Ufacık Böceklerle Beslenen Örümceklerin Bazılarının Zehri Neden İnsanı Öldürebilecek Kadar Güçlüdür?

Yazdır Ufacık Böceklerle Beslenen Örümceklerin Bazılarının Zehri Neden İnsanı Öldürebilecek Kadar Güçlüdür?

Örümceklerin birçoğu ufacıktır, hele ki zehirli olanların... Ancak Dünya'nın en zehirli hayvanları listesinde üst sıraları zorlayan örümceklerin büyük bir kısmı, son derece ufak böceklerle ve kimi zaman diğer örümceklerle beslenir. Buna karşılık bu hayvanların zehirleri, bir atı veya bir insanı saniyeler içerisinde öldürebilecek kadar zehirlidir! İyi ama evrimsel süreçte neden bu kadar güçlü bir zehir evrimleşmiş olsun ki? Sadece avlandığı hayvanları öldürebilecek kadar bir zehir fazlasıyla yeterli olmaz mıydı? Harika bir soru ve harika bir cevabı da var! 

Örümceklerin, özellikle de sözünü ettiğimiz aşırı zehirli (ve çoğunlukla Avustralya'da yaşayan) örümceklerin avladıkları böcekler ve diğer örümcekler, aşırı hızlı hayvanlardır. Çoğu zaman zehirli örümcekler, avlarına nazaran oldukça hantal ve kısa mesafede etkili olabilen canlılardır. Avları saniyeler içerisinde desimetrelerce uzağına kaçabilecekken, zehirli örümcekler genellikle tuzak olarak kurdukları ağlarda veya kuytu köşelerde öylece bekliyor olacaktır. Bu durum, avlanmayı güçleştirmektedir.

İşte tam olarak bu nedenle örümcekler üzerinde, normalde ihtiyaçları olacağından çok daha güçlü zehirler evrimleştirme yönünde evrimsel bir baskı oluşmaktadır. Çok daha az miktarı, çok daha ölümcül olan zehirlere sahip örümcekler, diğerlerine göre güçlü bir avantaj sağlayacaktır. Şöyle düşünün: zehriniz canlıyı öldürecek olsa bile, bunu yeterince hızlı yapamıyorsa, avınız zehri aldıktan sonra sizden metrelerce uzaklaşacak ve sonrasında ölecektir. Örümcekler genellikle kaçan avlarının peşinden giden avcılar olmadıkları için, zehir işe yaramış olsa da, örümceğe en ufak bir faydası olmayacaktır. Av, erişemeyeceği kadar uzağa kaçmıştır bile... İşte tam olarak bu nedenle çok güçlü ve hızlı etkili zehirlere ihtiyaç vardır. Buna en fazla sahip olanlar, evrimsel açıdan avantajlı konuma geçmişlerdir. Bu nedenle bazı örümceklerde çok hızlı etki eden, çok güçlü zehirler evrimleşmiştir.

Bunun bir diğer nedeni, av ile avcı arasındaki ve eşler arasındaki rekabettir. Evrim Teorisi dahilinde bunu açıklayan yaklaşımlardan en meşhuru "Kızıl Kraliçe Hipotezi"dir. Avcılarda güçlü zehirler evrimleştikçe, avlarda da güçlü savunma sistemleri evrimleşmektedir. Yani söz konusu zehre daha yüksek dirence sahip olanların hayatta kalma şansı artacaktır. Çünkü belki aynı miktarda zehir bir bireyi öldürürken, diğerini sadece geçici olarak felç edecektir. Felçli de olsa ölmeden kaçmayı başarabilenler üreyecek ve yavruları da kendilerindeki savunma sistemiyle doğacaktır. İşte bu şekilde evrimsel süreçte avlar da sürekli güçlenirler. Avların güçlenmesi, avcılar arasından daha güçlü zehirlere sahip olanların hayatta kalıp diğerlerinin elenmesi konusunda tekrardan çevresel baskı yaratacaktır. Bu döngü dahilinde kimi zaman, kimi canlılarda abartılı özellikler evrimleşir. 

Tabii aynı durum, örümceklerin kendi avcılarıyla mücadelesi için de geçerlidir. Sadece avlarıyla değil... Örümcekler kendi avcılarını da ısırarak öldürebilirler. Ancak eğer ki bir örümceğin zehri, avcısını anında öldürebilecek kadar güçlü değilse, iş işten geçebilir. Bir düşünün: zehriniz avcınızı 10 dakika sonra felç ediyor veya öldürüyor. Fakat eğer ki 10 dakika içerisinde sizi çoktan parçalarınıza ayırıp yiyebiliyorsa, zehriniz olmasa da olur! Evrimsel açıdan çoktan başarısız olmuşsunuz demektir. İşte bu nedenle örümceklerin zehri üzerinde avcılarını dakikalar içerisinde değil, anında veya saniyeler içerisinde öldürebilecekleri şekilde bir seçilim baskısı bulunur. 

Kimi zamansa, normalde bu güçlü zehirlere sahip avcıların sıklıkla avladığı ve yukarıda izah ettiğimiz gibi karşılıklı olarak evrim geçirdiği avların soyu tükenir. Dolayısıyla günümüzde baktığımızda, bu abartılı zehrin kime karşı evrimleştiği anlaşılamaz. Halbuki o avların soyu tükenmemiş olsaydı, zehrin daha zor etki ettiği türler olduğunu da görebilirdik. Geçmişe giderek her şeyi göremediğimiz için, bazı noktalar da bilinmez olarak kalmaktadır.

Avustralya'da bu şekilde insanları ve atları hızla öldürebilecek 3 meşhur örümcek cinsi yaşar: kırmızı sırtlı örümcek (Latrodectus) ile huni ağlı örümcek (Atrax ve Hadronyche)... Bunlar, sahip oldukları evrimsel avantaj sayesinde gerçekten de Avustralya'nın dört bir yanına yayılmışlardır. Fakat bu ölümcül zehirlerine rağmen oldukça uysal hayvanlardır ve insanlara veya atlara, gerçekten tehdit altında kaldıkları durumlar haricinde, hiçbir zaman zehirlerini enjekte etmezler. Aslına bakacak olursanız, 1980 yılından beri bu iki tür tarafından öldürülen hiçbir insan bulunmamaktadır. Tabii bu, herhangi bir anda bu örümceklerden biri ısırılıp ölmeyeceğinizi gösteren yeterli bir neden değildir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, bu örümceklerin biraz da fazlasıyla göz önünde bulunduğu gerçeğidir. Dünya üzerinde 35.000 civarında örümcek türü yaşamaktadır. Bunlardan sadece birkaç tanesi sözünü ettiğimiz kadar güçlü zehirlere sahiptir. Bunlar da, insanların ilgisini çektiği için sanki çok sık karşılaşılan bir durummuş gibi bir algı oluşmaktadır. Elbette bu durum, başlığımızdaki sorunun geçersiz olduğu anlamına gelmez; harika bir sorudur. Fakat evrimsel analizde genellikle bir canlı grubunun geneline bakarak daha sağlıklı sonuçlar elde edilmektedir. Çünkü türlerden bir veya birkaçında, sıradışı bazı özellikler evrimleşebilir ve bu özelliklere odaklanmak, evrimsel analizi hataya sürükleyebilir. Örneğin primatlar ya da maymunlar içerisinde insanlarda "abartılı" bir zeka evrimleşmiştir. Elbette bu evrimin neden bu şekilde gerçekleştiği ilgi çekici ve mutlaka sorulması gereken bir sorudur (cevabı da buradaki makalemizde verilmiştir). Fakat insanlara bakarak tüm maymunlar hakkında evrimsel yargılara varmak hata olacaktır. Aynı şey, söz konusu ekstrem örümcek zehri örnekleri için de geçerlidir.

Görülebileceği gibi, evrimsel biyolojide birçok güzel sorunun, birçok tatmin edici ve çok yönlü cevabı vardır. Bu cevaplar farklı açılardan test edilip onaylandıkça, teori de güç kazanır. Bilim insanlarının Evrim Teorisi'ni bu kadar yaygın olarak geçerli kabul etmesi bundandır. Neredeyse kendisine yöneltilen tüm sorulara, test edilebilir, tekrar edilebilir ve güçlü cevaplar üretmeyi başarmıştır. Bilimin ve zamanın zorlu testlerinin üzerinden fazlasıyla hakkını vererek gelebilmiştir. Evrim Teorisi bilim insanları için tutunulacak bir dal, boş bir heves, geçici bir varsayım değildir. Bin bir farklı bilim dalı ve milyonlarca araştırma tarafından tekrar tekrar doğrulanan, hatalarından ayıklanan, güçlenen; bilim tarihinin gördüğü en güçlü teorilerden birisidir.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Annual Reviews of Entomology
  2. Evolution of Toxic Newts
6 Yorum