilir?" diyebilirsiniz. Ancak yapılan araştırmalar, küresel ısınmanın zincirleme etkilerini net bir şekilde ortaya koyuyor: Kışlar giderek sertleşecek. Ki geçen kışın, Avrupa tarihinin gördüğü en sert kışlardan biri olması, bunun habercilerinden biri olsa gerek...

 

5) Denizlerdeki canlılar hayatta kalabilmek için daha uzaklara yüzmek zorunda. University of Queensland'den araştırmacıların yaptığı çalışmaya göre okyanuslar, küresel ısınmadan, karalardan çok daha hızlı etkileniyor. Dolayısıyla okyanus sıcaklıkları sürekli artıyor. Bu da canlılara iki opsiyon bırakıyor: ya evrimsel süreçlerde farklılaşıp yeni sıcaklıklara adapte olacaklar ya da çok uzak mesafelere göç edecekler. Sıcaklıklar o kadar hızlı artıyor ki, evrimsel değişimlerin gerçekleşebilmesi için gerekli zaman yok. Bu da, canlıların çok daha fazla göç etmesine ve çok daha zor üremelerine neden oluyor. Sonuç belli: tükeniş.

 

6) Deri sırtlı denizkaplumbağaları için zor günler kapıda. 100 milyon yıldır varlıklarını sürdürmeyi başaran bu türler, okyanuslarda yaşayan en büyük kaplumbağa türleridir. Ancak ne yazık ki sayılarındaki hızlı azalış üzerinde yapılan çalışmalar, bu kaplumbağaların 100 milyon yıldır dayanabilmelerine rağmen, önümüzdeki 100 yıl içerisinde yok olacaklarını göstermektedir.

 

7) Büyük Bariyer Kayalıkları için hiç hoş bir son gözükmüyor. Avusturalya'daki endüstriyel büyüme, mercanları da vurmuş durumda. Dünya'nın doğal kaynaklarının en önemlileri arasında bulunan bu mercanları koruma adına da pek bir adım atılmıyor gibi. Avusturalya, Çin'den toplamda 400 milyar dolar değerinde aldığı yatırımlarla, daha da fazla kömür ve doğal gaz üsleri kurmayı planlıyor.

 

8) Fukushima Patlaması, California sahillerindeki ton balıklarına ulaştı. Amerika'nın batı yakasında yaşayan ton balıklarında yüksek radyasyon düzeylerine rastlandı. Neyse ki yapılan tüm analizler, bu radyoaktivitenin halen insanlar için zararsız olduğunu gösteriyor. Ancak ton balıkları, bu radyasyonun etkisiyle yok olabilir.

 

9) Buz kütlelerinin erimesi daha önce küresel bir sele neden olmuştu. Yapılan analizler, günümüzden 14.000 yıl kadar önce sona eren "kartopu dünya" sonucunda Dünya'nın büyük bir kısmının sular altında kaldığını göstermektedir. Bu sel sırasında sular 15 metre kadar yükseldi. Şimdi bilim insanları, muhtemel bir diğer mega-selin bilgisayar modellemesini yapmayı umuyorlar.

 

10) Son olarak, halen bazı canlılar hayatta kalmayı başarıyor. Bilim insanları, bazı bakterilerin ve arkelerin okyanus tabanlarında milyonlarca yıldır hayatlarını sürdürdüklerini biliyorlar. Fakat nasıl başardıklarını bilemiyorlardı. Artık onu da biliyorlar. Danimarka'da yapılan bir araştırma sayesinde bu bakterilerin oksijeni inanılmaz yavaş bir şekilde tükettikleri tespit edildi. Öyle ki, şu anda orada bulunan bakterilerin tükettiği kimyasal materyal, atalarının bünyelerine girdiğinde, Dünya'da halen dinozorlar vardı! Bir diğer deyişle, amitozla bölünen bu canlılar, bünyelerindeki besini de yavrularına aktarmaktadırlar. Ancak metabolizmaları o kadar yavaştır ki, günümüzden 100 milyon yıl kadar önce bünyelerine aldıkları besini halen torun bireyler sindirmektedir!

 

İşte böyle... Bunlar, sadece 1 yıl içerisnde yapılan okyanus araştırmalarının sonucudur. Kim bilir oralarda daha bilmediğimiz neler bulunuyor.

Ancak kesin olarak bildiğimiz tek bir şey var: İnsan, doğayı katletmeyi sürdürüyor ve bu şekilde devam ederse, doğanın hiçbir kısmında yaşam bırakmayacağız. Çünkü evrimleşme hızından çok daha hızlı bir yok oluş yaşanıyor ve bu böyle giderse, doğal süreçler insanın yapaylığına engel olamayacak.

Doğanıza sahip çıkın.

Ondan başka eviniz olmadığını unutmayın.

Dünya Okyanuslar Günü'nüz kutlu olsun.

 

Kaynak: Smithsonian Mag

Allen Damseli

8 Kasım Uluslararası Radyoloji Günü

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim