''Gerçek Yaşınız'' Kimin Umrunda?

Yazdır

Popüler çevirimiçi (online) testlerden birine göre, 'gerçek yaşım' asıl yaşımdan 5 yıl az görünüyor. Bu muhtemelen kutlamam gereken bir şey, değil mi? Daha genç her zaman daha iyi midir acaba? Konunun ne olduğuna göre değişir.

Şu bir gerçek ki, yaşlanmak en hafif tabiriyle bazı zorlukları beraberinde getirir. Tat tomurcukları daha etkisiz çalışır, dokunma hissimiz körelir, metabolizmamız yavaşlar, görüşümüz değişir, kas ve kemik kütlemizde eş zamanlı olarak bir azalma olur ve kronik hastalıklara yakalanma riskimiz artar.

Bu potansiyel zorluklara rağmen, bu olayların zamanı; yaşam tarzına göre, çevresel etkenlere göre ve daha düşük derecede genetik etkenlere göre büyük aralıklarda değişir. ('gerçek yaş' testlerinin bu kadar yaygın olmasının sebebi budur). Ama yaşın önemi sadece rakam olarak değildir.

İnsanların asıl yaşı arttıkça, mutlulukları da artar. Bu kısmen, genç yetişkinler iken başımıza gelenlere odaklanırken, yaşlandıkça dikkatimizin duygusal olarak anlamlı bulduğumuz şeylere kaymasındandır.

Diğer yandan, sağlığımızın akranlarımızınkinden çok daha kötü olduğunu gördüğümüzde, aslında kaç yaşında olduğumuzdan bağımsız olarak, hayatımızdan hoşnut olmuyoruz. Açıkçası, yaşımız hakkında ne hissettiğimiz ve bununla ilgili beklentilerimiz de önemli.

Yaşam süresini artıran davranışların ardındaki bilim tam olarak geliştirilmiş değil, ama şunu kesin olarak biliyoruz ki meyve sebze yiyen, egzersiz yapan, sevgi temelli ilişkiler kurup yaşayan ve anlamlı sosyal rollere sahip kişiler uzun dönemde daha mutlu ve sağlıklı olduklarına şahit oluyor.

Bundan hareketle, eğer doğru davranırsak; iyi beslenir, egzersiz yapar,  sevgi dolu ilişkiler kurarsak; 70 yaşında beklediğimizden çok daha farklı görünebiliriz. Eğer birçok kişi bu şekilde davranırsa insanların 70 yaş algısı da değişecektir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları; asıl yaşımızdan bağımsız olarak, bize hissettirdiklerinden ötürü önemli, ve aynı zamanda yaşlanana kadar yaşamamızda ve o yaşa geldiğimizde mutlu olmamızda etken oldukları için de önemlidir.

Bunun yanında, 2013 Kasım'ında yayımlanan ve MacArthur Foundation Research Network tarafından desteklenen bir çalışma gösteriyor ki toplumun şaşırtıcı derecede büyük bir kısmında, asıl yaş, ilerleyen yaşlarda sağlık hakkında tahminde bulunmak için yetersiz. Görünen o ki, bir noktada asıl yaşımız önemini yitiriyor ve 'gerçek yaşımız' (nasıl hissettiğimiz vb) daha önemli oluyor.

Yaşlandıkça, psikolojik etkenler, yaşam tarzımızın etkisi ve sağlığımızla ilgili diğer etkenlerin yanında; asıl yaşımızın yaşamımızdaki olayların belirleyeni olarak değeri daha az dikkat çekicidir. Yakın zamanda, 'yetişkinliğe' giriş yaşı kurallara daha uygundu, ama ergenliğin bitip yetişkinliğin başlamasına baktığımızda evlilik zamanındaki kayma, ilk çocuğa sahip olunan yaştaki kayma, tahsili bitirme yaşı çok değişkenlik göstermeye başladı.

Benzer şekilde, ve muhtemelen kısmen erken yaşamdaki olayların gecikmesinden dolayı, yaşlılığın başlangıç zamanına dair fikirlerimiz de değişti. New York Times'ın yakın zamandaki bir makalesi Amerika'da ortalama emeklilik yaşının halâ 61 olduğunu, ve ister inanın ister inanmayın bunun on yıl öncesinden daha yüksek bir yaş olduğunu vurguladı. Fakat, bir kısmı Sosyal Sigorta dışında yeterli geliri olduğu için, bir kısmı yapabiliyorken yapmak istediği için, II. Dünya Savaşı sonrası doğan pekçok kişi ilk emeklilik planını yeniden gözden geçiriyor ve 66'sından sonra çalışıyor ya da çalışmayı planlıyor. Yani 65'i bitirmek, eskiden yaşlılığa emeklilik aracılığıyla geçiş yoluyken, şimdilerde o anlam yavaş yavaş kayboluyor.

Daha uzun süre çalışmak aslında yeni bir haber değil, ancak hayatımızın ne kadarını çalışarak harcayacağımızla ilgili yeni beklentilerin aciliyeti, gelecek odaklı düşüncelerinde hayatlarının ilk yarısında aile kurma ve çalışma işini tamamlayıp ikinci yarısında emekliliğe ayrılmayı planlayan genç nesiller üzerinde bir dalga etkisi yaratacaktır. Hayatın bu yeniden şekillendirilen aşamaları ileride asıl yaş ile hayat olayları arasındaki ilişkiyi kaldırabilir.

Bu durumda; madem yaşlanmak her zaman kötü değil ve hayatın hangi evresinde olduğumuzu kesin olarak belirleyemiyor, asıl yaşın bizim için ne değeri var? Geçmişte olduğu kadar çok değerinin olmadığını söyleyebiliriz. Bu da bizi bir çıkmaza sokar. Yaşı baz almayacaksak yaşamımızla ilgili hangi ölçüyü kullanacağız? Bu 'gerçek yaş' testleri bize bir ipucu verebilir. Bazıları tam bir delisaçması olan çok sayıda test olsa da, bir kısmı nasıl hissettiğimizin, nasıl davrandığımızın, ve bazı durumlarda biyolojik etkenlerin o asıl yaşta birinin nasıl görünüyor olması gerektiği ile ilgili beklentileri ayırt ettiğine dair bir anlayış sunuyor.

Belki yeni ölçü doğumdan yana geçen yılları ölçmek yerine hislerimizi, tercihlerimizi, yaşam tarzı ile ilgili davranışlarımızı hesaba katan bir ölçü olacak. Bu ölçünün adı yaş olamaz tabii, ama psikososyal ve fiziksel sağlık arası bir yerde yatan bir değer olarak kabul edilebilir.

Böyle bir ölçü henüz var olmuş değil. Olana kadar, 'gerçek yaş' testlerini yapmaya devam edebiliriz. Size bu testleri, belli yaşlarda yaşamınızın nasıl olacağı ve neyin sizi gerçekten tanımlayacağı ile ilgili beklentilerinizi değerlendirmek için bir fırsat olarak kullanmanızı öneririm.

Şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın ki, daha genç her zaman daha iyi demek değildir.

 

Yazan: Dr. Dawn C. Carr

Not: Bu yazı Psychology Today sitesinden çevrilmiştir.

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler