Organlar Neden Evrimleşmiştir? Bir Canlı İçin Organ Evriminin Avantajı Nedir?

Yazdır Organlar Neden Evrimleşmiştir? Bir Canlı İçin Organ Evriminin Avantajı Nedir?

Sayfamız okurlarından Sayın Onur Ali İmren bize şöyle bir soru yöneltti:

 

Merhaba;Soru cümlesi şeklinde hazırlamak için düşündüm ama beceremedim. Bir örnek ile soracağım.Düşünün ki en başta yaşayan canlılardan bir su canlısı. İlk canlı olma özelliğini kazanırken nasıl bir evrim süreci işler ki hayatta kalmam için kalp lazım solungaç lazım gibi bir düşünceye sahip olup (yada gerekliliğe)bunlara "en başta sahip olsun"

 

Ben yine anlatamadım gibi geliyor ama şöyle de sorayım, İlk canlılık en başta nasıl olur da organlara ihtiyaç duymuştur. Yani yanlış hatırlamıyorsam teori dünya ya çarpan su dolu bir yıldızın içindeki (bakteriler mi desem)minik canlıların birleşmesinden (basitden- karmaşığa) oluşuyoruz. Bunlar birleşirken bir böbrek bir kalp bir göz olmayı nasıl istemişler? neden istemişler? Umarım anlatabilmişimdir :)

 

Evrim Ağacı olarak kendisine şöyle bir cevap vermek istiyoruz:

Merhabalar,

 

Sayın Bumin Kağan'ın da dediği gibi, en ilkin canlılar koaservatlar adı verilen çok ilkin bakterimsi canlılardı. Onların evriminden önce bakteriler, sonra da bakteriler içerisinde meydana gelen bir dallanma sonucu arkeler ve ökaryotlar evrimleşti. İlk canlılığın evrimleşmesinin 4-3.8 milyar yıl kadar önce olduğunu düşünüyoruz.  

 

Organların evrimleşmesi, günümüzden yaklaşık 500 milyon yıl öncesine dayanıyor. Çünkü önce 900 milyon yıl kadar önce çok hücreli canlılar tek hücrelilerden evrimleşmeye başlıyor. Evrimleri 600 milyon yıl kadar önce hız kazanıyor ve 500 milyon yıl kadar önce de en yüksek hıza ulaşıp çeşitlilik artıyor.

 

Dolayısıyla organların evrimleşmesi için geçen bir 3.5 milyar yıl gibi bir süre var. Bu sürecin tamamında elbette organlar evrimleşmiyor ama temelleri atılıyor. Şöyle ki: 

 

Çok hücrelilik içerisinde bazı hücreler belli başlı görevlerde özelleşerek sadece o işleri yapmaya başlıyorlar. Bunun tek bir sebebi var: Enerji tasarrufu. Her zaman, iş bölümünün enerji tasarrufu konusunda, özellikle de moleküler bazda, çok avantajlı ve verimli olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla organların kökenleri çok eskilerde, tekil hücrelerin belli başlı görevlerde özelleşmesiyle başlıyor.

 

Daha sonradan bu özelleşmiş hücreler, çok hücreli canlıların karmaşıklaşması ve hacimce büyümeleri sonucunda sayıca artıyorlar. Çünkü eskiden 10 hücre bir araya gelip 1 çok hücreli oluşturuyorken örneğin sadece 2 hücre solunum konusunda özelleşiyorsa, evrimsel süreç içerisinde 100.000 hücre bir araya gelip 1 çok hücreliyi oluşturduklarında -atıyoruz- 10.000 tanesi solunum konusunda özelleşiyorlar. İşte bu en ilkin organ oluşumu olarak düşünülebilir.

 

 Bugüne baktığımızda, yine aslında kendimizin -ve diğer birçok hücreli canlıların- trilyonlarca hücrenin bir araya gelmesi sonucu oluşan çok hücreliler olduğumuzu görüyoruz. Ve yine, bu trilyonlarca hücrenin içerisinden belli grupların belli işleri yapmakta özelleştiğini görüyoruz. İşte bu, iş bölümünün evrimsel süreçteki bileyici ve özelleştirici niteliğinden kaynaklanmaktadır.

 

Organlarımızı oluşturan hücreler, diğer işlevleri de yapmaktadır, buna şüphe yok. Örneğin tekil bir karaciğer hücresi, solunum da yaparak hayatını sürdürür. Ancak bu hücre, özellikle solunum yapma ve bunu işbirliği içerisinde gerçekleştirme konusunda özelleşmemiştir. Dolayısıyla yaptığı solunumun bütün hücrelere bir faydası yoktur, sadece kendisini idare eder. Ancak belirli karaciğer hücrelerinin (organlar içerisinde de özelleşmeler vardır: dokular) total olarak salgıladıkları kimyasallar (örnek: insülin), bütün organizmanın işleyişinde görev almaktadır. Dolayısıyla organlaşma ve özelleşme, belli başlı işlevleri fazladan yerine getirme ve bunu tüm organizma bazına mal etme konusunda çok önem taşımaktadır.

 

Umarız açıklayıcı olmuştur.

 

İleride bu cevabımızı daha da derinleştirerek geliştirebiliriz. 

 

Sevgilerimizle.

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum