Evrimsel Süreç - 4: Taksonomi (Sınıflandırma Bilimi) İle İlgili Temel Kavramlar, Konular ve Terimler

Yazdır Evrimsel Süreç - 4: Taksonomi (Sınıflandırma Bilimi) İle İlgili Temel Kavramlar, Konular ve Terimler

Merhaba arkadaşlar,

 

Uzun bir süredir sizlere Evrimsel Biyoloji hakkında oldukça kapsamlı bilgiler sağlamaya çalışıyoruz. Şimdi işin biraz daha bilimine girerek, konunun "jargonunu" öğrenmenin de vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Daha önceden, Türleşme Yazı Dizimizde sizlere tür tanımından bahsetmiştik, hatırlamak için lütfen tekrar bakınız:

 

Türleşme - 1: Tür Nedir? Tür Tanımları Üzerine...

 

Şimdi ise, Evrimsel Süreç'in daha derinliklerine inmeden sınıflandırmanın sadece türlerden ibaret olmadığını görmek ve ayrıntıları öğrenmek adına bu sınıflandırmanın nasıl yapıldığına ve hiyerarşik gruplara bakacağız. Çünkü sınıflandırma bilimi hem Evrim Kuramı'nı kullanan, hem de ona bilgi sağlayan çok önemli bir bilim türüdür. Artık ara tür kavramını da daha yakından bildiğimiz için (bkz: bir önceki yazımız), taksonomideki yerini görmemiz ve her türün aslında ara tür olduğunu anlamamız bu bilimi anlamamız sonrası çok daha kolay olacaktır. 

 

Üstelik unutulmamalıdır ki Evrimsel Süreç'i gözlemek istiyorsak, taksonomi sayesinde çıkarılan filogenetik ağaçlarda ve isimlendirmelerde kullanılan terimleri anlamamız gereklidir. Bu sebeple bu yazımız, yazı dizimiz için büyük önem taşımaktadır. Sözü daha fazla uzatmadan, konuya girebiliriz:

 

Öncelikle, hepinizin tahmin edebileceği üzere, sınıflandırma ve isimlendirme çok önemlidir. Çünkü bilim, belirli kavramlar üzerinden binlerce bilim insanının birbiriyle anlaşabilmesi ve farklı dillerde konuşuyor olsalar bile, aynı şeyi birbirlerine anlatabilmelerini gerektirir. Bu sebeple, canlılar bilimi olan biyoloji dahilinde, her canlının belirli bir sistem dahilinde sınıflandırılması ve isimlendirilmesi gerekmektedir. Sınıflandırmanın bir diğer gereksinimi de, Evrim bir doğa gerçeği olduğu için, gerçekten de bu fenomene bağlı olarak birbirlerine benzeyen ve benzemeyen pek çok canlı bulunmasıdır. Bu benzerliklerin de kendi içerisinde gruplandırılması, taksonomi, yani sınıflandırma bilimini doğurur.

 

Ne yazık ki ülkemizde bu bilimin üzerine fazla eğilinmediği için, İngilizce ve Latince sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmakta zorlanılmaktadır. Bu sebeple, hemen her kavramın İngilizcesini ve Latincesini de sizlere sunacağız. Bir de, mümkün olduğunca Türkçe literatürde geçen haliyle çevirilerini vermeye çalışacağız.

 

Taksonomi'de gerçekten çok kapsamlı gruplar bulunmaktadır. Ancak bunlardan en sık kullanılanları, genişten sınırlıya doğru olmak üzere:

 

Alan (Domain)

Alem (Regnum/Kingdom)

Şube/Filum (Phylum)

Sınıf (Class)

Takım (Order)

Aile/Familya (Family)

Cins (Genus)

Tür (Species)

 

Genellikle ülkemizde lise eğitiminde değinilen bu sıralama, gerçekten oldukça karışık bir hal alabilmektedir. Unutmamak gerekir ki Evrim, oldukça kademeli ve yavaş bir süreçtir; bu sebeple canlıların sınıflandırılması oldukça zor olabilmekte, yeni bulunan bir tür, birden fazla sınıflandırma birimine aitmiş gibi görünebilmektedir. Bu sebeple bilim insanları bu sınıflandırmaya ara basamaklar ekleyerek, tıpkı evrimdeki gibi, yumuşak bir geçiş yaratmaya çalışmışlardır. Bunun için ise üst (super) ve alt (sub) ön eklerini kullanırlar. Yukarıda saydığımız herhangi bir sınıflandırma birimine bu ön eklerden birini ekleyerek, daha üst bir sınıflandırma birimini veya daha alt bir sınıflandırma birimini işaret edebilirsiniz. Ayrıca kimi zaman, bazı kaynaklarda bu birimlerin arasına üst veya alt şeklinde girmek yerine, doğrudan başka sınıflandırma birimleri de dahil edilebilir. Bunlardan en sık kullanılanı, familya ile cins arasında kullanılan bir birim olan oymak/tribü (tribe) denen bir birimdir. Bir diğer örnek, kimi kaynak tarafından Sınıf ve Takım arasında kullanılan lejyon (legion) birimidir. Yani taksonomi, ihtiyaca göre değişebilmekte ve geliştirilebilmektedir.

 

Bu noktada bir örnek üzerinden devam etmekte fayda görüyoruz. Etrafımızda oldukça sık gördüğümüz hayvanlardan birini ele alalım: Ev kedisi (Felis domesticus). Bu hayvanın sınıflandırma bilimindeki yeri şu şekildedir:

 

Alan: Ökarya (Eukarya) 

Alem: Hayvanlar (Animalia) 

Şube/Filum: Kordalılar (Chordata) 

Sınıf: Memeliler (Mammalia) 

Takım: Etçiller (Carnivora) 

Aile/Familya: Kedigiller (Felidae) 

Cins: Kedi (Felis) 

Tür: Ev Kedisi (Felis domesticus)

 

Felis domesticus (Ev Kedisi)

 

Şimdi, bu sınıflandırmanın neye göre yapıldığına bakalım. İlk olarak, şu temel ve basit kuralları unutmamak gerekir: Yukarıdan aşağıya doğru birey sayısı azalırken, bireyler arası benzerlik artar.

 

Her bir basamak, belirli özelliklere göre düzenlenmektedir. Örneğin, en üstten başlayacak olursak, ökarya dediğimizde, bu gruba giren bütün canlıların çekirdekli hücrelere ve zar yapılı organellere sahip olan ökaryotlar olduğunu biliriz. Bu gruba, çekirdeksiz ve zarlı organellere sahip olmayan hücrelerden oluşan prokaryotlar girmez örneğin. Daha aşağıya indiğimizde, belirsizlik azalır, belirginlik artar. Gerçekten de, bir aşağıya indiğimizde, Hayvanlar Alemi olarak bakarsak, bu gruptaki canlıların tamamı genellikle aktif olarak yer değiştirebilen, heterotrof (kendi besinini üretemeyen, dışarıdan alan), çok hücreli ve bir önceki basamağın da özelliğini taşımak zorunda olduğundan, ökaryotik canlılardır. Örneğin bitkiler, bakteriler, mantarlar, arkeler ve protistalar artık ilgi alanımız değildir.Yani ökaryotlar arasından, spesifik bir grubu, daha bilimsel adıyla spesifik bir alemi seçmiş oluruz. Daha sonra gelen filum, halen çok geniş bir canlı grubunu barındırıyor olsa da, sınıflandırma bilimi gereği canlıların özellikleri daha spesifikleşmiştir. Gerçekten de Kordalılar filumuna ait bir birey mutlaka ilkel ya da ergin dönemde notokord denen sırt ipliğine sahip olmak zorundadır. Elbette ki, kendisinden önceki basamakların özellikleri de halen taşınmaktadır. Artık, Kordalılar filumuna girdiğimizden ötürü, diğer filumlar olan Kafadanbacaklılar, Eklembacaklılar gibi onlarca filumdan bahsetmediğimizi belirtmiş oluruz. Hayvanlar Alemi altında 40 civarı filum bulunur. Örneğin orada belirtilmediği halde, Kordalılar filumu altında bulunan bir alt-filum olan Omurgalılar'dan da bahsedersek, artık sadece sırt ipliğine değil, bunun ilerleyen dönemde gelişerek bir omuriliğe dönüşen yapıya sahip canlılardan bahsettiğimizi ilan etmiş oluruz. Daha da spesifikleştirerek Memeliler sınıfına girdiğimizde artık kuşlardan, sürüngenlerden, balıklardan, vs. bahsetmediğimizi belirtmiş oluruz ve bu gruptaki tüm hayvanların süt bezleri vardır, kılları vardır, yavrularını belli bir süre ana karnında taşırlar, vb. ortak özellikleri vardır. Daha da aşağılara indiğimizde, Etçiller takımından bahsederek durumu spesifikleştirir ve otçul olmayan memeli hayvanları ele aldığımızı belirtiriz. Kedigiller ailesine veya familyasına girdiğimizde, artık köpekler, akrabaları ve köpek benzeri türlerden değil, kediler ve türevlerinden bahsedeceğimizi ilan ederiz. Ve son olarak cins ve tür de, bize son derece spesifik olarak tek bir hayvan türünü belirtir. Böylece oldukça kapsamlı bir şekilde, bir türün pek çok özelliğini bilebiliriz.

 

Bu uzun anlatımdan da anlayabileceğiniz gibi, sınıflandırmanın çok önemli bir görevi vardır: sınıflandırma sayesinde, bir türün adını bilmemiz bile, eğer taksonomi bilgisine sahipsek, o canlıya ait onlarca özelliği bir anda bilebilmemizi sağlamaktadır.

 

Şimdi, yukarıda da verdiğimiz örnekten anlayabileceğiniz gibi, daha yumuşak geçişler için üst ve alt ön ekleri oldukça faydalı olabilmektedir. Örneğin bir alt tür, bir türün belirli bir coğrafyada yaşayan ve yeni bir tür olacak kadar farklılaşmamış olan çeşitlerine denirken, üst takım ya da süper takım, dinozorlar gibi birden fazla takımı barındıran ancak bir sınıf olamayacak kadar geniş olmayan canlı grupları için kullanılır.

 

Bir diğer önemli nokta da şudur: Bazı durumlarda, bu sınıflandırmanın dışına çıkarak, bazı arzulanan özellikleri vurgulamak adına orjinal sınıflandırmalar yapılabilir. Örneğin hayvanları simetrilerine göre sınıflandırmak isteyen ve bunu özellikle vurgulamak isteyen biri, yukarıdaki standart taksonomi yerine, bu sınıflandırmada resmi olarak bulunmayan çift yanlı simetrik (bilateria) veya ışınsal simetrik (radiata) gibi aslında bu sıralamadan hiçbirine girmeyen tanımlar yapabilir. Bunun bir diğer örneği de, bitkileri sınıflandırırken, bu klasik sınıflandırma birimlerinden hiçbirine uygun olmayan biçimde, çenek sayısına göre bitkileri sınıflandırarak tek çenekli (monocot) veya çift çenekli (dicot, eudicot) denebilir. Bunlar sınıflandırılmamış (unranked) sınıflandırma olarak isimlendirilebilirler. Eğer sınıflandırma birimi bu şekilde belirgin ya da standart değilse, bir ata ve o atadan gelen tüm torunları içine alan sınıflandırma terimine klad (clade) denir. Klad, belirli bir sınıflandırma birimi değildir ve her zaman "grup" anlamına gelecek şekilde kullanılabilir. Bu şekilde standart dışı isimlendirilmelerinin sebebi, dediğimiz gibi, bilim insanlarının özellikle belirli özellikleri vurgulamak istemelerinden ancak modern ve standart sistematiğin buna kimi zaman izin vermemesinden kaynaklanmaktadır. Az önce saydığımız gibi çok yaygın sınıflandırmalar artık bilim insanları arasında norm haline gelmiştir; her ne kadar modern sınıflandırmaya uymasalar bile. Bunun sebebi biraz da, Taksonomi'nin de, bilim ile paralel olarak gelişmesi ve ihtiyaçlara cevap verecek şekilde modifiye edilmesidir. Buna, yazının sonunda tekrar döneceğiz.

 

Klad (Clade)

Örneğin yukarıdaki resimde, ortak atayı da içine alan her türlü gruplandırma bir "klad" gösterir. Yani Tür A ve Tür B'yi, ayrıldıkları noktadan itibaren alırsak, bu bir kladdır. Tür A, Tür B ve Tür C'yi, ortak atalarıyla birlikte alırsak (tani resmin tümünü) bu da bir kladdır. Ancak sadece Tür A'yı alırsak, bu bir klad göstermez. Veya Tür A ve Tür C'yi birlikte ele alır; ancak ortak atalarını ele almazsak, bu da bir klad belirtmez.

 

Türleşme Yazı Dizisi'nde bahsettiğimiz ve buradan da anlayabileceğiniz gibi, Latincenin sınıflandırma üzerindeki etkisi, genel olarak Biyoloji ve Tıp'ta olduğu gibi oldukça yoğundur. Biz de buna uyarak, size yukarıda verdiğimiz ön eklerden sonra, şimdi son ekleri vermek istiyoruz. Çünkü bir Latince sınıflandırma ismi duyduğunuzda, bunun sınıf mı takım mı olduğunu anlayabilmeniz ancak bu son ekleri bilmenize bağlı olabilecektir.

 

Ancak burada da bir zorluk karşımıza çıkmaktadır: Son ekler, sınıflara göre değişebilmektedir. Yani hayvanlar için kullanılan son ekler ile, mantarlar veya bitkiler için kullanılan son ekler farklı olabilmektedir. Biz burada sadece bitki ve hayvanlardan bahsedeceğiz, en sık onlar kullanıldığı için. Gelecekte daha ayrıntılı konulara da girebiliriz.

 

Bitkiler için kullanılan son ekler, oldukça üst sınıflandırma birimlerine kadar gidebilmekte ve Şube'den başlamaktadır. Listeleyecek olursak:

 

Şube: -phyta

Alt Şube: -phytina

Sınıf: -opsida 

Alt Sınıf: -idae 

Takım: -ales

Alt Takım: -ineae

Üst Familya: -acea 

Familya: -aceae 

Alt Familya: -oideae 

Oymak/Tribü (Tribe): -eae 

Alt Oymak: -inae 

 

Bunlar ilk bakışta zor gibi gelebilse de, sıkça kullanıldığında son derece faydalı olacak şekilde öğrenilebilmektedir. Hemen bir örnek üzerinden açıklayalım:

 

Şube: Bryophyta (Yapraklı Kara Yosunları)

Sınıf: Takakiopsida

Takım: Takakiales

Familya: Takakiaceae

 

Burada ayrıntılarına girmiyoruz, ancak yukarıdan aşağıya inildikçe, belirli özelliklerin kısıtlandığını ve canlıların spesifikleştiğini unutmayınız. Bu örnekteki sınırlandırma, genellikle coğrafi koşullara göre olmaktadır. Dediğimiz gibi, uzatmamak adına buna girmeyeceğiz.

 

Hayvanlara geldiğimizde ise çok daha kısıtlı bir son ek listesi görürüz:

 

Üst Familya: -oidea 

Familya: -idae 

Alt Familya: -inae

Oymak/Tribü: -ini 

Alt Oymak: -ina

 

Bunu da bir örnek üzerinden açıklayalım ve örnek olarak en bildiğimiz hayvan türü olan insanı seçelim:

 

Üst Familya: Hominoidea (İnsansı Maymunlar / İnsaymunlar)

Familya: Hominidae (Hominidler / Büyük İnsaymunlar)

Alt Familya: Homininae (İnsanlar, Goriller, Maymunlar ve İnsansılar)

Oymak/Tribü: Hominini (İnsanlar ve Şempanzeler)

 

İnsanın sınıflandırılması konusuna bir sonraki notumuzda ayrıntısıyla değineceğiz. O notumuzu okuduğunuzda, sınıflandırmanın önemini bir kere daha anlayacaksınız.

 

Ancak bu notumuzdan anlaşılması gereken önemli birkaç nokta şudur: Taksonomi, pek çok bilim insanı tarafından farklılaştırılmış bir bilim dalıdır ve bu sebeple günümüzde halen amansız tartışmalar sürebilmektedir. Evrim, bilimsel bir gerçek olarak, son derece yavaş ve kademeli işleyen bir süreç olduğundan ötürü, canlıların sınıflandırılması da güç olabilmektedir. Unutmamak gerekir ki, bu güçlükler, Evrim'in kanıtlayıcı bulgularını zora düşürmek yerine, tam tersine, Evrim'in kademeli geçişini göstermektedir. Yani yeni bulunan bir canlının hangi gruba ait olduğunun bilinememesi, bilimin yetersizliğinden çok, türler arası geçişlerin genellikle pürüzsüz ve yavaş olmasındandır.

 

Taksonomi'nin görevinin abartılmaması da son derece önemlidir. Taksonomi, en nihayetinde bilim insanları arasında anlaşmayı sağlamayı hedefleyen bir dilden ibarettir ve bilimin gerçekliği veya bulguları üzerinde hiçbir söz hakkına sahip değildir.

 

Ne yazık ki Taksonomi'yi öğrenmenin çok kolay bir yolu yoktur. Tamamen pratik yaparak ağız alışkanlığı edinmek ve bol bol canlı sınıflandırıp, doğruluğunu test etmek şeklinde çalışılmalıdır. Bunu yapan bir birey, kısa bir süre içerisinde pek çok sınıflandırmanın altından başarıyla kalkabilecektir.

 

Bu yazıyı, gelecekteki kaynaklarımıza bir taban oluşturması için hazırladık. İlerleyen günlerde daha fazla bilgi ekleyerek zenginleştirmemiz mümkün olacaktır.

 

Umarız açıklayıcı bir yazı olabilmiştir.

 

Saygılarımızla.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum