Evrimin Embriyolojik Kanıtları

Yazdır Evrimin Embriyolojik Kanıtları

Evrime bilimsel olmayan ve olamayacak bir temelde karşı çıkan insanların, evrimin embriyolojik kanıtlarından bahsedildiği zaman yüzlerinin gülmesinin ve hemen "söyleyecekleri bir sözleri" olduğunu sanmalarının bir nedeni vardır: Evrimsel biyologların bu konuda ellerinde olan tek veri olduğunu sandıkları 1868-1870 arasında basılan Ernst Haeckel'ın embriyoloji çizimlerinin (buraya tıklayarak görebilirsiniz) sahtekarlık olduğunu düşünmeleri, kulaktan dolma bilgilerle bunu böyle sanmalarıdır.

Şuradaki yazımızda Haeckel'ın tam olarak sahtekarlık yapmadığını, yaptığı bazı temel hataların dönemin bilim şartlarında gayet makul ve anlaşılır olduğunu (tıpkı Darwin'in genetikle ilgili saçma sapan fikirlere sahip olması, ancak bunun evrimin gerçekliğine herhangi bir etkisi olmaması gibi), bu hataların zaten yine bilim tarafından düzeltildiğini, hakkında söylenenlerin büyük bir çoğunluğunun çarpıtma ve yalandan ibaret olduğunu detaylıca izah etmiştik. Ancak bundan çok çok daha önemli bir nokta var: Günümüzde, embriyoloji isimli bilim Haeckel'ın yaşadığı 19. yüzyıldakinden kat kat ileridedir ve artık Haeckel'ın ya da çağdaşlarının çizimlerine başvurma ihtiyacımız bulunmuyor. Dahası, Haeckel'ın çizimlerinin düzeltilmiş hali bile, onun vardığı sonuçların birçoğunun doğru olduğunu, yanlış yorumladıklarının da doğru versiyonlarının evrimsel biyolojiyle herhangi bir uyumsuzluk göstermediğini artık biliyoruz. Tabii yine de, embriyolojinin temellerine kattıklarından ötürü embriyoloji ve evrim ilişkisinden söz edecekken bu ismi anmadan geçmek çok da doğru olmaz.

En üstteki görsele büyük boyutta bakacak olursanız sırasıyla yılan, tavuk, keseli sıçan, kedi, yarasa ve insan embriyolarının farklı evrelerinin modern görüntüleme teknikleri sayesinde çekilmiş fotoğraflarını göreceksiniz. Her biri, yukarıdan aşağıya doğru erken evre (ki buna "kuyruk tomurcuğu evresi"), orta evre ("geç embriyo evresi") ve geç evre ("yetişkin embriyo evresi") şeklinde üç farklı evrede görüntülenmiştir. 

Bu fotoğraflar dikkatle incelenecek olursa, Haeckel'ın çizimlerindeki tartışmalara neden olan abartılar anlaşılabilir; ancak Haeckel'ın iddiasında çok da yanlış olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Hele ki o dönemde hiçbir görüntüleme tekniğinin bulunmaması ve embriyoların ana rahminden alınarak incelenmesi gibi ilkel bir yola başvurulması ve bu sırada oluşabilecek sonsuz sayıda hata düşünülecek olursa, Haeckel'ın çizimlerindeki sapmalar oldukça anlaşılırdır.

Ancak dediğimiz gibi, görseldeki fotoğraflar günümüz görüntüleme teknikleriyle çekilmiş ve artık Haeckel'ın çizimlerinin yerini almıştır. Bu fotoğrafların en çarpıcı özelliği, erken evrede (ve hatta ilerleyen evrelerde de), sadece embriyolara bakarak türü tespit etmenin çok güç oluşudur. Bunun sebebi, evrimsel süreçte embriyo oluşumunun ortak bir ataya dayanıyor olmasıdır. Ayrıca, tam olarak olmasa da, embriyonun gelişimi sırasında ifade edilen genler, türün evrimsel geçmişine bir miktar ışık tutacak sırada okunmaktadır. Bunu Haeckel ve çağdaşları "ontogeni (embriyolojik gelişim), filogeniyi (evrimsel gelişimi) tekrar eder" ilkesi olarak izah etmişlerdi. Günümüzde, bunun tam olarak doğru olmadığını biliyoruz. Öte yandan, embriyolojik evrede gerçekten de evrimsel sürece ait izler görebileceğimizi de biliyoruz.

İnsan embriyosunu (veya diğer türlerin embriyolarını) birbiriyle kıyaslayacak olursanız, her birinde "solungaç yarıkları"na benzer yarıkları ve kuyruğu net bir biçimde göreceksiniz. İlk olarak söylememiz gerekir ki, buradaki "solungaç yarığı" benzetmesi, terminolojik olarak hatalı bir benzetmedir. Zira yarıkların gerçekteki ismi olan "farinjal keseler", "solungaç yarığı" değildirler. Ancak bunun böyle olmasına ihtiyaç da yoktur. Tüm embriyoların evrimsel geçmişlerinde ortak bir yapıda olmaları ve evrimsel olarak yakın olduğunu bildiğimiz türlerde bu benzerliklerin embriyolojik dönemde de ciddi miktarda artması, bize evrimsel biyolojinin gücünü göstermektedir.

Bu farinjal keselerin her biri, gelişim evresinde farklı bir yapıya dönüşür. Örneğin insan türlerinde birinci kese ses tübüne, orta kulağa, timpanik zara dönüşürken, ikinci kese palatin bademciklerine, üçüncü kese paratirorid bezleri, timus bezi, vb.lerine, dördüncü kese paratiroit bezlerine ve ses kutusunun bir kısmına, altıncı kese de ses kutusuna dönüşür. Beşinci kese insanda körelmiştir ve dördüncü keseye zayıf bir destek haricinde herhangi bir işlevi bulunmamaktadır. Diğer türlerde de bu keselerin görevleri, o türlere has özellikleri oluşturacak şekilde ayrılmakta ve evrimsel olarak tam bir uyum göstermektedirler.

Öte yandan embriyolojik evrede gördüğümüz kuyruk yapısı da, evrimsel biyolojinin tartışılmaz gücüne örnektir. Zira burada gördüğünüz tüm türler, kuyruklu türler olan balıklar ve amfibilerden evrimleşmişler ve kuyruk yapısına ait genleri kısmen ya da tamamen barındırmaktadırlar. İnsan da, bu şekilde kuyruklu ataların bir torunudur; ancak evrimsel süreçte kuyruğunu yitirmiştir (şuradan okuyabilirsiniz). Ancak embriyolojik dönemde, insanı "insan" yapacak olan genlerin okunmaya başlamasından önce, bu kuyruk yapısı işlevsiz de olsa oluşur, sonrasında yok edilir. Halen kuyruğunu kullanan türlerdeyse bu yapı gelişerek tam bir kuyruğa dönüşür.

Embriyolojik evredeki evrim kanıtları sonsuz sayıdadır ve kalın kitaplara konu olacak kadar bol veri toplanabilmektedir. Ancak sadece bunları görmek bile, embriyolojinin doğru düzgün bilinmediği zamanlarda ortaya atılmış bir teorinin ve bu teorinin işaret ettiği doğa yasasının, günümüzdeki açıklama gücünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Var olan ve bildiğimiz her bilim dalı gibi, embriyoloji de evrimsel biyolojinin verilerini destekler ve doğrular niteliktedir.

Konuyla ilgili şu makalemiz de ilginizi çekebilir. Burada embriyolojiyi ve evrimsel biyoloji ilişkisini daha derinlemesine işlemekteyiz.

Saygılarımızla.

Kaynak: Evolutionary Analysis by Scott Freeman and Jon Herron 

0 Yorum

Giriş




Tavsiye Edilenler

Bilim Eğlencelidir!

En Aktif Yazanlar

İnsan Türüyle İlgili Gerçekler